Köşe Yazısı

AKP’nin cenazesini Kemal Derviş mi kaldıracak?

21:30 4 dk okuma

Her cenaze temsil edicidir. Herhalde bu yüzden, zamanın Gülen ve Erdoğan muhibbi Cengiz Çandar “Turgut Özal’ın cenaze töreni, Kemalizmin cenaze törenidir” diyordu. Özal’a Kemalizmi tasfiye misyonu yüklemiş ve ona buna uygun biçimde veda etmişti. Çandar bu tasfiye düşüncesini şöyle açıklıyordu: “Turgut Özal öyle bir ölçü koydu ki, bundan böyle Türkiye’nin kaderine hükmedecek adamın Cuma namazına gidiyor olması lazım.” Muhtemeldir ki, bu sebeple Çandar 2002 ve sonrasında Erdoğan tarafından kovuluncaya dek Erdoğan ve Fethullah Gülen koalisyonunu desteklemişti.

Ekonominin Çarları

Peki, Özal’la benzer ekonomik/siyasi programları savunan ve AKP iktidarının önünü açan Kemal Derviş’in cenazesi neyi temsil ediyor? Çandar onu Türkiye’yi yirminci yüzyılın başında “uçurumun kenarından alan insan” olarak hatırlamaktadır. Basının Çandar çizgisine sadık muhafazakar kalemleri de – Kadri Gürsel’den Aslı Aydıntaşbaş’a dek – Derviş’i ülkeyi ekonomik krizden çıkaran “ekonomi çarı” olarak hatırladılar.

Özal ile Derviş arasında ilişki kurma düşüncesi aslında yeni değildir. İkisi de Washington’da çalışmışlardı. Derviş’in Washington’da Dünya Bankası’nda bulunduğu sırada Özal’ın kardeşi Ahmet Özal IMF’de çalışıyordu. Derviş’in yakın arkadaşı Rüştü Saraçoğlu’nu Turgut Özal ile tanıştıran da Ahmet Özal’dı. Hem Turgut Özal hem Kemal Derviş Dünya Bankası’nda çalışmış isimlerdi. Aralarında çalıştıkları kurumlar ve savundukları ekonomik düzenler bakımından bir bağ her zaman bulunmuştu.

İkisinin yolları ilk olarak 12 Eylül döneminde kesişiyordu. Hikayesi şöyledir: Dünya Bankası 1978 yılında Kemal Derviş’e, DPT başkanı Bilsay Kuruç’un CHP’ye önerdiği, ağır sanayi ile kalkınma programını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir rapor hazırlatmıştı. Salma Robinson ve De Melo’nun katkılarıyla yazılan bu raporda Derviş, Türkiye’ye ağır sanayi kurma ve kalkınma çabalarını bir yana bırakıp hafif sanayiye ağırlık vermesini ve devalüasyon yapmasını öneriyordu. Ek olarak raporda Derviş Türkiye’den ithal ikamesi uygulamasından vazgeçmesini de talep etmişti. Başka deyişle, Derviş Dünya Bankası adına bugünkü ithalat bağımlılığına ve yabancı sermaye bağımlılığına yol açacak olan, ülke içinde üretilebilecek malzemenin dışarıdan ithalat yoluyla tedarik edilmesi programını tavsiye ediyordu.

Derviş’in ve Dünya Bankası’nın bu programını 1979 yılında önünde hazır bulan, düşürülen Ecevit hükümeti yerine gelen Adalet Partisi hükümetiydi. AP hükümeti ile birlikte Derviş programının uygulama süreci başlıyordu. Özal da işte burada devreye girmişti. Özal’ın başında olduğu ekipce adına 24 Ocak 1980 Kararları denilen bir kararlar demetiyle devalüasyon yapılıyor ve sermaye hareketleri serbestleştiriliyordu. Böylece doların bir sene içinde neredeyse dört katına yükselmesinin yolu açılıyordu. Ama Turgut Özal’a bu ekonomik programı asıl uygulama imkanı veren 12 Eylül darbesiydi. Darbenin ortadan kaldırdığı toplumsal muhalefet sayesinde Özal sermayedarları rahatlatan tüm kararları rahatlıkla alabilmişti. Nihayetinde 12 Eylül ve Derviş/Özal programıyla Türkiye’nin – bugün zararlarını yakıcı biçimde hissettiğimiz – Batı’ya tam bir ekonomik bağımlılık programı başlatılıyordu.

