Çarşamba, Şubat 4, 2026
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
ideo
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
No Result
View All Result
ideo
No Result
View All Result

Silikon Pampa: Milei’nin tekno-liberteryen hayali Arjantin’i nasıl bir veri kolonisine dönüştürüyor?

ideo ideo
23 Ocak 2026
Dünya
Silikon Pampa: Milei’nin tekno-liberteryen hayali Arjantin’i nasıl bir veri kolonisine dönüştürüyor?

Çeviri: Mehmet Yaşar Kaya

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin ekonomi danışmanı ve tekno-liberteryen ideologu Damián Reidel, hiçbir ölçü gözetmeden “Gezegenler, Arjantin’in dünyanın dördüncü yapay zekâ merkezi hâline gelmesi için hizaya girdi” diye ilan etti. Bu söylem baştan sona büyüklenme ve abartı doluydu.

20 Aralık 2024’te Arjantin hükümeti Casa Rosada’da, ülkeyi yapay zekâ alanında küresel bir merkez haline getirme stratejisinin temeli olarak tanıttığı iddialı “Nükleer Plan”ı açıkladı. Sahne özenle hazırlanmıştı: Milei’nin yanında NA-SA (Nucleoeléctrica Argentina S.A.) başkanı Damián Reidel ve İran’la ilgili diplomatik rolü nedeniyle son dönemde tartışmalara konu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi vardı.

Asgari etik kısıtlamalara sahip liberteryen bir cennet tasavvuru

Mevcut bilgiler sınırlı olsa da planın ana hatları oldukça net: yapay zekâ veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacını nükleerle karşılamak; soğuk iklim, yetenekli işgücü ve esnek düzenleyici çerçeveler sunarak teknoloji şirketlerini Arjantin’e çekmek. Seçilen reaktör ACR-300; INVAP tarafından geliştirildiği söylenen modüler bir Arjantin tasarımı olarak sunuluyor ve geleneksel büyük reaktörlere kıyasla daha verimli ve ekonomik olduğu iddia ediliyor. Plan ayrıca ihracata dönük bir uranyum değer zinciri geliştirmeyi de içeriyor. İlk bakışta her şey yüksek teknoloji, modernlik ve enerji zenginliği vaat ediyormuş gibi görünüyor.

Ancak Nükleer Plan’ın beş yıl içinde bu reaktörleri inşa edeceği vaadi, somut adımlar ve altyapı olmadan çok iddialı duruyor. Mevcut kapasite ve kaynaklar göz önüne alındığında uzmanlar zaman çizelgesini gerçekçi bulmuyor ve projeyi, Arjantin’in bilimsel altyapısının tahribatını meşrulaştırmak için ortaya konmuş popülist bir illüzyon olarak eleştiriyorlar.

Projenin öne çıkan figürü Damián Reidel; INVAP, NA-SA ilişkileri ve nükleer alana dair teknik geçmişinin ötesinde, kariyerinin önemli bölümünü finans sektöründe — örneğin JP Morgan Chase gibi kurumlarla — geçirmiş biri olarak tanımlanıyor. Birçok Arjantinli nükleer uzman, planın gerçek dışı hedeflerini Reidel’in finansal vizyonuna, bilimsel temelden ziyade sermaye odaklı bakışına bağlıyor.

Paradoks: Milliyetçi retorik ile kuralsızlaştırılmış çıkarların birleşimi

Sahnedeki paradoks net: Bir yandan atom enerjisi üzerinden milliyetçi-kalkınmacı bir tahayyül; öte yandan aynı projenin, yeni liberteryen rejimin kuralsızlaştırılmış, ekstraktivist mantığına eklemlenme çabası. Reidel’in açıklamaları bunu açıkça gösteriyor: Arjantin’in üstünlüğünün yalnızca doğal kaynaklar veya beşerî sermaye değil, esasen “düzenlemeleri kaldırma” konusunda siyasi irade olduğunu vurgulaması bu zihniyeti özetliyor.

Ona göre Arjantin’in gerçek değeri, ülkeyi liberteryen bir cennet olarak sunabilme kapasitesinde yatıyor — düşük ücretler, zayıf işçi ve çevre korumaları ile yapay zekâ geliştirmede asgari etik kısıtlamalar. Bu yaklaşım, Arjantin’i düzenlemelerle sıkı denetlenen Avrupa Birliği veya verileri güçlü biçimde kontrol eden Çin gibi merkezlerin önüne koymayı amaçlıyor.

