Köşe Yazısı

Açılıma nasıl bakmalı?

12:07 7 dk okuma

Meclis açılışında sürpriz el sıkışmalar, her açıldığında nefret ve düşmanlıktan başka söz sarf etmeyen ağızlardan çıkan “barış” temennileri, düne kadar asgari düzeyde olsun diyalog ve hukuka saygı talep edenlere terörist diye saldıran AKP’li Cumhurbaşkanı ve yandaş gazetecilerinden gelen açılım güzellemeleri…

Derken Bahçeli’nin meclis grup toplantısında AKP’li, CHP’li ve DEM’li yöneticilerin tümünü hedef alırken “terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” diye seslenerek fiilen Öcalan’ı muhatap haline getirmesi ve dolaylı yoldan Öcalan’ın tecridinin sonlandırılması çağrısı yapmış olması…

Uzun bir süredir söylentisi dolaşan yeni “açılım” sürecinin artık resmen başladığını söyleyebiliriz. Tam olarak neyin pazarlığının yapıldığı bu aşamada belirsiz. Kanlı biten eski açılım dönemiyle benzerlikler ise haddinden fazla.

Esas olarak 2013-15 aralığında kamuoyuna yansıdığı haliyle “barış süreci,” kimilerine göre kangren haline gelmiş Kürt sorununun nihayet barışçıl yoldan çözümü için sahici bir umudu temsil ediyordu, kimilerine göre ise ihanet ve teröre teslimiyeti. Oysa gerek sürece ilişkin “barış” ve “ihanet” değerlendirmeleri yapanların gerekse süreç başarısızlıkla noktalandığında akan kan için birbirini suçlayan muhatapların tümü, bir noktada tamamen hemfikirdi: Emperyalist merkezlerin belirleyiciliğini görmezden gelmek…

Pembe hayallerle başlayan 2013-15 dönemi barış süreci, esasen ABD emperyalizminin bölgeye dair tasarımları doğrultusunda yönlendirdiği bir süreçti. Çok hızlı başlayıp sonunda kanlı çatışmalarla akamete uğraması da tarafların ABD ve birbirleri ile yürüttükleri kabul edilemez pazarlıklarda ganimetin paylaşılamamasının ürünü olmuştu.

“Barış süreci” neydi?

2013’te BDP’nin Diyarbakır’daki Newroz mitinginde Türkçe ve Kürtçe olarak okunan Abdullah Öcalan’ın mektubunda “Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor” vurgusu ve “silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi” talimatı müzakerenin tarafları ve ana akım medya tarafından ölçüsüz bir iyimserlikle karşılanıyordu. Eleştiriler Türklerle Kürtlerin kardeşliğinin “İslam bayrağı altında ortak yaşam” ekseninde tanımlanmasıyla sınırlı kalıyor, “Bugün artık yeni bir Türkiye’ye, yeni bir Ortadoğu’ya, yeni bir geleceğe uyanıyoruz” sözlerinin ima ettiği bölgesel pazarlık yeterince gündeme gelmiyordu.

Oysa ilgili dönemde yoksul emekçilerin kitlesel isyanlarıyla 2010 sonlarında başlayan “Arap Baharı” emperyalist merkezler ve bölge gericiliğince maniple edilmeye başlanmış, süreç sınırlarımıza dayanmıştı. Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle açılan dönemde İhvancılar iktidara gelmiş, AKP’nin ABD’yi Arap ülkelerinde İhvancı iktidarlar kuşağı yaratma stratejisine ikna ettiği ve bu strateji doğrultusunda maceracı adımlar attığı bir dönem açılmıştı. 20 Ekim 2011’de Libya’nın yurtsever lideri Muammer Kaddafi vahşice katledilerek Libya hala sonu gelmeyen bir kaosa itilirken benzer planlar Suriye için de devreye sokuluyordu.

