12 Eylül'den bugüne YÖK: Üniversiteler nasıl dönüştü?

12 Eylül darbesinin ardından kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 45 yıldır Türkiye'deki üniversitelerin yönetiminde belirleyici bir konumda. Dönemin askeri yönetiminin üniversiteleri denetim altına almak için oluşturduğu kurum, sonraki yıllarda farklı siyasi iktidarların politikaları doğrultusunda değişti. AKP döneminde ise üniversite sayısı hızla artarken, rektör seçimleri kaldırıldı ve yükseköğretimin piyasayla ilişkisi güçlendirildi.

10:31 5 dk okuma

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 12 Eylül askeri darbesinden yaklaşık bir yıl sonra, 6 Kasım 1981'de kuruldu. Darbe yönetiminin üniversiteleri denetim altına alma ve kendi anlayışına uygun bir biçimde dönüştürme amacıyla hayata geçirdiği YÖK, 12 Eylül sonrasında toplumun yeniden şekillendirilmesine yönelik düzenlemelerden biriydi. Öğrenci hareketlerinin bastırıldığı, akademisyenler üzerindeki baskıların arttığı bu dönemde üniversiteler de askeri yönetimin müdahalelerinden doğrudan etkilendi.

YÖK, aradan geçen 45 yılda pek çok değişiklik geçirse de üniversiteler üzerindeki baskı devam etti. Askeri yönetimin ardından gelen hükümetler de bu yapıyı korudu. AKP döneminde ise üniversite sayısı hızla artarken yasal olarak vakıf biçiminde faaliyet gösteren özel üniversiteler yaygınlaştı. Yükseköğretimde yaşanan bu genişlemeyle birlikte siyasi iktidarın üniversite yönetimleri üzerindeki etkisi de arttı.

Bugün üniversitelerde açılacak bölümlerden öğrenci kontenjanlarına kadar pek çok konuyu belirleyen YÖK'ün tarihi, Türkiye'de üniversitelerin geçirdiği dönüşümü de gösteriyor.

YÖK ilk kez 1981'de kurulmadı

Türkiye'de üniversitelerin yönetimini düzenlemek üzere merkezi bir kurul oluşturulması fikri 12 Eylül darbesinden önce de gündeme gelmişti.

1946'da çıkarılan Üniversiteler Kanunu, üniversitelere tüzel kişilik ve özerklik tanırken rektörlerin öğretim üyeleri tarafından seçilmesini öngörüyordu. Ancak üniversitelerin merkezi iktidarla ilişkisi sonraki yıllarda da tartışma konusu olmaya devam etti. Özellikle 1960 ve 1971 askeri müdahaleleri, üniversitelerin yönetiminde ve akademik kadrolarında değişikliklere yol açtı.

YÖK'ün kuruluşuna ilişkin ilk adım aslında 12 Eylül'den önce atıldı. 1973'te çıkarılan 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu ile aynı adı taşıyan bir kurul oluşturuldu. Üniversiteler arasında eşgüdüm sağlamak, yükseköğretimin gelişimini planlamak ve kaynakların kullanımını düzenlemek kurulun görevleri arasındaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi, 1975'te bu düzenlemeyi iptal etti. Mahkeme, hükümet tarafından belirlenen üyelerin kurulda ağırlıkta olmasını üniversite özerkliğine aykırı bulmuştu. Böylece 1975'te üniversite özerkliği gerekçesiyle iptal edilen merkezi yönetim yapısı, 12 Eylül darbesinin ardından çok daha geniş yetkilerle yeniden hayata geçirildi.

12 Eylül üniversitelerde neyi değiştirdi?

Darbe öncesinde öğrenci hareketlerinin ve siyasal mücadelenin önemli merkezleri arasında bulunan üniversitelerde, 12 Eylül sonrasında örgütlü faaliyetler büyük ölçüde engellendi. Siyasi partilerin ve sendikaların kapatıldığı bu dönemde öğrenciler ve akademisyenler üzerindeki baskılar da arttı.

4 Kasım 1981'de kabul edilerek 6 Kasım'da yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile üniversitelerin yönetim yapısı değiştirildi. Türkiye'deki yükseköğretim kurumları YÖK'e bağlanırken akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri ise eğitim fakültelerine dönüştürüldü. Konservatuvarlar ve meslek yüksekokulları da üniversite bünyesine alındı.

