Türkiye devrimci gençlik hareketinin simge isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54. yılında düzenlenecek 6 Mayıs anmaları, bu yıl bölgede emperyalist saldırganlığın arttığı ve Ankara’da yapılacak NATO zirvesinin yaklaştığı bir döneme denk geliyor.
FKF bu yılki anmalar için “Geldikleri gibi giderler” sloganıyla çağrı yaparken Ankara’da ODTÜ Devrim Yürüyüşü’ne, İstanbul’da ise AKM’den Dolmabahçe’ye yapılacak yürüyüşe çağrıda bulundu.
İdeo olarak FKF YK üyesi Furkan Akyön ile 6 Mayıs’ın bugünkü siyasi anlamını, Denizlerin anti-emperyalist mirasını, NATO zirvesine karşı mücadele hattını ve üniversite gençliğine yönelik çağrılarını konuştuk.
Bu yıl 6 Mayıs İran’a yönelik emperyalist saldırının devam ettiği ve 6-7 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesinin yaklaştığı bir konjonktüre denk geldi. Bu dönemde yapılacak anmaların siyasi anlamını nasıl yorumluyorsunuz?
Denizlerin bu memlekette ifade ettiği anlam çok boyutlu. Onlar Filistin halkıyla dayanışmanın, 6. Filo’ya karşı ülkenin bağımsızlığı için verilen mücadelenin ve eşit, bağımsız, sosyalist bir Türkiye kurma iradesinin simgeleri olmuşlardır.
Denizlerin mücadele verdiği günlerden bugüne baktığımızda, ülkemizin hâlâ işgal altında olduğunu görmek zor değil. Yıllardır ülkeyi esir alan karşı-devrim iktidarı, her fırsatta emperyalistlerle işbirliğini derinleştirirken, Türkiye’yi hem iç hem dış politikada uluslararası güçlere daha bağımlı hale getiriyor.
Emperyalizmin İran’a yönelik saldırganlığının arttığı bir dönemde NATO toplantısının Ankara’da gerçekleştirilmesi ise bizce tesadüf değil. AKP iktidarının, özellikle Trump’ın ikinci başkanlık döneminden itibaren emperyalist ajandayla daha uyumlu bir çizgi izlediği açık. NATO’ya yapılan bu ev sahipliği ise Türkiye’ye farklı bölgesel planlar kapsamında biçilen rolün açık bir göstergesi.
Dolayısıyla böylesi bir süreçte 6 Mayıs bağımsızlık, devrim ve sosyalizm mücadelesini büyütmenin önemli bir eşiğini ifade ediyor. Denizlerden devraldığımız anti-emperyalist mücadele hattını büyütmek ve ortaya çıkacak örgütlü kuvveti NATO zirvesine karşı kararlı bir mücadeleye dönüştürmek istiyoruz.

FKF, 6 Mayıs için “Geldikleri gibi giderler” sloganıyla çağrı yaptı. Bu çağrıyla tam olarak neleri vurgulamak istiyorsunuz?
Ülkemiz, emperyalizmin işlediği suçlara ve işgal girişimlerine ne yazık ki yabancı değil. İstanbul Boğazı’ndan geçen işgal gemilerinden Komünizmle Mücadele Dernekleri’ne ve 6. Filo’ya, 12 Eylül cuntasından karşı-devrimci AKP iktidarı ile tarikat-cemaat karanlığına kadar uzanan süreçte, emperyalizm ve NATO’nun yerli aparatları bu toprakları teslim almaya çalışmıştır.
Ancak bu ülkenin tarihi yalnızca işgalcilerin ve işbirlikçilerin tarihi değildir. Aynı zamanda onların planlarını boşa çıkaranların, bağımsızlık için anti-emperyalist mücadeleyi büyütenlerin tarihidir.
Bu noktada, çağrı metnimizde de ifade ettiğimiz gibi bazı sözleri yeniden söylemek gerekiyor. Emperyalizm bugün derin bir kriz içerisinde. Bu krizi aşmak için ise elinde kalan tek ikna aracı olarak zorbalığa ve haydutluğa sarılıyor.
Ancak İran’ın ortaya koyduğu direniş gösteriyor ki emperyalizm artık her hedefe istediği biçimde ulaşabilecek güçte değildir. Tam da bu nedenle bugün “Geldikleri Gibi Giderler” sözü yalnızca tarihsel bir hatırlatma değil, emperyalizmin planlarını boşa çıkaracak, onun kriz ve çatlaklarından güç alarak başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyayı emperyalist barbarlıktan kurtaracak devrim mücadelesinin güncel ve güçlü çağrısıdır.
6 Mayıs’ta ODTÜ Devrim Yürüyüşü’ne ve İstanbul Dolmabahçe’ye çağrı yaptınız. Bu noktalarda nasıl eylem ve etkinlikler planlıyorsunuz?
Ankara’da, Karşıyaka Mezarlığı’nda Denizleri andıktan sonra ODTÜ’ye geçeceğiz. Devrim Yürüyüşü’nü Denizlerin mirasını sahiplenen ve bağımsızlık, devrim, sosyalizm mücadelesine çağrı yapan bir içerikle örgütleyeceğiz.
İstanbul’da ise yürüyüş güzergahımızı, hemen hemen her yıl olduğu gibi, işgalci 6. Filo’nun devrimci öğrenciler tarafından denize döküldüğü Taksim’den Dolmabahçe’ye uzanan hat olarak belirledik.
Bu iki ile ek olarak Eskişehir’de de Ali İsmail Korkmaz heykeli önünde bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz.
Bu vesileyle çağrı yaptığımız illerde yurttaşlarımızı 6 Mayıs’ın 54. yılında bağımsızlık, devrim ve sosyalizm mücadelesinde birlikte durmaya çağırıyoruz.
6 Mayıs vesilesiyle üniversite gençliğine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bitirirken tüm sıra arkadaşlarımıza bir çağrı daha yapmak isterim. Bugün emperyalizmin son yıllardaki en saldırgan ve en haydut hamleleriyle karşı karşıyayız. Ancak önceki soruda da altını çizdiğimiz gibi bu saldırganlığı yalnızca bir güç gösterisi olarak okumak eksik olacaktır. Çünkü emperyalizm bugün zorbalığa, eskisi gibi dünyayı ikna edemediği; siyasal, ekonomik ve ideolojik krizleri derinleştiği için başvurmaktadır.
Karşımızda ne yenilmez bir kuvvet ne de yalnızca bunalım ve yıkımlardan ibaret bir süreç vardır. Aksine, kaygı verici olduğu kadar nihai kurtuluşa işaret eden imkanlar da barındıran, tarihsel bir kırılma ve sıçrama noktası bulunmaktadır.
Bu dönem aynı zamanda daha cüretli ve özgüvenli bir mücadele zeminini gerekli kılmakta, Türkiye’nin aydınlık geleceği için devrimcilere ve gençliğe önemli ve ertelenemez bir sorumluluk yüklemektedir.
Tam da bu nedenle sıra arkadaşlarımıza çağrımız; gençliğin bu topraklarda üstlendiği mücadele birikimini yeniden güncel ve diri kılmak için; bağımsızlık, devrim ve sosyalizm kavgasını kampüslerden sokaklara daha örgütlü, daha kararlı ve daha güçlü biçimde büyütmek için birlikte mücadele etmektir.





