Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu Trump Media & Technology Group’a bağlı sosyal medya platformu Truth Social, perşembe günü yeni ürününü tanıttı: “Truth API”. API, yani uygulama programlama arayüzü, kabaca bir yazılımın başka yazılımlara veri akıtmasını sağlayan kapı anlamına geliyor. Bu kapıdan akacak veri ise Trump’ın paylaşımları olacak. Ürünü satın alan Wall Street şirketleri başkanın mesajlarına kesintisiz ve öncelikli erişim sağlayacak; pakete 2022’ye kadar uzanan paylaşım arşivi de dahil ediliyor.
Şirketin icra kurulu başkanlığını vekaleten yürüten Kevin McGurn duyuruda lafı dolandırmadan itiraflarda bulundu. Piyasalar zaten Truth Social paylaşımlarıyla hareket ediyormuş, şirket de bu üründen hissedarları için kalıcı bir gelir bekliyormuş. Cümleyi tersinden okumak yeterli. Dünyanın en büyük ekonomisini yöneten birinin tek bir mesajı borsaları sarsıyor ve o mesajı birkaç saniye önce görme hakkı bundan böyle parayla satılacak. Birkaç saniyenin borsada ne demek olduğunu anlamak içinse nisan ayını hatırlamak lazım. Trump tarife ertelemesini duyurmadan bir gün önce yüzlerce hisse işlemi yapıldığı ortaya çıkmış, günlerce bu konuşulmuştu.
İçeriden bilgiyle borsa vurgunu ABD’de suç. Ülkenin sermaye piyasalarını denetleyen kurum olan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, yani SEC, tam da bu tür ilişkileri soruşturmakla görevli. Truth API’nin marifeti, aynı ilişkiyi abonelik paketine çevirip yasal görünüme sokmak. Şirketin yönetim kurulunda Trump’ın kişisel avukatı Boris Epshteyn ve oğlu Donald Trump Jr. var.
Asıl hikaye de burada. Bilgi, en kamusal olması gereken anında bile alınıp satılan bir mala dönüşüyor. Başkanın ağzından çıkacak söz daha söylenmeden fiyatlanıyor. Serbest piyasa anlatısının temel vaadi olan “herkes aynı bilgiye aynı anda ulaşır” masalı, bizzat o piyasanın tepesindekiler tarafından, üstelik resmi basın bülteniyle rafa kaldırılıyor.
Trump’ın bunu bu kadar rahat yapabilmesini onun pervasızlığına, hatta dengesizliğine bağlayanlar çıkacaktır. Oysa aynı Trump, Ankara’daki NATO zirvesinde gayet başarılı bir pazarlıkçıydı. Müttefiklere silahlanma dayatırken hangi cümleyi nerede kuracağını çok iyi biliyordu. Demek ki küstahlığın da bir muhasebesi var. Kime yapılıp kime yapılamayacağı, hangi çıkara hizmet edeceği önceden belli. Trump’ın “çılgınlığı” sermayeye kazandırdığı sürece hoş görülüyor; kazandırmadığı gün frenleneceğinden kimsenin şüphesi yok. Meseleyi onun karakterine indirgemek, o karaktere bu sahneyi kuran düzeni aklamaktan başka işe yaramıyor.
Düzenin sicili de ortada. Aylardır gündemden düşmeyen Epstein belgeleri, servetin ve gücün bu ölçekte yoğunlaştığı bir sistemin kraliyet mensuplarından başkanlara uzanan kapalı çıkar ağlarıyla işlediğini herkesin gözü önüne serdi. Trump’ın oğullarının, babaları müttefiklere silahlanma bastırırken savunma bakanlığıyla sözleşme peşindeki silah şirketlerine yatırım yapması da aynı defterin başka bir sayfası. Truth API bu tabloya eklenen yeni bir halka sadece.