Satın alınmış unsurlar ve dünyanın dört yanından toplanan kiralık katiller Suriye’nin üzerine salınmıştı. Türkiye’yi yönetenler Şam’da Cuma namazı kılma hayalleri kuruyor, Suriye’de de mümkünse İhvancı bir iktidar kurma değilse bu ülkeyi parçalama planlarına bilfiil dahil oluyorlardı. Emperyalist merkezlerden gerekli destek ve “yetki” alınmıştı. İmralı’dan gelen “yeni bir Ortadoğu” vurgusu da içi boş retorik değil, Ortadoğu’nun Suriye’den başlayarak altüst edileceği bir süreçten kendi adına pay alma perspektifinin yansımasıydı.

Bu tespiti yapmak için kamuoyuna yansıyan doğrulanmış beyan ve gelişmeler yeterli. BDP adına İmralı’ya gidip gelen heyetin Öcalan’la yaptığı görüşmenin tutanakları 28 Şubat 2013 tarihinde, yani Newroz mektubunun okunmasından sadece üç hafta önce Milliyet’te yayımlanacaktı. Silahlı unsurların Türkiye’den çekilse de komşu ülkelerde üslenebileceğine işaret eden Öcalan “Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz” diyecek, “Suriye, İran var. Şu an Suriye’de 50 bin, Kandil’de 10 bin, İran’da 40 bin var” diye ekleyecekti.

Öcalan’ın bu beyanları verdiği tarihte, Kandil bir tarafa, Suriye ve İran’daki YPG ve PJAK mevcudu bu sayıların çok çok altındaydı. Müzakere yürüten güçlerden biri Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden ihya etme hırsıyla yanıp tutuşurken diğer muhatap da emperyalist merkezlerin karıştırmakta olduğu ya da karıştırmayı hedefledikleri ülkelerdeki silahlı gücünü ve hakimiyet alanını genişletmeyi hedefliyordu. Tabii masanın diğer tarafına sıcak mesajlar verilmekten geri durulmuyordu: “Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz.”

Bu perspektif Kürt siyasetinin diğer unsurlarınca da benimsenmişti. Mayıs 2013, halkın öfkesi burnunda, Gezi Direnişi’nin başlamasına ramak kalmış. BDP’li siyasetçiler Vaşington-İmralı-Ankara arasında mekik dokuyor, bir ABD’li yetkililere bir de merkez medyaya mesaj üstüne mesaj veriyordu. Dönemin bağımsız milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Ahmet Türk ile BDP milletvekili Nazmi Gür Vaşington’a giderek Beyaz Saray, ABD Dışişleri ve Türkiye Dışişleri yetkilileriyle çeşitli toplantılar yapacak, basına konuşan Ahmet Türk ABD’li yetkililerle Suriye’deki gelişmeler üzerinde uzunca durduklarını ve Suriye’ye dair fikirlerine ABD’li yetkililerin de katıldığı izlenimi edindiğini söyleyecekti.

Sonraki günlerde dönemin BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Habertürk Ankara bürosunda gazetecilerle kahvaltı yaparak gündeme dair değerlendirmelerde bulunacak; Irak’taki gibi İran ve Suriye’de de birer özerk Kürt devleti ortaya çıkabileceği, hatta Irak’taki özerk Kürt bölgesinin ilerleyen süreçte bağımsız bir devlet haline gelebileceği öngörüsünü paylaşacaktı. Türkiye’de silahlı mücadele döneminin artık kapandığını savunacak, Suriye’deki fiili Kürt bölgesinin Akdeniz kıyısındaki Arap Alevi kenti Lazkiye’yi de içine alacak şekilde genişlemesi temennisini dile getirecekti: “Kürtlerin büyük bir sorunu ortadan kalkar. Denize alışırlar ve Türkiye’ye tam bağımlılık ortadan kalkar.” Suriye ABD emperyalizmine karşı varlık-yokluk kavgası içindeyken bir yandan da parçalanan Suriye’nin paylaşımına dair farklı senaryolar masaya geliyordu.

