Köşe Yazısı

Cemil Tugay’la Mekke İttifakı arasında bir bağ olabilir mi?

11:49 5 dk okuma

Ülke gündemi baş döndürücü bir hızla değişmeye devam ediyor. Her güne ya yeni bir başlıkla ya da önceki günlerden devraldığımız bir başlıktaki yeni gelişmelerle başlıyoruz. AKP’ye geçen belediye başkanlarını, fon vurgunundaki belirsizlikleri bir yapbozun parçalarını birleştirir gibi çözmeye çalışan haberler izliyor.

Dünyanın geri kalanında da durum bundan farklı değil. Gözümüz sürekli haritanın başka bir köşesinde. Suriye’nin köylerini ve Rusya-Ukrayna savaş hattındaki kasabaları çoktan ezberlemiştik. Şimdilerde Yemen haritası üzerinde çalışıyoruz.

Bunları gündemi takip etmenin zorluğundan şikâyet etmek için söylemiyoruz elbette. Doğru, gündemi takip etmek zor. Hele de bunca olup biteni rastgele gelişen tekil vakalar olarak görürsek karşımızda duran şey olsa olsa karmakarışık bir yığından ibaret kalacaktır.

Peki, birbirinden bağımsız gibi görünen bunca gelişmeyi bütünlüklü bir çerçeveye yerleştirmek mümkün mü? Somut örnekler üzerinden soralım: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesiyle Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker göndermesinin gündeme gelmesi arasında bir bağlantı var mı?

Doğrudan bir bağlantı yok elbette. Ancak her iki gelişme de halkın siyasal alandan giderek daha fazla dışlandığı aynı karşı-devrimci sürecin farklı uğraklarını oluşturuyor. Nasıl olduğunu açıklamaya çalışalım.

Karşı-devrim çağı

Marksist tarihçi Eric Hobsbawm, 1789’dan 1991’e kadar modern insanlık tarihini ele aldığı meşhur kitap serisini günümüze kadar devam ettirecek olsaydı, serinin son kitabının adının Karşı-devrim Çağı olması şaşırtıcı olmazdı. Zira içinde bulunduğumuz tarihsel dönem, giderek belirginleşen karşı-devrimci bir siyasal karakter taşıyor.

Hobsbawm, serinin 1789-1848 yıllarını ele aldığı kitabına Devrim Çağı adını vermişti. İngiltere’den başlayan Sanayi Devrimi ile Fransa’dan kıtaya yayılan burjuva devrimlerinin belirlediği bu dönemde, eski düzenin siyasal ve toplumsal yapıları çözülürken modern burjuva toplumunun temelleri atılıyordu. Burjuvazi eski düzenin egemen sınıflarına karşı mücadele ederken emekçi kitlelerin öfkesini de arkasına almıştı. Böylece bu süreç aynı zamanda daha önce siyasal alanın dışında tutulan “halkın” siyasete dâhil oluşuna da denk düşüyordu.

Ancak burjuvazinin siyasal iktidarı ele geçirmesiyle tarihteki konumu da değişti. Eski düzene karşı yürüttüğü mücadelede yanına aldığı emekçi kitleleri, kendi iktidarını korumak için karşısına almak zorunda kaldı. 1789’da feodal aristokrasiye karşı devrimci bir güç olarak ortaya çıkan burjuvazi, 1848’e gelindiğinde eski düzenin temsilcileriyle uzlaşmaktan geri durmadı. “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik” kavgasının taşıyıcılığı ise böylece işçi sınıfına geçti.

Bu kavganın en ileri uğrağı şüphesiz Ekim Devrimi oldu. Ekim Devrimi’nin yarattığı devrimci dalga, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bağımsızlık mücadeleleriyle birleşerek dünyanın önemli bir bölümünü etkisi altına aldı. Sermaye ise yeni oluşan bu güç dengesi karşısında ekonomik ve siyasal tavizler vermek zorunda kaldı.