Kemal Derviş’in Erdoğan’ı

Kemal Derviş sadece 1978 Krizi döneminde değil, 2001 Ekonomik Krizi döneminde de Türkiye siyasetinde önemli bir yer işgal etmişti. Herhalde adı krizler sırasında hatırlanmaktadır. Her iki dönemde de Dünya Bankası’ndaydı. Ama 2000’lere gelindiğinde artık Bankanın üst kurmaylarından biri haline gelmişti. Kurum bünyesindeki Ortadoğu ve Kuzey Afrika Komisyonu’nun başkan yardımcısı olarak görev yapıyordu. İlerleyebilme imkanı ise varmış gibi görünmemektedir. Neticede Bankanın patronlar katında onun bulunduğu pozisyonun üstündeki mevkiler AB ülkeleri ile ABD arasında dağıtılmıştı. Derviş işte bu sırada Türkiye’ye dönüyordu. Ecevit’çe mi davet edilmiş yoksa ABD tarafından mı gönderilmişti, bu konu tartışmalı olsa da, ekonominin başına geçmek üzere Türkiye’ye geliyordu. Kemal Derviş kitabını yazan Sefa Kaplan’a göre, “ABD … Türkiye’nin sık sık başını belaya sokmasından usanmıştı ve yönetime bizzat el koyuyordu.” Araç görünen o ki, Kemal Derviş’ti.

Ama Derviş’in kendi açıklamalarına bakılırsa, tek araç kendisi değildi. Türkiye ekonomisinde Dünya Bankası ve IMF’nin istediği düzenlemeler yapılırken Kemal Derviş başka yardımların da söz konusu olduğunu söylüyordu. 2002 yılının Şubat ayında Amerika’da Waldorf Oteli’nde düzenlenen ve ABD’nin önde gelen bankacılarının, sermayedarlarının, iş adamlarının katıldığı bir toplantıda, Türkiye ekonomisindeki düzenlemeler yoluyla ülkeye sermaye çekmek istediklerini Amerikan yetkililerine anlatırken, Türkiye’nin henüz 2001 krizini atlatmak için zamana ihtiyacı olduğunu ama reform programı yoluyla yatırımcıları çekecek önlemlerin alındığını; söz konusu önlemlerin Meclis’ten geçirilmesi sürecinde ise, yemekli toplantının katılımcıları arasında bulunan Tayyip Erdoğan’ı göstererek, Erdoğan’dan büyük bir yardım aldıklarını, toplantıdaki sermayedarlara açıklamıştı: “Ekonomik reform paketi ile ilgili, TBMM’de yapılan çalışmalarda muhalefette olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve onun lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük katkıları olmuştur.” Ardından Derviş, masada oturan Erdoğan’ı işaret ederek ona teşekkür etmeyi de ihmal etmemişti: “Huzurlarınızda kendisine teşekkür etmek isterim.” Yemeğin hikayesini yazan gazeteci Turan Yavuz, 2002 başında yapılan bu toplantı nedeniyle şu soruyu sorma gereği duyar: “Derviş acaba ABD finans çevrelerine birini mi işaret ediyordu? … Acaba yeni adres Erdoğan mıydı?” 2002 seçimlerinin sonucu bu sorunun yanıtı olacaktı.

2002 AKP’si Çıkış Arıyor

Erdoğan yükselirken Kemal Derviş’in programı ile birlikte yükselmişti. İktidarının ilk on yılı boyunca IMF programını harfiyen uyguluyordu. Özelleştirmelerden istikrar programına dek alınan tüm önlemler Kemal Derviş döneminin ve onun kararlarının bir devamı niteliğindeydi. Tüm büyük sermayenin ve ABD’nin bu önlemler ile bunların uygulayıcısı AKP’nin arkasında olduğu bir dönemdir.

