Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

NATO 3.0: Baronlar savaş istiyor

18:41 7 dk okuma

Türkiye, emperyalizmin insanlığı sürüklediği tehlikenin başlıca muhataplarındandır. Bu tablo küçümsenmek bir yana ciddiye alınmalı, AKP’nin “stratejik özerklik” paradigması anti-emperyalist mücadelenin konusu haline getirilmeli.

Haftalar süren abluka, NATO amblemli polis üniformaları, emperyalist efendilerin keyfi için kapatılan yollar ve parklar, boyanan binalar, emekçi mahallelerini gizlemek için dikilen dev panolar ve NATO’ya karşı çıt çıkmasın diye gözaltı ve tutuklamalarla alıkonulan yurtseverler… Emperyalist savaş örgütü NATO zirvesi, halkın onurunu zedeleyen bir işbirlikçilik eşliğindeki fiili sıkıyönetim uygulamalarıyla geride kaldı. NATO 3.0 tezinin öne çıktığı zirvede savaş tamtamları çalındı ve iç gerilimlere karşın ABD hegemonyası teyit edildi. AKP iktidarı da hem içeride hem de dışarıda “ABD ile tam uyum bizim işimiz” mesajını yinelemiş oldu.

Zirvenin sonuç bildirgesi, verilen kritik beyanlar ve zirve vesilesiyle dolaşıma sokulan belgelerden anlaşıldığı kadarıyla Trump NATO’yu istediği eksene doğru bir nebze çekiştirebildiyse de emperyalistler arası gerilimler sürüyor. Erdoğan, bu gerilimde açıkça ABD eksenine yerleşmeyi tercih ediyor. ABD, bu aşamada AKP iktidarının tüm taleplerini kabul etmiş değil, ancak kimi olumlu sinyaller verdikleri görülüyor.

SİLAHLANMAYA DEVAM

Trump’ın üye ülkelerin askeri harcamaları artırmaları yönündeki talepleri kabul edildi ve bu durum, sonuç bildirgesinde Trump’ı memnun edecek şekilde vurgulandı. Daha önce kabul edilmiş olan “2035’e kadar GSMH’nin en az yüzde 5’i kadar askeri harcama” taahhüdüne uygun olarak sonuç bildirgesinde Avrupa ülkeleri ile Kanada’nın 2025’te savunma harcamalarında 139 milyar doların üzerinde artış gerçekleştirdikleri ilan edildi. Askeri harcamaları artırmaktaki hevesiyle Trump’tan övgü alan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yüzde 5 hedefine belirlenen takvimden beş yıl önce, yani 2030’da varacağını açıkladı.

“Daha güçlü bir Avrupa ile daha güçlü bir NATO” ifadelerine yer verilen sonuç bildirgesinde askeri teknoloji alanında yapılacak yatırımlara ve üye devletlerin askeri-teknolojik entegrasyonuna da değinildi. NATO’da modernizasyon ve caydırıcılık için “nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kapasiteleri”nin bir arada ele alınmasına vurgu yapıldı. Birlikte çalışılabilir transatlantik harekat bulutu geliştirileceği ve gelişmiş yapay zeka modellerinden yararlanılacağı ilan edilirken 50 milyar doların üzerinde yeni satın alım yapılacağı açıklandı. Sonuç bildirgesinde çizilen çerçeve, Rusya ve İran’a karşı savaş projeksiyonlarının gereği olarak görülmeli. Keza AKP iktidarına bağlı kurumların raporlarında da “külfet paylaşımından külfet transferine geçiş” ihtiyacına işaret ediliyor ve bu çerçevede nükleer caydırıcılık ABD’de kalırken konvansiyonel savunma adına Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği savunuluyor.