Fakat bu denge kalıcı değildi. Kapitalizmin 1970’lerde içine girdiği kriz, sermayenin karşı saldırısının koşullarını yarattı. Simgesel başlangıç noktalarından biri 1973 Şili darbesi olan bu karşı-devrimci saldırı, sonraki on yıllarda emeğin kazanımlarının tasfiyesi, kamusal hizmetlerin giderek piyasaya açılması ve sosyalizmin tarihsel mevzilerinin geriletilmesiyle yol aldı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ise sermaye, karşısında tahakkümünü genişletebileceği sınırsız bir dünya buldu. Tabii yeni krizler de…

Karşı-devrimin belirtileri

Burada karşı-devrimle emekçi sınıfların uzun mücadeleler sonucunda siyasal, ekonomik ve toplumsal alanda kazandığı mevzilerin dağıtılması ve halkın siyasal karar süreçlerindeki ağırlığının sistematik biçimde azaltılmasıyla şekillenen bir süreci kastediyoruz.

Türkiye, dünyayı etkisi altına alan bu karşı-devrimci dönüşümün en belirgin hissedildiği ülkelerden biri. Bu sermaye projesinin kökenlerini daha geriye götürmek mümkün olsa da 12 Eylül 1980 darbesinden AKP iktidarına uzanan gözle görülür bir süreklilik bulunuyor.

AKP’nin iktidara gelişi kadar son çeyrek yüzyıllık iktidar pratiği de bu karşı-devrimci karakteri büyük bir tutarlılıkla sürdürüyor. Öyle ki AKP’nin “tökezlemelerinde” veya “krizlerinde” ilk bakışta birbirinden kopuk ve hatta tutarsız görünen kimi gelişmelerin, biraz yakından bakıldığında aynı siyasal doğrultunun parçaları olduğu görülebiliyor.

Bu doğrultunun en belirgin özelliklerinden biri, halkın siyasal alandan dışlanması çabası. Bu süreç Cumhuriyet’in laiklik ve yurttaşlık gibi dayanaklarının tasfiyesinde kendisini gösterdiği gibi, siyasetin giderek “halktan kaçırılarak” yapılmasını da beraberinde getiriyor. Devrimle siyasal alana dâhil olan halk, karşı devrimle geri püskürtülmek isteniyor.[1]

Tugay’dan Mekke’ye: Siyasetin halksızlaştırılması

Cemil Tugay örneği tam da bu noktada anlam kazanıyor. Siyasete müdahale imkânı büyük ölçüde sandığa sıkıştırılmış olan yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP adayına oy vermişlerdi. İktidarın halka “lütfedilen” tek siyasal katılım mekanizması hâline gelen seçimleri de anlamsızlaştırma girişiminin bir sonucu olarak CHP’nin kurumsal kimliğinin gaspedilmesinin ardından partiden istifa eden Tugay, geçtiğimiz günlerde AKP’ye geçti. Böylece seçmenin sandıkta ortaya koyduğu siyasal irade anlamsızlaştırılarak bambaşka bir siyasal sonuca dönüştürüldü.

Elbette Tugay’ın AKP’ye geçişinin kendine özgü koşulları bulunuyor. Olayların özgünlüklerini yok sayıp her gelişmeyi tek bir soyut şemaya yerleştirmek niyetinde değiliz. Üstelik Tugay’ın tercihinde kişisel düzeyde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir utanmazlık payı olduğu aşikâr.

Ancak bu özgünlükler, yaşananların geniş siyasal bağlamını ortadan kaldırmıyor. Halkın siyasete müdahalesi sandığa sıkıştırıldığında, verdiği oyun hangi siyasal sonuca dönüşeceğini belirleme gücü de giderek kayboluyor.

Gelelim Mekke İttifakı’na. Mekke İttifakı, ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pakistan ve Suudi Arabistan liderleriyle birlikte imzaladığı bir anlaşmayla kuruldu. Fakat bu anlaşmanın tam olarak ne içerdiğini hâlâ bilmiyoruz çünkü anlaşma metni yayımlanmış değil.

