ABD’nin Irak’taki askerî varlığı 30 Eylül 2026’da sona erdi. Böylece 2003’teki işgalle başlayan, 2011’de sona eren ve 2014’te IŞİD’e karşı yeniden başlayan Amerikan askerî varlığı yeni bir aşamaya girdi. ABD ile Irak arasındaki savunma ilişkisi ise eğitim, istihbarat ve askerî iş birliği üzerinden sürecek.
ABD’nin resmî açıklamalarında süreç “çekilme”den çok bir “geçiş” olarak tanımlanıyor. Vaşington, uluslararası koalisyonun Irak’taki askerî misyonunun sona ermesini, iki ülke arasında ikili güvenlik ortaklığının güçlendirilmesi olarak sunuyor.
2003’te başlayan savaş, 23 yıl sonra sona erdi
ABD, 2003’te Saddam Hüseyin yönetimini devirmek amacıyla Irak’ı işgal etti. Ancak işgal, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin açık bir güç kullanma yetkisi olmadan başlatıldı. Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan daha sonra savaşın BM Şartı ile uyumlu olmadığını ve “yasadışı” olduğunu söyledi. BM Güvenlik Konseyi’ndeki 2003 tartışmalarında da çok sayıda ülke savaşın uluslararası hukuku ve BM Şartı’nı ihlal ettiğini dile getirdi.
İşgalin temel gerekçelerinden biri Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıydı. Savaş sonrasında bu silahlar bulunmadı. ABD Senatosu İstihbarat Komitesi de Bush yönetiminin savaş öncesi bazı açıklamalarının mevcut istihbaratı ve Irak’ın oluşturduğu "tehdidi" yanlış yansıttığı sonucuna vardı. Böylece savaşın hukukî meşruiyeti kadar, savaşa dayanak yapılan iddiaların güvenilirliği de çökmüş oldu.
ABD birlikleri 2011’de Irak’tan çekildi. IŞİD’in 2014’te Irak ve Suriye’de geniş alanları ele geçirmesi üzerine askerler yeniden ülkeye döndü. Bu kez görev, örgüte karşı uluslararası koalisyonun operasyonlarına destek vermek ve Irak güvenlik güçlerinin kapasitesini artırmaktı.
“Doğal Kararlılık Harekâtı” sona erdi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 30 Eylül’de Irak’taki asker ve teçhizatın çekilmesinin tamamlandığını açıkladı. Böylece IŞİD’e karşı 12 yıl süren “Doğal Kararlılık Harekâtı”nın (Operation Inherent Resolve) Irak ayağı sona erdi. Harekâtın Suriye ayağı ise Ürdün merkezli olarak devam edecek.
IŞİD’in Irak’ta hâlâ hücreleri ve sınırlı saldırı kapasitesi bulunuyor. Ancak örgütün bugünkü konumu 2014’teki durumuyla aynı değil. O dönemde geniş toprakları kontrol eden ve büyük kentleri ele geçiren IŞİD, bugün Irak’ta aynı ölçekte bir toprak kontrolüne sahip değil. Bu nedenle IŞİD, çekilme sonrasında dikkate alınması gereken güvenlik sorunlarından biri olsa da ABD’nin Irak’taki askerî varlığının sona ermesini tek başına açıklamıyor.
Çekilmenin arka planında ABD’nin Irak’taki askerî varlığının Haşdi Şabi gibi İran’ın desteğini alan silahlı gruplarla karşı karşıya geldiği daha geniş bir çatışma bulunuyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Şubat-Nisan 2026 arasında söz konusu silahlı grupların Irak’ta ABD vatandaşları ve tesislerine yönelik 600’den fazla saldırı girişiminde bulunduğunu açıkladı. 28 Temmuz’da ise komutanlık, önceki üç gün içinde ABD güçleri ve Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik 30’dan fazla İHA saldırısının ardından Irak’ın doğusundaki bazı silah ve lojistik merkezlerinin ABD ve Suudi uçakları tarafından vurulduğunu duyurdu.
Bu tablo, Irak’taki ABD askerî varlığının yalnızca IŞİD’le mücadele görevi olmaktan çıktığını gösteriyor. Reuters da 29 Eylül tarihli değerlendirmesinde ABD’nin çekilmesinin, İran’la gerilimlerin sürdüğü bir dönemde Irak’taki güç dengelerini yeniden şekillendirdiğini aktardı.
Dolayısıyla çekilmeyi yalnızca “IŞİD tehdidi azaldı, görev tamamlandı” şeklinde okumak eksik kalır. ABD, bir yandan IŞİD’in eski askerî kapasitesinin ortadan kaldırıldığını savunuyor olsa da diğer yandan Irak’taki askerî varlığını İran’la ve İran’a yakın silahlı gruplarla süren çatışmanın maliyetleri içinde sürdürüyordu.
Kontrollü çekilmenin Irak’taki karşılığı
ABD askerlerini Irak’tan çekerken bölgedeki etkisini bütünüyle terk etmiyor. Bağdat’la "güvenlik ortaklığını" sürdürüyor, Suriye’deki askerî faaliyetlerine devam ediyor ve Irak’la diplomatik ve ekonomik ilişkilerini koruyor. Öte yandan ABD, işgalden bu yana Irak'ın petrol gelirlerini New York'taki Federal Rezerv Bankası'nda tutuyor. Böylece Irak'ın parasını kontrol etme yetkisine kavuşan ABD, ülkenin egemenliği üzerindeki kuşatmasını sürdürmeye devam ediyor.
Bu tablo, ABD’nin doğrudan askerî varlığını azaltırken bölgesel etkisini farklı araçlarla sürdürdüğü daha geniş bir çekilme stratejisine işaret ediyor. Vaşington açısından asker sayısının azalması, bölgedeki siyasi, ekonomik ve askerî nüfuzun da aynı ölçüde azalması anlamına gelmiyor.
Irak bu dönüşümün önemli örneklerinden biri. ABD, 2003’te doğrudan askerî müdahaleyle girdiği ülkeden 23 yıl sonra askerlerini çekiyor. Ancak geride yalnızca boşalan üsler değil, Vaşington’ın ülkenin petrol gelirleri üzerindeki ablukası ve bölgesel ilişkileri üzerinden sürdüreceği bir nüfuz alanı da kalıyor.
Bu nedenle 30 Eylül, şimdilik, ABD’nin Ortadoğu’dan bütünüyle çıkışından çok doğrudan askerî varlığın azaltıldığı yeni bir dönemin başlangıcı olarak okunabilir.