Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Kitlesel imha eylemleri (II): Siyonizmin dinci-etnikçi kimlik inşası

Emperyalist devletler, özellikle İngiltere ve daha sonra ABD, Filistin’deki Yahudi yerleşimlerine mali ve siyasi destek sunarak bu sürecin katliamcı niteliğini perdeledi ve meşrulaştırdı. Siyonist hareketin yayılmacı pratiği, yerel halkların kitlesel imhasını meşrulaştıran ideolojik bir zemin üzerinde yükseldi.

13:41 6 dk okuma

Emperyalist devletler, özellikle İngiltere ve daha sonra ABD, Filistin’deki Yahudi yerleşimlerine mali ve siyasi destek sunarak bu sürecin katliamcı niteliğini perdeledi ve meşrulaştırdı.

Siyonist hareketin yayılmacı pratiği, yerel halkların kitlesel imhasını meşrulaştıran ideolojik bir zemin üzerinde yükseldi. Etnik milliyetçi ve dinci-gerici bir zeminde temellendirilen Yahudi kimliği, emperyalizmin bölgedeki hakimiyetini sağlamlaştıran sömürgeci bir programa dönüştü.

“Yahudi Sorununa Modern Bir Çözüm Denemesi”

Siyonizmin “kurucu babası” sayılan, gazeteci-yazar Theodor Hertzl’ın 1896 yılında yazdığı Yahudi Devleti (Alm: Der Judenstaat) isimli kitapta dünyanın çeşitli yerlerinde düşmanlık duyulan ve pogromlardan geçirilen Yahudi diasporasının uluslaşması gerektiği tezini ortaya çıkardı.

Hertzl’e göre Avrupa topraklarında gettolara sıkıştırılan Yahudilerin sermaye sınıfına mensup olanları ile ticarete girişilmesi diğer halklar tarafından imtina ile karşılanıyor, işçi sınıfının mensupları ise ayrımcılık sebebiyle umutsuzluğa terk ediliyordu. Ona göre “Yahudilerden alışveriş yapmayın” söylemi Yahudi diasporasında büyük endişelere sebep oluyordu ve bu halk için geleceksizliğin başka türlü bir ifadesiydi.

Önerdiği çözüm önerisi ise kolay ifade edilebilirdi: Antisemitizmden kurtulmak adına bağımsız bir Yahudi devleti kurmak.

Hertzl’in kitabı “Yahudi Sorununa Modern Bir Çözüm Denemesi” alt başlığını taşıyordu. Bu modern çözüm önerisini hayata geçirebilmek adına modern araçlara da ihtiyaç duyuyordu. Hertzl, kendilerine yüzyıllar boyu pogromlar düzenlediklerini ilan ettiği aynı Avrupa imparatorluklarından destek talep etmeye karar verdi. Nitekim bir devlet kurmak siyasal meşruiyet ve müthiş mali kaynaklar gereksiyordu.

Yahudi Devleti kitabında dünya Yahudi diasporasının göçlerle koloniler oluşturması ve yerleştikleri coğrafyada kendi yaşam alanlarını kurmaları savunuluyordu. Arjantin ve Filistin toprakları koloniler için yerleşke önerileriydi. Filistin ise tarihsel ve dini sebeplerden ötürü manevi açıdan ayrı bir önem taşıyordu.

Metinde Yahudilerin kendi yaşam alanlarını kurma hakkından bahsetse de hedef doğal olarak Yahudilerin siyasi otonomluğu olmak zorundaydı. Avrupa güçlerini ve bu topraklarda faaliyet gösteren varlıklı ailelere bu proje sunulurken sivri siyasi iddialardan bahsetmemek gerekiyordu.

Bir bankacılık imparatorluğuna sahip Rothschild ailesi, Hertzl’in 1986 yılında ilk başvurduğu sermaye gruplarından biri oldu. Yahudi kökenlere sahip olan Rothschild ailesinden Edmond de Rothschild, halihazırda Filistin’de bulunan Yahudi yerleşimlerine hayırseverlik kisvesi altında tarım sektöründe yatırımlar gerçekleştiriyordu. Büyük siyasi nüfuza sahip Rothschild, Hertzl’in planını fazlasıyla ütopik bulduğu için olumlu cevap vermedi. Hertzl, projesi için başka finans kaynakları bulmalıydı.