Unutmadan…

AKP iktidarı bu süreci 2010’lu yılların ortalarına kadar ABD ile tam eşgüdüm içinde yürütecek, bu eşgüdüm sürecin her bir aşamasına damga vuracaktı. Suriye’yle ilişkilerin dört dörtlük olduğu, Beşar Esad’ın henüz “katil Esed” değil “kardeşim Esad” olduğu dönemlerde Türkiye ve Suriye ortak bakanlar kurulu toplantısı dahil her düzeyde temaslar kuracak, ilgili süreçte AKP iktidarı Suriye’ye ABD adına ekonomiyi liberalleştirme ve İsrail’le normalleşme karşılığında İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ni geri alma gibi teklifler iletecekti. Arap Baharı sürecinin daha taze olduğu, Suriye’de silahlar patladığı ama işin henüz çığrından çıkmadığı Ağustos 2011’de ise dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Şam’a giderek Esad’la altı buçuk saat görüşecek, ABD adına rest çekecekti.

Türkiye’nin Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcı maceralara girmesi emperyalist merkezlerce teşvik ediliyor, Ocak 2013’te Patriot füzeleri Türkiye’ye geliyordu. Sonrasında Suriye’de cihatçı saldırganlık AKP taşeronluğunda koordine edilecek, “muhalif” güçler bir süre TSK ve Pentagon tarafından birlikte eğitilip donatılacaktı.

Kürt siyaseti ise sürecin olgunlaşarak kamuoyuna açılması öncesindeki “kapalı müzakere” dönemini Öcalan’ın liderliğinin altını çizerek geçirmeyi tercih edecek, Eylül 2012’de cezaevlerinde “İmralı’da tecridin kaldırılması ve Kürtçenin kamusal alanda kullanılabilmesi” talepleriyle açlık grevleri başlayacaktı. Açlık grevlerinin 68. gününde İmralı’dan gelen mesajla açlık grevleri anında noktalandı. 2013 Newroz’una damgayı vuranın Öcalan’ın mektubu olması Kürt siyaseti adına bu tür hamlelerle sağlanmıştı.

***

Pembe hayallerle başlayan 2010’ların “barış süreci” Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da patlayan bombalarla sona erecek, çok kanlı bir silahlı çatışma döngüsüne girilecekti. Sürecin tıkanmasının ana nedeni, şu ya da bu aktörün uzlaşmazlığı ya da samimiyetsizliğinin ötesinde emperyalizmle pazarlık temelinde kurulan denklemin çökmüş olmasıydı. ABD operasyonuyla Suriye’nin tasfiyesi planı çökmüş, ana hedefin tutmadığı koşullarda taraflar elde kalan sınırlı varlığı paylaşamamıştı.

2010’ların “barış süreci” boyunca yürütülen pazarlıklar halka açıklanmadı. Bu yazıda ele aldığımız başlıklar sürecin farklı aşamalarında satır aralarından yapılan çıkarımlardan ve bir bölümü süreç noktalandıktan sonra yapılan ifşaattan ibaret.

Günümüze gelecek olursak…

Bir anda gelen el sıkışmalar, karşılıklı sıcak mesajlar, sürece itiraz etmesi beklenecek milliyetçi çevrelerin ya alenen ya da bilinçli şekilde düşük profil göstermek suretiyle zımnen onayı, sebebi ve arka planı anlaşılamasa da çok geniş bir mutabakata dayandığı anlaşılan karşılıklı iyimserlik…

Ortadoğu’da bölgesel savaş tamtamları çalınırken “İsrail’in asıl hedefi Türkiye” demagojisi, mecliste konuya dair anlamlı bir tartışma yapıldığı şüpheli olan bir gizli oturum, iç siyasette Filistin hamaseti yapanların İsrail’e karşı somut girişimlerde bulunan güçlere karşı mezhepçilikle cilalanmış mesafelenmesi, TRT Farsça’nın açılışını bile “İran’ı rahatsız etme” hedefine bağlayacak aşırılıkta mezhepçi bağnazlık…

