Brezilya, 4 Ekim'deki cumhurbaşkanlığı seçimine sayılı günler kala ABD'nin ülkenin iç siyasetine parasal yollarla müdahale ettiği iddiasıyla sarsılıyor. Federal hükümetin hukuki temsil kurumu olan Başhukuk Müşavirliği (AGU), Perşembe günü federal polis ve savcılıktan, ABD'nin Brezilya'daki siyasi tartışmaya müdahale etmek ve Yüksek Federal Mahkeme'nin (STF) meşruiyetini sarsmak amacıyla yerel grupları finanse edip etmediğinin soruşturulmasını talep etti.
Talep, İngiliz Guardian gazetesinin Çarşamba günü yayımladığı araştırmanın ardından geldi. Guardian'ın incelediği belgelere göre Trump yönetimi, Dışişleri Bakanlığı'na bağlı İnsan Hakları ve Demokrasi Fonu'ndan (HRDF) yaklaşık 177 milyon doları, mali yıl kapanışından hemen önce, yurt dışında aşırı sağcı ve muhafazakâr gündemleri savunan 43 girişime aktardı. Bu girişimlerden biri, Beyaz Saray'ın "yargı aşırılığı" olarak nitelediği STF kararlarına karşı çıkan örgütleri finanse etmeyi amaçlayan 1 milyon dolarlık bir proje. Guardian, fonun hangi örgütlere gideceğini belirtmedi.
İnsan hakları fonundan antikomünizme ve apartheid'ın mirasçılarına
Belgeler, "insan hakları" adı altında dağıtılan kaynağın nereye aktığını da gözler önüne seriyor. En büyük tek hibe olan 40 milyon dolar antikomünist bir örgüte gitti. "Batı Medeniyetinin Müttefiklerini Destekleme" adlı 2 milyon dolarlık bir program, yalnızca Polonya, Slovakya, Çekya, Macaristan ve Balkanlar'daki antikomünist gruplarla sınırlandırıldı. Listede Güney Afrika'da apartheid döneminin ayrıcalıklı kesimini oluşturan Hollanda kökenli beyaz azınlığa yönelik savunuculuk faaliyetleri, Avrupa'da göç ve uluslarüstü mevzuatla bağlantılı "demokratik gerileme"yi belgeleyecek bir proje, bazı medya kuruluşlarının "güvenilir kaynak" sınıflandırmasına itiraz edecek 1 milyon dolarlık bir gazetecilik konsorsiyumu ve Nijerya'daki Hristiyan toplulukları için 2 milyon dolarlık erken uyarı ağları da yer alıyor.
"Brezilya'nın egemenliği için alarm"
AGU'nun başındaki Jorge Messias, Guardian'ın haberinin Brezilya'nın egemenliği açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti. Kurum, ABD kamu fonlarının Brezilya içinde siyasi tartışmaya müdahale etmeyi ve yargı kurumlarını istikrarsızlaştırmayı amaçlayan ağlara yönlendirilmiş göründüğünü vurgulayarak, sorumluların ve fonların Brezilya'daki alıcılarının tespiti için acil soruşturma istedi. AGU'ya göre iddiaların doğrulanması halinde, ulusal egemenliğe ve kurumların işleyişine yönelik koordineli saldırılar için yabancı sermaye alınması, Brezilya'nın iç işlerine daha geniş bir dış müdahale yapısına işaret edebilir.
Sandıkta kimler karşı karşıya?
Brezilya'da 4 Ekim Pazar günü yapılacak ilk turda hiçbir aday geçerli oyların yüzde 50'sinden fazlasını alamazsa, en çok oy alan iki aday 25 Ekim'de ikinci turda yarışacak. Seçimde 13 aday bulunsa da yarış fiilen iki isim arasında geçiyor: dördüncü dönemi için yarışan İşçi Partisi (PT) adayı, 80 yaşındaki Lula da Silva ile eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun en büyük oğlu, Liberal Parti (PL) adayı Senatör Flávio Bolsonaro.
Anketler, sonucun büyük olasılıkla ikinci turda belirleneceğine işaret ediyor. Yüz yüze anketlerin referans kurumu Datafolha'nın 22-24 Eylül tarihli araştırması, ilk turda Lula'yı yüzde 40, Flávio Bolsonaro'yu yüzde 36 olarak gösterirken ikinci tur senaryosunda farkı 47'ye 45'e indiriyor. Quaest'in eylül anketinde ise ikinci turda Bolsonaro yüzde 42, Lula yüzde 41 ile başa baş görünüyor.
Seçimin sonucu Brezilya sınırlarının ötesinde de belirleyici olacak: Bolsonaro Vaşington'la yakınlaşmayı öne çıkarırken Lula Brezilya'nın egemenliğini vurguluyor; sonuç, ülkenin ABD ve Çin'le ticaret ve kritik mineraller dahil ilişkilerini doğrudan etkileyecek.
Darbeci baba, Vaşington'daki oğullar
Flávio Bolsonaro'nun adaylığı, babasının cezaevinden verdiği destekle şekillendi. Jair Bolsonaro, 2022 seçim sonuçlarını tersine çevirmeye yönelik darbe girişimini planlamaktan suçlu bulunarak Yüksek Federal Mahkeme tarafından 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu kararla birlikte Bolsanaro, Brezilya tarihinde darbe girişiminden mahkûm olan ilk eski devlet başkanı oldu. Cezaevindeki Bolsonaro, geçen aralıkta oğlu Flávio'yu aday olarak işaret etti.
Trump, Bolsonaro davasına aylarca doğrudan müdahale etti. ABD Başkanı, Brezilya'ya suçlamaları düşürmesini talep eden ve yüzde 50 gümrük tarifesi tehdidi içeren bir mektup gönderdi. Temmuz 2025'te Brezilya ürünlerine uygulanan yüzde 50'lik tarifeyi, Bolsonaro'ya yönelik yargılamaya tepki olarak gerekçelendirdi. Mahkûmiyet kararının ardından Trump karardan çok rahatsız olduğunu söyleyip Bolsonaro'yu övdü. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise süreci "cadı avı" olarak nitelendirdi ve ABD’nin buna karşılık vereceğini açıkladı. Vaşington, Eduardo Bolsonaro'nun lobi faaliyetlerinin ardından davaya bakan STF yargıcı Alexandre de Moraes'e ve mahkemenin diğer üyelerine de yaptırım uyguladı. Ayrıca Brezilya hakkında haksız ticaret uygulamaları iddiasıyla soruşturmalar başlattı.
Bolsonaro ailesi de Vaşington'ın baskısını kendi ülkesine karşı bizzat talep etti. Flávio'nun kardeşi Eduardo Bolsonaro, babasının darbe davası sürerken ABD'yi Brezilya'ya yaptırım uygulamaya çağırdığı için haziranda Yüksek Mahkeme tarafından gıyabında 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Flávio Bolsonaro ise bu yıl Washington'da Trump ve Rubio ile görüştü. Trump ardından onunla çektirdiği bir fotoğrafı paylaşarak genç senatörü ülkesini seven zeki bir genç olarak tanımladı. Görüşmenin ardından ABD'nin yeni tarife tehdidi gündeme gelince Lula, Flávio'yu ABD'yi Brezilya'ya karşı önlem almaya çağırarak ülkesine ihanet etmekle suçladı ve yeni tarifeleri "TariFlávio" olarak adlandırdı. Flávio Bolsonaro ise Trump'a yeni tarife uygulamamasını tavsiye ettiğini ve tarifelerin Lula'nın politikalarından kaynaklandığını savundu.