İRAN VE RUSYA’YLA SAVAŞ

Zirvede İran ve Rusya’ya karşı düşmanlıkta mutabakat sağlanırken bu iki ülkeye dair öncelik farkları da bir kez daha görünür oldu. Sonuç bildirgesinin İran’a ayrılan 5. maddesinde “İran’ın asla nükleer silah sahibi olmaması gerektiği” belirtildi ve yine İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne saygı gösterme çağrısı yapıldı. İran’a karşı düşmanlığın ittifak politikası olduğu bu şekilde teyit edilmiş olsa da Trump’ın beklentisinin aksine, NATO bu aşamada İran’a karşı bir taahhüt vermiş değil. Nitekim haydut Trump, zirvede aldığı sonuçla yetinmeyerek daha Ankara’dayken İran’a yeniden saldırı emri verdi ve savaşa dönebileceklerini açıkladı. Emperyalist haydutun başkent Ankara’dayken komşumuza yönelik saldırı emri vermesi, NATO’nun savunma değil savaş örgütü olduğunun ve Türkiye için esas tehdidi oluşturduğunun teyidi olarak görülmeli.

Rusya’ya karşı savaş konseptinin sürdürüleceğinin teyit edildiği sonuç bildirgesinde “Ukrayna’ya destek” yükümlülüğü ise Trump’ın talep ettiği gibi ABD dışındaki üye devletlere havale edildi. Ukrayna’ya desteğin ağırlıklı olarak Kanada ve Avrupa ülkeleri tarafından sağlandığının belirtildiği bildirgede 2026 için 70 milyar avro destek taahhüdünde bulunulduğu, 2027 yılında da bu miktarın altına düşülmeyeceği ilan edildi. Yine AB’nin Ukrayna Destek Kredisi de övgüyle anıldı. Ukrayna’ya desteklerde Kanada ve Avrupa’nın rolüne vurgu yapılmasının yanı sıra diğer askeri yatırım ve harcamalardan farklı olarak toplam tutarın dolar değil avro cinsinden yazılması, Rusya’ya karşı savaşın mali yükümlülüğünün esas olarak Avrupa ülkelerinin üzerine yıkılacağının bir başka göstergesi.

ABD İLE TAM UYUM

AKP iktidarı, zirvenin bütününde Türkiye’nin mevcut konumunu “model ortak” olarak ambalajlarken ABD yönetiminin ortaya attığı NATO 3.0 paradigmasının içini en iyi kendisinin dolduracağını ve ABD ile tam uyumun anahtarını da elinde tuttuğunu göstermeye çalıştı. ABD ve AB ülkeleri ile zaman zaman gerilimler de yaşamasına yol açan başına buyrukluğunu “stratejik özerklik” kavramıyla çerçevelendiren AKP, “ittifakın doğu ve güney kanatları arasında denge” teziyle Batı Asya ve Kuzey Afrika’da taşeronluk talep etti. Yeni Osmanlıcılığın ve savaş sanayiindeki gelişmelerin getirdiği olanakları fırsat haline getirmeye çalışan AKP, NATO içinde ABD liderliğinin yeniden tanımlanarak sürmesi için kendi çerçevesini öneriyor. “NATO 3.0 ve ABD ile tam uyum bizim işimiz” diyerek kendine alan açmaya çalışan AKP, Türkiye’yi ABD eksenine sabitlemekten medet umuyor.

AKP, devlet politikası haline getirmeye çalıştığı “stratejik özerklik” tezi bağlamında Amerikancılığı meşrulaştırıyor. Batı Asya ve Kuzey Afrika’da zaman zaman ABD ve AB ülkeleriyle çelişkiye düşme pahasına izlenen Yeni Osmanlıcı politika, iktidara bağlı kurumların raporlarında geçmişte Batılı ülkelerle ortaya çıkan gerilimler de teslim edilmekle birlikte “ittifakın (NATO) bütününün kapasitesini artıran” hamleler olarak sunuluyor ve NATO 3.0 döneminde üye devletlerin kendi ajandalarını izlemeleri ve farklı üye devletler arasında önceliklerin farklılaşmasının olağan karşılanması, bunların uyum içinde ele alınması savunuluyor.

