Pazartesi, Haziran 8, 2026
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
No Result
View All Result
ideo
No Result
View All Result

NATO sağlığımıza da göz dikti: ‘Savaş durumunda’ üye ülkelerin sağlık hizmetlerini neler bekliyor?

Erkin Öncan Erkin Öncan
8 Haziran 2026
Dünya, Manşet
NATO sağlığımıza da göz dikti: ‘Savaş durumunda’ üye ülkelerin sağlık hizmetlerini neler bekliyor?

Militarize edilen sağlık hizmetleri, NATO üyeliğinin ‘yük paylaşımı’ görevi savaş durumunda hızla ‘kaynak paylaşımına’ dönüştüğünde, kime ne kadar ulaştırılacak? 

Dünya kamuoyu, 7-8 Temmuz tarihlerinde başkentimiz Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni bekliyor.

Zirvede elbette, İran’a yönelik emperyalist saldırganlık ve Rusya-Ukrayna savaşındaki son gelişmeler ana konu gibi görünecek. Ancak asıl can alıcı başlık, üye ülkelerin Gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ini savunmaya harcamaları hedefi.

İspanya hariç tüm müttefikler, 2035 yılına kadar yüzde 5’lik savunma harcaması hedefine ulaşmayı taahhüt etti. Bunun ülkelerin ulusal ekonomilerine bindireceği yükü ve başta sosyal harcamalarda yaşanacak kesintiler olmak üzere olası sonuçlarını daha önce yazmıştık.

Ancak NATO, artık malumun ilanı olan ‘büyük savaş’ hazırlıklarını beklendiği üzere çok katmanlı bir program dahilinde yürütüyor. İttifak, yazın gerçekleşecek tarihi zirve ve yaşanacak dönüşüme, komite ve çeşitli alt kurul toplantılarıyla hazırlanıyor.

Bu hazırlığa dair bir diğer eşik, geçtiğimiz günlerde Kuzey Makedonya’da aşıldı. Medyaya çok yansımayan bu kritik gelişme, üye ülkelerin sağlık sistemlerini de beklenen ‘büyük savaşa’ hazırlamaya odaklanıyor. 

Toplantıyı kim düzenledi?

Toplantı, NATO Askeri Sağlık Hizmetleri Başkanları Komitesi (COMEDS) tarafından düzenlendi.

Kökeni, NATO’nun Avrupa’daki üyelerinin lojistik koordinasyonu gerekçesiyle 1968’de kurulan EUROGROUP’un tıbbi hizmet liderliği tarafından 1970’de kurulan EUROMED’e dayanıyor. 

90’lı yıllara gelindiğinde, EUROMED hariç tüm EUROGROUP faaliyetleri -2011’de feshedilecek- Batı Avrupa Birliği’ne (BAB) devretti, EUROMED ise NATO bünyesine katıldı. EUROMED ise, 1993–1994 sürecinde NATO Askeri Komitesi tarafından kurumsallaştırılarak bugünkü COMEDS yapısına dönüştü.

O günden beri bu yapı, askeri personelin sağlık hizmetlerini organize etmek, tıbbi tahliye gibi alanlarda çalışıyor. Ancak bu yapı yalnızca askeri değil, sivil alanlarda da faaliyet yürütmekle görevli. Üye ülkelerdeki salgın hastalıklar, doğal afetler, acil durumlar ve benzeri… Bu ‘sivil’ olayların hepsinde de bu komite, tıbbi malzeme, hasta nakli gibi oldukça hassas konularda ‘koordinasyonu’ sağlamakla görevli. 

Toplantıda ne konuşuldu?

NATO COMEDS 65. Genel Kurul Toplantısı olarak kayıtlara geçen toplantı, 1-4 Haziran tarihlerinde Kuzey Makedonya’nın Üsküp kentinde düzenlendi.

Toplantıda konuşan üst düzey yetkililerin açıklamalarından, iki noktanın önemsendiği anlaşılıyor.

Bunlardan birincisi, yaralıların tedavi ve cepheye geri gönderilme süreçlerinin hızlandırılması. 

Toplantının açılış konuşmasını yapan, NATO’nun Lojistik ve Kaynaklar Bölümü Direktörü Belçikalı Tümgeneral (Major General) Luc Vanbockryck, tıbbi desteğin ‘herhangi bir silah sistemiyle eşdeğer kritik bir yetenek’ olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Komitenin başkanlık görevini üstlenen Norveçli Tuğgeneral Petter Iversen da, ‘yeni bir gerçeklik’ tarifi yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Askeri sağlık hizmetleri, kapsamlı bir destek alanı olmaktan çıkarak herhangi bir silah sistemi kadar temel bir unsur haline geliyor. Askerlerin cepheye dönüş sürecini hızlandırmalıyız. Bunun stratejik bir önemi var.”

Yani NATO, yaralanan askerlerini yalnızca bir hasta olarak değil, en kısa sürede ‘tamir edilmesi gereken’ kaynaklar olarak görüyor. Bu tutum aynı zamanda, NATO’nun olası bir savaş durumunda ciddi kayıplar öngördüğünün göstergesi.

