Salı, Temmuz 28, 2026
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
No Result
View All Result
ideo
No Result
View All Result

Orman yangınları neden önlenemiyor?

ideo ideo
28 Temmuz 2026
Dünya, Ekoloji, Genel, Gündem, Yaşam
Orman yangınları neden önlenemiyor?

ideo – Haber Merkezi

Fransa’nın Gironde ormanları ve İspanya’nın Kastilya kırsalı bir haftadır yanarken, bu süreçte üç yüz binden fazla insan evini terk etmek zorunda kaldı. Bu manzara dört yıl önce Türkiye’nin Akdeniz kıyılarını ve Yunanistan’ın adalarını küle çeviren yangınların bir başka versiyonu. Dört ülkenin de ortak sorunu; yalnızca artan sıcaklar değil, plansız bir ‘devlet aklı’, kâr güdüsüne terk edilmiş elektrik şebekeleri, ormanları rant alanına çeviren kontrolsüz yapılaşma ve ekolojik dengeyi hesaba katmadan sanayi verimini gözeten ağaçlandırma tercihleri oluşturuyor.

Dört ülke, tek tablo

Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde 22 Temmuz’dan bu yana süren yangın, ülke tarihinin en büyük yangınlarından biri olarak kayda geçti. Yanan alan kısa sürede 32 bin 700 hektara ulaştı ve tahliye edilenlerin sayısı 167 bine dayandı. İspanya’da daha önce başlayan yangınlar da hâlâ söndürülebilmiş değil. İspanya Ekolojik Dönüşüm Bakanı Sara Aagesen, Madrid, Ávila ve Toledo bölgelerinde yaklaşık 77 bin hektarlık alanın yandığını açıkladı.

Bu tablo, dört yıl önce bizim yaşadıklarımızın bugün Avrupa’nın batısında yeniden yaşandığını gösteriyor. 2021 yazında Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan yangınlar 53 şehire yayılarak 299 ayrı yangına dönüştü. Bu yangınlar 8 kişinin yaşamını yitirmesine ve 150 bin hektardan fazla ormanlık alanın kül olmasına yol açtı. Aynı yaz Yunanistan’da da Attika, Mora Yarımadası ve özellikle Evia adasında toplam yüz binlerce dönümlük alan kül oldu. Aradan geçen dört yılda hiçbir hükümetin yapısal dersler çıkarmadığı, bugün Avrupa’nın batısında yaşanan yangınlarla bir kez daha ortaya çıkıyor.

Önlemek değil söndürmek tercih ediliyor

Bu tekrarın altında yatan ilk neden olarak devletlerin önleyici politikalar yerine kamuoyunda daha “gösterişli” olan söndürme operasyonlarına öncelik vermesi yer alıyor. İspanya’da orman mühendisleri odasının hesaplarına dayanan bir rapora göre, önlemeye ayrılan her avro, söndürmede yaklaşık yüz avroluk bir tasarruf sağlıyor, ama bütçe bu mantığın tam tersi yönde işliyor. İspanya’nın resmi verilerini derleyen bir araştırmaya göre, kamu kaynaklarının yüzde 78’i söndürmeye, yalnızca yüzde 12’si önlemeye harcanıyor. Üstelik bu tablo İspanya için yeni değil; 2009’da rekor düzeyde olan önleme yatırımı o yıl 364 milyon avroyken 2011’de tek yılda yüzde 57 azalarak 142 milyona geriledi, söndürme bütçesiyse 2009’dan bu yana neredeyse hiç değişmeden 417 milyon avro civarında sabit kaldı [1]. Yani tüm hükümetler, krizi önleyecek yatırımlar yerine, kriz ortaya çıktıktan sonra müdahale etmeyi tercih ediyor.

Türkiye’de tablo daha da çarpıcı. Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçe uygulamalarını inceleyen bir değerlendirmeye göre 2025 bütçesinde ormanların korunması için 32,5 milyar lira ayrılmasına rağmen yılın ilk yarısında bunun yalnızca yüzde 38’i, yani 12,5 milyar lirasının harcanmasına izin verildi [2]. Bu miktar kamunun faiz ödemelerinin sadece yüzde birine denk geliyor. Aynı dönemde söndürme işleri de fiilen özel şirketlere devredildi. Türk Hava Kurumu’na ait yangın söndürme uçakları atıl bırakılırken, ihaleyle yabancı firmalardan uçak kiralanması tercih edildi. Önlemeyi görünmez bir kamu yatırımı, söndürmeyi ise kiralık ekipman ve taşeron üzerinden yürütülen kısa vadeli bir gösteri haline getiren bu tercih, dört ülkede de aynı siyasi aklın ürünü.