İnovasyon olarak pazarlanan şeyin gerçekte bağımlılığın hızlandırılması olduğu söylenebilir: ihracata dönük enerji üretimi, ülkeye yerleştirilecek yabancı sunucular ve stratejik özerkliğinden arındırılmış nitelikli emek. Bu proje, Küresel Güney’in teknolojik tabiiyetinin kopuşunu temsil etmekten çok, aynı bağımlılık yapılarını yeni biçimlerde yeniden üretiyor: Arjantin, veriyi işleyip kazanç sağlayacak aktörler için enerji ve kolay koşullar sunan bir bağlantı hâline gelme riskiyle karşı karşıya.

Bilimsel altyapının erozyonu: “Bilimkırım” ve motorlu testere politikası

Aynı hükümet nükleer yatırımlardan söz ederken kamu eğitimine ayrılan bütçeleri kısıyor, bilimsel araştırmaları zayıflatıyor ve devletin inovasyon sisteminden binlerce bilim insanı ile teknik çalışanı işten çıkarıyor. Üniversitelere ve araştırmaya yönelik bu saldırının şiddeti eleştirmenler tarafından “bilimkırım” olarak adlandırılıyor; bazıları projeyi destekleyen bilim insanları ve INVAP çalışanlarının bile projeden uzaklaştığını belirtiyor.

Bu bağlamda, devlet kaynaklarını ve uzmanlıkları boşaltan politikalar —bazıları “motorlu testere politikası” olarak tanımlanan—, Arjantin’i dünyanın dördüncü yapay zekâ merkezi yapma hayalini besleyen temel birikimleri ortadan kaldırıyor; yani tekno-ütopyacı fanteziyi besleyecek altyapı sistematik olarak tahrip ediliyor.

Algoritmik tasfiye ve “nesnellik” kisvesi

Milei hükümetinin yapay zekâ ajandası enerjiyle sınırlı değil. Haziran 2024’te Milei, Google, Apple, Meta ve OpenAI yöneticileriyle görüşerek Google Distributed Cloud’un uygulanmasına dayalı bir “Devlet Dijital Reformu” modelini tartıştı. Plan, eğitimden sağlığa kadar kamu hizmetlerinde büyük veri, makine öğrenimi ve algoritmaların kullanımını içeriyor. Ancak kitlesel kamu işten çıkarmalarının eşlik ettiği bir ortamda bu reform, modernleşmeden çok algoritmik bir tasfiye izlenimi veriyor.

Yapay zekâ burada, siyaseti ve demokratik müzakereyi ortadan kaldıran “nesnel” algoritmalar kisvesi altında, toplumsal karar alma süreçlerini yerinden etmek için kullanılabilecek güçlü bir araç olarak sunuluyor. Bu gerici yön, Milei’nin “Devletin içinde bir köstebek olmayı seviyorum. Onu içeriden yok eden benim.” şeklindeki söylemiyle de uyumlu bir retorik sergiliyor. Bu yalnızca teknik bir çözümcülük değil; toplumsal haklar, iş ve çevre düzenlemeleri, kamu politikaları ve demokratik süreçlerin tasfiyesi yönünde sistematik bir ideolojik taarruzdur.

Reidel’in yatırımcılara yönelik konuşmalarında açığa çıkan ifade durumu dramatize ediyor: Arjantin’in yapay zekâ yatırımları için avantajları sıraladıktan sonra, “Tek sorun, Arjantinlilerin burada yaşıyor olması,” diyerek sözlerini bitirdi ve “…ama biz bu sorunu hallediyoruz,” şeklinde ekledi. Bu sözler planın özünü sembolik biçimde yansıtıyor: ülke ve halk, tekno-ütopyacı çıkarlar uğruna bir feda bölgesine dönüştürülmek isteniyor.

Lityum düşleri ve yeni madunlaşma biçimleri

Bu tekno-ütopyacı vizyon, Milei’nin liberteryen çevreleriyle paylaştığı eski ekstraktivist tahayyülle sıkı sıkıya bağlıdır. Lityum, fosil sonrası dönemin yeni değer objesi olarak ayrıcalıklı bir konumda yer alıyor: taşınabilir cihazlarda yüksek enerji yoğunluğu sağlayan pillerin hammadde kaynağı. Lityum, kapitalizmin süreklilik fantezisini besleyerek, iklim krizi sonrası bile tüketimi ve birikimi sürdürme vaadi sunuyor.

2011 civarından itibaren “Lityum Üçgeni” anlatısı—Arjantin’deki Hombre Muerto, Bolivya’daki Uyuni ve Şili’deki Atacama’yı içeren, dünya rezervlerinin önemli bir kısmını barındırdığı iddia edilen bölge—kronik krizle boğuşan ülkelere yeni bir el dorado olarak pazarlanıyor. Bu anlatı, lityum madenciliğini steril, temiz ve teknolojik bir ilerleme estetiğiyle süslüyor; oysa gerçekte büyük su tüketimi, yerel ve yerli topluluklarla çatışmalar ve sınırlı katma değer üretimi gibi ciddi sorunlar var.

