Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Zengin beyaz adamın “özgürlüğü”: 249 yılın ardından Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi

Bugün ABD, özgürlük söylemiyle kaleme alınan Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilkeleriyle değil; o bildirgede yer alan her ilkenin tersine faaliyet gösteren bir ikiyüzlülüğün en somut hali. Geride kalan 249 yıl, bir halk devriminin değil, emperyalist-kapitalist hegemonyanın yükselişine sahne oldu.

Bugün ABD, özgürlük söylemiyle kaleme alınan Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilkeleriyle değil; o bildirgede yer alan her ilkenin tersine faaliyet gösteren bir ikiyüzlülüğün en somut hali. Geride kalan 249 yıl, bir halk devriminin değil, emperyalist-kapitalist hegemonyanın yükselişine sahne oldu.

Amerika’nın temellerinin atıldığı, 4 Temmuz 1776 tarihinde ilan edilen Bağımsızlık Bildirgesi’nin üzerinden tam 249 yıl geçti. Bu süre zarfında, kıtanın Avrupalı güçlerce sömürgeleştirilmesinden köle ticaretine, yerli halkların katledilmesinden bağımsızlık savaşlarına, iç savaşlardan küresel savaşlara ve nihayetinde modern çağda emperyalist bir süper güce dönüşmesine kadar pek çok tarihsel dönüm noktası yaşandı. Bugün “özgürlükler ülkesi” olarak pazarlanan ABD’nin tarihi, aynı zamanda yayılmacılığın, şiddetin ve çıkar çatışmalarının şekillendirdiği uzun bir geçmişe sahip.

‘Cenevizli kaptan ve kaşif’ olarak tanınan, özünde bir ‘sömürge öncüsü’ ve katil olan Kristof Kolomb’un 1492’de Karayipler’e ulaşmasıyla başlayan süreç, Avrupa’nın Amerika kıtasını sistematik şekilde sömürgeleştirmesinin başlangıcı oldu.

Başta İspanya ve Portekiz’in öncülük ettiği bu kanlı sürece, 17. yüzyıldan itibaren İngiltere, Fransa ve Hollanda da dahil oldu. İngilizler, ilk kalıcı yerleşim olan Jamestown’u 1607’de kurarak Kuzey Amerika’daki kolonileşme sürecini başlattı.

İngiliz kolonileri zamanla Atlantik kıyısı boyunca yayıldı ve 13 koloni olarak bilinen yapıya ulaştı. Her biri ekonomik fırsatlar, dini özgürlük, yeni bir yaşam arayışı gibi gerekçelerle kurulmuş bu koloniler, zamanla hem İngiltere’yle hem de birbirleriyle çelişkili çıkar ilişkilerine sahip oldu. Kıta nüfusu, sadece yerli halktan değil, aynı zamanda Afrika’dan getirilen köleler ve Avrupa’dan göçen yoksullar eliyle iskan ve zorla yerleştirme politikalarıyla tekrar tekrar düzenlendi. Bu sömürgeleştirme süreci, sadece toprakların değil, halkların da sistematik biçimde sömürüldüğü bir düzenin temeliydi.

Tarihi vahşi sömürüye dayanan kapitalist sermaye birikiminin ve Avrupa merkezli beyaz üstünlükçü ideolojinin inşası ile şekillenen Amerikan kolonileri, Avrupa’daki imparatorluğun baskıları sonucunda “bağımsızlık”, “özgürlük” gibi kavramlarla tanışacaktı.

Britanya borç batağından Amerikan kolonileriyle çıkmak istiyor

Büyük Britanya İmparatorluğu, “ilk dünya savaşı” olarak nitelendirilebilecek Yedi Yıl Savaşları’ndan (1756-1763) galip çıkmış ve on üç Amerikan kolonisini iktidar çemberine katmıştı. Bu savaş, kıtanın “sömürge efendileri” İngiltere ve Fransa’nın yerli halkların ve Avrupalı göçmenlerin kanı üzerinden yürütülen, kıtanın siyasi haritasını yeniden şekillendiren bir paylaşım savaşıydı.

