Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

İlhaksız Hâkimiyet: ABD’nin Yeni Grönland Anlaşması

Giderek derinleşen ABD-Avrupa ilişkilerindeki fay hattının en açık biçimde hissedildiği sarsıntılardan biri olan Grönland gündemi şimdilik, ABD’nin Avrupalı “müttefiklerine” kendi çıkarlarını açıkça dayattığı bir anlaşmayla bir süreliğine yatıştırılmış görünüyor.

Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasının ardından NATO üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ın kontrolünü ele geçirmeye yönelik çıkışlarıyla başlayan ve hızla ABD-Avrupa ilişkilerinde bir kriz başlığına dönüşen süreçte yeni bir anlaşmaya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen tarafından 22 Eylül’de New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde imzalanan anlaşmaya göre Vaşington, adadaki askerî, siyasi ve ekonomik varlığını artırma hakkı elde ediyor.

ABD’nin Grönland’daki askerî varlığını dayandırdığı hukuki bir düzenleme hâlihazırda yürürlükteydi. Nitekim Grönland, ABD emperyalizminin radarına Trump’la birlikte değil, çok daha önce girmişti. ABD’nin adadaki askerî varlığı II. Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanıyor. Savaşı izleyen dönemde de büyük bölümü Kuzey Kutup Dairesi içinde kalan Grönland, ABD emperyalizminin Sovyetler Birliği’ni kuşatma stratejisinin önemli karakollarından biri haline geldi. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından stratejik önemini görece yitiren Grönland, bir dizi gerekçe nedeniyle Trump döneminde yeniden ABD emperyalizminin dünyanın farklı bölgelerinde gözünü diktiği coğrafyalar listesindeki yerini aldı. Bu gerekçeleri Arktik üzerindeki hâkimiyet bakımından adanın stratejik konumu ve iklim değişikliğiyle açılması beklenen yeni ticaret rotaları; buzulların erimesiyle erişilebilir hâle gelebilecek, özellikle teknoloji sermayesi açısından önem taşıyan zengin maden ve nadir toprak elementi rezervleri; balistik füze erken uyarı sistemleri ile Trump’ın Altın Kubbe füze savunma sistemi projesi bakımından Grönland’ın taşıdığı askerî ve jeostratejik önem; Çin ve Rusya’nın Arktik ve Batı Yarımküre’deki etkisini sınırlandırmayı amaçlayan, Monroe Doktrini’ni yeniden öne çıkaran yeni ABD dış politika yönelimi olarak sıralamak mümkün. Grönland’ın jeostratejik ve ekonomik öneminin yanı sıra Yeni Sağ ideolojisiyle donanmış Silikon Vadisi sermayesinin ada üzerinde geliştirdiği ideolojik ve hatta spiritüel emelleri de bu tabloya eklemek gerekiyor.[1] Görüldüğü üzere ABD’nin Grönland’ı hedef alan yaklaşımı Trump’ın kişisel özelliklerinin ötesinde nedenlere dayanıyor.

Anlaşma Neleri İçeriyor?

Yeni anlaşma, Grönland’a ilişkin 1951 tarihli ABD-Danimarka Savunma Anlaşması’nı güncelleyerek Vaşington’un adadaki askerî yetkilerini önemli ölçüde genişletiyor. Buna göre ABD, Pituffik Uzay Üssü’ndeki varlığını genişletebilecek; ayrıca Narsarsuaq ve Mestersvig’de iki askerî üsse daha sahip olacak. ABD, tarafların karşılıklı mutabakatıyla Grönland’ın diğer bölgelerinde yeni askerî üsler de kurabilecek. Düzenleme aynı zamanda ABD’ye Grönland genelinde hava sahasına erişim ile adanın karasularında deniz ve denizaltı unsurları için geniş kapsamlı bir askerî hareket serbestisi sağlıyor. Belirlenmiş askerî üslerin dışında radar istasyonları gibi insansız ABD askerî tesislerinin kurulabilmesine de olanak tanıyor. Metinde Grönland’ın ABD’nin inşa etmeyi planladığı Altın Kubbe füze savunma mimarisi açısından taşıdığı önem de açıkça vurgulanıyor.

