Fransa'da başlayan ve Avrupa geneline yayılan protestoların arkasında ciddi bir bütçe tartışması bulunuyor.
ideo, Fransa, İtalya, Belçika, Yunanistan gibi ülkelere yayılan protestoları yakından takip ediyor.
Biz de bu yazımızda protestolardan hareketle bütçe disiplini tartışmalarına bir kapı aralamaya çalışacağız.
Protestoların arkasında ne var?
Fransa kaynaklı 2026 protestoları, eylül ayında öğrencilerin pis ve sağlıksız okullar, öğretmen eksikliği ve kalabalık sınıflarla mücadele etmek için ek ödenek talep etmesiyle başladı. Ülkedeki bütçe ve emeklilik sistemi krizine de denk düşen bu eylemler kısa sürede hayat pahalılığına karşı geniş çaplı gösterilere dönüştü.
Fransa, Avusturya, Belçika, Hollanda ve İtalya'daki protestoların arkasında eğitim ve diğer kamusal harcamalardaki kısıtlama merkezde olurken protestoların yayıldığı İspanya, Portekiz ve Yunanistan'da büyük oranda barınma hakkı, kira krizi ve yüksek enflasyon merkezde. Tabi ki bu iki durum da birbirinden bağımsız değil ve birbirini besliyor.
Fransa IMF kıskacında
Eylemlerin merkezi olan Fransa'daki kemer sıkma tartışmalarının arkasında ise IMF, AB gibi kurumların Macron hükümetine bütçe disiplini konusunda yaptığı baskılar yatıyor.
Bloomberg, Financial Times ve Reuters gibi tanınmış uluslararası finans yayınlar da Fransa’nın mali durumunun "kırılma noktasına" doğru yaklaştığına ve G7 ülkeleri içinde borç yükü en riskli hale gelen ekonomilerden biri olduğuna dair sürekli uyarılar yayınlıyor.
Benzer şekilde IMF de Fransa’nın bütçe açığının sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirtiyor ve kamu borcunun bu seviyelerde kalmasının piyasaların güvenini sarsabileceğini yönünde uyarılarda bulunuyor.
Batı medyası ayrıca sürekli sokak hareketlerinin ve siyasi kilitlenmenin hükümetin gerekli bütçe kesintilerini yapmasını engellediğini ve bunun da yatırımcı güvenini aşındırdığını vurguluyor.
Ayrıca batı medyası, Fransa'da kişi başına düşen hükümet harcamalarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğu propagandasına da devam ediyor.
Macron'un bütçe açığına çözümü kamu harcamalarını azaltmak
Fransa hükümeti ise bu sorunları emeklilik emeklilik yaşını yükselterek ve kamu harcamalarını kısarak çözmenin derdinde. Macron hükümeti, kamu harcamalarının neredeyse her alanını kapsayan toplamda yaklaşık 50-60 milyar euro büyüklüğünde geniş bir kemer sıkma paketi uygulamak istiyor.
Bunlar arasında hastalık izinlerinde kısıntı, muayene katkı payının artması, emekli maaş artışlarının sınırlandırılması gibi çok sert önlemler yer alıyor.
Bütçe açığı ile mücadele sınıfsal bir tercih
Ancak bütçe açığını gerekçe göstererek sosyal harcamaların kısılmasını savunmak, teknik bir mali disiplin tartışması gibi görülse de açık bir sınıfsal tercih. Mesele, devletin bütçesinin denk olup olmamasından ziyade toplumsal kaynakların kim için nasıl kullanıldığı, kimin nasıl vergilendirildiği ve ekonomik yükün kimin sırtına yıkıldığı ile ilgili.
Devlet bütçe fazlası vermek için sağlık, eğitim, emeklilik, sosyal yardım ve kamusal hizmet harcamalarını kısarsa mali denge toplumsal refah pahasına sağlanmış olur. Yani kağıt üzerindeki iyileşmenin bedelini sosyal harcamaların muhatapları öder.
Bütçe dengesi toplumsal ihtiyaçlarının önüne konuyor
Liberal maliye anlayışı, devletin bütçesini bir hane bütçesine benzetir. Nasıl bir hane gelirinden fazla harcamamalıysa devletin de gelirinden fazla harcamaması gerektiği ileri sürülür. Bu yaklaşım, bütçe dengesini başlı başına bir amaç hâline getirir. Ancak devlet vergi toplar, para basar (AB üyelerinin istediği gibi para basamaması tartışmasını bir kenara bırakırsak), borçlanır, faizleri belirler ve ekonomiyi böyle yönetebilir.
Öte yandan, açığı sosyal harcamalar yerine faiz giderlerinin bütçedeki yeri, teşviklerin kimlere aktığı gibi noktalarda aramak daha mantıklı olacak. Üstelik bütçeyi örneğin okulların temizlik ve tadilat masraflarında, personel servisinden, maaş zamlarından vs. kısmanın insani bir yanı olmadığı gibi, siyaset felsefesi açısından da nereye düştüğü açık.
Yani barınma, beslenme, eğitim gibi toplumsal ihtiyaçları, mali disiplin hedefinin gerisine koyan bu yaklaşım, bütçe dengesini de insanların yaşam koşullarının önüne koyuyor.
Türkiye'den Fransa'ya bakmak...
Benzer şekilde Türkiye'de de Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetimi mali disiplini ve kemer sıkma önlemlerini merkeze alan bir yaklaşımla enflasyonla mücadele etmeye çalışıyor.
Ekonomi yönetimi, kamu harcamalarının kontrol altına alınmasını ve tasarruf yoluyla dezenflasyonun desteklenmesini ekonomi programının merkezine koymuştu. Üstelik 2023 seçimleri sonrasında asgari ücrete, emeklilere ve kamu personeline yapılan maaş zamlarına bakıldığında bunun toplumun geniş kesimlerine ciddi bir bedel olarak yapıldığı da görülüyor.
İşte tam da bu nedenlerle Fransa'da öğrencilerin ve sarı yeleklilerin taleplerine daha çok kulak vermek gerekiyor.