Bir yanda müzakere sürecini “yeni Anayasa” tartışmasına bağlayarak Cumhuriyet mirasıyla hesaplaşma ve Erdoğan’ı ölene kadar Cumhurbaşkanı yapacak bir formül bulmaya yönelik fırsatçılıklar diğer yanda apar topar Öcalan kartını masaya koymaya yönelik hamleler…

Ve ücreti ödendiği halde teslim edilmeyen F-35’lere alternatif olarak gündeme gelen Eurofighter’lar için bir anda gelen onay, Irak işgalinin hemen ardından 2004’te olduğu gibi 2026’da bir kez daha İstanbul’da toplanacak NATO zirvesi için geri sayım…

Denklem pek çok yanıyla 10 yıl öncesinin “barış süreci”ni andırırken yazıyı bitirmeden o süreçten bir anekdotu hatırlayalım.

28 Aralık 2011… Şırnak’ın Uludere ilçesinde F-16’ların yaptığı bombalamada sınır bölgesinde hareket halinde olan 34 yurttaş katledildi. TSK’nın PKK militanı diye vurduğu yurttaşların sınırda kaçakçılık yapan sivil Roboski (Ortasu) köyü sakinleri olduğu ortaya çıktı. Bu katliam Türkiye’de infial uyandırmış, Roboskili köylüler Irak sınırına ilerlerken Pentagon’un TSK’ya “PKK militanlarının sınıra ilerlediği” yönünde istihbarat verdiği ortaya çıkmıştı.

17’si çocuk olan 34 yurttaşın katlinde ABD’nin dahli olduğu ortaya çıkınca BDP İstanbul İl Örgütü 12 Ocak 2012’de ABD İstanbul Konsolosluğu’na yürüyerek siyah çelenk bırakmış, yürüyüşte “Bu katliam sizi de yakar” dövizi taşınırken açıklamada ve atılan sloganlarda katliamda ABD’nin rolüne işaret edilmişti.

Uludere katliamı, Mayıs 2013’te Ahmet Türk’ün basın mensuplarına yaptığı açıklamalar sırasında da gündeme geldi. Basın mensuplarının “Uludere olayı konuşuldu mu?” sorusuna Ahmet Türk manidar bir yanıt verecekti: “Uludere’yi konuşmadık. Belki de sıra gelmedi.”

Emperyalizmin doğasında bu var. Emekçi halklara dair gerçek gündemlere asla sıra gelmez. Huyunu bildiğimiz iktidarın aşina yollardan başlattığı yeni “açılım” sürecine de bu bilinçle yaklaşacağız. Emperyalizmin belirleniminde, gerici hedeflere bağlanarak yürütülen hiçbir süreçten halk yararına sonuçlar çıkmayacağını bilerek.

Kısa Kısa

  1. Metal fabrikasındaki patlamada 1 işçi hayatını kaybetti

    İzmir Torbalı’daki İki-El Metal Fabrikası’nda dün meydana gelen patlamada yaralanan işçilerden biri hayatını kaybetti. Ölen işçinin 25 yaşındaki yabancı uyruklu Halid Abdül Kadir olduğu öğrenildi. Yaralı 6 işçinin ise tedavisi sürüyor.

  2. Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 1 işçi yaşamını yitirdi

    Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde ruhsatsız olarak işletilen maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükte 51 yaşındaki işçi Muhammet Çelik yaşamını yitirdi.

