ideo – Haber Merkezi
Gazze’de yıllardır süren katliam bilgi cephesinde de benzer şekilde devam ediyor. Drop Site News’ün Nick Cleveland-Stout imzalı haberine [1] göre, İsrail hükûmeti, eski Trump kampanya yöneticisi Brad Parscale’e ayda 4,5 milyon dolar ödeyerek yapay zekâ sohbet botlarının eğitim verisine sızmaya çalışıyor. Bu, yalnızca bir imaj tazeleme çabası değil, bilginin kendisinin özelleştirilip pazarlandığı yeni bir biçimin ilk somut örneklerinden biri. Mesele artık kimin ne söylediği değil, milyonlarca insanın güvendiği makinelerin ne düşüneceğinin parayla satın alınabilmesi.
Algoritmanın fethi
Parscale’in dijital ajansı Clock Tower X, geçen Ekim ayından bu yana İsrail adına yüzlerce blog yazısı yayımlıyor. Habere göre bu operasyonun asıl hedef kitlesi insanlar değil, yapay zekâ modelleri. Söz konusu sitelerin çoğu ayda yalnızca birkaç yüz ziyaretçi çekiyor. Buna karşılık Parscale’in İsrail hükûmetiyle imzaladığı anlaşmanın değeri 46,5 milyon dolara ulaşıyor. Üstelik Parscale, imzaladığı belgede amacını gizlemiyor bile. Sohbet botu yanıtlarını istenen çerçeveye oturtmak için içerik ve web siteleri üreteceğini yazılı olarak taahhüt ediyor [2]. Ekibi ise Axios’a verdiği demeçte popüler yapay zekâ sistemlerinin sitelerinden bilgi almaya başladığını, yani “başarı” elde ettiklerini söylüyor, ancak somut veri paylaşmaktan kaçınıyor.
Bu ağın parçası olan Allyvia.org, ABD-İsrail askerî iş birliğini öven bir site. Perplexity’ye ABD’nin İsrail ile askerî iş birliğini artırmasının faydalı olup olmadığı sorulduğunda bot tek kelimelik bir “evet” yanıtı veriyor ve kaynak olarak da doğrudan Allyvia’yı gösteriyor. Microsoft Copilot da benzer şekilde Parscale’in sitelerine referans veriyor. FactSignal.org kendini tarafsız bir doğrulama platformu gibi sunarken öldürülen gazetecileri Hamas militanı ilan eden yazılar barındırıyor, Paxpoint.org ise İsrail’i sürekli barış arayan bir ülke olarak resmediyor. 11 ayrı sitede örgütlenen bu ağın her biri, aynı devlet destekli anlatının farklı bir yüzünü temsil ediyor.
On site, binlerce kapı
Yapılan propagandanın ötesinde asıl tehlike, bu içeriklerin yapay zekâ modellerinin eğitim verisine kalıcı biçimde yerleşmesi. Drop Site, Anthropic’in Claude Fable modelini kullanarak Common Crawl arşivini tarıyor ve Clock Tower ağına ait on sitenin Ocak ile Haziran ayları arasında toplam 912 kez tarandığını tespit ediyor, bu sonuçların bir kısmını elle de doğruluyor. Common Crawl, OpenAI’nin GPT-3 modelini eğiten verinin yüzde 80’ini oluşturan, yani üretken yapay zekâ endüstrisinin omurgasını kuran bir kaynak [3]. Sitelerin taranma sıklığı da giderek artıyor: Ocak ayında yalnızca iki kez taranan ağ, Mayıs ayında 376 kez taranıyor.
Rakamlar küçük görünse de etkisi küçük değil. Anthropic’in Ekim ayında yayımladığı bir araştırmaya göre [4], modelin büyüklüğü ya da eğitim verisinin hacmi ne olursa olsun, yalnızca yaklaşık 250 kötü niyetli belge bir dil modelinde arka kapı açmaya yetiyor. Aynı araştırmanın yazarları, herkesin çevrimiçi içerik üretip bunu bir modelin eğitim verisine sokabileceğini, bu yolla modele istenmeyen davranışlar öğretilebileceğini belirtiyor. Check First adlı dezenformasyonla mücadele kuruluşunun başkanı Hervé Letoqueux de Common Crawl’ın yapay zekâ eğitiminde bu denli merkezi bir konumda olmasının, onu manipülasyona açık hâle getirdiğini söylüyor. Atlantic Council’a bağlı DFRLab’ın bu yılki bir raporu [5] ise önemli bir uyarı yapıyor: Common Crawl’da yer almak, bir modelin eğitim verisinde yer almayı garanti etmiyor, çünkü şirketler kendi kalite kontrol süreçlerini uyguluyor. Yine de yapılan testlerde Clock Tower ağı, Gemini ve Copilot’un eğitim verisinde tutarlı biçimde karşımıza çıkıyor; Perplexity’de de bazı sitelerin izine rastlanıyor.