1982 Anayasası'nın 130 ve 131. maddeleriyle anayasal statü kazanan YÖK'e, üniversitelerin yönetimi ve denetimi konusunda geniş yetkiler tanındı. Böylece üniversitelerin kendi işleyişlerine ilişkin karar alma yetkileri sınırlandırıldı. Rektörlerin belirlenmesinde de merkezi yönetimin ağırlığı arttı.

YÖK'ün başkanlığına İhsan Doğramacı getirildi. Kurumun oluşturulduğu dönemde üniversitelerde çok sayıda akademisyen görevinden uzaklaştırıldı, öğrencilerin siyasi faaliyetlerine yönelik yasaklar ve disiplin uygulamaları yaygınlaştı. Özellikle 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu kapsamında görevlerine son verilen akademisyenler, daha sonra "1402'likler" olarak anılacaktı. Aralarında çok sayıda solcu akademisyenin de bulunduğu bu isimlerin üniversitelerden uzaklaştırılması ve baskılar nedeniyle yaşanan istifalar, akademik kadroların yapısını da değiştirdi.

YÖK'ün kurulmasıyla birlikte 12 Eylül yönetiminin üniversiteler üzerindeki denetimi kurumsallaştı. Üniversitelerin yöneticilerini belirleme ve kendi işleyişlerine karar verme yetkileri daraltılırken yükseköğretimin yönetimi büyük ölçüde YÖK tarafından üstlenildi.

1990'lar: Üniversitelerde siyasi müdahaleler sürdü

1980'lerin sonlarına doğru YÖK'e karşı öğrenci eylemleri yeniden yaygınlaşmaya başladı. Üniversite özerkliği talebiyle düzenlenen protestolarda YÖK'ün kaldırılması öne çıkarken akademik örgütler de kurumun üniversiteler üzerindeki yetkilerine karşı çıkıyordu. 1992'de yapılan yasal değişiklikle üniversitelerde rektör seçimlerine geri dönüldü. Ancak öğretim üyelerinin oylarıyla belirlenen adaylar arasından YÖK tarafından seçilen isimler Cumhurbaşkanına sunuluyordu. Dolayısıyla üniversitelerin kendi yöneticilerini belirleme yetkisi yine sınırlı kaldı. Kurum, 12 Eylül'de oluşturulan yapısını sürdürürken üniversitelere yönelik müdahalelerin niteliği dönemin siyasi koşullarına göre değişti.

AKP'nin YÖK vaadinden rektör atamalarına

AKP, 2002'de iktidara gelmeden önce YÖK'ün yeniden düzenleneceğini vaat etmişti. Partinin seçim beyannamesinde YÖK'ün yetkilerinin sınırlandırılacağı, üniversiteler arasında ortaklığı sağlayan ve standartları belirleyen bir kuruma dönüştürüleceği belirtiliyordu. Rektörlerin ve diğer akademik yöneticilerin seçimle belirlenmesi de vaatler arasındaydı. Ancak AKP'nin iktidara gelmesinin ardından YÖK varlığını sürdürdü. Üniversiteler üzerindeki baskı devam ederken siyasi iktidarın üniversite yönetimlerine müdahale alanı da zamanla genişledi.

Bu dönemde yükseköğretimde piyasalaşma da hız kazandı. Vakıf üniversiteleri aracılığıyla ücretli eğitim yaygınlaşırken üniversitelerin özel sektörle kurduğu ilişkiler güçlendi. Üniversite-sanayi işbirliği adı altında sermayenin üniversitedeki varlığının güçlendirilmesi teşvik edildi, akademisyenlerin çalışmaları ise giderek daha fazla yayın sayısı ve tartışmalı başka performans ölçütleri üzerinden değerlendirilmeye başladı.

Üniversitelerin yönetiminde en kapsamlı değişikliklerden biri ise 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal döneminde gerçekleşti. 29 Ekim 2016'da yayımlanan 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile rektör seçimleri kaldırıldı. Rektörlerin belirlenmesinde öğretim üyelerinin oy kullanmasına dayanan uygulamaya son verildi.

