Gençlere yıllarca aynı masal anlatıldı: Oku, diplomanı al, emeğinin karşılığını alırsın. Ekim ayında Şili ve İngiltere'de yayımlanan iki araştırma, bu vaadin sermaye düzeninde boş bir söze dönüştüğünü rakamlarla ortaya koyuyor. Şili'de üniversite mezunları ya işsizler ordusuna katılıyor ya da eğitimlerinin çok altındaki işlerde çalıştırılıyor. İngiltere'de ise çalışan gençler bile ev sahiplerine ve bankalara borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor.
Şili: Mezunların neredeyse yarısı diplomasını kullanamıyor
Şili'de Diego Portales Üniversitesi'ne bağlı Ekonomik Bağlam Gözlemevi'nin (OCEC-UDP) Haziran–Ağustos 2026 dönemine ait raporu, yerel basında "eğitimli işsizlik" olarak anılan sorunun derinleştiğini gösteriyor. Rapora göre yükseköğretim mezunları arasında işsizlik bir yılda 1 puan artarak yüzde 8,3'e çıktı. Bu, diploması olduğu halde iş bulamayan 356 bin kişi demek. Aynı dönemde ülke genelindeki işsizlik oranı yüzde 9,6.
Tablo en çok gençler için ağır. 30 yaş altındaki mezunlarda işsizlik bir yılda yüzde 13,8'den yüzde 15,9'a yükseldi. Üniversite mezunlarında oran yüzde 8, meslek yüksekokulu mezunlarında yüzde 8,7. İşsizliğin en yüksek olduğu alanlar ise beşeri bilimler, turizm ve gastronomi.
İş bulabilenlerin durumu da parlak değil. Çalışan mezunların yüzde 38,5'i, yani 1,52 milyon kişi, eğitiminin altında bir işte çalışıyor. Bu oran 2019'dan bu yana görülen en yüksek düzey.
Gözlemevinin direktörü ekonomist Juan Bravo, işsiz mezunlarla eğitiminin altında çalışanlar birlikte ele alındığında, yükseköğretim mezunu işgücünün yüzde 43,6'sının eğitiminden yararlanamadığını vurguluyor. Bravo'ya göre bu, kayıtların tutulmaya başlandığı tarihten bu yana en yüksek oran. Bravo ayrıca grafik tasarım ve çevirmenlik gibi bazı mesleklerin üretken yapay zekâ nedeniyle gerilediğine dikkat çekiyor.
Sorunun arka planında yükseköğretimin hızla yaygınlaşması da var. Şili'de işgücü içinde yükseköğretim mezunlarının payı 2010'da yüzde 21,7 iken bugün yüzde 42,1'e ulaştı. Mezun sayısı neredeyse iki katına çıkarken, piyasa bu insanların eğitimini karşılayacak işler yaratmadı. Sermaye için diplomalı genç işsizler, ücretleri aşağı çeken hazır bir yedek işgücünden başka bir şey değil.
İngiltere: Çalışan gençler bile kirayı borçla ödüyor
İngiltere'de Bristol Üniversitesi Kişisel Finans Araştırma Merkezi ile borç danışmanlığı yapan hayır kurumu StepChange'in Ekim 2026'da yayımladığı "Starting out, falling behind" (Başlarken geride kalmak) başlıklı rapor, genç yetişkinlerin ekonomik bağımsızlığa ulaşamadığını ortaya koyuyor. NatWest Group'un finanse ettiği araştırma; StepChange'in 2025'te danışmanlık verdiği 18–34 yaş arası 71 bin kişinin kayıtlarına, 4 bin 200 kişilik temsili bir ulusal ankete ve 20 derinlemesine görüşmeye dayanıyor.
Rapora göre 18–24 yaş arasındaki gençlerin yalnızca yüzde 49'u temel aylık giderlerini karşılayabiliyor. Yani her iki gençten biri ay sonunu getiremiyor.
Borç batağı erken başlıyor. StepChange'e başvuran 18–34 yaş arası gençlerin dörtte üçü ilk kez 21 yaşından önce kredi kullanmış. Bu gençlerin yüzde 44'ü kirasını ödeyebilmek için borç almak zorunda kalmış.
Çalışmak da çözüm olmuyor. Danışanların yüzde 49'u, bir işte çalıştığı halde son üç yılda zorunlu giderlerini karşılayacak kadar kazanamamış.
StepChange yöneticisi Vikki Brownridge, gençlerin içine düştüğü durumu yüksek konut maliyetlerine, zorlaşan iş piyasasına ve erken yaşta krediye bağımlı hale gelmelerine bağlıyor. Ancak raporu finanse eden NatWest'in de gençlere kredi açan büyük bankalardan biri olduğunu hatırlatmak gerekiyor: Gençlerin borç yükü, bankalar için bir kâr kalemi.
Sorun bireysel değil, sınıfsal
Şili ile İngiltere birbirinden çok farklı iki ekonomi. Ama iki araştırmanın gösterdiği tablo şaşırtıcı ölçüde benzer. Bir yanda diploması olduğu halde iş bulamayan ya da vasıfsız işlerde çalışan gençler, diğer yanda çalışmasına rağmen kirasını borçla ödeyen gençler var.
İki ülkede de gençlere aynı reçete sunuldu: daha çok eğitim, daha çok çalışma, gerekirse daha çok borç. Oysa rakamlar sorunun bireysel değil sınıfsal olduğunu gösteriyor. İstihdamı kârlılığa, barınmayı kira rantına, geçimi krediye bağlayan bir düzende, emekçi çocukları için diploma bir güvence değil, ödenmesi gereken bir borç senedi. Genç kuşağın "başlarken geride kalması" bir talihsizlik değil, bu düzenin olağan sonucu.