İstanbul’da bir çocuğun yağmur sonrası su birikintisine basarken elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirmesi, elektrik altyapısının güvenliğini ve özelleştirme-taşeron kaynaklı tehlikeleri bir kez daha göz önüne serdi.
İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Balat Mahallesi’nde yaşanan ölüm, 12 Temmuz 2024’te İzmir’in Alsancak semtinde Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay’ın hayatını kaybettiği elektrik faciasını ve özel şirketlerin hatlarındaki güvenlik ihtimallerini yeniden gündeme getirdi.
Yangınlar da can almıştı
Üstelik bu kazalar yalnızca yağış ve sel ortamı ile sınırlı değil. Bir önceki yaz, İzmir'de Seferihisar, Çeşme, Ödemiş başta olmak üzere pek çok bölgede çıkan yangınlarda ormanlık, makilik alanlar yanmış, ikisi orman işçisi 3 kişi yaşamını yitirmişti. İzmir Valisi Süleyman Elban neredeyse tüm yangınların elektrik hattı kaynaklı başladığını duyurmuş, Gediz Elektrik iddiaları reddetse de itfaiye raporu valiyi doğrulamıştı.
O dönemde Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, yaz mevsimi ve yüksek sıcaklıklar öncesinde elektrik dağıtım şirketlerini bakım eksiklikleri ve riskler konusunda defalarca uyardıklarını kamuoyuna bildirmiş, ancak hiçbir önlem alınmamıştı.
Özelleştirmeler can güvenliğini tehdit ediyor
2008-2013 yılları arasında tamamlanan özelleştirmelerle elektrik dağıtımının özel şirketlere devredilmesi, altyapı yatırımları ve bakım-onarım hizmetlerini şirketlerin kâr politikalarına bağımlı hale getirdi. Hatların güvenliği için yapılması gereken yatırımların maliyeti düşürme hedefi karşısında geri plana itilmesi, yağışlı havalarda yaşanan elektrik kaynaklı ölümlerin yapısal nedenlerini tartışmanın merkezine yerleştiriyor.
Bu durum da kârı önceleyen şirketlerin alt yapı yatırımlarının yetersiz olarak kalmasına neden oluyor. Yani şirketlerin, hatları yer altına alma, trafoları korunaklı hale getirme ve izolasyon yatırımlarını taahhüt edilen seviyelerde yapmaması, sistemi sağanak yağışlar karşısında kırılgan hale getiriyor.
Öte yandan özelleştirme sonrası maliyetleri düşürmek adına arıza bakım-onarım birimlerinde personel daraltılmasına gidilmesi veya bu işlerin taşeronlaştırılması, meydana gelen yağış kaynaklı arızalara müdahale sürelerini ciddi şekilde uzatıyor. EMO raporlarına göre, özelleştirilen şirket kârını artırmak için ilk olarak yüksek maaşlı ve kıdemli teknik personeli işten çıkarıyor veya emekliliğe zorluyor. Arıza, bakım, hat çekimi gibi hayati işler ihale usulüyle en düşük fiyatı veren taşeron firmalara dağıtılıyor.
Taşeron firmalar kâr edebilmek için asgari ücretle, işi sahada öğrenen, koruyucu ekipmanları eksik personelleri istihdam ediyor. Bu tecrübesiz kadroların rüzgârlı veya yağmurlu havalarda yaptığı hatalı izolasyonlar, gevşek bırakılan bağlantılar ya da aceleyle tamamlanan 'yama' tamiratlar, dünkü gibi fırtınalarda veya yoğun yağışlarda ölümcül elektrik kaçaklarına ve hat kopmalarına zemin hazırlıyor.
2 yıl önce İzmir Alsancak’taki ölümcül elektrik faciasına ilişkin yargı süreci, Gediz Elektrik ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İZSU kurumlarının altyapı kusurlarını net bir şekilde ortaya koymuştu.
Şirketler sözde verimli hale gelecekti
2008-2013 yılları arasında 21 bölgeyi kapsayan elektrik dağıtım özelleştirmeleri, sözde kayıp-kaçak oranlarını düşürme, verimliliği artırma ve kamunun yatırım yükünü azaltma hedefleriyle gerçekleştirilmişti.
Maliyetleri düşürme ve kârı artırma hedefleriyle yürütülen bu modelde, şirketlerin güvenlik ve müdahale kapasitesi otomatik olarak düşüyor. İstanbul ve İzmir’de yaşanan ölümler, elektrik dağıtımında kamu işletmeciliğinin yaşamsal bir sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.