Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle beraber Avrupa ülkeleri ile ABD arasındaki uyumsuzluklar gittikçe artmaya başladı. Bu politika farklılıkları, ABD-İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği emperyalist saldırı ve Hürmüz Boğazı konularında da özellikle son 1 ay içerisindeki gelişmelerle kendisini gösterdi. Peki bu son 1 ay içerisinde taraflar arasında neler yaşandı?
- Hürmüz Boğazına ilişkin olarak ise Trump uzunca bir süredir Avrupa ülkelerini sert bir şekilde suçlamaya devam ediyor. 17 Mart’ta Beyaz Saray’da yaptığı bir basın açıklamasında Trump, Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişi için NATO ülkelerinden istediği askeri yardımın geri çevrilmesi üzerine NATO’yu eleştirdi, “bence çok aptalca bir hata yaptılar, beni hayal kırıklığına uğrattılar” dedi. Trump, bu açıklamasında İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ı da özellikle hedef almış, Starmer için “bence iyi bir adam ama hayal kırıklığına uğradım” ifadesini kullanmıştı.
- Trump’ın bu açıklamasından 2 gün sonra İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Japonya ve Kanada liderleri tarafından yapılan ortak açıklamada İran’ın körfez ülkelerindeki sivil ve enerji altyapısına yönelik saldırıları ile İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “fiilen kapatma” hamlesi kınanmış, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının uluslararası taşımacılık ve küresel enerji tedariği zincirlerini tehlikeye attığı vurgulanmış ve “Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişleri sağlamak için yürütülen çabalara destek vermeye hazır olduğumuzu ifade ederiz” denmişti.
- 20 Mart’ta ise Trump, Truth Social platformu üzerinden yaptığı paylaşımlarda NATO üyesi müttefiklerini Hürmüz Boğazı konusunda harekete geçmekte geç kalmakla suçlamış ve “korkaklar” ifadesini kullanmıştı. Trump savaşın kazanıldığını iddia ettiği bu paylaşımda, Hürmüz Boğazı’nın “basit bir askeri manevra” ile açılabilecek olmasına rağmen, bu ülkelerin yardım etmek istemediklerini savundu, “NATO ABD olmadan KÂĞITTAN KAPLANDIR! Nükleer güce sahip İran’ı durdurmak için verilen mücadeleye katılmak istemediler” dedi.
- Bunların ardından Trump, 12 Nisan’da Hürmüz Boğazı’nın ABD donanmasınca ablukaya alınacağını açıkladı. Açıklamasında Trump “Başka ülkeler de bu ablukaya dahil olacak. NATO ülkeleri gelmek istediklerini ve boğazda yardımcı olmak istediklerini söylüyorlar” ifadesine yer vermişti, ancak Trump’ın bu açıklamasına İngiltere Başbakanı Starmer’dan yalanlama geldi. Starmer konuyla ilgili olarak BBC’ye yaptığı açıklamada enerji maliyetlerine ve bölgesel istikrara vurgu yaparak “Abluka ve tüm bu hazırlıkları diplomatik, politik ve kapasite açısından desteklemiyoruz. Bizim odak noktamız boğazın tamamen açık kalmasıdır. Biz İngiltere olarak bu savaşa sürüklenmeyeceğimiz konusunda netiz. Vatandaşlarımızın bu çatışmanın bedelini ödemesini istemiyorum.” ifadesini kullandı. 2003 yılında İngiltere’nin ABD’yi Irak’ı işgalinde bile yalnız bırakmadığı bilinirken İran konusunda tarafların fikir ayrılığına düşmüş oldukları böylece açığa çıktı.
- Fransa ve Almanya’dan da diplomatik çözümü destekledikleri, ABD’nin ablukasına mesafeli durdukları ve ablukaya doğrudan katılmayı düşünmedikleri doğrultusunda açıklamalar geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X’ten yaptığı bir paylaşımda “Hürmüz Boğazı konusunda Birleşik Krallık ile birlikte, önümüzdeki günlerde boğazda seyir özgürlüğünü yeniden tesis etmeyi amaçlayan çok uluslu bir barış misyonuna bizimle beraber katkıda bulunmaya hazır olan ülkelerle bir konferans düzenleyeceğiz.” ifadesini kullanarak ABD’den bağımsız olarak hareket edeceklerini duyurdu. Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius da yaptığı açıklamada Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in “bölgeye bir mayın tarama filosu gönderebilecekleri” ifadesini hatırlattı ancak bunun savaşın sona ermesinin ardından mümkün olabileceğini belirtti. Böylece pek çok konuda ABD’ye yakın bir politika izleyen Almanya’nın İran ve Hürmüz Boğazı konusunda ABD ile fikir ayrılığına düştüğü ortaya çıktı.
