Yakın dönemde gerçekleşen NATO karşıtı eylemler, 68 kuşağının 6. Filo’ya karşı gerçekleştirdiği antiemperyalist mücadelenin devamı. 58 yıl önce bugün 6. Filo’yu boğaza döken devrimciler bugün de NATO’nun ve emperyalizmin karşısında. Filoya secde eden gericiler ve sağcılar ise geçmişte olduğu gibi emperyalistleri kırmızı halılarla karşılıyor.
II. Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’nin ABD ve İngiltere’yle yakınlaşmasıyla birlikte ABD, Sovyetler Birliği’ne komşu olan Türkiye’ye özel bir önem vermeye başladı. Bu yakınlaşmanın sembolik adımlarından biri, 1946 yılında Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesinin ABD donanmasına ait Missouri zırhlısıyla İstanbul’a getirilmesi oldu. 2 Mayıs 1947’de ise daha sonra 6. Filo adını alacak ABD Akdeniz Filosu İstanbul’a geldi.
Soğuk Savaş boyunca Akdeniz’de faaliyet gösteren 6. Filo, Ortadoğu’daki ABD çıkarlarının korunmasında önemli bir rol üstlendi. 1956 Süveyş Bunalımı, 1957 Suriye Krizi ve 1958 Lübnan müdahalesinde aktif rol alan filo, İsrail’e de özellikle 1967 Altı Gün Savaşı ve 1973 Yom Kippur Savaşı sırasında destek verdi. Soğuk Savaş sonrasında da Libya, Irak ve Yugoslavya’ya yönelik ABD saldırılarında yer aldı.
1964 Kıbrıs Krizi, 1967 Altı Gün Savaşı ve Vietnam Savaşı, Türkiye’de özellikle üniversite gençliği içinde ABD karşıtı ve antiemperyalist hareketin güçlenmesinde etkili oldu. 7 Ekim 1967’de 6. Filo’nun Türkiye ziyaretine karşı Taksim’de yapılan eylem ve açlık grevi, bu mücadelenin ilk önemli örneklerinden biriydi.
-15 Temmuz 1968: 6. Filo’nun yeniden İstanbul’a gelmesiyle protestolar büyüdü. Harun Karadeniz ve Deniz Gezmiş’in öncülüğündeki devrimci öğrenciler, Gümüşsuyu ve Dolmabahçe’de kitlesel eylemler düzenledi. Rıhtımda bayraklar yarıya çekilerek ABD askerlerinin ülkeye gelişinin bağımsızlıkla olan çelişkisi vurgulandı. Eylemlerin ardından 17 Temmuz’da polisin İTÜ yurduna düzenlediği baskında öğrenci Vedat Demircioğlu ağır yaralandı. Demircioğlu 24 Temmuz’da hayatını kaybedecekti.
-18 Temmuz 1968: Dolmabahçe’ye demirleyen ABD 6. Filosunu protesto eden üniversite öğrencileri, filodan karaya çıkan ABD’li askerlerle karşılaştı. Devrimciler askerleri denize iterek protesto etti. 6. Filo’nun denize döküldüğü eylem, 68 kuşağının antiemperyalist mücadelesinin en simgesel olaylarından biri olarak tarihe geçti.
-29 Ağustos 1968: Filonun İzmir ziyareti sırasında da protestolar gerçekleşti. Karaya çıkan bazı ABD askerlerinin öğrenciler tarafından tartaklanmasının ardından yaklaşık 500 kişilik sağcı bir grup saldırı gerçekleştirdi. Saldırganlar arasında Adalet Partisi Gençlik Kolları, Komünizmle Mücadele Derneği, ülkücü ve dinci gruplar bulunuyordu.
-10 Şubat 1969: 6. Filo’nun Türkiye’ye gelmesinin ardından 16 Şubat’ta İstanbul’da “Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü” düzenlenmesi kararlaştırıldı. Yürüyüş öncesinde dönemin gerici basını ve sağcı-İslamcı örgütler, devrimci öğrencilere karşı yoğun bir karalama ve provokasyon kampanyası yürüttü.
