İtalya’da hayat pahalılığına ve çöken kamu hizmetlerine karşı biriken öfke hafta sonu sokaklara taştı. Eylemler cuma günü okulların kötü koşullarını protesto eden öğrencilerle başladı, cumartesi ise Milano, Torino ve Bologna’da pahalılığa karşı daha büyük yürüyüşlerle sürdü. Cumartesi gösterilerini “Meydanda İtalya” (Italia in Piazza) komitesi örgütledi; aynı gün CGIL sendikası da bir gösteri düzenledi.
Milano’da savaşa ve pahalılığa karşı yürüyüş olaysız başladı. Gerginlik, polisin yürüyüşün en örgütlü kesimine dar sokaklarda saldırmasıyla tırmandı. Polis raporuna göre cumartesi günü Milano, Bologna, Brescia, Bergamo ve Torino’da toplam 28 kişi tutuklandı; ülke genelinde tutuklananların 12'si reşit değil.
Milano’da ikinci gün
Pazar günü sosyal medya üzerinden buluşan yaklaşık 2 bin genç Duomo ve Via Torino çevresinde toplandı. Bir süpermarket ve çok sayıda mağaza yağmalandı, kafe terasları tahrip edildi. Polis biber gazı, tazyikli su ve zırhlı araçlarla saldırdı; Galleria Vittorio Emanuele kapatıldı, katedral turistlere erken kapandı. ANSA’ya göre cumartesiden bu yana Milano’da gözaltına alınanların sayısı 200'ü aştı; bunların yaklaşık yüzde 80'i reşit değil.
Hükümetin cevabı: Daha fazla polis
Gelecek yıl seçime gidecek olan Başbakan Meloni göstericilerin "şiddetini" kınadı ve bugün Roma’da meşru gösterileri istismar edenlere karşı yeni önlemleri değerlendirecek bir toplantı düzenliyor. Meloni muhalefetten de "şiddeti" tereddütsüz kınamasını istedi. Hükümetin önceliği belli: yoksullaşmaya değil, yoksulların öfkesine çare aramak.
İktidar cephesinde de tartışma eksik değil. Milano Belediye Başkanı Sala kentte polis sayısının yetersiz kaldığını öne sürünce, İçişleri Bakanı Piantedosi “radikal şık” solcuların şiddete her zaman mazeret bulduğunu söyleyerek karşılık verdi; Senato Başkanı La Russa ise polis eksikliği iddiasını reddetti. Düzen partileri arasındaki bu atışma, krizin özünü, yani ekonomik çöküşü perdeliyor.
Faturayı NATO ve Brüksel kesti
Krizin kaynağı sokakta değil, Roma’da ve Brüksel’de yazılan bütçelerde. İtalya’nın 2026 bütçesi, savunma harcamalarını Trump’ın NATO talepleri doğrultusunda artırdığı ve akaryakıt vergilerini yükselttiği için eleştirilmişti. Ülke, NATO’nun GSYH’nin yüzde 5'ini savunmaya ayırma hedefine doğru ilerliyor; bugünkü oran yaklaşık yüzde 2. Hükümetin elini kolunu bağlayan bir diğer zincir ise AB’nin aşırı açık prosedüründen çıkmak için bütçe açığını yüzde 3'ün altına çekme zorunluluğu.
Sendika CGIL geçen aralıkta bu bütçeye karşı genel grev yapmış, silah yerine sağlık, eğitim, ücret ve emekliliğe kaynak ayrılmasını istemişti. Tablo açık: Egemenliğini Washington’a ve Brüksel’e devreden bir hükümet, emperyalist silahlanmanın faturasını emekçilere ödetiyor.
Kendiliğindenlik değil, örgüt
Milano sokakları başka bir dersi de hatırlatıyor. Gözaltına alınan gençlerin hiçbir siyasi örgütle ya da hareketle bağı bulunmadığı bildiriliyor. Kendiliğinden patlayan öfke, bir program ve örgütle buluşmadığında iktidar açısından da baş edilmesi kolay bir zemin sunuyor.
Düzen muhalefeti de çözüm sunmuyor. Schlein ve Conte şiddeti kınayıp hükümeti ekonomik sıkıntıya eğilmeye çağırmakla yetindi. Emekçilerin ihtiyacı ise düzen içi iyi niyet beyanlarından çok daha fazlası.
Avrupa’da aynı öfke
İtalya’daki olaylar, aynı gün Fransa’da yüz binlerin katıldığı ve son yılların en sert gösterileri arasında yer alan pahalılık protestolarıyla eş zamanlı yaşandı. Belçika ve Portekiz’de de pahalılık karşıtı gösteriler düzenlendi. Kriz İtalya’ya özgü değil; sistemin kendisine ait.