İstanbul’da 13 ve 14 Ekim günleri boyunca etkili olan sağanak, kent genelinde su baskınlarına, heyelan ve ulaşım sorunlarına yol açtı. İstanbul Valiliğinin açıkladığı verilere göre, 14 Ekim’de saat 06.00 ile 20.00 arasında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2 bin 518 ihbar ulaştı. Aynı süre içinde 1.277 su baskını, 15 heyelan ve 47 mahsur kalma olayı kayda geçti. İki kişi yaşamını yitirdi.
Rant odaklı betonlaşma felakete davetiye çıkarıyor
Bölgedeki sel riskinin yalnızca yağan yağmur miktarıyla açıklanamayacağı görülüyor. Yüzeylerin rant odaklı projelerle tamamen betonlaştırılması, doğal afet durumlarında kentin mevcut altyapı sistemleri iflas noktasına geliyor. Dere yataklarının imara açılması, denetimsiz yapılaşma ve kentin tahliye hatlarının işlevsiz kılınması iflasın sebepleri haline geliyor. Altyapı yetersizlikleri ve plansız büyüme, sağanak yağışların kentte yapısal bir krize dönüşmesine yol açıyor.
Altyapı yatırımları ne kadar yeterli?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan,14 Ekim’de Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) yürütülen çalışmaları takip etti. İBB, 8 bin 392 personel ile 2 bin 246 taşıt ve iş makinesinin sahada görev yaptığını, ekiplerin 1901 ihbara müdahale ettiğini açıkladı.
Müdahale ekiplerinin çalışmaları, yağış sırasında oluşan zararları azaltmak açısından önem taşıyor. Ancak kent altyapısının yeterliliği yalnızca afet anındaki müdahaleyle ölçülemez. Yağmur suyu kanallarının kapasitesi, mazgal ve rögarların bakımı, dere yataklarının durumu ve riskli bölgelerdeki yapılaşma da değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında.
İBB Başkan Vekili Aslan, 14 Ekim’den önce yaptığı bir açıklamada, 2019’dan bu yana altyapı yatırımlarının güncel tutarının 296 milyar liraya ulaştığını savundu. Aslan, bu yatırımlarla sel görüntülerinin İstanbul’un hafızasından silindiğini söyledi. Yağışın ardından binlerce ihbarın ve çok sayıda su baskınının kayda geçmesi, yatırımların hangi bölgelerde ne sonuç verdiğinin somut verilerle açıklanması gerektirdi.
Yatırımların toplam tutarı, tek başına yağmur suyu altyapısının her bölgede yeterli olduğunu göstermiyor. Kamu kaynaklarının verimli kullanımı ilkesi gereği İBB ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi su baskınlarının yaşandığı bölgelerdeki altyapı kapasitesi, yapılan ihaleler ve tamamlanamayan projeler hakkında şeffaf bir açıklama yapması bekleniyor.
Sel riskinde dere yatakları ve yapılaşma da etkili
Yoğun yağışta suyun doğal akış yolları önem taşıyor. Dere yataklarının daraltılması, çevresindeki yapılaşma ve suyun akışını değiştiren müdahaleler, bazı bölgelerde taşkın riskini artırabiliyor. Eğimli alanlarda ise toprağın suya doyması heyelan riskini yükseltebiliyor.
İstanbul’da kayda geçen 15 heyelanın ardından yalnızca şiddetli yağışın değil, ranta dayalı kent politikalarının ve denetimsiz yapılaşmanın yattığı eleştirileri öne çıkıyor. Heyelan yaşanan bölgelerdeki zeminlerin, yapılaşma koşullarının ve dere yataklarına yönelik müdahelelerin de ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Yaşanan son felaket, rantı merkeze alan kent planlamasının ve yetersiz altyapı yatırımlarının doğa olaylarını nasıl krize dönüştürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.