Anlaşmanın kapsamı yalnızca ABD’nin askerî varlığının genişletilmesiyle sınırlı değil. NATO üyesi olmayan ülkelerin Grönland’da askerî varlık göstermesi yasaklanırken, NATO veya AB üyesi olmayan ülkelerin kritik altyapı ve doğal kaynakların çıkarılması da dâhil olmak üzere “stratejik açıdan hassas” sektörlerde yapacağı yatırımlara kısıtlamalar getiriliyor. Üstelik anlaşmanın belirli bir sona erme tarihi bulunmuyor. Grönland’ın gelecekte bağımsızlığını kazanması hâlinde dahi NATO içinde kalması ve ABD ile mevcut savunma düzenlemelerinin devam etmesi güvence altına alınıyor.[2]

Trump Kazandı mı Kaybetti mi?

Yeni anlaşma, Avrupa liberalleri ile ABD Demokratlarına yakın çevrelerde mutlulukla karşılandı.[3] Bunlara göre, Grönland’ı ilhak etmekten söz eden Trump, Avrupa diplomasisinin kararlı tutumu sayesinde geri adım atmak durumunda kaldı. Öyle ki Britanya emperyalizminin muteber düşünce kuruluşlarından Chatham House’da yazan bir analiste göre anlaşma “zorbalık karşısında diplomasinin zaferi” ve Danimarka’nın izlediği yol da büyük güçlerin baskısı karşısında çıkarların nasıl savunulabileceğine ilişkin örnek bir diplomasi başarısı.[4]

Bu bakış açısının temel dayanakları, Grönland’ın ABD tarafından işgal edilmekten kurtulmuş olması ve anlaşma metninde Danimarka’nın egemenliğinin ve Grönland’ın kendi kaderini tayin hakkının tanınması. Egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkına ilişkin hükümlerin gerçekte kâğıt üzerinde kaldığını görmek için ise yine anlaşma metninin kendisine bakmak yeterli. Öyle ki anlaşmada ABD’ye Grönland’ın farklı bölgelerinde yeni savunma alanları kurma imkânı tanıyan hükmün, Vaşington tarafından Danimarka ve Grönland üzerinde sürekli bir baskı aracına dönüştürülmesinin önünde ciddi bir engel bulunmuyor. Kurulacak her yeni ABD üssü, Danimarka’nın ada üzerindeki egemenliğinde yeni bir gedik açılması anlamına gelecektir.

Grönland’ın kendi kaderini tayin hakkına ilişkin tablo da farklı değil. Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ın gelecekte bağımsızlığını kazanması hâlinde dahi NATO’da kalmasının ve ABD’nin ada üzerindeki askerî varlığının devamının şimdiden güvence altına alınması, bağımsızlığın daha gerçekleşmeden hangi sınırlar içinde kullanılacağının belirlenmesi anlamına geliyor.

Aslında olan, ABD’nin adaya yönelik doğrudan bir işgal harekâtına girişmeden Grönland üzerindeki etkisini ciddi ölçüde genişletmesi. Üstelik Vaşington, 1951 Anlaşması’nın geçerliliğini NATO Antlaşması’nın yürürlükte kalmasına bağlayan hükmünün aksine, yeni düzenlemeyle bu kazanımları belirli bir süreyle sınırlamaksızın kalıcılaştırıyor. Dolayısıyla anlaşmayı Trump’ın geri adım atması ya da Avrupa diplomasisinin zaferi olarak yorumlamak oldukça zorlama.

Böylesi yorumların arkasında, söz konusu yorumların yayınlandığı mecraların insan aklıyla dalga geçme alışkanlığının yanı sıra, ABD-Avrupa ilişkilerinin temel niteliklerini görmek mümkün. ABD ile Avrupa’daki kapitalist devletler arasındaki ilişkinin temel belirleyeni, II. Dünya Savaşı sonrasında oluşan uluslararası siyasal dengede Avrupalı güçlerin Sovyetler Birliği karşısında ABD’nin kanatları altında toplanmasıydı. NATO çerçevesinde kurumsallaştırılan bu ilişki, müttefiklik görüntüsünün ötesine geçildiğinde Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığını içeriyordu ve hâlen de içeriyor. Günümüzde ise bu ilişkinin eşitler arası bir ittifak biçimindeki görünümü giderek aşınırken, yerini zor kullanımının daha açık biçimlerine bıraktığı görülüyor. Bu dönüşümün arkasında ise emperyalizmin içinde bulunduğu kriz koşulları yatıyor.