Buna karşılık ittifak kapsamında toplantılar düzenleniyor, kurumsallaşma yönünde adımlar atılıyor ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’a askerî güç göndermesi bile gündeme geliyor. Anayasa ise uluslararası antlaşmaların onaylanması ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi konusunda yetkiyi sadece TBMM’ye tanıyor. Buna rağmen Mekke Anlaşması hâlâ Meclis’in önüne gelmiş değil.

Karşı-devrimin halkı siyasal alandan dışlama girişiminin sonuçlarından biri de siyasetin giderek şahıslar üzerinden yürütülmesi. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı bu sürecin merkezine yerleşirken TBMM giderek siyasal ağırlığını kaybeden ve iktidarın kararlarını onaylayan bir kuruma dönüşüyor.

Durum böyleyken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Mekke İttifakı kapsamında görüşmeler gerçekleştirebiliyor, ittifakın temsilcileri bir araya gelerek kararlar alabiliyor. Fakat anlaşmanın kamuoyuna açıklanması ve Meclis’in önüne getirilmesi için bir aciliyet hissedilmiyor.[2]

Çünkü siyaset halktan kaçırıldıkça, alınan kararların hesabını halka verme zorunluluğu da ortadan kalkıyor. Anlaşmanın Meclis onayından geçmesi yerine, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşma hakkında ne söyleyeceği bekleniyor.

Cemil Tugay’la Mekke İttifakı arasındaki bağlantı da burada ortaya çıkıyor. Birinde yurttaşın siyasal alana müdahale etme adına elinde kalan tek araç olan sandıkta ortaya koyduğu siyasal irade hükümsüzleşiyor. Diğerinde savaş ve dış politika gibi milyonlarca insanın geleceğini doğrudan ilgilendiren bir mesele, halkın onayı alınmaksızın ve denetiminden uzak biçimde yürütülüyor. Biçimleri ve ölçekleri elbette birbirinden farklı. Fakat her ikisinde de halk, siyasetin öznesi olmaktan uzaklaştırılıyor.

Uzun lafın kısası, Tugay vakası da Mekke Anlaşması da aynı karşı devrimin farklı belirtileri olmaları itibarıyla birbiriyle ilintili olgular olarak karşımızda duruyor.

[1] Bu noktada ülkemizdeki ana muhalefetin rolünü de hatırlatmak gerekiyor. Karşı-devrimi verili kabul ederek onunla herhangi bir hesaplaşmaya girmeyen ana muhalefet, yıllarca halkın siyasete katılımını büyük ölçüde seçimlerde oy kullanma anıyla sınırladı. Bu yaklaşım siyasetin halksızlaştırılmasına katkıda bulunurken paradoksal biçimde iktidarın bugün seçimlerin siyasal belirleyiciliğini aşındırabilmesinin koşullarını yarattı.

[2] Hakan Fidan anlaşmanın yakın zamanda Meclis’e getirileceğini söyledi. Ancak TBMM’nin giderek işlevsizleştirildiği ve muhalefetin dış politika kulvarında bugüne kadar iktidara sunduğu geniş kredi ortadayken, anlaşmanın Meclis’e sunulup onaylanması tek başına halkın sürece dâhil edildiği anlamına gelmeyecektir.

Kısa Kısa

  1. Fon krizinde 'mağdur' olan eski bakan yardımcısı Aksu: Rencide oldum, mesele 100 milyon değil

    Cumhurbaşkanlığı ve AKP çatısı altında uzun yıllar görev üstlenen Eski Tarım Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, fon soruşturmasında 100 milyon liralık mağdur oldu. Aksu, “Çok rahatsızım, sinirliyim, rencide oldum. Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak” diye tepki gösterdi. Paranın kaynağı için de “Aileden zenginim” dedi.

  2. Ataşehir Belediyesi AKP'ye geçti

    Ataşehir Belediye Başkanvekilliği seçimini AKP ve MHP'nin ortak adayı Serdar Orhan kazandı. Ataşehir Belediye Meclisi'nde gerçekleşen başkanvekili seçiminde CHP grubunun salona gelmeme kararı alması üzerine oy verme işlemi tek adayla sona erdi.