Bakımsız hat, büyüyen kâr

İkinci önemli noktada ise başta elektrik dağıtım altyapısı olmak üzere, orman yangınlarında doğrudan etkisi olan kamu hizmetlerinin özelleştirilmiş olması yer alıyor. İspanya’daki Almería yangınında bölgesel yönetim, yangının kopan bir elektrik hattından çıktığını açıkladı. Hattı işleten ise İtalyan Enel grubunun kontrolündeki özelleştirilmiş bir şirket olan Endesa.

Türkiye’de de benzer bir tablo karşımıza çıkıyor. Gazeteci Murat Ağırel’in resmi raporlara dayanarak yazdığı bir incelemeye göre, 2021’deki Marmaris ve Manavgat yangınlarının enerji nakil hatlarından kaynaklandığı belirlenmişti[3]. Nitekim benzer tespitler Datça, Adana, Çanakkale ve Burdur’daki yangınlar için de dile getirildi. İzmir’deki daha yakın tarihli bir örnekte de bölgenin dağıtım şirketi olan Gediz Elektrik’in enerji nakil hattından çıkan kıvılcımlar iki ayrı orman yangınına yol açtı. Resmi verilere göre elektrik kaynaklı yangınların payı 2010’da yüzde 3,5 iken 2021’de yüzde 4,4’e çıktı. Bu yangınların kapladığı alanın toplam yanan alana oranı ise aynı dönemde yüzde 4,9’dan yüzde 26,8’e yükseldi. Buna karşılık şirketin 2023 yılı kârı, bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 6,5 milyar liraya ulaştı[4]. Bakım yatırımını geciktirip kârını büyüten şirketlerin bedelini ise ormanını ve evini kaybeden yurttaşlar ödedi.

Yunanistan’da özelleştirme hikâyesi ise doğrudan elektrik şebekesinden çok, borç krizinin dayattığı kemer sıkma politikalarıyla ilgili. Yunanistan’ın orman teşkilatına ilişkin bir haberde, yangın önleme personeli sayısının 2000 yılından bu yana yarıdan fazla azalarak 3 binin altına düştüğü aktarılıyor. Atina’yı çevreleyen Penteli Dağı’nda otuzdan az personel görev yapıyor; 2017-2024 arasında Attika’daki orman ve otlak alanının yüzde 37’si yok oldu [5].

Ormanı ranta açan eller

Üçüncü temel unsurda ise ormanların kamusal bir varlık değil, rant alanı olarak görülmesi yer alıyor. Türkiye’de orman köyleriyle iç içe geçmiş yaşamın yerini maden şirketlerinin, enerji tesislerinin, villaların ve turistik yapıların aldığı, bu tesislerin altyapısı için ormanların enerji hatlarıyla delik deşik edildiği biliniyor. Bu sürecin yasal çerçevesini de imar afları sağlıyor. Kaçak yapılaşmalar çoğu durumda bilerek göz ardı ediliyor, daha sonra bu yapılar belirli dönemlerde imar aflarıyla yasallaştırılıyor. Yani kanunsuzluğa önce göz yumuluyor, sonra yasayla ödüllendiriliyor.

Fransa’da rant ilişkisi biraz farklı bir biçimde ama aynı mantıkla işliyor. Gironde ve Landes’i kaplayan geniş çam ormanları doğal oluşumlar değil, endüstriyel plantasyonlardan oluşuyor. Bölgedeki bir incelemeye göre, 974 bin hektarlık orman alanının 803 bin hektarı tek bir türden, aynı yaşta ve sıra halinde dikilmiş çamlardan oluşuyor. 2025’te yayımlanan bilimsel bir çalışmaya göre, tek bir türden oluşan bu tarz plantasyonların yanma olasılığı doğal ormanlara kıyasla yüzde 57 ile 155 arasında daha yüksek [6]. Orman mühendisleri bu riski on dokuzuncu yüzyılın sonundan beri dile getiriyor, ama kâğıt ve reçine sanayisinin ihtiyaç duyduğu tekdüze çam ekimi bir asırdan uzun süredir devam ediyor. Bilimsel ormancılığın uyarılarının yerini sermayenin kısa vadeli verim anlayışının aldığı bu örnek, meselenin yalnızca özelleştirmeden ibaret olmadığını gösteriyor. Piyasa mantığı, kamusal alanda karar verici olduğu her yerde benzer sonuçlar doğuruyor.