Ulusal bir kimlik yaratmak

Hertzl’in ilk mali kaynak arama çabası sonuçsuz kalınca Yahudi diasporasına bir kongre çağrısında bulundu. Daha sonra Dünya Siyonist Örgütü olarak adlandırılacak olan yapının kuruluşu sayılan bu kongre, 17 ülkeden Yahudi halkının ileri gelen isimlerinin 1897 yılında toplandığı Birinci Siyonist Kongresi’ydi. 208 katılımcının bulunduğu kongre üyeleri siyasetçiler, yazarlar, sosyologlar, gazeteciler ve Yahudi sermaye gruplarında etkili olan milliyetçi isimlerden oluşuyordu. Birinci kongrenin çıktısına göre siyonist hareketin amacı, Filistin topraklarında hukuk güvencesi altına alınmış bir Yahudi vatanı kurmak olmalıydı.

Bu amacı gerçekleştirebilmek için yüzyıllar boyu dağılmış olarak yaşayan Yahudilerin bir ulusal kimliğinin yaratılması gerekiyordu. Zamanının yaygın kanısı aksine Hertzl, dini nitelikleri ön planda olmayan, etnik milliyetin ve beraberliğin pazarlanabileceği bir kimlik anlayışı geliştirdi.

Bilimsel safsatalar ve palavra tarih

19. yüzyılda “ırk bilimi” olarak adlandırılan (ve daha sonraki yıllarda sözde bilim olarak adlandırılacak ve bilim camiası tarafından itibarsızlaştırılacak olan) bu disiplin ile biyolojik temelde soy ortaklığına dayanan bir kimlik anlayışı ortaya çıktı. Hertzl’in kolektif bir Yahudi kimliğini inşa etmeye yarayacağını düşündüğü bu teori, Tevrat ve İncil’de bahsedilen ve Filistin içerisinde bulunan kutsal toprakları Yahudiliğin doğum yeri ve yaşayacakları rönesansın merkezi olarak gösteriyordu. Hertzl ve kongresi, bu formülle yarattıkları kimlik anlayışının tanrısal bir kaynaktan gelmeyeceği fakat ırk temelli bir yaklaşım sunacağı hususunda ortaklaştılar.

Kimliğin kaynağını dini bir yere dayandırmaktan çekinme çabası; ortaya çıkarılan yeni anlayışın tanrısal yaratılış kodları, “seçilmiş halk” zihniyeti ile bezenmesine yol açtı. Üstüne sosyal Darwinizmi hatırlatan bu temellendirme yöntemi, ilerleyen on yıllarda Yahudilerin en büyük kitlesel imhasına sebep olacak Nazi Partisi’nin Alman kimliğini inşa teorilerinde de sahiplenilecekti.

Kongrenin hedeflerini gerçekleştirmek adına belirlediği ilkeler; “Yahudi çiftçilerin, zanaatkârların ve esnafların Filistin’e yerleştirilmesinin uygun şekilde teşvik edilmesi”, “yerel ve genel etkinlikler yoluyla tüm Yahudilerin örgütlenmesi ve bir araya getirilmesi”, “ulusal bilincin güçlendirilmesi”, “Siyonist amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan hükümet onayını elde etmeye yönelik hazırlık adımlarının atılması” şeklindeydi.

Birinci Siyonist Kongresi, Yahudilerin devletleşme serüveninin siyasal karar organı haline gelecekti. Siyonizmin dinci-gerici niteliğini örtmeye çalıştığı yeni milliyetçi Yahudi kimlik anlayışı bireyciliğe ve maddiyatçılığa itilmiş Yahudi diasporasını birleştirmek adına bir umuttu.

Filistin toprakları hala Osmanlı Devleti’nin elinde olduğu için siyonizmin talepleri olabildiğince meşru ve hukuki zeminde müzakereye açık görünmeliydi.

İlerleyen yıllarda Hertzl, Osmanlı Devleti ile de diplomatik ilişkilere girecekti. 1901 yılında Osmanlı’ya büyük miktarda dış borçları ödeme vaadiyle geldi. Karşılığında ise 2. Abdülhamit’ten Yahudiler için koloni oluşturmak adına toprak satın almayı mümkün mertebe de özerklik ilan etmeyi talep ediyordu. Osmanlı tarafından bu antlaşma çabası toprak bütünlüğüne bir tehdit niteliği taşıdığından reddedilmişti.

İşgalcilik siyonistlere üç bin yıl önce vaat edilmişti

Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere, Osmanlı topraklarında bulunan Arap liderlerini isyana teşvik ediyordu. Müslüman Arap çoğunluğun yanı sıra Ortadoğu’da kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirilebileceği başka azınlıklar vardı, bunlardan biri de 19. yüzyıl sonlarında Filistin’e göçmüş Yahudi topluluğuydu. Filistin’deki Yahudi nüfusunun tüm halka oranı Dünya Savaşı sırasında sadece yüzde 3 civarıydı. İngiltere’nin Ortadoğu’da gerçekleştirdiği bu hamle Dünya Siyonist Örgütü için bir fırsat olarak göründü.