  3. SPK, Fatma Betül Sayan Kaya hakkında rapor hazırladı

    Fon skandalında yaklaşık 2 milyar TL kazanç elde eden eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında SPK tarafından denetim raporu hazırlandı. NTV’de yer alan habere göre iki isim için denetleme raporu tamamlandı ve rapor, savcılığa gönderildi. Bundan sonraki süreçte savcılığın rapor üzerinde bir değerlendirme yapması bekleniyor.

  4. Hazine'nin 9 aylık nakit açığı 1 trilyon TL'yi aştı

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, 2026’nın ocak-eylül döneminde faiz ödemeleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artarak 2 trilyon 188 milyar liraya yükseldi. Hazine’nin dokuz aylık nakit açığı ise 1 trilyon 871 milyar lirayı aştı.

  5. Erdoğan'dan enerji ve altyapı projeleri için acele kamulaştırma kararı

    Türkiye'nin çeşitli illerinde yapılacak enerji ve altyapı projeleri için bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. Karara göre, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) Genel Müdürlüğüne ait Rumeli Transformatör Merkezi Sahası Projesi, Sarıhöyük Havza Transformatör Merkezi Sahası Projesi ve Gordion Havza Transformatör Merkezi Sahası Projesi kapsamında ilgili haritalarda gösterilen sahalara isabet eden taşınmazlar Genel Müdürlük tarafından acele kamulaştırılacak.

  6. Gazeteci İsmail Saymaz ve Murat Ağırel'e ev hapsi

    Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağı, savcılığın itirazı üzerine ev hapsine çevrildi. Fon soruşturması olarak bilinen aynı soruşturmada gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç ise tutuklanmıştı.

  7. AKP Sözcüsü Çelik'ten Yemen'e kınama

    AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yemen'de Ensarullah güçlerinin Suudi Arabistan'a yönelik havalimanı bombardımanını kınadı. "Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ve Abha’daki havalimanlarına düzenlenen saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz" diyen Çelik, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bölgenin barış ve güvenliğini tehdit eden her türlü terör eylemine karşı durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

  8. Trump, Nidal Hasan'ın idamının canlı yayınlanmasını onayladı

    ABD Başkanı Donald Trump, 2009'daki Fort Hood katliamının faili Nidal Hasan'ın kurşuna dizilerek idam edilmesini ve sürecin canlı yayınlanmasını 'şahsen' onayladığını belirtti. Birleşmiş Milletler (BM) ise bu kararı iğrenç" olarak niteledi.

  9. Dışişleri: Yemen'deki Husileri en güçlü biçimde kınıyoruz

    Dışişleri Bakanlığı, Ensarullah Hareketi'nin Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha Uluslararası Havalimanı ile başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, "Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan Abha Uluslararası Havalimanı ile Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın Husiler tarafından hedef alınmasını en güçlü biçimde kınıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

  10. 15 yaşın altındaki çocuklara sosyal medya yasağı

    Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre; 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hesabı açma, kullanma ve yönetmenin yasaklandı. Yönetmelikte, yaş doğrulama işlemlerinin e-Devlet entegrasyonuyla gerçekleştirilmesi öngörüldü. Doğrulama kapsamında kişilerin yalnızca 15 ve 18 yaşını doldurup doldurmadıklarına ilişkin verilerin işleneceği belirtildi.

  11. AKP'den yeni 'transfer' sinyali: "En kısa sürede"

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, katıldığı bir canlı yayın programında bir ismin daha partiye katılabileceği sinyalini verdi: "İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz."

  12. Ankara'da anaokulu kurşunlandı

    Ankara'nın Etimesgut ilçesinde özel bir anaokulunun kapalı olduğu gece saatlerinde anaokulunu kurşunlayan şahıslar yakalandı. Yürütülen çalışmalar sonucunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 5 şüphelinin tamamı tutuklandı.

  13. İran'dan ABD'ye: Tarihin tekrarına hazır olun

    İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Pers İmparatorluğu açıklamasını yanıtladı: “Atina’ya giderek bir medeniyet savaşı hikayesi oluşturmaya çalışanların, tarihin bir başka önemli sayfasını da okumaları daha iyi olur. Roma İmparatoru’nun, Sasani İmparatoru Şapur’un önünde diz çöktüğü sayfayı. Tarihi gündeme getiren kişi, tarihin tekrarına da hazır olmalıdır.”

