OpenAI, 21 Eylül 2026'da yayımladığı duyuruda, 28 Ağustos'ta eğitmeye başladığı kurum içi bir modelin Navier–Stokes Milenyum Ödülü problemine ek olarak matematiğin pek çok alanında uzun süredir çözülemeyen 100'den fazla açık problemi çözdüğünü açıkladı. Şirket, modelin ilerleme hızının kendi bünyesindeki matematikçileri bile şaşırttığını belirtti. Ancak o tarihte ne ispatlar ne de çözülen problemlerin listesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Bunun üzerine “Release the Proofs” (İspatları yayımlayın) başlıklı bir açık mektup imzaya açıldı. İmzacılar, sonuçların saklanmasının matematik topluluğunun çıkarlarına hizmet etmediğini vurguluyor. Mektubu imzalayanlar arasında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say da bulunuyor.
Navier–Stokes tartışması ve danışma grubu
OpenAI'ın Navier–Stokes iddiası, daha açıklandığı gün sert bir tartışmaya dönüştü. New York Üniversitesi'nden matematikçi Tristan Buckmaster, Anthropic'ten Levent Alpöge ile birlikte yürüttüğü ve henüz yayımlanmamış çalışmadan haberdar olan OpenAI'ın aynı yaklaşımla sonuca hızla ulaşıp ispatı sahiplendiğini öne sürdü. OpenAI'ın matematik ekibini yöneten Sébastien Bubeck ve şirket yönetimi bu iddiaları reddetti. Tartışmanın yaşandığı dönemde şirketin yaklaşık 100 sayfalık ispatı OpenAI dışından bağımsız bir incelemeden geçmemişti.
Tartışmanın ardından OpenAI, sonuçları nasıl paylaşacağı konusunda dışarıdan görüş almaya yöneldi. 21 Eylül tarihli duyuruda şirket, matematikçilerin eleştirilerini dikkate aldığını ve Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü (IAS) bünyesinde kurulan bağımsız Matematik ve Yapay Zekâ Danışma Grubu ile çalışacağını açıkladı.
OpenAI'a göre grup, şirketten ücret almayacak ve tavsiyelerini kamuoyuyla paylaşma özgürlüğüne sahip olacak. Ancak duyuruda, grubun şirketin kurum içi matematik ilerlemesinin hızı konusunda danışmanlık yapmayacağı da ayrıca vurgulanıyor.
Grup 29 Eylül'de, 600'ü aşkın matematikçinin anket yanıtlarına dayanan tavsiyelerini yayımladı. Buna göre yapay zekâ şirketleri önemli sonuçları mümkün olan en kısa sürede yayımlamalı; ispatları geleneksel bir matematik makalesi düzeninde, okunabilir biçimde yazmalı ve ilgili literatüre atıf yapmalı. Sonuçlar hiçbir şirketin denetlemediği bilimsel arşivlere konmalı; kullanılan model, istemler, hesaplama süresi ve tahmini maliyet açıklanmalı. Grup ayrıca matematiksel sonuçların modelleri tanıtmak için bir pazarlama aracına dönüştürülmemesini istedi. İleri düzey matematik problemlerinin kamuya kapalı modellerle denenmesini onaylamadığını da açıkça belirtti.
Cem Say: “Göremeden ölüp gidersem bana yazık değil mi?”
OpenAI'ın sonuçları yayımlamasından önce görüştüğümüz Prof. Dr. Cem Say, mektubu imzalamasının ardındaki kaygıyı hem kişisel hem de bilimsel bir gerekçeyle açıklıyor. Say, “Ben matematiği seviyorum ve ölmeden önce ne kadar çok matematiksel buluş görürsem o kadar mutlu olacağım. Bunlar zor problemler; eğer çözüldüyse ve birileri saklıyorsa, ben de onları göremeden ölüp gidersem bu bana yazık olmaz mı?” diyor.
Say'a göre asıl sorun, bu problemler üzerinde çalışan araştırmacıların emeklerinin boşa gitme ihtimali: “Bazı insanlar şu anda bunların üzerinde çalışıyor olabilir ve boşuna çalışıyor olabilirler. Böyle bir şey varsa bir an önce açıklasınlar ki biz de kendi yaptığımızla karşılaştıralım. ‘Üzerine oturduk, altı ay geç açıkladık’ gibi bir durum, boş yere enerji ve emek kaybı demek.”
“İspatladım demek yetmez”
Bir sonucun ispatlanmış sayılabilmesi için şirketin “ispatladım” demesinin yetmeyeceğini belirten Say, matematikteki yerleşik süreci şöyle anlatıyor: “Bunun raconu belli: İspatı yazıp açıkça paylaşırsınız. En azından o alanın uzmanı olan matematikçilerin anlayabileceği şekilde yazar ve herkesin okuyabileceği bir yere koyarsınız.”