Şimdi Kemal Derviş’in cezanesi kaldırılıyor. Erdoğan’ın yükselişi sırasında onun yanında bulunan Kemal Dervişçiler artık Erdoğan’ın yanında değiller. 2002 yılında AKP iktidarını yaratanlar onun karşısındalar ve muhalefetin içindeler. Bir çıkış arıyorlar. Var olan ekonomik krizi fırsat olarak algıladıkları; IMF ile imzalanacak yeni bir stand-by anlaşmasını ve ekonomiye sıcak para girişini bir tür geri dönüş planı saydıkları anlaşılıyor. Bununla birlikte, 2002’deki gibi bir parasal genişleme döneminde değiliz. Dünya ekonomisinde resesyon yakın bir ihtimal olarak konuşulmaktadır. 2000’li yıllardaki türden ülkeye yüklü sermaye girişi henüz ufukta görünmemektedir. Öyleyse mesele şurada düğümleniyor: Yeni bir Kemal Derviş programı AKP’nin cenazesini ve yarattığı enkazı kaldırmak için yeterli olacak mıdır? Sorun ve giderilmesi gereken zaaf buradadır.

Kısa Kısa

  1. Akın Gürlek'ten açıklama: AKP'lilerin karıştığı fon skandalını muhalefet si­ya­sal­laş­tı­rı­yor­muş

    Adalet Bakanı Akın Gürlek fon skandalı ile ilgili bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Gürlek, piyasa dolandırıcılığı tespit edildiğini açıklarken finans bürokrasisini de kapsayan suç yapılanması olduğunu iddia etti. Gürlek ayrıca muhalefeti suçlarken "bir kısım muhalefetin bu adli vakayı politik vakaya çevirmek için şark kurnazlığıyla ele alması da ayrı bir garabet yansımasıdır" dedi. Fon skandalında başta eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya olmak üzere çok sayıda AKP'linin ismi geçiyor.

  2. TÜİK açıkladı: Ekim ayında yıllık enflasyon %29,77

    TÜİK'in Ekim ayı verilerine göre tüketici fiyat endeksi yıllık bazda %29,77 artarken bir önceki aya göre artış ise %2,58. Aynı dönemde üretici fiyatları endeksi ise yıllık %27,71 olurken, aylık bazda ise %1,65 oldu. Mehmet Şimşek'in 2023'te göreve gelmesiyle birlitke kemer sıkma politikalarına geçilmişti. Şimşek döneminde çalışanların zam oranları düzenli olarak enflasyonun altında tutuluyor. Buna karşın, enflasyon TÜİK'in tartışmalı verilerine göre bile yüksek düzeylerde seyrediyor.

  3. Kozinoğlu’nun ölümünde zehir şüphesi iddiası

    Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerde antimon bulunduğu iddia edildi. Sabah’ın aktardığı 19 Ekim tarihli Adli Tıp raporuna göre tırnak, saç, doku ve kemikte antimon çıktı, 7 toprak örneğinin hiçbirinde ise bu maddeye rastlanmadı. Kozinoğlu 2011'de Silivri Cezaevi’nde ölmüş, Adalet Bakanlığı ölümü kalp krizine bağlamıştı. Ölüm nedenine ilişkin son kararı Adli Tıp Birinci İhtisas Kurulu verecek.

  4. Trump “Acele etmiyoruz” dedi, ABD İran'ı vurdu

    ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatmak için acele etmediklerini belirterek, “Öyle ya da böyle bir şey yapacağız ancak acelemiz yok” dedi. Ancak Trump'ın açıklamalarının ardından ABD ordusu, Hürmüz Boğazı yakınlarında İran'a ait hedefleri vurdu. Saldırılar, ABD'deki ara seçimlerden bir gün önce ve Vaşington ile Tahran arasında diplomatik temasların sürdüğü sırada gerçekleşti.

  5. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da 6 kişi hakkında gözaltı kararı

    Fon soruşturmasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında eski SPK Başkan Vekili Enver Usca’nın da bulunduğu 6 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Listede SPK’nin eski kurul üyesi ve iki eski daire başkanı, BDDK Uygulama 4. Daire Başkanı Mustafa Alper Taş ile Tera Holding İdari İşler Direktörü Ümit Sincanlı da var.