Önceki gün

  1. Trump, Putin’le anlaştığını duyurdu: Rusya ABD’ye dizel yakıt sağlayacak

    ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmenin ardından Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara büyük miktarda dizel yakıt sağlayacağını açıkladı. Trump, Rusya’nın ilk etapta 300 bin tonun üzerinde, kasım ayında 500 bin ton ve ardından 1 milyon ton dizel yakıt tedarik edeceğini, daha sonraki dönemde ise 3 milyon tonluk ek sevkiyat yapılacağını belirtti.

  2. Gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Osman Arıkan Nacar’ın aynı karede yer aldığı fotoğrafı paylaşmaları gerekçe gösterilerek dün gözaltına alınan gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı.

  3. Türkiye A Milli Futbol Takımı'nda Montella dönemi sona erdi

    Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, bugün gerçekleştirdiği toplantı sonrası A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile yolların ayrıldığı açıklandı.

  4. ABD’den Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptırım kararı

    ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, eski yargıçlarından Navi Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasından birkaç saat sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) yönelik yeni yaptırımlar uygulama kararı aldı. Daha önce ICC savcıları ve yargıçlarına yaptırım uygulayan Trump yönetiminin yeni kararı, mahkemeye hizmet sağlayan şirketlerin de yaptırım kapsamına alınabilmesinin önünü açıyor.

  5. Trump bu yıl da Nobel Barış Ödülü’nü alamadı

    Nobel Barış Ödülü, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan BM raporunun hazırlanmasına öncülük eden eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) yargıcı Navi Pillay’a verildi. Pillay, “barışı ve uluslararası hukuku teşvik etme çabaları” nedeniyle ödüle layık görülürken İsrail karara tepki gösterdi. Böylece Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini defalarca dile getiren ABD Başkanı Donald Trump bu yıl da ödülü alamadı.

  6. DEM Parti İmralı Heyeti, Devlet Bahçeli ile görüştü

    DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanvekili Celal Adan ile Meclis’te bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 40 dakika sürdü. DEM Parti’den yapılan açıklamada, görüşmede “Barış ve Demokratik Toplum Sürecindeki son gelişmeler ve bundan sonra yapılacaklar hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu” belirtildi.

  7. Fon soruşturmasına ilişkin haberleri gerekçesiyle gözaltına alınan iki gazeteci hakkında tutuklama talebi

    Fon soruşturmasına ilişkin haber ve paylaşımları nedeniyle dün gece gözaltına alınan gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Başsavcılık, Sevinç ile birlikte İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’i de “kamuoyunu yanıltıcı” açıklamalar yaptıkları iddiasıyla ifadeye çağırmıştı.

  8. Maltepe’de çöken binanın betonundan deniz kabuğu çıktı

    İstanbul Maltepe’de çökmesi sonucunda 5 kişinin enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği binanın kontrollü yıkımı sırasında beton kalıntılarından deniz kabukları çıktı.

  9. Ahbap Derneği so­ruş­tur­ma­sın­da Avukat Ece Güner tahliye edildi

    AHBAP Derneği’ne yönelik soruşturmada tutuklanan eski İBB Başkan Danışmanı Avukat Ece Güner, 7 Ekim’de cezaevinden tahliye edildi. Güner, 16 Temmuz’da “suç örgütüne üyelik”, “görevi kötüye kullanma” ve “aklama” suçlamalarıyla tutuklanmıştı.

  10. Fonlardan 214 isme 187 milyar lira kazanç

    İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesine konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturmasında 141 kişi ile 73 şirketin 3 fondan 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığını söyledi. 214 kişilik listenin toplam kazancı 187 milyar 653 milyon lirayı bulduğunu belirten Gürlek, bu paranın gönüllü iade hesaplarına iadesinin isteneceğini açıkladı.