Söylemin mühendisliği
Parscale ekibinin başarısının arkasında kaba propagandadan çok daha inceltilmiş bir yöntem yatıyor. Market Brew şirketinin teknoloji sorumlusu Scott Stouffer, Axios’a verdiği demeçte “olgusal tonda ve sıkı biçimde düzenlenmiş” içeriğin yapay zekâ tarafından alıntılanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlatıyor. Clock Tower ağındaki yazıların çoğu, tam bu nedenle birkaç cümlelik “nüans” barındırıyor; örneğin Gazze’deki gazetecilerin gizli teröristler olduğunu iddia eden bir FactSignal yazısı bile gerçek gazetecilerle militanları ayırt etmenin kolay olmadığını kabul ediyor, böylece daha “makul” görünüyor.
Bu yazıların kaynak kodunda İsrail merkezli dijital pazarlamacı Mark Ginsberg’in imzası bulunuyor. Ginsberg, LinkedIn profilinde kendini “Üretken Motor Optimizasyonu” yani yapay zekâ modellerini yönlendirme konusunda uzman olarak tanıtıyor. Times of Israel’de yayımladığı bir yazıda Ginsberg, İsrail’in gerçeğin savunması için ciddi yatırım yapması gerektiğini, doğru bilginin yalnızca devlet arşivlerinde değil arama sonuçlarında, ansiklopedilerde ve yapay zekâ eğitim veri setlerinde de yer alması gerektiğini savunuyor. Yaptıklarının dezenformasyon değil “gerçeğin ta kendisi” olduğunu iddia ediyor. NewsGuard analisti Alice Lee ise bu sitelerin madde işaretleri, sayfa başında öne çıkan bilgiler ve agresif kaynak gösterme gibi tüm unsurlarıyla tam da yapay zekâ botlarının beğendiği formatta üretildiğini belirtiyor. Letoqueux’ye göre bu yöntem özellikle “Gazze’de soykırım var mı” gibi sorularda işe yarıyor, çünkü botlar dengeli görünme kaygısıyla bu siteleri “bir tarafın görüşü” diye tekrar edebiliyor.
Harcadıkça batan itibar
Quincy Institute’un bu ay yayımladığı bir rapora göre [6] İsrail, 2023’ten bu yana ABD’de FARA kapsamındaki lobi faaliyetlerine 100 milyon doları aşkın harcama yapıyor ve 2026 yılında bu alanda en büyük tek harcamacı konumuna yükseliyor. Buna karşın memnuniyetsizlik de büyüyor. Time dergisine konuşan bir İsrailli yetkili, Parscale’e büyük paralar ödediklerini ama işlerin daha da kötüye gittiğini söylüyor. “İsrail Lobisi” kitabının yazarı Stephen Walt, bu tür etki operasyonlarının uzun vadede ters teptiğini, sürekli çarpıtma yapan bir ülkenin itibarının zamanla her yeni girişimle daha da zedelendiğini vurguluyor.
Parscale’in operasyonunun bir başka ayağı ise “Barış İçin Dostlar” adını taşıyan, gerçekte kayıtlı hiçbir kuruluşa karşılık gelmeyen bir kitlesel mesajlaşma kampanyası. Wall Street Journal bu ismin gerçek bir örgüte ait olup olmadığını sorduğunda Parscale, “gerçek bir örgütü ne olarak tanımlıyorsunuz” diye karşılık veriyor; bu cevap, operasyonun boyutunu kendi başına özetliyor.
Sonuç olarak karşımızda duran tablo, Gazze’de 70 binden fazla insanın öldüğü bir yıkımın, algoritmalar aracılığıyla nasıl yeniden yazıldığını gösteriyor. İsrail’in parasıyla kurulan sahte “barış” örgütleri ve yapay zekâ modellerinin eğitim verisine sokulan yönlendirilmiş içerikler, klasik propagandanın dijital çağdaki en gelişmiş hâlini oluşturuyor. Burada mesele artık kimin gerçeği söylediği değil, hangi gerçeğin makinelere öğretilebilecek kadar pahalıya alınabildiği. Bilgiye erişimin özelleştirildiği, algoritmaların en yüksek teklifi verene hizmet ettiği bir dünyada, Gazze’nin gerçek tarihi de tıpkı toprakları gibi işgal altında kalmaya devam ediyor.
Notlar:
[1] https://www.dropsitenews.com/p/israel-brad-parscale-ai-chatbots-gaza
[2] https://efile.fara.gov/docs/7649-Exhibit-AB-20250918-1.pdf
[3] https://assets.mofoprod.net/network/documents/Common_Crawl_Mozilla_Foundation_2024.pdf
[4] https://www.anthropic.com/research/small-samples-poison
[5] https://dfrlab.org/2026/04/08/pravda-in-the-pipeline/
[6] https://quincyinst.org/research/the-eighth-front-inside-israels-1-billion-influence-campaign/