  3. Soma'daki maden göçüğüyle ilgili genel müdür dahil 9 gözaltı

    Manisa'nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik'e ait ocakta 5 emekçinin katledildiği göçüğe ilişkin soruşturmada, şirketin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. Sorumluluğu ve ihmali olabileceği değerlendirilen şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

  4. Putin'den NATO'ya Kaliningrad uyarısı

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Rusya'ya Kaliningrad dahil doğrudan saldırı söz konusu olursa, sahip olduğumuz tüm silahların kullanılması meselesi kaçınılmaz olarak ve derhal gündeme gelecektir" dedi. Rusya'nın geri kalan bölgeleriyle kara bağlantısı bulunmayan Kaliningrad, NATO üyesi olan Polonya ve Litvanya toprakları arasında bulunuyor. Son dönemde NATO, Kaliningrad yakınlarında, kendi ifadesiyle caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik "savunma" tatbikatları gerçekleştirmişti.

  5. Boğaziçi'nde yemekhaneye bir zam daha: 20 ayda yüzde 112,5 artış

    Boğaziçi Üniversitesi, temmuzda zam yaptığı yemekhane ücretlerini dönem başlar başlamaz yeniden arttırdı. Öğle ve akşam yemeği 85 liraya, kahvaltı 70 liraya çıktı. Şubat 2025'te 40 lira olan öğle yemeğinin fiyatı yüzde 112,5 arttı.

  6. ABD, Suudi ve Katar enerji tesislerini korumak için yeni Patriot füzeleri göndermiş.

    Axios'un haberine göre geçtiğimiz haftalarda Amerikan ordusu 2 yeni Patriot füze bataryasını Suudi Arabistan ve Katar'a gönderdi. Bu kararın nedeninin olası yeni operasyonlar sırasında bu ülkelerin enerji tesislerinin korunacağına ilişkin ek güvence vermek olduğu öne sürülüyor.

  7. İstanbul'da Eyüpsultan Belediyesi'ne operasyon

    Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil toplam 28 kişi gözaltına alındı. Operasyon Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Eyüpsultan ile birlikte İstanbul'da muhalefet tarafından yönetilen ve operasyona uğrayan ilçe belediye sayısı 16'ya çıktı. 2 ilçenin belediye başkanı ise doğrudan AKP'ye transfer olmuştu.

Önceki gün

  1. Hakem Yasin Kol gözaltına alındı

    Merkez Hakem Kurulu'na (MHK) yönelik soruşturmada Süper Lig hakemi Yasin Kol ile yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel, 7258 sayılı kanuna muhalefet, evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla gözaltına alındı.

  2. Fon skandalında oğlu soruşturulan Hayati Yazıcı, 'AKP kurucularından' olduğunu hatırlattı

    AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada fon soruşturması kapsamında yurtdışına çıkış yasağı verilen oğlu Mustafa Yazıcı'yla ilgili 'kuşkusu olmadığını' kaydetti. Yazıcı ayrıca, "Soruşturma bahane edilerek şahsımıza ve hazırlık evresinden bu yana kurucularından birisi olduğum AK Parti’mizi karalama çabası içinde olanlara da geçit vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum" diye yazdı.

  3. Bülent Arınç'tan fon skandalı açıklamaları: Utanıyorum

    Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, TBMM'deki yeni yasama yılı resepsiyonunda fon kriziyle ilgili konuştu: • Bu olayları anlatırken, utanıyorum, sıkılıyorum, üzülüyorum. Türkiye bunları hak etmiyor. • Biz böyle bir hikaye yazmamıştık, böyle günleri yaşayacağımızı hiç düşünmemiştik. • Fon krizi veya buna benzer birtakım yanlış işler bizleri gerçekten üzüyor. • Türkiye'nin sorunu sadece ekonomik kaynaklı sorunlar değil, bir toplumsal çürüme yaşıyoruz. Halk bunun farkında."

  4. Maden ocağındaki göçükte can kaybı ikiye yükseldi

    Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte can kaybı ikiye yükseldi. Göçük altında kalan işçilerden ikisinin cansız bedenine ulaşıldı. Üç işçiyi kurtarmak için çalışmalar sürüyor.