Arjantin’de Milei hükümeti, ekstraktivist yaklaşımı derinleştiren düzenlemeler getiriyor. 2024 tarihli Arazi Yasası ve Büyük Yatırımlar için Teşvik Rejimi (RIGI) paketleri, mekânsal ve çevresel hakları ulusötesi sermayenin çıkarlarına daha elverişli hâle getiren hukuki çerçeveler sunuyor. 200 milyon doları aşan projeler için sağlanan vergi sabitliği, döviz muafiyetleri ve vergi indirimleri gibi avantajlar kısa vadede yatırımcıları çekebilir; ancak uzun vadede etkili denetim eksikliği, madenciliğin toplum ve çevre lehine rant yaratmasını engelliyor.

Bu mekanizma sadece ekonomik teşviklerle ilgili değil; madencilik bölgelerinin planlı şekilde inşası ve yerel demokratik kontrollerin zayıflatılması anlamına geliyor. Milei’nin kampanya dönemi söylemleriyle tutarlı biçimde, “Bir şirket isterse bir nehri kirletme hakkına sahiptir” gibi ifadeler, bu ideolojinin pratik yansımalarını gözler önüne seriyor.

Tekno-ütopyacılığın ötesine geçmek: demokratik ve adil teknoloji politikaları

Yapay zekâ ile ekstraktivizmin birleşimi — veri merkezlerini çalıştırmak için nükleer enerji, pilleri beslemek için lityum kullanma projesi — yeni bir tâbi kılma modeli sunuyor. Teknolojik sıçrama retoriği, gerekli kamusal ve bilimsel kapasiteyi tüketmeden ya da güçlendirmeden uygulanamaz; düzenleme, yeniden dağıtım ve planlama olmadan adil bir enerji dönüşümünden söz edilemez.

Milei hükümetinin politikası, Latin Amerika’da teknoloji, liberteryen ekonomi ve otoriter eğilimlerin birleştiği bir gerilimi en uç biçimiyle somutlaştırıyor. İlerleme vaatleriyle süslenen lityum, reaktörler ve yapay zekâ vitrinleri, artan eşitsizlik, yoksulluk ve ekolojik yıkımı kamufle edebilir.

Gerçek ilerleme, teknolojinin dışlayıcı ve yağmacı vizyonlardan kurtarılmasıyla mümkün olacaktır. İnovasyon demokratikleştirilmeli; şirketlerin yağması için değil, toplumun özgürlüğü, sosyal adalet ve çevresel sorumluluk için kullanılmalıdır. Teknolojik ilerleme ancak bu ilkelerle gerçek siyasi ve ekonomik özgürlükle uyumlu olabilir.

Kaynak: Gustavo Robles, Untoldmag

Metinde yer alan görüşler, değerlendirmeler ve yorumlar yazara aittir; yayımlayan kurumun veya editoryal ekibin görüşlerini, yayın politikasını ya da kurumsal duruşunu yansıtmak zorunda değildir.

ideo

ideo

Diğer içerikler

Pentagon, ABD’li silah şirketlerinden ‘daha fazla üretim’ istemiş: Amaç Çin’le çatışmaya hazırlık
Dünya

Pentagon, ABD’li silah şirketlerinden ‘daha fazla üretim’ istemiş: Amaç Çin’le çatışmaya hazırlık

ideo
30 Eylül 2025
HTŞ, Mazlum Abdi’ye savunma bakanlığı teklif etti: “Buna açığız”
Dünya

HTŞ, Mazlum Abdi’ye savunma bakanlığı teklif etti: “Buna açığız”

ideo
30 Eylül 2025
Çin’de rüşvet alan eski bakana idam cezası
Dünya

Çin’de rüşvet alan eski bakana idam cezası

ideo
30 Eylül 2025
Çok sayıda ülkeden Filistin’i tanıma kararı
Dünya

Çok sayıda ülkeden Filistin’i tanıma kararı

ideo
22 Eylül 2025
ABD’nin İstanbul’daki ‘Suriye diplomatları’ görevden alındı
Dünya

ABD’nin İstanbul’daki ‘Suriye diplomatları’ görevden alındı

ideo
18 Eylül 2025
ideo

© 2024 ideo

  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Türkiye
  • Dünya
  • Yazı
  • Künye

© 2024 ideo