Sonuç: Bir Kriz Semptomu Olarak Grönland

Emperyalizm, devletler arası ilişkilerin “alışılagelmiş” işleyişinde köklü dönüşümlere işaret eden yeni gelişmelerin yaşandığı bir kriz döneminden geçiyor. Oysa liberal/ana akım yaklaşımların alışılagelmiş olarak algıladığı bu ilişkiler, zamandan ve mekândan bağımsız bir “normal” işleyişin değil, geçtiğimiz yüzyıl boyunca ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülen siyasal mücadelelerin ürünüydü. Söz konusu ilişkilerin değişmez bir düzenin parçasıymış gibi algılanmasının ardında ise Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bozulan güç dengesinin uzun süre uluslararası siyaseti belirlemiş olması yatıyor. Günümüzde ise neredeyse her gün bir yenisiyle karşılaştığımız “anormallikler”, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından uluslararası güç dengesinin kendi lehine radikal biçimde değişmesiyle karşısında tahakküm kurabileceği sınırsız bir dünya bulan emperyalizmin fabrika ayarlarına dönmesinin bir sonucu. Ancak emperyalizmin özünde sömürü, savaş, işgal, talan ve yağma olduğu kadar, sermaye düzeninin son aşamasına denk düştüğü ölçüde çelişkiler ve krizler de var.

Emperyalizmin içinde bulunduğu krizi ABD’den bağımsız ele almak mümkün değil. ABD’nin krizi, üretim alanındaki açık üstünlüğünü başta Çin olmak üzere Küresel Güney ülkelerine kaptırmasında ve finans alanındaki başat rolünün giderek aşınarak daha fazla sorgulanır hale gelmesinde kendisini gösteriyor. Bu alanlarda giderek gerileyen üstünlüğün ABD’nin elindeki bir diğer önemli üstünlük başlığı olan askerî kapasitenin daha saldırgan biçimde öne çıkarılmasıyla telafi edilmesi amaçlandı. Ancak İran Savaşı örneğinde açıkça görüldüğü üzere, ABD’nin askerî kapasitesinin de yenilmez ve mutlak bir kudrete denk düşmediği ortaya çıktı.

Yerleşik siyasi aktörler ve geleneksel yönetme biçimleri bu kriz koşullarına yanıt üretmekte başarısız oldukça, Trump gibi “alışılagelmiş” olmayan figürler ve bir NATO ülkesine bağlı toprakların ilhakını açıkça gündeme getirmek gibi mevcut düzenin sınırlarını zorlayan uygulamalar siyaset sahnesinde kendilerine yer bulabiliyor.

ABD’nin içinde bulunduğu kriz, ülkenin emperyalist-kapitalist sistemin merkezinde yer alması nedeniyle doğrudan emperyalizmin krizi olarak yaşanıyor ve bunun en önemli semptomlarından birini emperyalistler arası ilişkilerde yaşanan dönüşümler oluşturuyor. Bu bağlamda giderek derinleşen ABD-Avrupa ilişkilerindeki fay hattının en açık biçimde hissedildiği sarsıntılardan biri olan Grönland gündemi şimdilik, ABD’nin Avrupalı “müttefiklerine” kendi çıkarlarını açıkça dayattığı bir anlaşmayla bir süreliğine yatıştırılmış görünüyor. Üstelik söz konusu çıkarlar, Avrupalı güçlerin çıkarlarıyla bütünüyle örtüşmek bir yana, Grönland örneğinde açıkça görüldüğü üzere onlarla karşı karşıya da gelebiliyor.

[1] ABD emperyalizminin Grönland üzerindeki emellerinin tarihsel gelişimi ve güncel boyutlarının ayrıntılı bir değerlendirmesi için bkz. Mehmet Yaşar Kaya, “Trump’ın Dinmeyen Grönland Sevdası,” Devrim, Sayı 15, Yaz 2026.

[2] Anlaşma metninin tamamı için bkz. The White House, Agreement Between the Government of the United States of America and the Government of the Kingdom of Denmark Together with the Government of Greenland, 22 Eylül 2026. https://shorturl.at/4hIHE

[3] Birkaç örnek için bkz. Miranda Byrant, “After So Long in Trump’s Sights Hopeful Greenlanders Breathe a Collective Sigh of Relief,” The Guardian, 24 Eylül 2026. https://shorturl.at/nh3fy; David Keyton, “Trump’s push to acquire Greenland almost broke NATO. The winner of it all may be... Greenland,” AP News, 24 Eylül 2026. https://shorturl.at/Ze9P5

[4] Marc Weller, “Denmark’s Greenland Deal with Trump is a Victory for Diplomacy over Bullying,” The Chatham House, 24 Eylül 2026. https://shorturl.at/LICDb

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