OHAL döneminde üniversitelerde geniş çaplı ihraçlar da yaşandı. 2016-2018 yılları arasında yaklaşık 6 bin akademisyen KHK'larla görevlerinden çıkarıldı. Aynı dönemde 15 özel yükseköğretim kurumu kapatıldı. 2018'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesinin ardından rektör atamalarında YÖK'ün aday gösterme rolü de kaldırıldı. Rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanmasının önü açıldı. Anayasa Mahkemesi 2024'te bu düzenlemenin KHK ile yapılmasını anayasaya aykırı buldu. Ancak 2025'te çıkarılan 7551 sayılı Kanun ile Cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi yeniden kanunla düzenlendi.

Söz konusu merkezi yönetim modeline karşı tepkilerden biri Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşandı. 2021'de Melih Bulu'nun Cumhurbaşkanı kararıyla rektör atanmasının ardından başlayan öğrenci ve akademisyen protestoları, sonraki yıllarda da devam etti. Üniversitedeki protestoların temel taleplerinden biri, rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesiyle belirlenmesiydi.

YÖK bugün ne yapıyor?

Kuruluşunun 45. yılına giren YÖK, bugün de Türkiye'deki yükseköğretimin işleyişini belirleyen başlıca kurumlardan biri.

YÖK'ün son dönemdeki kararlarında piyasanın ihtiyaçları daha fazla öne çıkmaya başladı. YÖK Başkanı Erol Özvar, Şubat 2026'da yaptığı açıklamada hukuk, psikoloji, eczacılık, diş hekimliği ve mimarlık gibi bölümlerin kontenjanlarının azaltılacağını duyurdu. Mezunların iş bulma olanakları gerekçe gösterilen kararın vakıf üniversitelerinde de uygulanacağı belirtildi.

YÖK'ün 2025'te açıkladığı 2030 yükseköğretim yol haritasında da benzer bir yaklaşım görülüyor. Üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması, işyerinde uygulamalı eğitimin yaygınlaştırılması ve başarılı öğrencilerin üniversiteyi üç yılda bitirebilmesi ifadeleri planlarda yer alıyor. YÖK, bu düzenlemelerle eğitimin niteliğini artırmayı ve mezunların iş bulmasını kolaylaştırmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak üniversitelerin giderek piyasanın taleplerine göre düzenlenmesi, bilimsel üretimin ve kamusal eğitimin bu süreçte nasıl bir yer tutacağı sorusunu gündeme getiriyor.

12 Eylül askeri yönetiminin üniversiteleri baskı altına almak amacıyla kurduğu YÖK, 45 yıl sonra da yükseköğretimin yönetiminde belirleyici konumunu koruyor. Darbe döneminde oluşturulan yapı büyük ölçüde değişmezken üniversiteler üzerindeki baskı uygulama gücü siyasi iktidarın elinde toplandı. AKP döneminde ise bu yapının asli görevi yükseköğretimin piyasalaştırılması oldu.

Aradan geçen 45 yılın ardından üniversitelerin kamusal ihtiyaçlara yanıt verebilme yetisi gittikçe aşındı. Üniversite özerkliği, akademik özgürlük ve kamusal eğitim hakkı da bu nedenle YÖK'e yönelik tartışmaların başlıca konuları olmaya devam ediyor.

Kısa Kısa

  1. OYAK Libya petrol ihracatının yüzde 16'sını alıyor

    Bloomberg’e göre OYAK, ocakta başladığı Libya ham petrolü alımlarını ayda yaklaşık 6 milyon varile çıkardı. Bu miktar, Libya’nın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 16'sına denk geliyor. OYAK petrolü, Libya Ulusal Petrol Kurumu’ndan tedarik eden TPAO iştiraki TPIC üzerinden alıyor.

  2. Gaziosmanpaşa Belediyesi davası: Görevden uzaklaştırılan Hakan Bahçetepe ev hapsi ile tahliye edildi

    Görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ev hapsi kararıyla tahliye edildi. Bahçetepe'nin tutukluluğu 17 aydır devam ediyordu.

  3. Melenchon: Seçilirsem Netanyahu’yu tutuklatacağım

    Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon, seçilmesi halinde Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu hakkındaki tutuklama emrini uygulayacağını açıkladı. Bugün yayımlanan seçim programında Fransa’nın NATO’nun entegre komutasından çekilmesi de yer alıyor. Seçimler 18 Nisan ve 2 Mayıs 2027'de yapılacak.

