Ensarullah Hareketi, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri operasyonlarına karşılık olarak saldırılarını sürdüreceğini açıklarken, Riyad yönetimi de Yemen’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. ABD’nin çatışmaya doğrudan katılma ihtimalini gündeme getirmesi ise Yemen’deki savaşın bölgesel bir nitelik kazanması riskini artırıyor.
Kim nereyi kontrol ediyor?
Riyad’da yaşanan gelişmeler, Yemen’deki siyasi durumdan bağımsız değil.
Yemen’deki bugünkü iç savaşın temel dönüm noktası, Mart 2015’te Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonun saldırılarıyla bölgesel bir savaşa dönüştü.
Bu arada ABD, 2015'ten itibaren Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona istihbarat, lojistik ve askeri danışmanlık desteği sağladı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki saldırılar nedeniyle, bugün Yemen’de tek bir merkezden yönetilen, toprak bütünlüğünü büyük ölçüde koruyan bir devlet yapısı bulunmuyor.
Ensarullah Hareketi
Ülkenin merkezi yönetimine sahip olan, başkent Sana başta olmak üzere ülkenin kuzeyinin ve kuzeybatısının önemli bölümünü kontrol eden Ensarullah Hareketi, Kızıldeniz kıyısındaki bazı stratejik bölgeler üzerindeki hakimiyetini de geliştirdi.
Başkanlık Liderlik Konseyi tarafından temsil edilen ve Suudi Arabistan’ın desteklediği başka bir yönetim ise, ülkenin güneyi ve doğusundaki bölgelerde varlık gösteriyor. Aden, Suudi Arabistan destekli yönetimin başlıca siyasi merkezlerinden biri. Ancak bu bölgelerde de farklı silahlı gruplar ve siyasi aktörler arasındaki rekabet devam ediyor. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen Güney Geçiş Konseyi gibi aktörler, ülkenin güneyinde ayrı siyasi hedeflerle hareket ediyor.
Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda 2022’de sağlanan ateşkes, geçici olarak da olsa çatışmaların önemli ölçüde azalmasını sağlamıştı. Ancak kalıcı bir siyasi anlaşma ortaya çıkmadı. 2026’da yeniden tırmanan çatışmalar, Yemen yönetimine dair hedeflerin devam ettiğinin göstergesiydi.
Çatışmalar neden yeniden şiddetlendi?
Son gerilimin temelinde, Yemen’in yalnızca başkentini ve hükümet kurumlarını kontrol etme mücadelesi değil, aynı zamanda Kızıldeniz kıyısındaki stratejik bölgeler ve uluslararası deniz ticaret yolları üzerindeki hakimiyet mücadelesi bulunuyor.
Eylül ayında Ensarullah Hareketi, Kızıldeniz kıyısında Moha çevresi ve Babülmendep Boğazı’na yakın bölgelerde ilerleme sağladı. Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan ve küresel deniz ticareti açısından kritik öneme sahip bir geçiş noktası.
Bu ilerlemeler üzerine Suudi Arabistan, Yemen’de desteklediği güçlere verdiği askeri desteği artırdı. Suudi hava kuvvetlerinin desteklediği karşı operasyonlarla bazı stratejik noktaların yeniden ele geçirilmesi hedeflendi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, ekim ayının ilk haftasında Ensarullah’ın kontrolündeki bölgelerde çok sayıda askeri hedefi vurduğunu açıkladı.
Ensarullah Hareketi’ne yönelik saldırıların arka planında, hareketin İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı aldığı tutum ve Kızıldeniz’de İsrail’le bağlantılı gemileri hedef alan operasyonları da bulunuyor.
Riyad Havalimanı'nda son günlerde neler yaşandı?
Suudi sivil havacılık makamları Riyad ve Abha havalimanlarının hedef alındığını, ölümler ve yaralanmalar yaşandığını açıkladı. Ensarullah Hareketi, Riyad Havalimanı'na yönelik insansız hava aracı saldırılarını üstlendi. Suudi öncülüğündeki koalisyon ise Yemen’de 80’den fazla askerî hedefi vurduğunu duyurdu.
