Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Kitlesel imha eylemleri: “Akıl hastalığı” adı altında gölgelenen ideoloji

Kitlesel imha eylemlerinin “akıl sağlığını yitirmiş”, “mantıklı düşünemeyen caniler” tarafından gerçekleştirilmiş olma kanısı günümüzde hala güçlü bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Peki bu kanının gerçeklik payı nedir? Kitlesel imha eylemleri, sıradan insanları sistematik katillere dönüştüren ideolojik ve devlet destekli şiddet mekanizmalarıyla işler.

Kitlesel imha eylemlerinin “akıl sağlığını yitirmiş”, “mantıklı düşünemeyen caniler” tarafından gerçekleştirilmiş olma kanısı günümüzde hala güçlü bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Peki bu kanının gerçeklik payı nedir?

Kitlesel imha eylemleri, sıradan insanları sistematik katillere dönüştüren ideolojik ve devlet destekli şiddet mekanizmalarıyla işler. Tarihsel nefret kodları siyasi iktidarın elinde ölümcül ve yayılmacı bir aygıta dönüşebilir. Bu yazımızda 20. yüzyılın en kanlı suç biçimi olan kitle katliamlarından Nazi örneğini ele alıyoruz.

Kitlesel imha eylemi neye denir?

Kitlesel imha eylemeleri 20. yüzyılda en çok can kaybına sebep olan eylem biçimidir. Savaş koşullarında aktif çatışma halinde görülen zayiat ile kıyaslandığında bile kitle katliamlarının kurbanlarının sayısı bunları aşmaktadır.

12 Ocak 1951 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin “ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen fiillerden herhangi biri” soykırım suçunu oluşturur. Bir rejim tarafından işlenen şiddet eylemlerinin politik arka planının ve fiili uzantısının bahsi geçen grupları “tümden yok etme” amacıyla gerçekleştirilmesinin kanıtlanması ise bu eylemlerin yargıya taşınması durumunda cezalandırması işini zorlaştırmaktadır. Soykırım kavramının bir uluslararası hukuk kavramı olmasından ve bu adlandırmayı verebilmemiz için belli şartların sağlanması gerektiğinden daha geniş bir anlam ifade edecek olan kitlesel katliam kavramını yazımızda kullanacağız.

Silahlı çatışma ortamında birbiriyle kaynak açısından kıyaslanabilir olan ve kendini savunma kabiliyetine sahip iki gücün mücadelesinden savaş olarak bahsederken, katliam olarak adlandırdığımız olaylarda taraflar arasında büyük bir güç dengesizliği görülür. Katliamı gerçekleştirecek olan rejim, devletin silahlı gücünü ulusal savunma amacının dışında, doğrudan hedeflediği grubun kıyımı için kullanır. Devletin örgütlü silahlı gücü karşısında genellikle boy ölçüşmeye fırsatı bulunmayan hedef grup, katliam rejiminin sistematik saldırılarının kurbanı olur.

Kitle katliamının mekanizması

Katliam rejimi tarafından, toplumun kolektif bilincinin içerisinden hedef alınacak olan grubu çoğunluktan “farklılaştıracak” bazı unsurlar seçilir ve iktidar rejimi için bu unsurlar siyasi programının bir parçası haline getirilir. Ulusal veya küresel herhangi bir çelişkinin tek sebebi olarak gösterilen bu hedef, zaman içerisinde ortadan kaldırılması gereken bir gruba dönüştürülür. Bir kesimin marjinalleştirilmesi anlamına gelen bu faaliyet, toplumsal grupların arasındaki husumeti ve çatışmayı canlandırmak, nefret besletmek ve tepki yaratmak katliam rejiminin siyasal çalışmaları ile mümkün görünür.

Genellikle sıfırdan icat edilmeyen bu hedef grupları, ülkenin tarihsel akışına dahil olmuş ve içerisinde gelişmiş grupların iktidarın perspektifiyle yeniden üretilmesi yoluyla ortaya çıkar.