  4. Bolu Kartalkaya'da yakınlarını kaybedenler yetkililerin hesap vermesini talep ediyor

    21 Ocak 2025 günü Bolu Kartalkaya'da yer alan Grand Kartal Otel yangınında hayatını kaybeden 78 kişinin yakınları Bolu Adliyesi'nin önünde bir araya geldi. Kartalkaya Aile Platformu adına yapılan açıklamada "Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi" talebi dile getirildi.

  5. Avrupa’da bir haftada 35 uçağa sahte bomba ihbarı

    Avrupa’da bu hafta ticari uçuşları hedef alan sahte bomba ihbarları nedeniyle en az 35 uçak arandı ya da rotası değiştirildi. Bugün Prag rotasındaki en az 8 uçuş etkilendi. Fransa ise uçaklara yönelik 4 yeni tehdit aldığını açıkladı. Macaristan da üç sivil uçuşu izlemek için savaş uçaklarını havalandırdı.

  6. CHP Milletvekili Gürsel Erol'dan Erdoğan'a fon vurgunu övgüsü

    CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon vurgununa ilişkin tutumunu övdü. Erol "Sayın Cumhurbaşkanı son derece duyarlı. Çok acele etmeden, hemen önlemler alınmadan sakinlikle bu sürecin yönetimiyle ilgili bir iradeyi görüyoruz" ifadesini kullandı.

  7. Sarıgül so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: Şişli Meslek Yüksekokulu'na kayyum atandı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve ‘yurt içinde ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı’ iddiaları ile yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Sarıgül tarafından kurulan Şişli Meslek Yüksekokulu'na kayyum atanırken aralarında yöneticilerin, akademisyenlerin ve okul personelinin bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.

  8. Mekke İttifakı Meclis'ten geçti

    "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM'de kabul edildi. Teklife AKP, MHP ve CHP 279 kabul oyuyla destek verirken, red oyları ise 119'da kaldı. Ağustos ayında imzalanan anlaşma fiilen uygulanmaya başlamış olmasına karşın Meclis'te görüşülmesi Kasım ayını buldu. Bu kararla birlikte Suudi Arabistan'ın ya da Pakistan'ın herhangi bir saldırıya uğradığını iddia etmesi halinde Türkiye'nin de çatışma süreçlerine dahil edilmesi mümkün hale geldi.

  9. Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı

    Fon soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan AKP'li eski bakan ve milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya hakkında tutuklama kararı verildi. Eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

Önceki gün

  1. Fatma Betül Sayan Kaya tutuklamaya sevk edildi

    Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül fon soruşturmasında savcıya ifade verdi. Fatma Betül Sayan Kaya, tutuklamaya sevk edildi.

  2. Bakan Şimşek: Listelerin açıklanmasını tercih ederim

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon krizine dair açıklamalarda bulundu. İsim listesinin açıklanmamasına değinen Şimşek, "Listelerin açıklanıp açıklanmamasında benim dahlim yok, ben şahsen açıklanmasını tercih ederim" dedi.

  3. Emekliye 'seyyanen zam' açıklaması

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, emekliliklere ilişkin düzenlemenin tüm emeklilikleri kapsayacağını belirterek “Yapılacak artış yaş ve ödenen prime göre farklılaşacak” dedi.

  4. Fransa bankasına siber saldırı: Yaklaşık 100 milyon euro çalındı

    Fransız bankası Credit Mutuel Arkea, siber korsanların düzenlediği saldırı sonucu yaklaşık 100 milyon euro çalındığını ve paranın kurtarılması için çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Müşteri varlıklarının etkilenmediği belirtilen olayla ilgili Paris Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

  5. Afyonkarahisar'da silahlı saldırı: 7 kişi hayatını kaybetti

    Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde iki farklı noktada 7 kişi silahla öldürülmüş halde bulundu. 2 kişi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Öte yandan Afyonkarahisar merkezde bir adreste de bir kadının silahla vurulduğu ve ağır yaralı olduğu öğrenildi.

  6. Kredi kartı borçları 3,5 trilyon liraya dayandı

    BDDK’nin 30 Ekim haftasına ilişkin verilerine göre, bireysel kredi kartı borçları bir haftada 82,1 milyar lira artarak 3 trilyon 496 milyar liraya yükseldi. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar ise 983,1 milyar liraya ulaştı.