Savaşın galibi olarak Britanya’nın Amerika topraklarındaki Fransız egemenliğine son vermesi onu dünyanın önde gelen süper gücü haline getirmişti. Dünya iktidarı ucuza kazanılmıyordu, çünkü Britanya aynı zamanda bu uzun soluklu savaşın sonunda büyük bir borç batağına da girmişti.

Britanya’nın Fransa’ya ve dünya çapındaki Fransız kolonilerine karşı savaşabilmesi için müthiş askeri harcamalar gerekti. Avrupa, Kuzey Amerika, Karayipler ve Hindistan’dan birlikleri hareket ettirmek ve savaş için kaynak bulmak başlı başına bir krizdi. Savaş öncesinde bile 74 milyon pound dış borcu bulunan Britanya’nın dış borcu savaş sonrasında iki katına çıkmıştı. Küresel bir imparatorluğu koruyup genişletmek için daha fazla sermayeye ihtiyaç vardı.

Sömürgecinin akıl almaz vergi dayatmaları

Britanya, çözümü Amerikan kolonilerinin vergilerini artırmakta buldu. Büyük Britanya Parlamentosu’ndan vergi konusunda geçen ilk yasa, 1764 yılındaki Şeker Yasası’ydı.

Bu yasaya göre şeker, kahve, şarap gibi ürünler Amerikan kolonilerine sadece Britanya tarafından ihraç edilecek ve bu ürünler vergilendirilecekti. Bunu 1765 yılındaki Damga Yasası izledi. Damga Yasası’na göre her türlü kullanım kapsamındaki kağıtlar, resmi belgelerden oyun kartlarına kadar, damgalanarak vergiye tabi tutulacaktı. Damga Yasası’nın ortaya koyduğu absürt kapsam Amerikan kolonilerinde yaşayan tüccarlar için daha az kar, işçiler için zorlaşan yaşam koşulları demekti. Aynı zamanda Damga Yasası, kolonilerde ticaret kapsamına girmeyen ilk doğrudan vergi örneğiydi. Britanya, kolonilerin yönetimini kendisine hak gördüğü için onları vergilendiriyor, ama karşılığında bir hizmet sunmuyordu.

Bu gelişmeler nedeniyle kolonistler tarafından protestolar ve İngiliz mallarına karşı boykotlar örgütlendi. Damga Yasası’nı geri çekmek zorunda kalan Britanya, otoritesini Amerikan kolonilerinde güçlendirme zorunluluğu duydu. Kolonilerden gelen tepkilere cevap olarak parlamento “koloniler üzerine her türlü yasayı çıkarma ve uygulama hakkının olduğunu” ilan etti. Böylece Amerikan kolonilerinin Britanya parlamentosunda bir temsilcisinin bulunmamasına rağmen Britanya, koloniler üzerinde idare yetkisi iddia etmeyi ciddiyetini arttırarak sürdürmüş oluyordu.

İlerleyen yıllarda cam, kağıt, boya, çay gibi günlük tüketim ürünlerine vergilerin arttırılarak dayatılması, koloniler tarafından da yine artan huzursuzluk ve Britanya karşıtı protestolar ile karşılandı. Parlamenter temsiliyetin olmadığı bir düzlemde vergilere tabi olmak devlet erkinin önde gelen kolonistler tarafından sorgulanmasına ve otonomluk fikrinin tartışılmasına sebep oluyordu.

Sömürgeciye karşı direniş sertleşiyor

1773 yılında Boston limanına gerçekleştirilen büyük bir çay sevkiyatı, Britanya ve Amerika kolonileri arasında tamiri mümkün olmayan bir kırılmaya sebep olacaktı. İleride “ABD’nin kurucu babaları” olarak adlandırılacak Samuel Adams, John Hancock gibi isimleri de içinde bulunduran Sons of Liberty (Özgürlük Oğulları) ismindeki direniş örgütü, Britanya sömürgeciliğine karşı eylemlerini sertleştirmeye karar verdi. Boston limanında gemilerden karaya taşınmayı bekleyen 45 ton çay Sons of Liberty tarafından denize döküldü. Direnişçilerin şiddet içermeyen bu örgütlü eylemi, Britanya tarafından şiddetle karşılanacaktı.

