AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın’ın İzmir’in ardından bir büyükşehir belediye başkanının daha AKP’ye katılacağını söylemesi üzerine gözler Antalya’ya çevrildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Büşra Özdemir, birkaç gündür AKP’ye geçeceği iddialarıyla gündemde. Özdemir hakkındaki iddialar, Muhittin Böcek’in tutuklanması ve görevden uzaklaştırılmasının ardından Antalya Büyükşehir Belediyesinde yaşanan yönetim sürecini de yeniden tartışmaya açtı.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, 5 Temmuz 2025’te yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmış, İçişleri Bakanlığının kararıyla görevden uzaklaştırılmıştı. Ardından belediye meclisinde yapılan seçimle Büşra Özdemir başkanvekilliği görevine gelmişti. Böcek’in tutuklanmasıyla başlayan süreçte belediyenin yönetimi ve Antalya’daki siyasi dengeler tartışma konusu olurken AKP’ye geçeceği yönündeki iddiaların ortaya atılması, kentin yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşmesine neden oldu.
Özdemir’in AKP’ye geçeceği yönündeki iddialar, Hasan Basri Yalçın’ın açıklamasının ardından gündeme taşındı. Özdemir’in eşinin AKP’li olduğu yönündeki bilgi de parti değişikliği iddialarıyla birlikte gündeme getirilen ayrıntılar arasında yer aldı. Gazeteci Sinan Burhan’ın Özdemir’in AKP’ye katılabileceğini öne sürmesi ve CHP’li yetkililerin kendisine ulaşamadığı yönündeki açıklamalar tartışmayı büyüttü. Özdemir ise iddiaların ülke gündemine taşınmasına tepki göstererek, “Ben bunu hak etmiyorum” dedi ve önceliğinin Antalya’ya hizmet etmek olduğunu iddia etti.
Özdemir, 12 Ekim’deki belediye meclisi toplantısında yaptığı açıklamada CHP çatısı altında siyaset yaptığını belirtse de AKP’ye geçmeyeceğine ilişkin kesin bir ifade kullanmadı. Ardından Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Özdemir’in Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’le görüştüğünü ve parti değiştireceği iddiasını reddettiğini açıkladı.
Böylece Antalya’ya ilişkin iddialar, muhatabı tarafından kamuoyu önünde açıkça olmasa da aracılar kullanılarak yalanlanmış oldu. Ancak bu açıklama, muhalefet belediyelerinin geleceğine ilişkin soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor.
İzmir’den Antalya’ya uzanan belirsizlik
Antalya’ya ilişkin iddiaların bu kadar kısa sürede gündemin merkezine yerleşmesinin arkasında, son dönemde muhalefet belediyelerinde yaşanan parti değişiklikleri bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, haziran ayında CHP’den istifa etmiş, 7 Ekim’de ise AKP’ye katılmıştı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçişi de muhalefet belediyelerindeki çözülmenin önemli örnekleri arasında yer aldı. 2024 yerel seçimlerinde CHP’den seçilen belediye başkanlarının daha sonra iktidar partisine katılması, sandıkta ortaya konan siyasi tercihin ne ölçüde korunabildiği sorusunu gündeme taşıyor.
Cemil Tugay, 2024 yerel seçimlerinde CHP adayı olarak oyların yüzde 49’unu alarak seçilmişti. Tugay’ın önce partisinden ayrılması, ardından AKP’ye katılması, İzmir’deki seçmenlerin önemli bir bölümünün sandıkta tercih ettiği siyasi parti ile belediye yönetimi arasındaki bağı kopardı. Benzer bir ihtimalin Antalya için de tartışılmaya başlanması, parti değişiklikleri karşısında seçmen iradesinin nasıl boşa düşebildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Seçimlerden sonra halkın iradesi nasıl korunacak?
Belediye başkanlarının seçimden sonra parti değiştirmesi hukuken mümkün olsa da tartışma, bu değişikliklerin seçimlerde ortaya çıkan siyasi tercihlerle ilişkisiyle sınırlı değil. Yurttaşların siyasal katılımının sandıkta oy kullanmakla sınırlandırılması, halkın kendi yaşamını ve geleceğini belirleyen karar süreçlerinden uzaklaştırılması anlamına geliyor. Yerel seçimler, yurttaşların kentlerin yönetimine ilişkin sözünü ortaya koyduğu alanlardan biri olsa da bu sözün seçim sonrasında ne ölçüde karşılık bulabildiği tartışmalı hale geliyor.
Bu durum, muhalefete yönelik güvensizliği de besleyen bir zemine dönüşüyor. Bir yandan belediyeler üzerindeki siyasi ve hukuki baskılar tartışılırken diğer yandan muhalefet saflarından iktidar partisine geçişlerin yaşanması, siyasetin yurttaşların taleplerini karşılamak yerine kişisel çıkar mücadeleleri ve parti hesapları etrafında şekillendiği yönündeki algıyı güçlendiriyor. Antalya’da henüz doğrulanmış bir parti değişikliği bulunmamasına rağmen bu yöndeki iddiaların gündeme gelmesi de son dönemde oluşan güvensizlik ortamından bağımsız değerlendirilemiyor.
Muhalefetteki çözülme derinleşiyor
Muhalefet açısından sorun yalnızca belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle sınırlı değil. Seçimlerde elde edilen toplumsal desteğin kalıcı bir siyasal örgütlülüğe dönüştürülmemesi, yargı müdahaleleriyle derinleşen parti içi krizler ve iktidar cephesindeki aktörlerden anlamlı biçimde ayrışmayan isimlerin öne çıkması da tartışmanın önemli parçalarını oluşturuyor. Tüm bunların gerisinde ise düzenle barışık bir siyasetin kaçınılmaz olarak karşı karşıya kaldığı sınırlar ve zaafiyet bulunuyor. İzmir’de yaşananlar, bu zaafların büyükşehir belediyeleri düzeyinde nasıl sonuçlar doğurabildiğini gösterdi.
Benzer bir sonucun Antalya’da da yaşanması ihtimali gündemde. Özdemir ve Emre'nin açıklamaları şimdilik parti değişikliği iddialarını gündemden düşürmüş olsa da muhalefet belediyelerinin siyasi geleceğine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Antalya’da bugün için doğrulanmış bir AKP’ye geçiş söz konusu değil. Buna karşın tartışma artık yalnızca hangi belediye başkanının parti değiştireceği sorusuyla sınırlı da değil. Siyasal katılımı sandıkla sınırlandırılarak yurttaştan seçmene indirgenen halkın seçimlerde ortaya koyduğu tercihin ne ölçüde korunabildiği ve ana muhalefetin bu halkın iradesini temsil edebilecek siyasal yetkinliğe sahip olup olmadığı tartışmanın merkezinde yer alıyor.