  5. Bahçeli, Buldan'la konuşurken Öcalan'a selam söyledi

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Partili Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile sohbetinde "Seyahatiniz oluyor mu? Gidip geliyor musunuz?" sorusu üzerine Buldan, "13 Eylül'de gittik en son. Bir ay dolmadı ama bir ay dolduktan sonra gideriz herhalde" diye yanıt verdi. Bahçeli ise, "Maşallah. Selamımı söylersiniz olur mu?" ifadelerini kullandı. Bahçeli'nin selamı Öcalan yerine Demirtaş'a da yolladığı iddia edilse de, heyetin 13 Eylül'de İmralı'ya gittiği biliniyor.

  6. ABD, Orta Doğu’ya bir uçak gemisi daha gönderiyor

    ABD’nin Orta Doğu’ya bir uçak gemisi daha göndermeye hazırlandığı bildirildi. İsrail merkezli i24’ün ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, “USS Theodore Roosevelt” uçak gemisi ile bir deniz piyade tümeni bölgeye sevk edilecek. Böylece ABD’nin Orta Doğu’daki uçak gemisi sayısı üçe çıkacak.

  7. AKP Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı'dan fon krizi yanıtı: "Açıklayacağım"

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, fon krizi soruşturmasında oğlu Mustafa Yazıcı hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağına ilişkin soruyu yalnıca "Açıklayacağım" ifadeleriyle yanıtladı.

  8. Yük asansörü kazasında yaralanan öğrenci dokuz gün sonra hayatını kaybetti

    Bingöl’ün Solhan ilçesinde Hüseyin Artunç Lisesi pansiyonunun yemekhanesindeki yük asansöründe meydana gelen kazada ağır yaralanan 15 yaşındaki Abdülkerim Demir, dokuz günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Demir, 23 Eylül’de asansörde kafasının sıkışması sonucu ağır yaralanmıştı.

  9. Sosyalist Enternasyonal, CHP'nin üyeliğini dondurdu

    Sosyalist Enternasyonal, CHP'nin örgütteki üyeliğini dondurma kararı alırken, YENİ Parti'nin üyelik başvurusunu kabul etti. Sosyalist Enternasyonal, 1951 Frankfurt Bildirgesi'nden itibaren kendisini komünizmden ayırarak, sosyal demokrasiyi savunmaya başladı.

  10. Soma'da maden ocağında 4 işçi göçük altında

    Manisa'nın Soma ilçesinde faaliyet gösteren bir maden işletmesinde göçük meydana geldi. Manisa Valiliği, ilk belirlemelere göre göçük altında kaldığı değerlendirilen 7 maden işçisinden 3'ünün sağ olarak kurtarıldığını, 5 işçinin ise göçük altında olduğunu duyurdu.

  11. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da­ki AKP'lilerin sayısı artıyor: Eski milletvekili Ertan Aydın'a yurt dışına çıkış yasağı

    Fon vurgununda daha önce ismi geçen Hayati Yazıcı, Fatma Betül Sayan Kaya ve Nihat Zeybekçi'nin yanına AKP'den bir siyasetçi daha eklendi. Sözcü TV'de İsmail Saymaz, daha önce partide seçim kampanyalarında da görev alan eski milletvekili Ertan Aydın hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verildiğini aktardı. Aydın'ın 2025 yılında yaklaşık dört ay süreyle Tera'nın yönetim kurulu üyeliğini yaptığı öğrenildi.

  12. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  13. Fransa'da sağcı aday, sol partinin kapatılmasını istedi

    Eski İçişleri Bakanı ve merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı Bruno Retailleau, liselerde şiddet olaylarının yaşandığı eylemlerden solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisini sorumlu tutarak partinin kapatılmasını talep etti. Ancak Retailleau, lise öğrencilerinin okul koşullarının kötüleşmesiyle ilgili talepleri hakkında yorum yapmadı.

  14. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  15. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  16. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  17. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  18. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  19. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  20. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

✓