Boston Çay Partisi olarak adlandırılacak bu eylemden sonra Britanya parlamentosu kolonilerde zorunlu ve daimi bir askeri varlık oluşturmak için hazırlıklara girişti. İngiliz askerlerin kolonilere konuşlandırılması tansiyonu tırmandırdı, direniş örgütleri stratejilerini silahlı mücadele eksenine kaydırmaya hazırlanıyordu. Milis örgütlenmesine hız veriliyor ve gayri nizami harp taktikleri yeni örgütlenenlere, eskiden Britanya safında olan, ardından direniş saflarına geçen subaylar tarafından Amerika’nın kırsal kesimlerinde öğretiliyordu.

Silahlı mücadele fikrinin gittikçe güç kazanmasının yanında Amerikan kolonilerinin siyasal birliği meselesi üzerine de duruluyordu. Britanya, askerlerini Amerika topraklarında konuşlandırmasından sonra 1774 yılında İlk Kıta Kongresi toplandı. Kolonilerin kendi yasama meclisleri tarafından seçilen ve aralarında “Kurucu Babalar”ın da bulunduğu toplam 56 delege ile gerçekleşen bu kongre sonucunda “vergilerin ancak kolonilerin kendi yasama meclisleri tarafından yürürlüğe konulabileceği” ve “İngiliz mallarının ticaretinin yapılmayacağı” kararları alındı. Siyasal ve iktisadi bağımsızlık alanlarında birer adım olan bu kararlar neticesinde ileriki yıl İkinci Kıta Kongresi yapılacaktı.

Concord’da ilk kurşun

Britanya, direnişçilerin kaynaklarını ele geçirmeye karar verdi. Concord’ta tespit ettiği direnişçilere ait olan mühimmat depolarından birine doğru harekatını gerçekleştirdiğinde iki taraf karşılaştı ve ilk silahlı çatışmanın çıktığı gün olan 19 Nisan 1775 tarihi Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın başlangıcı kabul edildi.

İkinci Kıta Kongresi savaş ikliminde toplandı. On üç koloninin tam katılımıyla gerçekleştirilen bu kongre, sonucunda bağımsızlık konusunda ortaklaşılmasa da ABD tarihinin ilk siyasal ve idari birliğini temsil edecekti. Kongre temsilcilerinden Benjamin Franklin, askeri stratejik birlik görüşmeleri için Fransa’ya gönderildi. Diğer taraftan bağımsızlık konusunda hemfikir olunmadığından Britanya İmparatorluğu’na olası bir barış antlaşması için de dilekçe gönderildi. Dilekçenin Britanya imparatoru tarafından reddi, Amerikan kongre iktidarına bağımsızlık için savaşmak dışında bir seçenek bırakmadı ve Fransa ile ortaklık kurma çabalarına ağırlık verildi.

Bağımsızlık mücadelesinin tek yol olduğu kanaatine varılması sonucunda, 4 Temmuz 1776’da Thomas Jefferson tarafından Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi kaleme alındı.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin temelleri atıyor