Say, dergi ve konferansların ek bir denetim katmanı sunduğunu, ancak arXiv gibi açık arşivlerin bile başkalarının sonucu gözden geçirmesine olanak tanıdığını hatırlatıyor. “Bu işin bir anayasası yok ama normal süreç budur. Sonunda uzmanlar arasında ‘tamam, bu olmuş’ ya da ‘şurada hata var’ yönünde bir uzlaşı oluşur.”
Say, danışma grubunun kuruluşunu da Navier–Stokes tartışmasına bağlıyor. Ona göre OpenAI, yaşanan “inanılmaz tatsızlıkların” ardından elindeki 100 küsur sonucu nasıl açıklayacağını bilemez hâle geldi. Say, imzaladıkları deklarasyonla en azından neyin ispatlandığının bir an önce açıklanmasını istediklerini söylüyor: “Yapay zekânın yazdığı, insanların okumakta zorlandığı bu ‘slop’ metinleri başka bir yapay zekâya okutursanız o anlıyor ve size daha ayrıntılı açıklayabiliyor. En azından bu aşama geçilsin, bizi merakta bırakmasınlar istedik.”
Rönesans İtalya'sından bugüne bilginin mülkiyeti
Bulunan bir sonucun ayrıntılarını paylaşmamanın alışkanlık hâline gelmesinin bilimin gelişimine zarar verip vermeyeceğini sorduğumuz Say, bunun çok derin ve yüzyıllar içinde birkaç kez değişmiş bir konu olduğunu söylüyor. Say'a göre bilgiyi saklamak matematikte yeni bir şey değil: Yüzyıllar önce Avrupalı matematikçiler “Benden çalınır, namım elden gider” kaygısıyla buluşlarını şifreliyor, yöntemlerini gizliyordu. İtalya'da denklem çözme yöntemini kimseye anlatmayıp “Getirin bana denklemi, çözeyim” diyerek yalnızca sonucu gösteren bir matematikçinin hikâyesini aktaran Say, matematiğin zamanla bu durumdan çıktığını, ilk bulana prestij kazandırdığı için araştırmacıların sonuçlarını hemen arXiv'e koyup yayımlar hâle geldiğini anlatıyor.
Yapay zekâ şirketlerinin ise matematiksel sonuçları modellerinin ne kadar iyi olduğunu göstermenin bir aracı olarak gördüğünü söylüyor. Anthropic'te çalışan Levent Alpöge'nin sonuçları bulur bulmaz açıkladığını hatırlatan Say, şunları ekliyor: “Ama OpenAI'ın şu anda düştüğü durum en kötüsü: ‘Bulduk ama söylemiyoruz, ne bulduğumuzu da söylemiyoruz.’ En sinir bozucu olan bu.” Say'ın bu sözlerinden kısa süre sonra OpenAI, sonuçlarını GitHub üzerinden yayımladı.
“Gelmekte olan bir tsunaminin ilk belirtileri”
Meselenin matematikçilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Say'a göre yapay zekâ önce sanatı, şimdi de matematiği vurdu. “Matematikçiler nüfusun çok küçük bir bölümü, kimse ne yaptıklarını bilmiyor. Ama bu, gelmekte olan müthiş bir tsunaminin ilk belirtileri” diyen Say, matematik dünyasındaki kurumların şimdiden zorlandığını anlatıyor.
Say'ın verdiği örneklere göre eskiden 1.000 başvuru alan bir konferansa artık 50.000 başvuru geliyor. Kendi yazdığı bir makale için derginin iki ay boyunca hakem bulamadığını aktaran Say, dergilerin, konferansların, işe alım süreçlerinin ve proje destek sistemlerinin çökmek üzere olduğunu söylüyor. Say sözlerini şöyle tamamlıyor: “Herkes ‘Bu matematikçiler neden böyle panik içinde?’ diye düşünürken, bir yıl sonra aynı şeyin kendi sektörlerinin de başına geleceğini anlarsa iyi olur.”
OpenAI 722 makaleyi GitHub'da yayımladı
Açık mektup ve danışma grubunun tavsiyelerinin ardından OpenAI, 6 Ekim'de kurum içi modelinin ürettiği sonuçları kamuoyuyla paylaştı. Şirketin GitHub'daki “openai/math” deposunda yayımlanan koleksiyon, 372 sonuç ailesi altında toplanmış 722 makaleden oluşuyor.
OpenAI'ın açıklamasına göre model, değerlendirme süresince yaklaşık 4.000 problemle sınandı. Ortalama bir sonuç, ChatGPT Pro'da yaklaşık üç saatlik düşünme süresine denk gelen hesaplama gücüyle elde edildi. Şirket ayrıca on sonuç için modelin akıl yürütmesinin kısaltılmış özetlerini yayımladı.