Montana'da seçmenler Montana Planı olarak da bilinen, şirketlerin ve diğer tüzel kişilerin seçimleri fonlamasının önüne geçmeyi ve bu sayede siyasette sermayenin etkisini azaltmayı hedefleyen yasa tasarısını oy çokluğuyla kabul etti.
Amerika Birleşik Devletleri'nde salı günü gerçekleşen ara seçimlerde Kongre'nin üst ve alt kanatlarının kontrolü, eyalet valilikleri ve yerel yönetim pozisyonlarının yanı sıra eyalet düzeyindeki kritik yasa tasarıları da oylanıyor. Bunlardan biri de Montana Planı olarak da anılan 194 sayılı Yasa Girişimi (I-194) oldu. Tasarı, oyların %94'ünün sayıldığı seçimde %65,36'lık evet oyuyla kabul edildi.
Tasarı neleri kapsıyor?
Oylanan tasarı, Montana eyaletinde şirketlerin, vakıfların, kâr amacı gütmeyen kuruluşların, ortaklıkların ve ticaret birliklerinin siyasi kampanyaları fonlamalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Bu yönüyle değişiklik, 14 Mayıs'ta Hawaii Valisi tarafından yasalaştırılan ve şirketlerin yetkilerini yeniden tanımlayan kanuna benzerlik gösteriyor.
Tasarının geçmişi
Montana eyaletinde 1912 yılında, Bakır Kralları ve büyük madencilik şirketleri başta olmak üzere şirketlerin eyalet siyaseti üzerindeki etkilerini kısıtlamak için Yolsuzluk Uygulamaları Yasası (Corrupt Practices Act) çıkarıldı. Yasa kapsamında şirketlerin eyalet seçimlerini etkilemek amacıyla genel hazine fonlarından harcama yapması, adaylara bağışta bulunması veya bağımsız harcamalar gerçekleştirmesi yasaklandı.
ABD Yüksek Mahkemesi, 2010 yılında Citizens United v. Federal Election Commission davasında, şirketlerin ve sendikaların seçimleri etkilemeye yönelik bağımsız siyasi harcamalarının ABD Anayasası'nın ifade özgürlüğünü koruma altına alan Birinci Ek Maddesi kapsamında korunduğuna hükmetti.
Yüksek Mahkeme, 2012'de American Tradition Partnership v. Bullock davasında 2010'daki kararını devam ettirerek 1912 tarihli Yolsuzluk Uygulamaları Yasası'nın ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi'ne aykırı olduğuna hükmetti ve yasanın uygulanmasını engelledi. Montana’da 1912 yılındaki kanunla siyasete fon aktarımları önlenen şirketler ve diğer tüzel kişiler bu sayede tekrar seçimleri etkilemeye devam ettiler.
Bu durum, gerçek kişilerin harcama limitleri olmaksızın siyasi kampanyaları fonlamasına olanak sağlıyor. Ayrıca aracı kurumlar aracılığıyla desteğin gizlenebilmesini de mümkün kılıyor. Bir bütün olarak ise siyasette sermayenin karar alıcılar üzerindeki etkisini güçlendiriyor.
Peki, Montana nasıl kararın etrafından dolandı?
Montana ve Hawaii aldıkları kararlarla, şirketlerin ve diğer tüzel kişiliklerin eyalet içerisinde sahip oldukları haklar arasından, eyalet seçimlerini etkilemek amacıyla genel hazine fonlarından harcama yapma, adaylara bağışta bulunma veya bağımsız harcamalar gerçekleştirme yetkilerini çıkarıyor.
Bu sayede doğrudan bir yasak getirilmeden şirketlerin eyalet içinde yapabildikleri kısıtlanıyor. Bu doğrultuda Hawaii ve Montana’da sermayenin seçimler üzerindeki etkisi ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Ancak yasaların hukuki kapsamı tartışılmaya devam ediyor.