- Hürmüz Boğazına ilişkin olarak ABD ile Avrupa ülkeleri arasında bu karşılıklı açıklamalar yapılırken The Wall Street Journal’da ilgi çekici bir haber yayımlandı. WSJ’deki bu haberde ABD’nin NATO’dan ayrılması durumunda Avrupa’nın kendini savunabilmesini sağlamak amacıyla hazırlanan alternatif bir plan hazırlandığı, yetkililerin belirttiğine göre bu plan NATO çevresinde yapılan gayriresmi görüşmeler ve akşam yemeklerinde şekillendi. Geçen yıl gündeme gelen bu sürecin Grönland ve İran krizlerinin yarattığı etkiyle hızlandığı belirtilen haberde yapılan bu ABD’siz NATO projesiyle aslında NATO’ya alternatif ve rakip bir sistemin kurulmasının hedeflenmediği, sadece Avrupa’daki ABD askerlerinin çekilmesi ya da Trump’ın Avrupa’nın savunmasına verdiği desteğin kesilmesi durumunda, Rusya’ya karşı caydırıcılığın, operasyonel sürekliliğin ve nükleer güvenilirliğin korunmasının hedeflendiği bildirildi. Bu planın Almanya’nın da onayını aldığı belirtildi.
- Bu haberin ortaya çıkmasından sonra Trump, İran meselesine ilişkin olarak bir kez daha İngiltere’yi ve İngiltere Başbakanı Starmer’ı hedef aldı ve Trump, İngiltere’yi “ticaret anlaşmasını değiştirmek”le tehdit etti. Starmer ise buna cevap olarak Trump’ın baskılarına boyun eğmeyeceğini, İngiltere’nin ulusal çıkarlarına aykırı bir savaşa girmeyeceğini söyledi.
- ABD ile Avrupa ülkeleri arasında İran’a ilişkin olarak bunlar yaşanırken Macaristan’da yapılan seçimler konusunda da ABD ile Avrupa ülkeleri arasında gerilim meydana geldi. Avrupa Birliği’ne sıklıkla meydan okumasıyla bilinen Viktor Orban’ı destekleyen Trump, Macaristan halkına açıkça “Viktor Orban’a oy verin” çağrısında bulunurken ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise “Avrupa Birliği’ni Macaristan seçimlerine açıkça müdahale etmek”le suçladı ve Vance, Budapeşte’ye seçimden önce gerçekleştirdiği ziyarette açıkça Orban’a verdiği desteği meydana koydu. Ancak seçimi Orban’ın karşısındaki Peter Magyar’ın partisi kazandı. Bunun üzerine ise Trump, Magyar için “iyi iş çıkaracak, iyi bir adam” ifadesini kullandı.
- Trump ile Papa 14. Leo arasında İran’a yapılan emperyalist saldırıya ilişkin olarak yaşanan söz düellosu, Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında da gerilim yarattı. Meloni ile Trump arasındaki ilişkilerin iyi olduğu ve Trump’ın önceleri Meloni’yi “çok güçlü bir lider, harika bir iş çıkarıyor güzel bir genç kadın” olarak nitelediği bilinirken Trump’ın Papa’yı hedef alan sözlerini Meloni’nin kınaması taraflar arasındaki ilişkiyi bozdu. Trump, Meloni’nin kınamasını “kabul edilemez” olarak niteledi ve ayrıca İtalya’nın İran’a yapılan saldırıda ABD-İsrail’i desteklememesinden dolayı Meloni’ye yönelik olarak “Cesur olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım” ifadesini kullandı. Trump, Meloni’yi özellikle İran’ın nükleer programına karşı duyarsız olmakla eleştirirken Meloni buna cevap olarak “Bay Trump gerilimi düşürmeli. Kimse Washington gibi nükleer tehditler savurmaz ve o da sözlerine dikkat etmeli.” ifadesini kullandı.
- Son olarak, Macron’un önceden yapılacağını duyurduğu Hürmüz Boğazı zirvesi Paris’te 40 ülkenin katılımıyla toplandı. Hürmüz’deki krizin çözümüne ilişkin olarak askeri harekat dahil her ihtimalin masaya yatırılacağı bu toplantıya İsrail, ABD ve İran çağrılmazken Avrupalı diplomatlar olası bir çözümün bütün taraflarla koordinasyon gerektireceğine dikkat çekiyor. Washington’ın ise görüşmeler hakkında bilgilendirileceği ifade ediliyor.