Toplantıda, Ocak 2025’te yürürlüğe giren NATO Tıbbi Eylem Planı (MAP) üzerindeki çalışmalar da temel konulardan biriydi. ‘Gizlilik’ kararı nedeniyle bu eylem planının tam metni henüz açıklanmadı, ancak plandaki ana eğilimleri, bu tür toplantılardan ve yetkililerin açıklamalarından çıkarabiliyoruz. 

Bu da bizi, ikinci önemli noktaya götürüyor: 

Askeri-sivil sağlık entegrasyonu

Resmi belgelere göre NATO, MAP’i açık biçimde bir “Whole-of-government, whole-of-society” (Tüm devlet – tüm toplum) yaklaşımıyla anlatıyor. Yani bu planlarda yalnızca askeri sağlık sistemi değil, devletin ve toplumun sağlık kapasitesi de işin içine giriyor.

Bu entegrasyonun pratikte neye benzediğini de yine kamuya açık NATO belgelerinden öğreniyoruz. 

NATO’nun 7 Aralık 2023’te düzenlediği ilk ortak askeri-sivil sağlık toplantısında COMEDS ile görüştüğü konular oldukça çarpıcıydı:

Ulusal sağlık otoriteleri; kitlesel yaralı planlaması, kan ve kan ürünleri ile tıbbi karşı önlemlerde tedarik güvenliği, hasta tahliyesi ve transferi…

Bir sonraki yıl, COMEDS ile NATO’nun Joint Health Group’u (Müşterek Sağlık Grubu) arasındaki görüşmede de ana konu yine sivil-askerî işbirliği oldu.

Bu görüşmenin en çarpıcı yanı ise, NATO’nun ‘sivil otoritelerin sivil sağlık sistemlerinin, çatışmalı ortamda daha uzun süre çalışabilir olması gerekliliği’ yönündeki tespitiydi. Yani NATO, sağlık alanında askeri sistemi büyütmeyi değil, doğrudan sivil sağlık kapasitesini de savaş koşullarına dayanıklı hale getirmeyi amaçlıyor.

İttifakın sağlık kılavuzlarında yer alan yönergeler de tam olarak işaret ettiğimiz yeri gösteriyor:

Stratejik stoklar, sivil/askeri tıpta ortak erişim düzenlemeleri, ortak hastalık/sağlık gözetimi, iletişim hatları ve daha fazlası…

Bütün bunlar ne anlama geliyor?

Bütün bu düzenleme ve düzenleme önerilerinin, halklar üzerindeki etkisini anlamanın en iyi yolu, bir nevi yazılı simülasyondan geçiyor.

Tamamen NATO belgelerine göre, ABD önderliğindeki NATO, üye ülkelerle birlikte ‘büyük bir düşmana’ karşı sıcak savaşa başladığını ve ülkemizin de bu savaşa askeri gücüyle dahil olduğunu düşünelim. 

Böyle bir senaryoda, tıp alanında ‘başımıza gelecekleri’ şu şekilde özetlemek mümkün:

Ülkemiz NATO’nun herhangi bir topyekun savaşına dahil olduğunda, ilk kırılma önce tedarik zincirinde, ulaşımda ve haberleşmede yaşanır, bütün bu sektörler yoğun bir baskı altına girer. Yani savaşın cepheden şehirlere ulaşması büyük bir hızla gerçekleşir ve kamu hizmetleri anında kilitlenir. 

Böyle bir savaşta Türkiye’de beklenen tablo; yaralanma ve ölüm dışında, sağlık hizmetine erişimde daralma, ilaç ve tıbbi malzeme kıtlığı, psikolojik travma, göç ve iç göç, fiyat artışları, ulaşım ve iletişim kesintileri ve kamu kaynaklarının savaşa kaydırılması olacaktır. 

Türkiye’nin sağlık altyapısı, halkın ihtiyaçlarına göre değil, büyük bir hızla savaş temposuna göre yeniden dizayn edilir. Şehir hastaneleri, devlet hastaneleri, askeri hastaneler, üniversite hastaneleri ve özel sağlık zincirleri, kime nasıl hizmet edeceğini ülkenin değil, ittifakın ve içerisinde bulunduğu savaşın kanunlarına göre öğrenir.

Buradan sonra mesele yalnızca tıbbi kapasite meselesi olmaktan çıkar; doğrudan bir egemenlik meselesine dönüşür. Çünkü sağlık, savaş zamanında sadece ‘yaralıyı kurtarma’ değil, kimin tedavi edileceğini, hangi yaralının önce taşınacağı, hangi ilacın kime verileceği, hangi hastanenin askerî önceliklerle çalışacağına karar verme meselesidir. 

Örneğin COMEDS, savaşın ilk anlarında merkeze hazırladığı tıbbi durum değerlendirmesinde hangi ülkelerde sağlık sistemi baskısı oluştuğunu, hangi bölgelerde hasta transferinin mümkün olduğunu ve hangi alanlarda sivil-askerî koordinasyon gerektiğini belirler.