  6. Borsa İstanbul Genel Müdürü tutuklandı

    31 Ekim tarihinde gözaltına alınan Kormaz Enes Ergun tutuklandı. Ergun hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "rüşvet" iddiaları bulunuyor. Ergun'un gözaltına alınmasının ardından Borsa İstanbul A.Ş. yönetim kurulu toplanmış, yerine Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Atila Türeli’yi getirmişti.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da tutuklanan İnan Altınbaş’tan 680 milyon liralık iade

    Fon soruşturmasında tutuklanan Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Altınbaş, Sözcü’nün haberine göre avukatı aracılığıyla “gönüllü iade” hesabına 680 milyon lira yatırdı. Altınbaş, ifadesinde fondan 16 milyar liralık çıkışla ilişkilendirilen ve kardeşi Nusret Altınbaş’a ait Atlas Portföy ile doğrudan bağı olmadığını söylemişti. Soruşturmada şimdiye kadar 37 kişi toplam 18 milyar liranın üzerinde gönüllü iade yaptı.

  2. Sarıgül so­ruş­tur­ma­sın­da 4 kişi tutuklandı

    Sarıgül ailesine yönelik kara para aklama soruşturmasının ikinci dalgasında, tutuklama talep edilen 4 şüpheli tutuklandı. Sulh ceza hâkimliği; Aynur Aydın, Davut Kaymak, Ahmet Meriç ve Altuğ Altınbaş Sürer’i tutukladı. Mustafa Sarıgül’ün ağabeyi Metin Mevlüt Sarıgül’ün de aralarında bulunduğu 7 kişi ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Soruşturmada daha önce Emir ve Ömer Sarıgül dahil 22 kişi tutuklanmıştı.

  3. İsrail'de Demokratlar Partisi'nden Eisenkot'a başbakanlık desteği

    İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimlerin ardından hükümet kurma belirsizliği sürerken, muhalefetteki Demokratlar Partisi, eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'u başbakanlık için destekleyeceğini açıkladı. 8 milletvekili çıkaran partinin lideri Yair Golan, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'dan hükümeti kurma görevini Eisenkot'a vermesini isteyecek. Muhalefetteki Avigdor Liberman ve Naftali Bennett de daha önce Eisenkot'a destek açıklamıştı.

  4. Trump: Seçimleri kazanamazsak her şeyi veto ederim

    ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşan Kongre seçimlerinde Demokratların çoğunluğu kazanması halinde yasama sürecini veto yetkisiyle engelleyeceğini açıkladı. Trump, “Kazanacağımıza inanıyorum ancak kazanamazsak her şeyi veto ederim. Herhalde ‘Bay Veto’ haline gelirim” dedi. Seçim anketlerinin manipüle edildiğini de öne süren Trump, 2028 başkanlık seçimlerinde Demokratların kazanmasının ABD'yi “tamamen yok edebileceğini” iddia etti.

  5. Sarıgül so­ruş­tur­ma­sın­da 4 kişi için tutuklama talebi

    Sarıgül ailesine yönelik yürütülen kara para aklama soruşturmasının ikinci dalgasında gözaltına alınan 10 kişi adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 4'ü hakkında tutuklama talep edildi. Gözaltına alınanlar arasında Mustafa Sarıgül'ün ağabeyi Metin Mevlüt Sarıgül de bulunuyor. Soruşturma kapsamında daha önce Emir ve Ömer Sarıgül'ün de aralarında bulunduğu 22 kişi tutuklanmıştı.

  6. TBMM Genel Sekreterliğine Kemal Şamlıoğlu atandı

    Prof. Dr. Kemal Şamlıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Sekreterliği görevine atandı. Daha önce Milli Eğitim Bakan Yardımcılığı, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Genel Sekreterliği ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan Şamlıoğlu, Samsun Üniversitesinde profesör olarak görev yapıyordu.

  7. 64 kişinin öldüğü Proton Apartmanı davasında müteahhide iyi hal indirimi, iki kamu görevlisine beraat

    6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş'taki Proton Apartmanı'nın yıkılması sonucu 5 aylık bir bebek dahil 64 kişi yaşamını yitirmişti. Mahkeme, müteahhit Rafet Küsmüş ve statik proje müellifi Sıtkı Okumuş'a 13 yıl 4'er ay, iki kamu görevlisine ise 6 yıl 8'er ay hapis cezası verdi. Cezalarda iyi hal indirimi uygulandı. İki kamu görevlisi beraat ederken Küsmüş ve Okumuş'un tutuklanmasına karar verildi.