Osmanlı’nın Ortadoğu’da elinde tuttuğu toprakları savaş sonrasında İngiltere ve Fransa arasında paylaşmaya dayanan Sykes-Picot Antlaşması, Filistin topraklarını bu iki gücün idare edeceği uluslararası bir bölge ilan etmeyi ortaya koyuyordu. Bu görüşmeler sırasında Yahudilere yerleşim imkanı sunma fikri ilk kez ele alınmıştı.

İlerleyen görüşmeler neticesinde siyonist liderler İngiltere hükümetiyle yakın temaslar gerçekleştirdi. Böylece siyonistler resmi ve hukuki güvence altında Filistin’de bir Yahudi vatanı kurmak için icazet almaya çalışıyordu. 1917 yılında İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Belfour, İngiliz Yahudi topluluğunun liderlerinden biri olan banker Lord Lionel Rothschild’e gönderdiği nota ile “Hükümetim, Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yurt kurulmasını desteklemektedir” ifadeleriyle İngiltere’nin yerleşimlerin hızlandırılmasın için onayını vermiş oldu.

Yahudi yerleşimleri özellikle İkinci Dünya Savaşı koşullarında Filistin topraklarında artmış oldu. Filistin’e büyük göç dalgalarıyla yerleşen Yahudiler 1939 yılında toplam nüfusun yüzde 30’unu oluşturuyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcıyla İngiltere, Büyük Arap Ayaklanması’nı yatıştırmak amacıyla Yahudi göçlerini kısıtladı. Silahlı siyonist örgütler Filistin’deki İngiliz varlığına ve Arap isyancılara karşı saldırılar gerçekleştirmeye başladı. İngiltere’nin Filistin meselesini Birleşmiş Milletler’ (BM) taşımasıyla 1947 BM Paylaşım Planı devreye girdi.

Siyonist hareketin teşvik ettiği göçler, iş ve kolaylaştırdıkları seyahat imkanları, yaratılan fonlar ile 1947 yılında Yahudi yerleşimciler Filistin topraklarının yüzde 6-7’sini satın almıştı. Nüfusun yüzde 30’undan daha fazlasını da Yahudiler oluşturuyordu. Buna rağmen BM planına göre Filistin topraklarının yüzde 55’i Yahudi devletine teslim edildi. Arapların buna kesin karşı çıkışıyla sonu gelmeyecek olan katliamlar zinciri başlamış olacaktı. Görece az nüfusuna kıyasla siyonistler mali kaynak ve emperyalist destek sayesinde maddi güç açısından Arapların çok üstündeydi.

1948 yılında siyonistler, İsrail’in kurulduğunu ilan etti. Bugüne kadar devam edecek olan İsrail askeri kuvvetlerinin ve işgalci sivillerin Arap yerleşimlerine doğru harekatı neticesinde 1948-2024 yılları arasında en az 140 bin Filistinli sivil hayatını kaybetti. Bugün hala devam eden siyonist-emperyalist yayılmacılık, en iyi belgelenen kitlesel imha eylemlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Siyonist hareketin ideolojik olarak büyümesi dönemin emperyalist güçleriyle kurduğu çıkar ilişkilerine dayanmaktaydı. Yahudi ulusal kimliği etrafında şekillenen bu siyasi proje, sadece bir kurtuluş anlatısı değil, aynı zamanda bölgesel hakimiyetin ve yerel halkların tasfiyesini amaçlayan bir işgalci-sömürgeci stratejinin ifadesi haline geldi.

Emperyalist devletler, özellikle İngiltere ve daha sonra ABD, Filistin’deki Yahudi yerleşimlerine mali ve siyasi destek sunarak bu sürecin katliamcı niteliğini perdeledi ve meşrulaştırdı. Siyonizm, bir halkın kendi kaderini tayin hakkı değil, başka bir halkın varlığına karşı yürütülen imha eylemlerinin ve emperyalist yağmacılığın ideolojik taşıyıcısı oldu.

Kaynaklar

Herzl, T. (1896). Der Judenstaat: Versuch einer modernen Lösung der Judenfrage. Leipzig & Wien: M. Breitenstein’s Verlags-Buchhandlung.

Smith, J. (2010). The history of Jewish migration to Palestine. New York, NY: Academic Press.

Palestinian Central Bureau of Statistics. (2024). Statistical Yearbook of Palestine: Summary of martyrs from 1948–2024. Ramallah, Palestine.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