  7. Almanya’dan Türkiye’de vize süreci açıklaması

    Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Türkiye’den Almanya’ya seyahat edecek iş insanlarının vize işlemlerinin kolaylaştırılması için hazırlıkların sürdüğünü ve uygulamanın kısa sürede hayata geçirileceğini açıkladı. Wadephul, vize süreçlerini hızlandırmak amacıyla Türkiye’de yeni bir şube açılmasının da değerlendirildiğini belirtti.

  8. Merkez Bankası rezervleri düştü

    TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, 30 Ekim itibarıyla brüt döviz rezervleri 2 milyar 955 milyon dolar azalışla 56 milyar 90 milyon dolara geriledi. Altın rezervleri de 1 milyar 129 milyon dolar düşüşle 103 milyar 146 milyon dolardan 102 milyar 17 milyon dolara geriledi.

  9. Fransa'da liselilere polis müdahalesi

    Fransa'da sendikaların çağrısıyla yapılan genel grev kapsamında eğitim koşullarını protesto etmek için lise ve üniversitelerin önünde kuşatma eylemi düzenleyen öğrencilere polis müdahale etti. Sendikaların bugün için genel grev çağrısı yaptığı ülkede, hükümetin eğitim taahhütlerini yetersiz bulan öğrencilerin lise ve üniversitelerdeki kuşatma eylemleri birçok şehirde devam ediyor.

  10. İngiltere Merkez Bankası faiz artırdı

    İngiltere Merkez Bankası, politika faizini yüzde 4'e yükseltti. BoE Başkanı Andrew Bailey, faiz kararına ilişkin "Bugünkü faiz artışı, kaçınılmaz olarak uzun bir faiz artırımı sürecinin ilk adımı olarak görülmemeli. Ancak Ortadoğu'daki çatışma sona ermediği sürece, bunun son faiz artışı olması da pek olası görünmüyor" değerlendirmesinde bulundu.

  11. Muhittin Böcek ve oğlunun tutukluluğuna devam kararı

    Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' iddiasıyla başlatılan soruşturması kapsamında tutuklanıp, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de aralarında olduğu 2'si tutuklu 50 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek'in tutukluluk halinin devamına hükmetti. Bir sonraki duruşmanın karar duruşması olması bekleniyor.

  12. İran Deniz Kuvvetleri: Hürmüz'de mayına çarpan 2 tanker alev aldı

    İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı'nın doğusundaki güvensiz bölgede 2 petrol tankerinin deniz mayınlarına çarparak alev aldığını bildirdi. Açıklamada, tankerlerin denizcilik uyarılarını dikkate almadığı öne sürüldü; ülke ve can kaybı bilgisi verilmedi.

  13. Bahçelievler'de iş cinayeti: Göçüğün altında bir işçinin cansız bedenine ulaşıldı

    İstanbul Bahçelievler'de bir inşaatın temeli kazılırken göçük meydana gelmiş, 2 işçi toprak altında kalmıştı. İşçilerden birisi yaralı olarak kurtarılabilirken diğeri ise hayatını kaybetti.

  14. Havacılık devi KLM, 5 bin kişiyi işten çıkartıyor

    Hollandalı havayolu KLM, küresel istikrarsızlık, yüksek yakıt fiyatları ve havacılık sektörü üzerindeki artan baskılar nedeniyle 5 bin kişiyi işten çıkaracağını duyurdu. Bu durum, KLM bünyesindeki pozisyon sayısının yaklaşık yüzde 15 azaltılması anlamına geliyor. İşten çıkarmalarla ve küçülmeyle şirketin yıllık kazancının 1 milyar euro artmasının hedeflendiği ileri sürüldü.

  15. İmbat Madencilik işçileri TKİ önünde eylemde

    Manisa Soma’daki İmbat Madencilik’te çalışan madenciler, aylardır ödenmeyen maaşları ve TİS alacakları için TKİ binası önünde eylem başlattı.⁠ İşçiler baretlerini dizerek oturma eylemi yaptı. Bağımsız Maden İş Sendikası, ücretlerin düzenli ödenmesini, bayram ve prim alacaklarının verilmesini, çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve İSİG denetiminin işçilere açılmasını istedi. Sendika, “TKİ ve İmbat, batık Torku’yu işaret ediyor. Bu oyuna gelmiyoruz” açıklamasında bulundu.