-16 Şubat 1969: Beyazıt’tan Taksim’e yürüyen 25-30 bin kişilik kitlenin meydana ulaşmasıyla birlikte polis kitleyi ablukaya aldı. Bunun ardından ellerinde sopalar, bıçaklar, palalar ve zincirler bulunan gerici saldırganlar, polislerin gözleri önünde gençlere saldırdı. Polis saldırıyı engellemek yerine saldırganlara destek verdi. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen saldırıda Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan hayatını kaybetti, 200’den fazla kişi yaralandı. ABD 6. Filo’sunun gemilerini kıble alarak namaz kılan saldırganların fotoğrafları ise olayın en sembolik görüntülerinden biri oldu.
-19 Aralık 1969: 6. Filo’ya yönelik dönemin son büyük protestoları bu tarihte İzmir’de gerçekleşti. AKP döneminde ise 6. Filo’ya bağlı gemiler yeniden İstanbul, Antalya ve İzmir gibi sivil limanlarda ağırlandı. USS Mount Whitney, 2021 ve 2023 yıllarında İstanbul Sarayburnu’na; USS Gerald R. Ford, Ağustos 2023’te Antalya’ya; USS Wasp ise Eylül 2024’te İzmir’e demirledi.
Yakın tarihte başkentimizde gerçekleştirilen NATO Zirvesi, rollerin değişmediğini bir kez daha gösterdi. Ankara’da NATO Zirvesi kapsamında pek çok yasak ve düzenleme yapıldı. Başkent genelinde “sakıncalı” görülen ilçelerde toplu etkinlikler yasaklandı. Bazı üniversiteler eğitimlerini çevrimiçi sürdürmek zorunda bırakıldı. Öğrenciler yurtlarından zorla çıkarıldı. KYK yurtları boşaltıldı. Şeker Fabrikası lojmanları yıkıldı. Kentte yollar yeniden yapıldı, evler boyandı; tıpkı yıllar önce İstanbul’da 6. Filo’nun gelişi sırasında olduğu gibi.
Ankara’nın yoksul mahallelerinin ve gecekondu bölgelerinin önü kapatıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un koşabilmesi için parklar halkın kullanımına kapatıldı. NATO Zirvesi’nde kullanılan güzergâhlar trafiğe kapatıldı.
NATO Zirvesi yaklaşırken Türkiye’deki yurtseverler ve devrimciler de protestolara başladı. Okullarda NATO karşıtı etkinlikler düzenlenirken, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere NATO Zirvesi’ni hedef alan protestolar gerçekleştirildi. AKP hükümeti, NATO karşıtlığına tahammülsüzlüğü nedeniyle operasyonlar düzenledi. Çok sayıda siyasi parti, dernek ve gençlik örgütü üyesi, ev baskınlarıyla gözaltına alındı; bir kısmı tutuklandı. Ardından zirvenin ilk günü yapılan eylemlerde de devrimciler polis müdahalesiyle gözaltına alındı.
NATO Zirvesi’nde konuşulanlar ve tartışılanlar ise yine emperyalizmin geçmişini hatırlattı. Zirve, ittifakın yeni dönemde savaş ve silahlanma ekseninde yeniden yapılandırıldığını ortaya koydu. “NATO 3.0” olarak adlandırılan yeni dönemde üye ülkelerin askeri harcamalarını artırması, nükleer ve konvansiyonel silah kapasitesinin güçlendirilmesi, füze savunma sistemleri ve yapay zekâ gibi teknolojilerin askeri entegrasyona dahil edilmesi kararlaştırıldı. Zirvede 2035 yılına kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5’inin savunmaya ayrılması hedefi öne çıktı. Türkiye’nin bu hedefe 2030 yılında ulaşacağını açıklayan Erdoğan, Ankara’nın NATO’nun yeni savaş ve silahlanma stratejisi ile uyumunu bir kez daha ortaya koydu. NATO, Rusya ve İran’a karşı savaş hazırlıklarını genişletirken AKP iktidarı da Türkiye’yi ABD eksenine daha sıkı biçimde bağlayan bir dış politika çizgisini sürdürüyor.
1968’den bugüne emperyalizm ve onun yerli ortakları, misyonlarını aynı şekilde sürdürüyor. Sermayeye tehdit oluşturan bütün unsurlar, NATO’nun yerli işbirlikçileri tarafından engellenmeye çalışılıyor. NATO Zirvesi’nde de yeniden görülen tablo, Türkiye’nin bağımsızlığa düşman, gerici bir yapıya teslim edildiğini ve bu yapının emperyalizmin çıkarlarına hizmet ettiğini ortaya koyuyor.