  11. OpenAI beklenenden 20 milyar dolar daha az kazanacak

    ChatGPT'nin üreticisi OpenAI, bu yıl için geçtiğimiz ayki tahminlerinin aksine 70 milyar dolar değil de 50 milyar dolar gelir beklediğini yatırımcılarına iletti. Açıklamada giderlere ilişkin herhangi bir bilgi yer almazken bir başka yapay zeka şirketi Antrophic ise 2025 yılını 42 milyar dolar zararla kapattığını açıklamıştı. Artan giderlerin ve beklenen gelirin sağlanamıyor oluşunun yakın zamanda yapay zekaya ilişkin şirketlerden gelen yavaşlatma talebi ile ilişkisi ise tartışma konusu.

  12. ABD'de ICE operasyonunda 5 yaşındaki çocuğun bulunduğu araca ateş açıldı, bir göçmen boynundan yaralandı

    ABD'nin New York eyaletinde göçmen polisi olarak bilinen Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından gerçekleştirilen operasyonda 5 yaşındaki bir çocuğun bulunduğu araca ateş açıldı. Operasyonda 28 yaşındaki bir Dominik Cumhuriyeti vatandaşı ise boynundan vurularak yaralandı. ICE olarak anılan göçmen polisinin uyguladığı ve zaman zaman can almayla sonuçlanan şiddet, ABD'deki önemli tartışmalardan biri olmayı sürdürüyor.

  13. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da 214 kişinin ismi TMSF'ye gönderildi

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmasında üç fona ait ilk incelemede 100 milyon TL ve üzeri kazancı olduğu belirlenen 214 kişinin bilgileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) iletildi. Söz konusu tutarların "gönüllü iade" kapsamında geri alınarak para kaybedenlere iletileceği iddia edildi. İktidara yakın olan ve fon vurgunundan para kazananlara ilişkin herhangi bir ek bilgilendirme ise yapılmadı.

  14. Kaçak madenlere denetimleri önceden haber veren şebeke: Aralarında kamu görevlileri de var

    Zonguldak'ta kaçak madenlere yönelik denetimleri önceden haber veren bir şebeke açığa çıktı. Gözaltına alınan 16 kişi arasında kamu görevlilerinin de yer alması dikkat çekti. Şüpheliler arasında çoğu kaçak on dört maden ocağı işletmecisinin yanısıra bir orman muhafaza memuru ve bir de Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) çalışanı bulunuyor.

  15. Aliyev: Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstereceğiz

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin ve Ermenistan'ın ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne ortaklaşa aday göstereceğini duyurdu. Aliyev, X’te paylaştığı gönderide Trump’ın 2025'teki Washington zirvesiyle Azerbaycan-Ermenistan barışında “tarihi rol” oynadığını savundu.

  16. 3 ilde 86 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastanede

    Burdur, Kırklareli ve Edirne’de aynı gün 86 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Burdur’da KYK yurdunda kalan 52 MAKÜ öğrencisi bulantı ve kusma şikâyetiyle başvurdu; 30'u taburcu edildi, yemek ve su numuneleri alındı. Lüleburgaz’da öğle yemeğinde tavuk döner yiyen 20 lise öğrencisi rahatsızlandı. Uzunköprü’de ise bir ortaokulda temizlik malzemelerinin karışmasıyla oluşan gazdan 14 öğrenci etkilendi.

  17. Suriyeli bakanla Yeni Osmanlı görüşmeleri

    Türkiye'yi ziyaret eden Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile görüştü. Görüşmelerin içeriğine dair bir bilgi verilmezken Tom Barrack şu ifadeleri kullandı: "Suriye, Ortadoğu Rubik Küpü’nün kilit bir parçasıdır ve bölgenin komşularındaki gerginliği azaltacak bir algoritma bulmasına yardımcı olmaktadır. "

  18. İstanbul Maltepe'de çöken binada hayatını kaybedenlerin sayısı beşe yükseldi

    Maltepe'de geçtiğimiz gün çöken binada hayatını kaybeden yurttaşların sayısı beşe yükseldi. Kısmi çökme yaşanan binanın enkazından on kişi yaralı olarak kurtuldu.

✓