İdeo – Dış Haberler
İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da 16 Temmuz sabahı saat 05.00’i gösterirken, İtalyan silah tekeli Leonardo’nun İngiltere kolu Leonardo UK’ye ait tesisin önünde bir barikat kuruldu. Mahalle sakinleri ve işçiler fabrikanın bütün girişlerini kapattı. Morning Star’ın aktardığı eylemin talebi şuydu: Gazze’de soykırım sürerken bu fabrikadan İsrail’in savaş uçaklarına tek bir parça dahi çıkmayacaktı.
Leonardo UK’nin Edinburgh tesisi, F-35 savaş uçaklarının lazer hedefleme sistemlerini üretiyor. Yani Gazze’de bir apartmanın, bir hastanenin, bir çadır kentin nokta atışıyla” vurulmasını sağlayan teknolojinin bir bölümü, buradaki emekçilerin elinden çıkıyor. Üstelik tesis, Edinburgh’un en yoksul mahallelerinden Pilton’un hemen dibinde. Bir tarafta kirasını ödemekte zorlanan, hayat pahalılığı altında ezilen emekçiler; hemen yanı başlarında, o emekçilerin vergileriyle büüyüyen ve ürettiği her parçayla Gazze’deki katliama ortak olan bir silah tekeli.
F-35 programı, adı üstünde bir ortaklık değil, ABD emperyalizminin askeri-sınai hiyerarşisinin ta kendisi. Programın başında ABD’li silah devi Lockheed Martin oturuyor; Britanya’dan İtalya’ya kadar uzanan tedarik zincirindeki şirketler ise Vaşington’un savaş makinesine parça yetiştiren taşeronlar konumunda.
İsrail bu uçakları Gazze’deki soykırımın yanı sıra Lübnan’a ve İran’a dönük saldırılarında da kullandı. Her seferinde arkasında ABD’nin gücü vardı. Birleşmiş Milletler kürsülerinde eli kolu bağlanan “uluslararası toplum” masallarının gerisinde işleyen mekanizma işte tam olarak bu. Filistin’deki soykırım, emperyalist hiyerarşinin tepesinden örgütleniyor; Londra gibi merkezler de bu suça hem siyasi hem sınai düzeyde ortak ediliyor.
İngiliz hükümetlerinin tutumu da bu ortaklığın itirafı niteliğinde. Bir yandan İsrail’le silah ticareti sürüyor, öte yandan bu ticarete itiraz eden herkes terör mevzuatıyla, gözaltılarla, yasaklarla susturulmaya çalışılıyor. Filistin’le dayanışmayı suç sayanların kimi korumaya çalıştığı ise ortada.
Kâr hanesinde soykırım var
Gazze’de enkaz büyüdükçe Leonardo’nun bilançosu kabarıyor. İtalyan ana şirketin kârı 2024-25 döneminde yüzde 15 arttı. Şirket, yatırımcılarına 2025’te 1,3 milyar avro olan kârın 2026’da 2 milyar avronun üzerine çıkacağını şimdiden müjdeledi. Emperyalizm çağında savaşın tekeller için bir felaket değil, genişleyen bir pazar olduğu gerçeğini bu rakamlar çok iyi anlatıyor. Bombalar düştükçe hisseler yükseliyor; Filistin halkının kanı, Milano ve Londra borsalarında temettü olarak dağıtılıyor.
Eylemin öznesi ise tam da olması gerektiği gibi emekçilerin kendisi. Kentte hizmet sektöründe çalışan Jenna, Filistinlilere karşı kullanılan silahların kendi adlarına, kendi vergileriyle ve kendi mahallelerinde üretilmesine izin vermeyeceklerini söylüyor; kapı komşularında cinayet üretilmesini istemediklerini ekliyor. Simon da hükümetin protesto hakkına dönük artan baskısının kendilerini yıldıramayacağının altını çiziyor: “Kentimizle çocukların öldürülmesi arasında doğrudan bir bağ varken geri adım atmayacağız.”
Bu barikatın bir tarihi var
Edinburgh’daki abluka gökten zembille inmedi; Britanya işçi sınıfının enternasyonalist damarından besleniyor. 1920’de Doğu Londra’daki liman işçileri, Sovyet iktidarına yönelik kullanılacak silahları taşıyacak Jolly George gemisini yüklemeyi reddetmiş, emperyalist müdahalenin önünü kesmişti. 1974’te İskoçya’nın East Kilbride kentindeki Rolls-Royce işçileri, Şili’de Allende’yi deviren Pinochet cuntasının savaş uçağı motorlarına el sürmeyi reddetti ve bu boykotu dört yıl boyunca sürdürdü. Birinci Dünya Savaşı yıllarında emperyalist paylaşım kavgasına karşı ayağa kalkan “Kızıl Clydeside” İskoç işçi sınıfı mücadelesinin hafızasında bugün de canlı.
Pilton’daki barikat işte bu zincirin güncel halkası. Bir kez daha gördük ki üretilenlerin gerçek sahipleri ürettiklerinin neye hizmet ettiğini sorgulamaya başladığında, en büyük savaş makineleri bile sarsılıyor.
Soykırımı durduracak güç, emperyalist merkezlerin diplomasi koridorlarında ya da düzen siyasetçilerinin vicdana gelmesinde değil; fabrika kapılarında, limanlarda, sokakta. Silah tekellerinin kârı ile halkların yaşam hakkı arasındaki karşıtlık uzlaşmaz bir karşıtlık. Bu kavgada terazinin emekten yana dönmesini sağlayacak tek şey, tarihin defalarca gösterdiği üzere, işçi sınıfının örgütlü gücünü büyütmekten geçiyor.