Devletin silahlı gücü, katliamı gerçekleştiren rejimin bir uzantısı olarak hareket eder. Bir diğer taraftan rejimin resmi silahlı gücünün yetmemesi durumunda, rejim fanatikleri tarafından oluşturulan paramiliter birliklerin varlığı da neredeyse bir zorunluluktur. Polis, asker ve rejim tutkunları tarafından oluşturulan bu ölüm birlikleri iktidar tarafından marjinalleştirilmiş ve ucubeleştirilmiş sivil gruplar üzerine rejimin talimatlarıyla beraber sistematik saldırılar gerçekleştirir.

Nazi Partisi örneği: Katliamcılar akıl hastası mı?

Kitlesel imha eylemlerinin “akıl sağlığını yitirmiş”, “mantıklı düşünemeyen caniler” tarafından gerçekleştirilmiş olma kanısı günümüzde hala güçlü bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Peki bu kanının gerçeklik payı nedir?

Katliam rejiminin önderlerinin tamamının aklını yitirmiş insanlardan oluşması, bu yetmezmiş gibi siyasal kampanyaları doğrultusunda milyonları ikna edip peşlerinden sürüklemiş olmalarının ihtimali çok düşük görünüyor. Aynı zamanda bu kişilerin akıl sağlığından yoksun olduğunu iddia etmek, gerçekleştirdikleri sınırsız şiddet eylemleri üzerinde bireysel sorumluluk duymamalarına da göz yummak anlamına geliyor.

Bu durumu incelemek adına Nazi Almanyası’nın İkinci Dünya Savaşı ardından hayatta kalan önderlerinin yargılandığı Nürnberg Büyük Savaş Suçluları Davası’na bakabiliriz.

Aralarında Hermann Göring, Walter Hess, Joachim von Ribbentrop, Wilhelm Keitel gibi Nazi Partisi’nin önde gelen yöneticilerinin bulunduğu sanıklar; barışa karşı suçlar, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar ve komplo suçu olmak üzere dört ana kategoride yargılandılar.

Nazi sanıklarının akıl sağlıkları, hem hukuki sorumluluk açısından hem de mahkeme sürecinin adil yürütülmesi için detaylı şekilde değerlendirildi. Yapılan psikolojik testler ile sanıkların kişilik yapıları, empati düzeyleri ve suçluluk duyguları incelendi. Zeka testleri de tüm sanıklara uygulandı. Elde edilen sonuçlara göre hiçbir sanık ceza ehliyetsizliği gösterecek ruhsal hastalık belirtisi taşımıyordu. Dahası, çoğu sanık ortalamanın üstünde bir zeka seviyesine sahipti.

Katliamcıların mahkeme savunmaları

Sanıkların mahkemeye verdikleri savunmalar çeşitli argümanlardan oluşuyordu. Bunlardan bazıları “Sadece emirleri uyguluyordum.”, “Siyasi kararların parçası değildim.”, “Yahudi Soykırımı’ndan haberim yoktu.” gibi devletin yönetimdeki pozisyonları ve bunun beraberinde gelen olağanüstü güç göz alınınca gerçekliği imkansız olan iddialardı.

Milyonlarca sivilin sistematik katledilmesini tertipleyen asıl kişilerin suçlarıyla karşı karşıya getirilmesi halinde görülen, kendilerini sıradan insanlar olarak göstermeleri ve kötü bir niyetlerinin olmadığını iddia etmeleriydi.

Mahkeme karşısında ahlaki sorumlulukları konusunda kuvvetli bir reddiyeyi sürdürenlerden biri de Adolf Eichmann idi. Eichmann, Endlösung (Nihai Çözüm) olarak adlandırılan ve Yahudilerin demiryolları üzerinden imha kamplarına sevkiyatını ifade eden planı yürürlüğe koyan asıl kişiydi. Almanya’nın yenilgisinden sonra kaçmayı başaran ve Arjantin’e yerleşen Eichmann, eski Nazi subayı Wilhelm Sassen’ın yaptığı ve Time Dergisi’nde yayınlanan gizli röportajlarda 10.3 milyon Yahudinin tamamının katledilmesi başarılsaydı tatmin olacağını söylemişti. Ardından Arjantin’den kaçırılarak 1961 yılında çıkarıldığı Kudüs Bölge Mahkemesi’nde Nürnberg sanıklarınınkine benzer savunmalarla suçsuzluğunu iddia etti.