ABD’nin NATO içindeki tartışmasız liderliğinin devamını açıkça savunan AKP, ABD liderliğinin “küresel güç projeksiyonu, nükleer caydırıcılık, stratejik istihbarat” gibi alanlarda sürmesini, Avrupalı üyelerin ise konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmelerini öneriyor. Zirvenin sonuç bildirgesinde geçtiğini belirttiğimiz “nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kapasiteleri”nin bir arada ele alınması önerisiyle örtüştüğü görülen bu öneri, emperyalist sistemde ABD hegemonyasındaki gerilemenin sonucu olarak ortaya çıkan zorunlu eğilimin ifadesi. Devrim Partisi Merkez Yürütme Kurulu’nun Mart 2026’da yayımladığı “Emperyalizm Üzerine Tezler: Güncel Yönelimler ve Kriz Dinamikleri” başlıklı metinde bu durum “ABD’nin kontrollü geri çekilme stratejisi” olarak tanımlanmış, kontrollü olarak geri çekilen ABD’nin kendi nüfuz alanlarını taşeronlara devretmeyi hedeflediği saptanmıştı.

AKP iktidarının İsrail ile kısmen danışıklı dövüş olan kısmen de gerçeklik taşıyan gerilimleri, bu bağlamda ele alınmalı. Esas olarak Asya-Pasifik’e ve Çin’le rekabete yoğunlaşmak isteyen ABD, Rusya ve İran’la savaşı Avrupa ve Batı Asya’daki taşeronlarına devretmeye hazırlanıyor. AKP iktidarının İsrail’le sürtüşmeleri, Gazze’de soykırım yapan bir güçle yan yana gelmenin siyasi maliyetinden çekinmesinin yanı sıra bölgede ABD taşeronluğunu kimin devralacağına dair rekabetin parçası. AKP, ABD ile Siyonizmin sınırlandırılması ve Yeni Osmanlıcılığa daha fazla alan açılmasının pazarlığını yürütüyor. Örneğin zirveye NATO partnerleri olarak bölgeden BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Suriye’de iktidara taşıdıkları HTŞ yönetimi çağrılırken İsrail’in dışarıda bırakılması da AKP adına bu pazarlık ve rekabetin yansıması.

AKP’nin “NATO’nun güney kanadında” rol üstlenme çabasının sonuç verdiğini söylemek mümkün. Zirvenin sonuç bildirgesinde savaş sanayiinde ortak üretim kapasitesinin artırılması ve inovasyonun hızlandırılması için çalışılacağı beyan edilirken “müttefikler arasında savunma amaçlı ticaret engellerinin kaldırılması için çalışmaların sürdürüleceği” vurgusu da yapılarak Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceği ima edilmiş oldu. Nitekim Trump da Erdoğan’la ortak basın toplantısında “Müttefikler arasında yaptırım olmaz” diyerek F-35 uçakları ile Kaan uçaklarında kullanılacak F110 motorlarının satışıyla ilgili kısıtlamaların kaldırılabileceğini belirtti. AKP’ye verilen olumlu sinyaller, Türkiye’deki S-400’lerle ilgili ABD’yi tatmin edecek formül arayışının ve buna bağlı olarak ABD yaptırımlarının kaldırılmasının gündemde kalabileceğini gösteriyor. Öte yandan ne bildirgedeki ifade ne de Trump’ın sözleri bağlayıcı nitelikte.

Bu noktada yerlilik, millilik, bağımsızlık nutukları atılarak çekilen S-400 restinin AKP’nin işbirlikçiliğine takıldığını vurgulamak gerekiyor. Bağımsızlıkçı bir iktidar olsaydı Türkiye’nin savunma altyapısını ABD-NATO boyunduruğundan kurtarmanın ilk adımı haline gelebilecek bir adım, fütursuzca Rus uçağı düşürmenin diyeti olarak kaldı. AKP, kuruluş kodları gereği işbirlikçi bir iktidardır ve ABD’ye karşı Türkiye’nin egemenlik haklarını koruması mümkün değildir.

