Şubat ayında İran'a karşı başlattığı savaşta sonuç alamayan ABD, askeri yığınağı bir kez daha büyütmek zorunda kaldı. Pentagon, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubunu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubunu Ortadoğu'ya sevk etti. Guardian'ın aktardığına göre gemilerde 7 binin üzerinde denizci ve 2 bin deniz piyadesi bulunuyor.
Yeni filonun bölgeye ne zaman ulaşacağı konusunda kaynaklar farklı tarihler veriyor. Guardian'a konuşan bir ABD yetkilisi, üç uçak gemisinin ekim sonu gibi erken bir tarihte bölgede bulunabileceğini söyledi. Wall Street Journal ise sevkiyatın bölgeye 9-10 bin ek asker ekleyeceğini ve gemilerin, savaş uçaklarının ve personelin kasım sonuna kadar varacağını yazdı. Al Jazeera'ya konuşan bir yetkili de kasım sonu itibarıyla İran çevresinde üç uçak gemisi ve iki amfibi çıkarma grubunun konuşlanmış olacağını belirtti.
Haftalar sürecekti, sekizinci aya girdi
Trump, savaşın başında çatışmanın yalnızca birkaç hafta süreceğini vaat etmişti. Bugün ise bölgede halihazırda USS George H.W. Bush ve USS George Washington uçak gemileri ile USS Boxer amfibi grubu bulunmasına rağmen Vaşington, yeni takviyelere ihtiyaç duyuyor. Sevkiyatla birlikte ABD'nin bölgedeki deniz gücü, yüzlerce savaş uçağıyla birlikte 20 binden fazla denizci ve deniz piyadesine ulaşacak.
Savaşın yükü ABD donanmasını da zorluyor. Normalde Pasifik'te görev yapan USS George Washington, 260 günü aşkın süre kesintisiz denizde kalan USS Abraham Lincoln'ün yerini doldurmak için bölgeye kaydırılmak zorunda kalmıştı. Uzayan savaş, ABD'nin Asya-Pasifik'teki askeri planlamasından da kaynak çekiyor.
Çıkış arıyor, istediği şartları bulamıyor
Washington'ın açmazı, savaştan çıkmak istemesine rağmen İran'ın direnci karşısında kendisine avantaj sağlayacak bir anlaşma zemini bulamaması. Tahran, ABD'nin deniz ablukasının sona ermesi, yaptırımların hafifletilmesi ve bölgesel ateşkes karşılığında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlaması için yedi günlük bir yol haritası önerdi; ancak abluka ve yaptırımların kaldırılmasını şart koşan bu öneri Trump tarafından reddedildi. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Abas Aslani'ye göre tartışma artık müzakere edilip edilmeyeceği değil, elindeki temel kozdan hangi tarafın önce vazgeçeceği meselesine dönüştü.
Trump, Perşembe günü yayımlanan Time dergisi röportajında öneriyi neden reddettiğini açıklarken, İran'ın boğazı açma teklifini kabul etse de bütününü yetersiz bulduğunu söyledi. Aynı röportajda 3 Kasım ara seçimlerinin ardından bombardımanı yoğunlaştırmanın "mümkün" olduğunu belirtti. Bu tablo, Vaşington'ın yığınağı bir zafer stratejisinden çok, masada elini güçlendirmeye yönelik bir baskı aracı olarak kullandığına işaret ediyor.
İç cephede baskı artıyor
Savaş, ABD kamuoyunda giderek daha az destek görüyor. Savaşın Cumhuriyetçilerin kasımdaki seçim şansını zedeleyip zedelemeyeceği sorusuna Trump önce "mümkün" yanıtını verdi; ardından meseleyi İran'ın nükleer silah edinmesini engelleme söylemine bağlayarak, savaşın bu şekilde anlatılması halinde oy kazandırabileceğini, aksi takdirde zarar verebileceğini savundu.