Ortalama vatandaştan kitle infazcısı çıkarmak

Nazi Partisi önderlerinin ılımlı ideolojik inançlara sahip, sadece kariyer yapma hevesindeki insanlar olduklarına dair iddialar mahkemelerce ciddiye alınmadı. Nazi önderleri katliam emirlerini verip uygulamışlardı, fakat tetiği çeken birincil derece kişiler de değildi. Ya da katledilecek olan kurbanları toplama kamplarına götürmekle doğrudan görevli olan makinist veya Almanya’nın işgal ettiği topraklarda sivil halkı yok eden erler de değillerdi. Peki ordu ve polis kuvvetlerinde görev alıp bu kitlesel imha eylemlerini gerçekleştirenler öyleyse kimdi?

Polis Taburu 101 isimli polis gücü, daha askerliğini bile yapmamış orta yaşlı polislerden oluşuyordu. Aslına bakılırsa her biri sıradan bir Alman vatandaşı tipolojisine sahiptiler. Nazi Partisi’ne coşkun bir bağlılıkları yoktu. Aynı zamanda 101. Tabur, Doğu Avrupa ve özellikle Polonya’daki kitlesel katliamları doğrudan gerçekleştiren birliklerden biriydi. Bu sıradan insanlar gettolar ile toplama kamplarının korunması, sivil nüfusa yönelik cezalandırma ve infaz gibi görevleri gerçekleştirdiler. 101. Tabur ve başka benzer taburlar için görülmesi gereken asıl mesele ise ortalama bir Alman vatandaşının nasıl resmi ideoloji olan nazizmin altında böyle eşi benzeri görülmemiş şiddet eylemlerine girişmiş olmasıdır.

İdeolojik bir aygıt olarak şiddet

Yahudi nefreti, 20. yüzyılın ilk yarısında sadece Almanya topraklarında değil, bütün Avrupa’da görülen bir çatışma başlığıydı. Yüzyıllardır Avrupa topraklarında ekonomik ve dini sebeplerden dolayı Yahudiler tecrit ediliyor ve şiddete tabi kılınıyordu. Nazi iktidarı, yayılmacılık gayesini gerçekleştirebilmek, Yahudi halkının elinde tuttuğu zenginliği kendi ulusal sermaye sınıfına katabilmek için antisemitizmi rejiminin önemli bir unsuru haline getirdi. Antisemitizmin, Nazi Partisi eliyle büyütülmesi, propaganda malzemesi haline gelmesi ve devletin Yahudiler üzerine baskılarını artırmasıyla sıradan Alman vatandaşları bu cinayetleri gerçekleştirebildi. Yüzyıllardır var olan antisemitik eğilim, bireylerin zihninde bir kod olarak canlanabildi. Yahudilerin marjinalleştirilmesi ve terörize edilebilmesinin yolu, bu algıyı incelikli bir ideolojik aygıta dönüştürmekten geçiyordu. Nazi Partisi böylece Avrupa’da 25 milyon sivilin katledilmesinin yolunu açabildi.

Yazımızın gelecek olan ikinci bölümünde kitlesel kıyımın günümüz örneklerinden birisine, antisemitizmi baş aşağı çevirerek gerçekleştiren İsrail örneğini inceleyeceğiz.

Kaynaklar

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. (1948, 9 Aralık). Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi

Taylor, T. (1992). The Anatomy of the Nuremberg Trials: A Personal Memoir. Knopf.


Arendt, H. (1963). Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil. Viking Press.
United Nations.

Gilbert, G. M. (1947). Nuremberg Diary. Farrar, Straus and Company.

Browning, C. R. (1992). Ordinary Men: Reserve Police Battalion 101 and the Final Solution in Poland. HarperCollins.

de Swaan, A. (2021). Kitle katliamları: Cinai bölmeler (Çev. M. Karataş). Ayrıntı Yayınları.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