Berlin’de koalisyon görüşmeleri öncesinde İsrail’in var olma hakkını “pazarlık konusu edilemez” ilan eden “Berlin Mutabakatı”nı imzalayan Die Linke’nin, şimdi de partinin Filistin dayanışmasıyla öne çıkan isimlerini gözden çıkardığı ileri sürüldü.
Berlin merkezli haber sitesi Itidal’den gazeteci Tarek Baé’nin haberine göre SPD ve Yeşiller, koalisyonun koşulu olarak Die Linke’den isim bazında “fedakârlıklar” talep etti. Habere göre Die Linke bu talepleri kabul etti. Bir başka kaynak ise partinin yalnızca “olasılıkların incelenmesi” konusunda uzlaştığını söyledi.
Die Linke meclis grubu, antisemitizm suçlamasıyla hedef gösterilen isimlerin gruptan çıkarılmasını değerlendirmeye aldı. Mutabakatın öngördüğü ve koalisyon partilerindeki “antisemitik olayları” değerlendirecek üç kişilik uzman kurulu da bu süreçte devreye girecek.
Seçilen isimler hedefte
Itidal’in haberinde, koalisyon pazarlığında adı geçen Die Linke politikacıları şöyle sıralanıyor:
Ahmed Abed: Neukölln’de yüzde 32 oy alan Abed’in, SPD ve Yeşiller tarafından Neukölln belediye başkanı seçilmesine karşı çıkıldığı belirtiliyor. Abed, Ekim 2025'te Neukölln’ün kardeş şehri olan İsrail’in Bat Yam kentinin belediye başkanı Tzvika Brot’u ziyareti sırasında “soykırımcı” olarak nitelemişti. Abed, bunun ardından sağcı B.Z. gazetesi tarafından “Yahudi düşmanı”, Başbakan Friedrich Merz tarafından ise “açık bir İsrail düşmanı” olarak hedef gösterildi. Abed’e yönelik suçlamaların dayanağı, avukat olarak Filistin yanlısı müvekkilleri savunması ve Brot’a yönelik sözleri.
Martha Kleedörfer: Wedding’de yüzde 46 oy alan Kleedörfer, İsrail’in Bat Yam kentinin belediye başkanı Brot’u “faşist” olarak nitelediği ve İsrail bayrağının kamu binalarından indirilmesini istediği için hedefte. Kleedörfer, seçimden kısa süre önce İbranice-Almanca çift dilli bir video yayımlayarak İsrail'in işlediği suçların elestirilmesi ile antisemitizm arasında ayrım yapmış, ırkçılığa karşı mücadele ile Berlin'in "Yahudiler için güvenli bir şehir" olarak kalacağını belirtmişti.
Vanessa Emde: Devletlerin var olma hakkı bulunmadığını söylediği ve tek devletli çözümü savunduğu için antisemitizmle suçlanıyor. Itidal, devletlerin varlık hakkı olmadığı görüşünün uluslararası hukukta genel kabul gördüğünü, tek devletli çözümü pek çok İsrailli aydının da savunduğunu hatırlatıyor.
Ferat Koçak: Yakın zamanda Remmo çetesiyle bağlantıları açığa çıktığı için yoğun eleştiri alan ve parlamontodaki komisyon görevlerinden istifa eden Ferat Koçak da ihracı istenen isimler arasında yer aldı. Habere göre çete suçlamalarına rağmen Koçak'ın parti üyeliğini sonlandırmayan Die Linke, kendisini İsrail’e ilişkin eleştirel tutumu nedeniyle uzaklaştırmayı değerlendiriyor.
Hannah Bruns: İsrail karşıtı açıklamaları nedeniyle hakkında ihraç süreci başlatıldığı duyurulmuştu.
Parti tabanında tepki
Itidal’e göre özellikle Emde’nin ihraç edileceği söylentileri, parti tabanında güçlü bir tepkiyle karşılandı.
Haber, Die Linke’nin belediye başkanı adayı Elif Eralp’in tutumunu da eleştiriyor.
Itidal’in parti içi kaynaklara dayandırdığı iddiaya göre Eralp, başından beri Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelemeyi reddetti, parti içi yazışma gruplarında Filistin kaynaklı haberlerin paylaşılmamasını tavsiye etti ve “intifada” kelimesini kullanmaktan kaçınıyor.
Eralp'in geçtiğimiz aylarda Die Linke Aşağı Saksonya eyalet kongresinde alınan Siyonizmle Ret kararını da eleştirdiği ve "İsrail'in var olma hakkına" vurgu yaptığı da biliniyor.
“En sert muhalefet seçmenlerden gelecek”
Itidal’in değerlendirmesine göre Die Linke’nin seçmenleri, Almanya’nın İsrail’i koşulsuz destekleme politikası olan “devlet aklı” (Staatsräson) söylemine alternatif aradıkları için partiye oy verdi. Abed ve Kleedörfer gibi seçim bölgelerinde güçlü destek alan isimlere sırt dönmek, partinin kendi tabanına zarar vermesi anlamına geliyor.
Haber, Sahra Wagenknecht’in partisi BSW’nin yaşadığı seçmen kaybını hatırlatarak, Die Linke’nin en sert muhalefetinin hayal kırıklığına uğramış kendi seçmenlerinden geleceği uyarısında bulunuyor.