Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan ortak savunma anlaşması onay için TBMM’ye gönderildi. Devrim Partisi, “Mekke İttifakı’na Hayır” başlıklı bir açıklama yayımlayarak anlaşmanın ABD emperyalizminin Batı Asya’daki beklentilerini karşılayacak biçimde tasarlandığı belirtildi. Parti, ortak savunma taahhüdünün kapsamının çok geniş olduğuna dikkat çekti. Bu taahhüdün, İran’ın Körfez’deki ABD üslerine misillemelerine ya da Suudi Arabistan’ın saldırgan taraf olduğu Yemen savaşına karşı da işletilebileceği uyarısında bulundu. Açıklamanın tamamı şöyle:
Mekke İttifakı'na Hayır
Karşı-devrim iktidarının Yeni Osmanlıcı stratejisinin parçası olarak gündeme gelen Mekke İttifakı Anlaşması meclise geldi. İktidar tarafından bir süredir fiilen yürürlükteymiş gibi tartıştırılan ve tam metni daha meclis kayıtlarına girmeden basına sızdırılan anlaşma; içeriği, zamanlaması ve bölgesel yansımalarıyla ABD emperyalizminin Batı Asya’ya yönelik beklentilerini karşılayacak biçimde tasarlanmıştır. Güncellenmiş Monroe Doktrini kapsamında bölgemizde kontrollü çekilme sürecine giren ABD’nin bölgedeki hedeflerinin işbirlikçi hükümetlerce üstlenilmesine yönelik zeminlerden bir yenisi olan Mekke İttifakı, aynı zamanda geleceği tartışmalı hale gelmiş gerici Körfez yönetimlerini de tahkim etmektedir.
“ABD’siz güvenlik mimarisi” oluşturduğu ve “İsrail’i ürküttüğü” iddia edilerek meşrulaştırılmaya çalışılan Mekke İttifakı’nın anlamı, konunun muhataplarının beyanları ve anlaşmanın sahada hangi güçlere karşı kullanılacağına bakılarak anlaşılmalıdır. Emperyalist haydut Trump’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan için yaptığı “Ben ne istersem yapar” beyanı bu açıdan tartışmaya yer bırakmamaktadır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik emperyalist saldırganlığının ters teptiği, Suudi gericiliğinin ise Yemen’in haklı direnişi karşısında köşeye sıkıştığı bir dönemde gündeme gelen ittifak; emperyalistlere kök söktüren İran ve Yemen’i kuşatma hedefinin ürünüdür.
Anlaşmanın öngördüğü ortak savunma taahhüdünün kapsamı fazla geniştir ve gerek İran’ın meşru müdafaa kapsamında Körfez ülkelerindeki ABD üslerine misillemelerini gerekse Yemen’de olduğu gibi Suudi Arabistan ya da bir başka imzacı ülkenin açıkça işgalci ve saldırgan taraf olduğu gerilimlerde alacağı darbeleri içerecek şekilde yorumlanması mümkündür. Suudi Arabistan’ın “Yemen’e karşı askeri destek” talebinin Trump tarafından geri çevrildiği güncel durumda Mekke İttifakı, ABD’den gelmeyen desteğin ABD adına bölgedeki işbirlikçilerince sağlanmasının aracı olarak anlam kazanmaktadır.
Anlaşmanın zamanlaması ve ayrıntıları, ülkemizi farklı bölge ülkelerinin iç siyasetlerinde de gerici güçlerin hamisi olacak şekilde taraf haline getirecek niteliktedir. Kurulması öngörülen mekanizmanın sekretaryası Suudi Arabistan’da bulunacaktır. Yemen’de hezimete uğradığı ve Yemen’in meşru müdafaa misillemeleri karşısında ülkenin stratejik noktalarını koruyamadığı için ülkesindeki fiili iktidarı tartışmalı hale gelen veliaht prens Muhammed bin Selman gerek anlaşmanın sağlayacağı umulan prestij gerekse anlaşma kapsamında ülkesine konuşlanacak Türkiye ve Pakistan askeri birlikleriyle iktidarda tutulmaya çalışılmaktadır. Ülke içinde yasal ve anayasal çerçeveyi tanımayan ve kritik süreçlerde meclisi baypas ederek notere indirgeyen iktidar, bölgede de petrol zenginliği dışında meşruiyet kaynağı olmayan gerici hanedanlara kalkan olmaktadır. Ülkemiz, ABD emperyalizminin takdiri ve Suudi gericiliğinin parası uğruna bölgede sonu olmayan gerilimlerin içine sürüklenmekte ve açıkça tarihin yanlış tarafında konumlandırılmaktadır.
Bölgemizde emperyalizmi ve gericiliği tahkim etmek için gündeme getirilen Mekke İttifakı Anlaşması reddedilmelidir. Türkiye, Amerikan ekseninden kurtulmalıdır.
Ülkemizin ABD çıkarları doğrultusunda yönetilmesini reddediyoruz. Köle değil halkız. Emperyalizme ve gericiliğe karşı ayağa kalkacak, ABD’nin ülkemiz üzerindeki tahakkümünü kıracak, bölgenin onurlu halklarıyla birlikte emperyalizme ve Siyonizme karşı kavganın parçası olacağız.