AKP’nin ABD’den aldığı onaya dair bir diğer gösterge ise Erdoğan ve Trump’ın ortak basın toplantısında Trump’ın kullandığı skandal ifadeler. Türkiye’yi “sadık bir müttefik” diyerek aşağılayan ve İran’a yönelik emperyalist saldırı sırasında Erdoğan’ın kendisinden istenileni yaptığını söyleyen Trump, 2018’deki Rahip Brunson krizini de bir kez daha hatırlattı. Casusluk suçlamasıyla tutuklu yargılanan Brunson’ın serbest bırakılmasını “Erdoğan’ı arayıp bırakmasını istedim, bıraktırdı” diyerek açıklayan Trump, burada iki mesaj verdi. Birincisi, sözde Erdoğan’ı överken Türkiye’de dolar kurunun ikiye katlanmasıyla sonuçlanan ekonomik şoku ve bir yıl sonrasında yine Brunson krizini hatırlatarak yazdığı mektuptaki “Türk ekonomisini mahvetmek istemiyorum”, “Aptallık etme” gibi tehditkar, aşağılayıcı ifadeleri hatırlatarak “Patron benim” demiş oldu. İkincisi, Rahip Brunson’ı Erdoğan’a açtığı telefonla bıraktırdığını basının önünde söyleyerek Türkiye’de yargının iktidar denetiminde olduğunu bildiğini ve bunu mesele etmek bir yana, avantaja çevirmeyi bildiğini gösterdi. Tersinden bakacak olursak muhalefet belediyelerinin felç edilmesinden ana muhalefet partisinin kurumsal varlığına çökülmesine uzanan iktidar güdümlü yargı operasyonlarında ABD onayı olduğunu teyit etmiş oldu.

ZİRVE BAŞARISIZ MI?

Karşı-devrim iktidarının sınıfsal tabandan ve siyasal-ideolojik içerikten ari “devlet aklı” demagojisini ciddiye alan aleni ve utangaç AKP’liler “büyük devlet”, “dünya lideri”, “Osmanlı torunuyuz”, “İyi ki sarayımız var” diye saçmalayarak Amerikan taşeronluğu için alınan ön onaydan zafer öyküsü çıkarmaya çalışıyor. Öte yandan ufku anaakım ABD-AB-NATO paradigmasının ötesine uzanmayan düzen muhalefeti de emperyalist savaş örgütünün Epsteinci liderlerine silah hediye edilmesinden dehşete kapılıyor, NATO karşıtlarını susturmanın demokratik dünyaya ayıp olduğunu ve AKP’nin zirveden sonuç alamadığını iddia ediyor. Oysa başarı salt teknik bir kriter değil, siyasal-ideolojik konumlanışlara ve sınıfsal çıkarlara göre tanımlanmak durumunda.

Trump’ın kah İspanya’ya hakaret ettiği, kah Danimarka’dan Grönland’ı talep ettiği; Polonya’nın yıllar sonra kukla Zelenski hükümetinin ordusundaki Nazi grupları fark ederek bozuk attığı; Çekya’nın Batı ittifakına ve Rusya’ya farklı yaklaşımlara sahip Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki didişmeden kafasını kaldıramadığı ve günün sonunda ortak bir strateji tarifine ulaşılıp ulaşılmadığı belli olmayan NATO zirvesinin emperyalist-kapitalist sistem açısından ideal bir tablo sunmadığı açık. Bunu emperyalistler arası çelişki olgusunun doğal sonucu saymak gerek. Sistemin tıkandığı ve sistemin başat gücü olarak ABD’nin hegemonyasının aşındığı koşullarda bunun görece kaotik bir tablo yaratması da olağan. Ancak bunlar emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini hafife almanın, NATO zirvesinde berraklaşan tehdidi küçümsemenin bahanesine dönüşmemeli.

ABD sistemin krizinin farkında ve silahlanmayı hızlandırarak iktisadi, siyasi ve askeri ayakları olan bir çıkış yolu sunuyor. Bu çıkışın bir biçimde kabul görmesi, insanlığı yıkıcı bir savaş döngüsüne bir adım daha yaklaştırdı. Tehlikeli gidişatta fırsat gören ve ufuktaki savaştan pay almak için can atan bir iktidar tarafından yönetilen Türkiye, emperyalizmin insanlığı sürüklediği tehlikenin başlıca muhataplarındandır. Bu tablo küçümsenmek bir yana ciddiye alınmalı, AKP’nin “stratejik özerklik” paradigması anti-emperyalist mücadelenin konusu haline getirilmeli.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