  8. Bütçede uzlaşamayan Belçika Başbakanı De Wever istifasını Kral’a sundu

    Belçika Başbakanı Bart De Wever, beş partili koalisyonun 2027 bütçesinde yaklaşık 10 milyar avroluk tasarruf ve ek gelirde uzlaşamaması üzerine hükümetin istifasını Kral Philippe’e sundu. Ülkenin bütçe açığı 2025'te GSYH’nin %5,2'sine ulaşmıştı. Kral istifayı henüz kabul etmedi, partilerle görüşecek.

  9. Merkez Ankara davasında bilirkişi: Kaza önlenebilirdi

    Şantiyede 2022'de 3 tonluk kalıbın devrilmesiyle 2 stajyer mühendisin öldüğü kazaya ilişkin bilirkişi raporu, kazanın önlenebilir olduğunu ve Valiliğin fırtına uyarısına rağmen kalıbın sabitlenmediğini ortaya koydu. Şantiye şefi %50, kalıp ustası %20, proje müdürü ve saha mühendisi %15'er kusurlu bulundu. Duruşma 16 Aralık’a ertelendi.

  10. Trump’tan Rubio’ya mitingde şaka: “Kovuldun”

    ABD Başkanı Donald Trump, 1 Kasım’da Kansas’taki ara seçim mitinginde Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu sahneye çağırdı. Rubio’nun fazla popüler olduğunu söyleyen Trump, şakayla “Kovuldun” dedi. Trump ardından Rubio’nun belki de tarihin en iyi dışişleri bakanı olacağını söyledi.

  11. Takasbank Genel Müdürü Arıncı istifa etti

    Fon soruşturmasında şüpheli olarak ifade verip adli kontrolle serbest bırakılan Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı görevinden istifa etti. Arıncı, Meclis’te Tera’nın Takasbank Para Piyasası’nda 21 milyar lira teminata karşı 9 milyar lira riski olduğunu açıklamıştı.

  12. CHP listesinden seçilen kent uzlaşısı üyeleri DEM Parti’ye geçti

    DEM Parti, 2024 yerel seçimlerinde ‘kent uzlaşısı’ kapsamında CHP listelerinden seçilen İstanbul ve Mersin’deki belediye meclis üyelerinin partiye katılma talebini kabul etti.

  13. Bulgaristan’da cum­hur­baş­kan­lı­ğı seçimini Iliana Yotova kazandı

    Bulgaristan’da 1 Kasım’daki ikinci turda mevcut Cumhurbaşkanı Iliana Yotova, gayriresmi sonuçlara göre yaklaşık yüzde 51 oyla rakibi Andrey Gyurov’u geride bıraktı. Radev’in istifasıyla bu yıl göreve gelen Yotova, ülkenin seçimle göreve gelen ilk kadın cumhurbaşkanı olacak.

  14. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da Dünya Gazetesi sahibi Umut Güner’e ev hapsi

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının fon soruşturmasında gözaltına alınan Dünya Gazetesi sahibi ve Dünya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Umut Güner, ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Soruşturmada adı geçen Bulls Yatırım Holding, Dünya Holding’in yüzde 20,45'ine sahip.

  15. ABD'de özel jet şehir merkezine düştü: 9 kişi hayatını kaybetti

    ABD'nin Florida eyaletine bağlı Palm Beach County bölgesinde Learjet 60 tipi özel uçak, Greenacres bölgesinde yerel saatle 13.10 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle düştü. Texas eyaletinden Bahamalar'a gitmek üzere havalanan uçakta 9 kişinin bulunduğu bilgisi verilirken uçakta bulunanların tamamı hayatını kaybetti.

  16. ABD'li gazeteci: "Trump, 7 Kasım'da İran'a nükleer saldırı kararı verebilir"

    ABD'li gazeteci Tucker Carlson, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İran'daki Kazma Dağı'na nükleer saldırı düzenlenmesi için ABD Başkanı Donald Trump'a yoğun baskı yaptığını öne sürdü. Carlson, Washington yönetiminin birkaç gün içinde nükleer silah kullanma kararı alabileceğini iddia ederken, olası saldırının dünya genelinde büyük bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu.

  17. ABD'de 'cadılar bayramı' saldırıları: En az 6 kişi öldü

    ABD'de "cadılar bayramı" sırasında farklı kentlerin eğlence bölgelerinde meydana gelen silahlı saldırılarda en az 6 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Texas, Illinois, Delaware ve Alabama'da düzenlenen saldırılarda ayrıca onlarca kişi yaralandı.

✓