  16. Eskişehir'de Arçelik-Beko fabrikasında işçi kıyımı sürüyor

    Eskişehir'de yer alan ve Arçelik-Beko ürünlerinin üretildiği fabrikada yeni işten çıkarmaların olacağı iddia edildi. Fabrika'da Ekim ayında siparişlerdeki düşüşler gerekçe gösterilerek 600 çalışan işten çıkarılmıştı. Yeni ekleneceklerle birlikte çıkarılan işçilerinin sayısının 800'ü bulması bekleniyor.

  17. Bahçelievler'de inşaat göçtü, 2 kişi göçük altında kaldı

    İstanbul Bahçelievler'de bir inşaatın temeli kazılırken göçük meydana geldi. 2 kişi toprak altında kalırken göçük altında kalanların kimliklerine dair henüz bir açıklama yok. Arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

  18. Erdoğan: 8 Kasım'da Azerbaycan'a gideceğim

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore dönüşü uçakta açıklamalarda bulundu. Azerbaycan'la yaşanan gerilime değinmeyen Erdoğan bu ülkeyi ziyaret edeceğini belirterek, "8 Kasım’da Azerbaycan'ın Zafer Günü var. Ben de, fevkalade bir durum söz konusu olmazsa, 8 Kasım günü bir Azerbaycan ziyareti yapmayı düşünüyorum" dedi. Çözüm süreci ile ilgili de konuşan Erdoğan, "Silah bırakmanın tam anlamıyla gerçekleşmesi, tespit ve teyit süreçlerinin tamamlanması ile yeni aşamaya geçeceğiz" dedi.

  19. Numan Kurtulmuş'tan açıklama: "Bir önceki süreç terör ve savaş baronları bu sorunun devam etmesini istediği için sonuç vermedi"

    AKP'li TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş katıldığı bir programda "Sayın Cumhurbaşkanımızın 2013-2014'te çok ciddi çabalarına rağmen sürecin akamete uğradığını da gayet iyi biliyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmada gerekçe olarak "eski Türkiye'nin bazı derin unsurları" ile "terör ve savaş baronları" işaret edildi. Öte yandan Erdoğan, bir önceki çözüm sürecinin bitmesinin ardından "Çözüm sürecini buzdolabına koyduk" ve "O iş bitmiştir, o işi gömdük" ifadelerini kullanmıştı.

  20. Fatma Betül Sayan Kaya yeniden adliyede

    AKP'li eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon soruşturması kapsamında ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesi'ne geldi. Kaya çifti, adliyeye girişi sırasında gazeteciler tarafından kendilerine sorulan "163 milyon lirayı nereden temin ettiniz" sorusuna yanıt vermediler.

  21. Antalya'da 11-12 Kasım'da eğitim uzaktan

    Antalya'da COP31 İklim Zirvesi'nin gerçekleşeceği 11-12 Kasım'da yüz yüze eğitim gerçekleşmeyecek. Antalya Valiliği tarafından yayımlanan genelgeye göre bu tarihlerde Aksu, Döşemealtı, Konyaaltı, Kepez, Manavgat, Muratpaşa ve Serik ilçelerinde eğitim uzaktan gerçekleşecek.

  22. ABD'den yeni İran yaptırımları: Kapsamda Türkiye'den bir şirket de yer alıyor

    ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın "gizli filosu"nu desteklediği iddiası ile Hindistan merkezli bir organizasyonu hedef aldığını açıkladı. Açıklamaya göre yaptırım listesine alınan şirketler arasında Türkiye'den Fugo Yer Hizmetleri A.Ş. de yer alıyor. Hazine Bakanı Scott Bessent ise konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Daha önce birçok kez söylediğimiz gibi, ya bizdensiniz ya da bize karşı."

  23. İsrail devlet te­le­viz­yo­nun­dan ABD casus uçağı iddiası

    İsrail devlet televizyon Kan'da yer alan habere göre ABD Ortadoğu'ya bir casus uçağı gönderdi. Gönderilen stratejik casus uçağının RC-135U Combat Sent tipi olduğu ve ABD ordusunun envanterinde yalnızca iki adet bulunduğu iddia edildi.

  24. Mekke Anlaşması teklifinin birinci maddesi Meclis'te kabul edildi

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ‘Mekke Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifinin birinci maddesi TBMM Genel Kurulu’ndan geçti.

✓