Suudi makamları, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndaki tesislerin ve Saudia havayoluna ait bir uçağın iki ayrı saldırıda hedef alındığını bildirdi. Saldırıda ayrıca, üç Suudi vatandaşının hayatını kaybettiği, çeşitli milliyetlerden kişilerin yaralandığı açıklandı.
10 Ekim'de Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda Suudi makamlarının açıklamasına göre 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı. 11 Ekim'de havalimanının 4 numaralı terminaline yönelik yeni bir saldırıda da bir kişi öldü, 11 kişi yaralandı. Böylece Suudi yetkililerin o tarihte açıkladığı haftalık can kaybı 18'e ulaştı.
Ensarullah Hareketi’nin askeri sözcüsü Yahya Seri, saldırıların ardından yaptığı açıklamalarda Suudi havalimanlarının kullanılmaması yönündeki uyarılarını yineledi.
Ensarullah ayrıca, Riyad’ın yanı sıra ülkenin doğusundaki Dammam Havalimanı’nı ve Suudi petrol şirketi Aramco’ya ait tesisleri de hedef aldığını açıkladı.
Ensarullah neyi hedefliyor?
Ensarullah Hareketi’nin açıklamaları, saldırıların yalnızca tek bir havalimanına yönelik olmadığını gösteriyor. Hareket, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri operasyonlarına devam ettiği takdirde karşı saldırılarına devam edeceğini açıklıyor.
Suudi Arabistan, hava gücü ve bölgesel ittifakları üzerinden Yemen’deki askeri dengeleri değiştirmeye çalışırken Ensarullah, yanıtını füze ve insansız hava aracı kapasitesiyle veriyor.
Saldırıların uluslararası boyutu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada ABD’nin Suudi Arabistan’ın Ensarullah’a yönelik saldırılarına katılma ihtimalini değerlendirdiklerini söyledi. Washington henüz doğrudan askeri müdahaleye ilişkin kesin bir karar açıklamış değil. ABD ve İngiltere ise bölgedeki havacılık güvenliği konusunda uyarılarını artırdı.
Diğer taraftan, diplomatik temaslar tamamen kesilmiş değil. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 11 Ekim’de Suudi mevkidaşıyla yaptığı görüşmede bölgesel gerilimi ele aldı ve İran’ın Suudi Arabistan ile Yemen arasında diyalog kurulmasını kolaylaştırmaya hazır olduğunu bildirdi. Bu açıklama, askeri tırmanışın yanı sıra diplomatik bir çıkış arayışının da önemli bir göstergesi.
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan’ın oluşturduğu R4 formatı da 12 Ekim’de Riyad Havalimanı’na yönelik saldırıları kınadı ve Suudi Arabistan’a desteğini açıkladı.
Yemen’de yeniden yoğunlaşan kara çatışmaları, Suudi Arabistan’ın hava harekatı ve Ensarullah Hareketi’nin sınır ötesi saldırıları, askeri düzlemde gündeme gelse de aslında belirli bir siyasi mücadelenin parçaları.
Dolayısıyla bölgede son günlerde artan askeri gerilimde asıl soru, taraflardan hangisinin daha fazla askeri kapasiteye sahip olduğundan ziyade, bu kapasitenin siyasi bir sonuca dönüşüp dönüşemeyeceği.
Suudi Arabistan’ın yoğunlaştırdığı askeri baskı Ensarullah’ı geri adım atmaya ve doğalında İsrail başta olmak üzere emperyalist cephenin hareket alanını genişletecek ve tüm bu süreç İran’a karşı ‘yeni bir zafer’ hanesine yazılabilecek mi, yoksa Yemen’in hukuki konumunda Ensarullah Hareketi lehine bir değişim yaşanacak mı?