ABD’nin orta batısı ve doğu kıyısı, Kanada’daki orman yangınlarından yayılan dumanla boğuluyor. Yüz milyondan fazla kişi için hava kalitesi uyarısı yürürlükteyken Vaşington’un gündeminde iklim krizi değil, suçlu arayışı var. Trump dumanın “maliyetini” gümrük tarifelerine ekleyeceğini duyurdu, Cumhuriyetçi senatörler ise Kanada’ya yaptırım öngören bir yasa tasarısı hazırlıyor.
Kanada’da haftalardır kontrol altına alınamayan orman yangınlarının dumanı ABD’nin kuzeyini kapladı. Minneapolis, Chicago, Detroit, Cleveland, Philadelphia ve New York’un da aralarında bulunduğu kentlerde 100 milyondan fazla kişi için hava kalitesi uyarısı verildi.
Emperyalizmin merkezinde ise bu krize verilen yanıt, iklim politikası değil ekonomik tehdit oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Kanada’yı “ormanlarını düzgün yönetmemekle” suçladı. ABD’nin “kirli, sağlıksız hava tarafından gereksiz yere istila edildiğini” öne sürdü. Yangınları “kasıtlı ihmal” olarak niteleyen Trump, dumanın ABD’ye milyarlarca dolara mal olduğunu ve bu maliyetin Kanada’nın halihazırda ödediği gümrük tarifelerine ekleneceğini ilan etti. Trump’ın konuyu görüşmek üzere Kanada Başbakanı Mark Carney’yi arayacağı belirtiliyor.
Tarife tehdidi, Trump yönetiminin 1 Temmuz’da ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması’ndan (USMCA) çekilme planını duyurmasının üzerine geldi. Trump’ın ilk döneminde bizzat kendisinin imzaladığı anlaşma, altı yıldır Kuzey Amerika ticaretinin temel çerçevesini oluşturuyordu.
CANADA FIRE yasası
Trump’ın çıkışı, Cumhuriyetçi Parti’de günlerdir süren Kanada karşıtı kampanyanın son halkası olarak yorumlanabilir. Ohio Senatörü Bernie Moreno, bu hafta Senato’ya “CANADA FIRE” kısaltmasıyla anılan bir yasa tasarısı sunacağını açıkladı. Tasarı, Kanadalı yetkililerin “büyük ölçüde Kanada kaynaklı sınır ötesi duman olaylarını” önlemekte başarısız bulunması halinde Vaşington’a bir yaptırım seti içeriyor. Kanada’nın ABD hükümetiyle yapılacak yeni ticaret anlaşmalarından dışlanması, ABD’li finans kuruluşlarının Kanada’ya kredi açmasının yasaklanması ve başbakan dahil Kanadalı yetkililere vize yasağı bu sette yer alıyor.
Michiganlı Temsilci John James de benzer bir yaptırım tasarısı hazırladığını duyurdu. Michiganlı Cumhuriyetçilerin Carney’e gönderdiği mektupta “egemenliğin sorumluluk getirdiği”, Kanada’nın dumanın “başka bir ülkenin hava sahasına geçmesini önleme sorumluluğunu” yerine getirmediği savunuldu. Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Grup Başkanı Lisa McClain ise daha da ileri giderek Kanada’yı dumanı ABD’ye “ihraç etmekle” suçladı ve “Dumanınızı göklerimize ihraç etmeyi bırakın” ifadelerini kullandı.
Yasa metninde iklim krizinin adı yok
Son üç yılda Kanada ormanlarının yaklaşık yüzde 8’i kül olmuşken, ne Trump’ın paylaşımında ne de yaptırım tasarısında iklim krizinden tek kelimeyle söz edilmiyor. Oysa uzmanlar yangınları büyüten asıl etkenin küresel ısınma olduğunu, fosil yakıt bağımlılığı sürdükçe Kanada’nın “yangın yönetimi” ile yapabileceği fazla bir şey kalmadığını vurguluyor.
Tabloyu asıl çarpıcı kılan, faturayı komşusuna kesen ABD’nin tarihin en büyük karbon kirleticisi olması. Trump yönetimi Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmekle yetinmedi; Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) hava kirliliği düzenlemelerini hazırlarken artık “kurtarılan insan hayatını” değil, yalnızca “şirketlere maliyeti” dikkate almasını kararlaştırdı. İklim krizini derinleştiren fosil sermaye düzenine tek satır dokunmayan Vaşington, krizin sonuçlarını ise tarife ve yaptırım silahıyla cezalandırmaya girişiyor.
Kanada’ya yardıma ABD’den tek bir ekip bile gitmedi
Kanada Başbakanı Mark Carney, suçlamalara “İklim değişikliğiyle mücadele, ABD dahil bütün ülkelerin sorumluluğudur” sözleriyle yanıt verdi. Yangınlarla boğuşan Ontario eyaletinin Başbakanı Doug Ford ise geçen yıl Kaliforniya yangınlarında Kanadalı ekiplerin ABD’nin yardımına koştuğunu, buna karşılık bu yaz Kanada’ya ABD’den tek bir ekibin gelmediğini hatırlattı.