MAP’a göre oluşturulacak plana göre bazı müttefik ülkeler ileri cerrahi ve yoğun bakım kapasitesini üstlenirken, diğerleri tahliye, rehabilitasyon, kan ürünleri, ilaç sevkiyatı veya lojistik merkez rolünü alır. Peki bu rolleri kim dağıtacak? Cevabı yine NATO belgelerinde: “Lead nations”, yani öncü ülkeler… 

Cevabı NATO belgelerinde olmayan soru ise şu: Görev dağılımı neye göre yapılacak? Askeri güce göre mi, siyasi güce göre mi, ittifak içerisindeki yere göre mi, yoksa ittifaka asıl rengini veren, Atlantik merkezli stratejik reflekslere göre mi?

NATO belgelerinden devam edelim… Eğer olur da askeri sağlık hizmetleri tek başına yetersiz kalırsa -ki beklenti o yönde- COMEDS, sivil sağlık otoriteleriyle işbirliğine başlar. NATO’nun arz güvenliği, hasta sevk ve transferi gibi ‘sağlık odaklı’ görünen kavramlarla açıkladığı bu işbirliğinin ürkütücü bir başka gerekliliği daha var: Ulusal ve bölgesel stokların kullanımı. 

Yani NATO, gerekli gördüğünde, örneğin sivil sağlık hizmetlerinin elindeki kan stoğunu askeri personel için kullanabilir. Bu aslında her ülkede geçerli olan bir kanun. Ancak bu, kendi ordusuyla, kendi çıkarları gereği savaşa giren bir devletin kendi stoğunu ülke içerisinde kullanma ehliyetinden çok daha fazlası. 

Özetle, insan hayatının merkezinde bulunan sağlık hizmetlerini düşünelim…

Onu silah sistemleriyle eşdeğer önemde gören yetkililerce militarize edilen sağlık hizmetleri, NATO üyeliğinin ‘yük paylaşımı’ görevi savaş durumunda hızla ‘kaynak paylaşımına’ dönüştüğünde, kime ne kadar ulaştırılacak? 

Ve bir ülke düşünelim…

Emperyalist-kapitalist sistemin ‘üst sıralarında’ bulunmasa da, iktidarlar tarafından ne pahasına olursa olsun ittifakın içerisinde tutulan, ekonomisi oldukça ‘kırılgan’, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin zaten ağır aksak yürüdüğü ancak kalabalık bir askeri/sivil nüfusa sahip bir ülke, böyle bir senaryoda kaç yıl da değil, kaç ay tutunabilir ve ‘ittifaklarından’ hangisi böyle bir enkazın kurtulması için omuz verecek cesarete sahip olabilir?

Kaynaklar:

https://ideo.org.tr/once-ankara-sonra-izmir-nato-2026da-ulkemizden-ne-bekliyor/

https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2023/12/07/nato-hosts-first-joint-meeting-of-senior-military-and-civilian-representatives-from-the-medical-sector

https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2025/11/20/nato-health-officials-meet-to-discuss-medical-support-for-collective-defence

https://www.nato.int/content/dam/nato/legacy-wcm/media_pdf/2024/8/pdf/240830-human-security-en.pdf

https://www.nato.int/content/dam/nato/legacy-wcm/media_pdf/2022/2/pdf/220222-0407-21_Guidelines-Civil-Military-Medical-Cooperation_en.pdf

https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2024/06/07/nato-committee-of-chiefs-of-military-medical-services-discuss-medical-support-to-collective-defence-and-meet-with-nato-joint-health-group

https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2023/12/07/nato-hosts-first-joint-meeting-of-senior-military-and-civilian-representatives-from-the-medical-sector

https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2026/06/05/nato-comeds-65th-plenary-medical-readiness-an-important-part-of-national-and-collective-security

Erkin Öncan

Erkin Öncan

Diğer içerikler

Holdingleşmiş bir cemaatin karanlık geçmişi: Işıkçılar cemaati ve İhlas Holding
Manşet

Holdingleşmiş bir cemaatin karanlık geçmişi: Işıkçılar cemaati ve İhlas Holding

ideo
3 Haziran 2026
Özel, Newsweek’e yazdı: “Mücadelemiz NATO’nun güvenliğini şekillendirecek”
Manşet

Özel, Newsweek’e yazdı: “Mücadelemiz NATO’nun güvenliğini şekillendirecek”

ideo
1 Haziran 2026
13. yıldönümünde Gezi Direnişi
Gündem

13. yıldönümünde Gezi Direnişi

ideo
31 Mayıs 2026
Siyasal alanı halksızlaştırmak olanaklı mı?
Genel

Siyasal alanı halksızlaştırmak olanaklı mı?

Özgür Tekin
23 Mayıs 2026
Patron düzeninin katliamı: Soma
Manşet

Patron düzeninin katliamı: Soma

ideo
13 Mayıs 2026
ideo

© 2024 ideo

  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

© 2024 ideo