7 Ekim 2023 sabahı Filistinli direniş örgütleri Gazze’yi çevreleyen İsrail hatlarını aşarak askeri üs ve yerleşimlere yönelik Aksa Tufanı Operasyonu’nu başlattı. Operasyonda çok sayıda kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi esir alınarak Gazze’ye götürüldü.
Fakat Filistin’de yaşananların başlangıcı 7 Ekim değildi. Gazze o gün zaten 16 yıldır abluka altındaydı. Batı Şeria’da işgal sürüyor, İsrail yerleşimleri genişlemeye devam ediyordu.
Üç yılda Gazze’nin yüzde 82’si hasar gördü
7 Ekim’den hemen sonra İsrail Gazze’yi tam abluka altına aldı. Elektrik tedariki durduruldu. Yakıt, gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin bölgeye girişi kısıtlandı. Hava saldırılarını kara harekâtı izledi.
Saldırılar devam ettikçe Gazze’de yaşam alanı küçüldü. Evler, hastaneler, okullar, yollar ve tarım alanları tahrip oldu. Su tedariki ciddi biçimde kesintiye uğradı. İnsanlar birçok kez yer değiştirmek zorunda kaldı. Üç yıllık süre içinde meydana gelen hasarın istatistikleri yaşananları özetliyor. Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 74 bin 228 Filistinli öldürüldü, 175 bin 188 kişi yaralandı. Yaklaşık 43 bin kişi hayatını kalıcı biçimde etkileyen ciddi yaralanmalar yaşadı. 5 binden fazla kişi uzuv kaybına uğradı.
Birleşmiş Milletler Uydu Merkezi tarafından sağlanan verilere göre ise Haziran 2026 itibariyle Gazze’deki yapıların yüzde 82’si hasar gördü. Toplam 201 bin 290 hasar gören binadan 134 bin 422’si tamamen yıkıldı. Savaş öncesinde çalışan 38 hastaneden yalnızca 22’si halen hizmet verebiliyor.
Gazzeliler bütün bunlar yaşanırken bir de açlıkla mücadele etmek zorunda bırakıldı. Tarım alanlarının, fırınların ve su altyapısının tahrip edilmesi, yardım girişlerinin kısıtlanmasıyla birlikte ilerledi. Bugün Gazze nüfusunun yüzde 74’ü su ihtiyacını tankerlerden karşılıyor.
Ateşkes geldi ama saldırılar bitmedi
Üç yıl boyunca birkaç kez ateşkes ve esir takası gündeme geldi. Kasım 2023’te verilen kısa süreli ara uzun sürmedi. Ocak 2025’te varılan anlaşmanın ardından İsrail, mart ayında yeniden geniş çaplı saldırılara başladı.
10 Ekim 2025’te yeni bir ateşkes yürürlüğe girdi. İsrailli rehineler ile İsrail hapishanelerindeki çok sayıda Filistinlinin serbest bırakıldığı süreç saldırıların yoğunluğunu azalttı. Ancak İsrail ordusunun Gazze’den çekildiği ya da saldırıların tamamen sona erdiği bir dönem başlamadı. Aksine Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığı’na göre ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 1.460 Filistinli öldürüldü, 5 bin 116 kişi yaralandı.
Savaş Gazze’nin dışına taştı
7 Ekim’den sonra yaşananlar Gazze ile sınırlı kalmadı.
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar 8 Ekim 2023’te Lübnan sınırında başladı. 2024’e gelindiğinde çatışmalar ağırlaştı. İsrail Lübnan’a yoğun hava saldırıları düzenledi, ardından ülkenin güneyine kara birlikleri gönderdi.
Savaşın bölge dizaynına etkisinin en açık görüldüğü yerlerden biri Suriye oldu. İsrail, savaş boyunca Hizbullah ve İran bağlantılı birlikleri hedef aldığı gerekçesiyle Suriye’de çok sayıda askeri noktayı vurdu. Bu saldırılar ve Hizbullah’ın Lübnan’da aldığı ağır kayıplar, HTŞ’nin 2024 sonunda Şam’a ilerleyişi öncesinde fiilen bir yol temizliği işlevi gördü. Esad yönetiminin düşmesinin ardından HTŞ öncülüğündeki yeni yönetim de Filistinli direniş örgütlerinin silah, ofis ve kamplarına el koydu, askeri faaliyetlerini sınırlandırdı. Böylece Suriye’nin düşmesi, İran-Hizbullah hattını ve Filistinli direniş örgütlerinin bölgedeki hareket alanını zayıflatan önemli bir kırılma yarattı.
Yemen’de Ensarullah, Gazze’ye destek amacıyla İsrail’e ve Kızıldeniz’deki deniz trafiğine yönelik operasyonlara başladı. Buna karşılık ABD ve İsrail Yemen’i defalarca hedef aldı.
İran ile İsrail arasında yıllardır dolaylı biçimde devam eden çatışma da bu dönemde doğrudan askeri karşılaşmaya dönüştü. 2026’da ABD’nin İran’a yönelik saldırılara doğrudan katılmasıyla birlikte savaşın bölgesel niteliği daha açık hale geldi. Üç yıl boyunca Washington’ın İsrail’e sağladığı askeri, siyasi ve diplomatik destek de sürdü.
Bu tablo, 7 Ekim’den sonra yaşananları yalnızca bir “İsrail-Hamas savaşı” olarak tarif etmeyi giderek daha yetersiz hale getirdi. Gazze’de başlayan saldırılar, üç yıl içinde bölgesel bir savaşın merkezlerinden birine dönüştü.
Üç yıl sonra
7 Ekim’in üçüncü yıldönümünde Gazze’de geriye ağır bir bilanço kaldı.
74 binden fazla Filistinli öldürüldü. Gazze’nin büyük bölümü yıkıldı. Sağlık, eğitim, su ve barınma altyapısı ağır hasar aldı. Nüfusun büyük bölümü yerinden edildi. Ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen İsrail’in askeri varlığı ve saldırıları devam ediyor.
Gazze’nin yeniden inşasında da kayda değer bir ilerleme sağlanabilmiş değil. Üç yılın ardından barınma, su, sağlık ve gıdaya erişim sorunları sürüyor. Ateşkes bombaların yoğunluğunu azaltmış olsa da üç yıllık savaşın yarattığı koşulları ortadan kaldırmış değil.