Asıl fail: Piyasa mantığı

Bütün bu örnekler, iklim krizinin etkilerini ağırlaştıran ancak ondan bağımsız olarak şekillenen bir dizi siyasi tercihe işaret ediyor. Sıcaklık artışı yangının fitilini ateşliyor olabilir, ancak yangının nerede, ne zaman ve hangi ölçekte büyüyeceğini belirleyen; bakımsız bırakılan elektrik direği, ruhsatsız yükselen villa, imara açılan orman parseli ve önleyici tedbirler almaktan kaçınan piyasacılıktır. Dört ülkede de devletler yangını bir “doğal afet” olarak sunarak kendi planlama sorumluluğunu görünmez kılıyor.

Oysa orman yangınları büyük ölçüde önlenebilir bir olgu; ormanın bakımı, elektrik şebekesinin denetimi ve kırsalın planlaması piyasanın kâr hesabına değil, yurttaşın refahını gözeten kamusal bir düzene bırakıldığı ölçüde önlenebilir. Bugün Fransa’nın Gironde ormanları ve İspanya’nın Kastilya kırsalı yanıyorsa, bunda sıcak hava dalgalarının payı kadar, otuz yılı aşkın süredir uygulanan neoliberal politikaların birikimli etkisi de var.

Notlar:

[1] Infobae, “España reduce casi un 50% en 13 años el presupuesto destinado a la prevención de incendios forestales” – https://www.infobae.com/espana/2025/08/14/espana-reduce-casi-un-50-en-13-anos-el-presupuesto-destinado-a-la-prevencion-de-incendios-forestales/

[2] TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), “Yangın Raporu” (Kasım 2021) – https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/tmmobyanginraporu.pdf

[3] Cumhuriyet, Murat Ağırel, “Orman yangınlarının sebebi dağıtım şirketleri mi?” – https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/murat-agirel/orman-yanginlarinin-sebebi-dagitim-sirketleri-mi-2113581

[4] soL Haber, “Özelleştirme kül etti: İzmir’deki iki yangının arkasından elektrik çıktı” – https://haber.sol.org.tr/haber/ozellestirme-kul-etti-izmirdeki-iki-yanginin-arkasindan-elektrik-cikti-394690

[5] NTV, “Yunanistan borç krizinin artçılarını hâlâ atlatamadı” – https://www.ntv.com.tr/dunya/galeri-yunanistan-borc-krizinin-artcilarini-hala-atlatamadi-1729912

[6] La Relève et La Peste, “Les Landes en flammes: la monoculture de pins transforme la forêt en boîte d’allumettes et aggrave les incendies” – https://lareleveetlapeste.fr/les-landes-en-flammes-la-monoculture-de-pins-transforme-la-foret-en-boite-dallumettes-et-aggrave-les-incendies/

ideo

ideo

Diğer içerikler

ODTÜ mezuniyetinde gelenek sürüyor
Eğitim

ODTÜ mezuniyetinde gelenek sürüyor

ideo
28 Temmuz 2026
“Seçimler güvende değil” diyen Trump, seçim güvenliğinden sorumlu kurumun bütçesini kesti
Genel

“Seçimler güvende değil” diyen Trump, seçim güvenliğinden sorumlu kurumun bütçesini kesti

ideo
25 Temmuz 2026
Hindistan’da gençlik protestoları: Modi yönetimine tepki büyüyor
Dünya

Hindistan’da gençlik protestoları: Modi yönetimine tepki büyüyor

ideo
24 Temmuz 2026
Yolsuzluklar, krizler ve NATO’ya artan borçlar: Kukla Zelenski yönetimi zorda
Dünya

Yolsuzluklar, krizler ve NATO’ya artan borçlar: Kukla Zelenski yönetimi zorda

ideo
22 Temmuz 2026
ABD, Riyad’a uranyum kapısını açıyor
Dünya

ABD, Riyad’a uranyum kapısını açıyor

ideo
22 Temmuz 2026
ideo

© 2024 ideo

  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

© 2024 ideo