Bildirinin önemi bir koloninin tarihte ilk kez sömürgecisine karşı bağımsızlığını nedenselleştirerek ilan etmesiydi. Temellerini John Locke’un siyasal felsefesinde bulan bu metin, tüm insanların eşit olduğu; yaşama ve özgürlük gibi doğuştan temel haklara sahip olduğunu vurguluyordu. Britanya’nın Amerikan kolonileri üzerindeki baskıcı ve keyfi yönetimi eleştiriliyordu ve on üç koloninin özgür ve bağımsız devletler olduğu niteleniyordu. Devlet tiranlığı kınanıyor; devletin meşruiyetinin halk iradesinde aranması gerektiği, bireysel hak ve özgürlüklerin tanınmasının bu egemenliğin teminatı olacağı söyleniyordu.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın kazanılmasıyla beraber dünyanın birçok yerindeki bağımsızlıkçı hareketler için esin kaynağı oldu. Amerikan kongre iktidarının müttefiki olarak savaşa katılan Fransa İmparatorluğu bile bu başarının bir uzantısı olarak meşruiyet kazanan cumhuriyet fikrinin altında ezildi ve Fransa’da 1792 yılında halk ayaklanmasıyla başlayan devrim mücadelesinin sonunda Birinci Cumhuriyet kuruldu.

ABD, tüm kuruluş ilkelerinin karşısında

Kuruluşunu “özgürlük” gibi ilkelere dayandıran Amerika Birleşik Devletleri, kurulduğu günden bu yana kendi ilan ettiği ilkelerle arasına kalın duvarlar ördü. Halk egemenliği, hukukun üstünlüğü, özgürlük, eşitlik ve adalet gibi kavramlar; 1776’da Bağımsızlık Bildirgesi’nde dile getirilmiş olsa da, bu ilkeler beyaz, mülk sahibi bir azınlığın ayrıcalığı olarak tasarlanmış, geri kalan tüm halklar için sistematik bir inkarın aracı haline getirildi.

“Tüm insanlar eşittir” ifadesinin yer aldığı bildirgenin yayınlandığı anda bile, milyonlarca Afrikalı zincire vurulmuş, yerli halklar katledilmiş, kadınlar siyasi yurttaşlık haklarından dışlanmış durumdaydı.

İnsanlıktan, eşitlikten bahsedilen bildirgede, Amerikan yerlilerinden “merhametsiz Kızılderili vahşiler” diye bahsedilmesi dahi, bağımsızlıkçıların kime “özgürlük” istediğine dair önemli bir işaretti.

Amerikalı zenginlerin henüz ilk solukta uygulamaya koyduğu bu ikiyüzlülük elbette Amerikan devletinin sınırları içinde kalmadı. ABD, kısa sürede bu çelişkilerini dünyanın dört bir yanında üretip ihraç eden bir güç haline geldi. Kuruluşunda bizzat karşı çıktığını söylediği sömürgeciliği modernleştirerek yeniden icat etti, kendi maruz kaldığı tahakküm biçimlerini geliştirip dünyanın dört bir yanında uygulamaya başladı. Britanya’yı “Ölüm, Askerileşme ve Tiranlık” ifadeleriyle nitelendiren, imparatorluğun bu tiranlığı “paralı askerler” eliyle kurmaya çalıştığını teşhir eden bu devlet, bugün seçimle gelmiş hükümetlere darbe tertipleyen, halk iradesini “ulusal güvenlik tehdidi” bahanesiyle hiçe sayan, paralı askerlerle istikrarsızlıklar yaratan bir yapıya dönüştü.

ABD, yalnızca askeri saldırganlığıyla değil, ambargolarla boğduğu ekonomilerle, diz çöktürdüğü hükümetlerle, küresel şirketler aracılığıyla kurduğu ticari tahakkümle, halkların eşitliğini ve özgürlüğünü her geçen gün daha da çürüten bir sistemin merkezinde yer alıyor. Washington’un özgürlük söylemi, dünya halkları için sadece daha fazla savaş, daha fazla yoksulluk ve daha fazla eşitsizlik anlamına geliyor.

Bugün ABD, özgürlük söylemiyle kaleme alınan Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilkeleriyle değil; o bildirgede yer alan her ilkenin tersine faaliyet gösteren bir ikiyüzlülüğün en somut hali. Geride kalan 249 yıl, bir halk devriminin değil, emperyalist-kapitalist hegemonyanın yükselişine sahne oldu.

Kaynak

Brewer, J. (1989). The sinews of power: War, money and the English state, 1688–1783. Harvard University Press.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