Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın gebe ve emziren çalışanların çalışma koşullarına ilişkin hazırladığı yönetmelik taslağı kamuoyuna duyuruldu.. Düzenlemeye göre 150 ve üzeri kadın çalışanı bulunan işyerlerinde kreş, gündüz bakımevi veya okul öncesi eğitim kurumu sağlanması, 100 ve üzeri kadın çalışanı bulunan işyerlerinde ise emzirme odası açılması zorunlu olacak. Yeni bir düzenleme olarak duyurulan bu yükümlülükler, aslında 16 Ağustos 2013 tarihli yönetmelikte de bulunuyor. Mevcut düzenlemeye göre 100 ila 150 kadın çalışanı bulunan işyerlerinde emzirme odası, 150'den fazla kadın çalışanı bulunan işyerlerinde ise kreş açılması gerekiyor. Patronların başka patronlarla ortak bakım kurumu açması veya yetkilendirilmiş kurumlarla anlaşma yapması da hâlihazırda mümkün.
Bu nedenle yeni düzenleme olarak sunulan taslak, işyerlerinde kreş hakkını ilk kez tanımlamıyor. Kreş yükümlülüğünü başlatan sınır 151 kadın çalışandan 150'ye indirilirken emzirme odaları ile kreşlerin koşulları yeniden düzenleniyor. Ancak söz konusu hizmetlere erişimi belirleyen temel ölçüt, yine işyerindeki çalışan kadınların sayısı.
Taslakta hangi hükümler değişiyor?
Yeni yönetmelik taslağıyla emzirme odalarının kapsamı genişletiliyor. Mevcut düzenlemede çocukların emzirilmesi için ayrılan bu odaların, yeni taslakta süt sağımı yapılmasına ve sütün uygun hijyen koşullarında saklanmasına olanak sağlayan koşulların oluşturulması öngörülüyor.
Bununla birlikte mevcut yönetmelikte yer alan bazı ayrıntılı hükümler taslaktan çıkarılıyor. Yürürlükteki düzenlemede emzirme odalarının işyerine en fazla 250 metre mesafede bulunması gerekiyor. Kreşlerin işyerinden 250 metreden uzakta olması durumunda ise patronun ulaşım sağlaması zorunlu tutuluyor. Yeni taslakta bu mesafe ve ulaşım koşullarına açıkça yer verilmiyor.
Ayrıca mevcut yönetmelikte kreşlerin personelinden beslenme koşullarına, sağlık kontrollerinden patronun denetim sorumluluğuna kadar uzanan maddelerin yürürlükten kaldırılması planlanıyor. Bakanlık, bu değişikliğin gerekçesini kreş hizmetlerine ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatına bırakılması olarak açıklıyor. Ancak özellikle işyerine yakın bakım hizmeti ve bu hizmetlere ulaşım konusunda çalışanların mevcut güvencelerinin nasıl etkileyeceği, denetimin sağlanıp sağlanmayacağı meselesi taslakta belirtilmemiş.
Kreş hakkı yine çalışan kadın sayısına bağlı
Taslakta da mevcut yönetmelikte olduğu gibi kreş yükümlülüğü işyerindeki toplam çalışan sayısına değil, çalışan kadın sayısına göre belirleniyor. Yalnızca çocuğunun annesi yaşamını yitirmiş veya velayeti kendisine verilmiş erkek çalışanlar bu hesaba dâhil edilirken bakım sorumluluğu eşit olması gereken diğer erkek çalışanlar kapsam dışında kalıyor.
Bu yaklaşım, bakım yükünün kadınların omuzlarına yüklenmesi, bu ön kabul ile tasarı hazırlanması yönünden tartışmaya açık. Çocuk sahibi erkeklerin bakım sorumluluğu ortada çocuğa bakan bir kadın olmaması gibi belirli istisnalar dışında, işyerlerinin kreş yükümlülüğünü belirleyen bir unsur olarak görülmüyor. Üstelik 150 kadın çalışan sınırının altında kalan işyerlerinde çalışan ebeveynler açısından yeni taslak da genel bir kreş güvencesi sunmuyor. Özellikle küçük işletmelerde, güvencesiz çalışma koşullarında veya kadın istihdamının sınırlı olduğu sektörlerde çalışanların kreş ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusu yanıtsız kalıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı İş ve Aile Yaşamının Uyumu araştırması da bakım hizmetlerine erişimdeki sorunları ortaya koyuyor. Araştırmaya göre istihdamda olup 15 yaşından küçük çocukların bakım sorumluluğunu üstlenenlerin yüzde 83'ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanmıyor. Çocuk bakımı için kreş gibi profesyonel hizmet kullanmayan çalışanların yüzde 17,6'sı ise bunun nedenini hizmet maliyetlerinin yüksek olmasıyla açıklıyor.
Bakım sorumluluğu yüklenen kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 37,8'de kalırken bu veriler, çocuk bakımının yalnızca işyerlerinde kreş açılmasıyla sınırlı bir mesele olmadığını da gösteriyor. Ücretsiz ve erişilebilir kamusal bakım hizmetlerinin yetersiz kaldığı koşullarda çocukların bakımı büyük ölçüde aile içinde karşılanırken bu sorumluluğun önemli bir bölümünü kadınlar üstleniyor.
Bakanlığın gerekçesinde “Aile ve Nüfus On Yılı” vurgusu
Yönetmelik taslağının gerekçesinde 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesine ve ardından duyurulan "Aile ve Nüfus On Yılı" politikalarına da yer veriliyor. Doğurganlık hızındaki düşüş ve evlenme oranlarındaki gerileme, düzenlemenin hazırlanmasına dayanak oluşturan gelişmeler arasında sıralanıyor. Böylece kadınların çalışma hayatındaki koşullarına ilişkin düzenleme, hükümetin aileyi ve nüfus yapısını güçlendirme hedefleriyle birlikte ele alınıyor. Buna karşılık çocuk bakımının kadın ve erkek çalışanlar arasında eşit biçimde paylaşılmasını sağlayacak veya bakım hizmetini bütün çocuklar için kamusal bir hak olarak güvence altına alacak yeni bir düzenleme taslakta bulunmuyor.
Düzenleme henüz yürürlüğe girmiş değil. Yıllardır yürürlükte bulunan kreş yükümlülüğünün ne ölçüde uygulandığı, patronların bu konuda nasıl denetlendiği ve çocuk bakımının neden hâlâ büyük ölçüde çalışanların, özellikle de kadınların sorumluluğuna bırakıldığı soruları ise yanıt bekliyor.