Fenerbahçe'nin Maltepe'ye taşınması tartışmaları, Kadıköy'deki kamusal alanların geleceğini yeniden gündeme taşıdı. AKP döneminde Söğütlüçeşme'den Haydarpaşa'ya, Kuşdili'nden Kadıköy Rıhtımı'na uzanan müdahalelere şimdi de Şükrü Saracoğlu Stadı'nın eklenmesi ihtimali tartışılıyor. Maltepe'de yeni stadyumla birlikte marina ve AVM projeleri gündeme gelirken, Kadıköy'ün merkezindeki tarihi stat arazisinin geleceği belirsizliğini koruyor.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın 24 Ekim'de yaptığı açıklamayla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kulübe Maltepe'de 75 bin kişilik yeni bir stat teklif ettiği ortaya çıktı. Türkiye ve İtalya'nın ev sahipliği yapacağı EURO 2032 gerekçesiyle gündeme gelen teklif, Kadıköy'deki değerli arazilerin geleceğine ve iktidarın kent politikalarının ekonomik, kültürel ve siyasal sonuçlarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
Kadıköy'de kamusal alanlar dönüşüyor
AKP iktidarı döneminde Kadıköy'de gerçekleştirilen veya gündeme getirilen büyük ölçekli projeler, ilçenin kamusal alanlarıyla birlikte kültürel ve siyasal kimliğinin geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Kadıköy Rıhtımı'nda 2015'ten beri tartışılan cami ve sosyal tesis projesinin inşasına Temmuz 2026'da başlandı. Kadıköy Belediyesi ve meslek kuruluşlarının hukuki itirazlarına rağmen ilerleyen proje, kamusal kullanım ve içerisinde barındırdığı siyasal muhteva açısından eleştiriliyor. Özellikle seküler yaşam kültürü ve muhalif siyasal kimliğiyle öne çıkan Kadıköy'de projenin konumu, siyasal ve simgesel niteliği ile ilçenin mevcut kültürel dokusuna etkileri bakımından tartışmayı zorunlu kılıyor.
Şükrü Saracoğlu Stadı'nın hemen yakınındaki Söğütlüçeşme'de TCDD arazisi üzerinde geliştirilen Terminal Kadıköy ise kamusal alanların ticari dönüşümünün en somut örneklerinden biri. 2018'de Fıratcan şirketiyle imzalanan sözleşmenin ardından proje 2025'te faaliyete geçti. Akfen GYO'nun KAP açıklamasına göre projeden yıllık 9,6 milyon avro kira geliri öngörülüyor. Böylece kamusal nitelikli bir ulaşım alanı, özel şirketlere önemli gelirler sağlayan ticari bir merkeze dönüştürüldü.
Kamusal alanların sermayenin kullanımına açılması Kadıköy açısından yeni değil. Kuşdili Çayırı'nda yıllardır gündeme gelen AVM ve otopark projeleri de benzer şekilde yargı süreçlerine ve kent mücadelesine konu oldu.
Kadıköy'ün önemli simgelerinden Haydarpaşa Garı'nda ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen dönüşüm kapsamında müze, kütüphane ve kültür alanları planlanıyor. Bakanlık ulaşım işlevinin korunacağını savunurken, tarihi garın geleceği ve kamusal niteliği tartışılmaya devam ediyor.
Bu müdahaleler, Kadıköy’ün yalnızca ekonomik değil, kültürel ve siyasal geleceğine ilişkin soruları da gündeme getiriyor. İlçenin kamusal mekanları iktidar eliyle yeniden biçimlendirilmeye çalışıyor. Söz konusu biçimlendirme çabası, AKP’nin bölgeye dair yürüttüğü yeni rant projeleri ve siyasal islamcı motiflerle bir arada geliştiriliyor. Zira AKP’nin uzun süredir gündeminde olan ve “galip” gelemediklerini ifade ettikleri “kültürel hegemonyanın inşası” sadece doğrudan kültürel faaliyetlerle ilintili ilerlemiyor. Aynı zamanda kamusal mekanların AKP’nin ideolojik tahakküm biçimleri ve toplumda hakim kılmaya çalıştığı kültürel kodların da somut göstergeleri ve hamleleriyle bir arada geliştiriliyor. Dolayısıyla geliştiren her yeni proje, ekonomik göstergelerin ötesinde bir siyasal bağlamla düşünmeyi zorunlu kılıyor.
Şükrü Saracoğlu'nun yerinde ne olacak?
Fenerbahçe'nin Kadıköy'den taşınması fikri yeni değil. 2013'te stadın Pendik'e taşınabileceği iddia edilirken, 2018'de eski yönetici Hakan Bilal Kutlualp, İstanbul Park çevresine yeni bir stat yapılmasını, Kadıköy'deki mevcut araziye ise AVM ve rezidans inşa edilerek kulübün borçlarının kapatılmasını önermişti.
Ocak 2026'da basında yer alan haberlere göre, Maltepe'de 100 bin kişilik stat yapılacağını, mevcut stat ve Kenan Evren Lisesi arazisinin devri karşılığında kulübe ödeme gerçekleştirileceğini öne sürdü. Fenerbahçe yönetimi o dönem taşınma iddialarını reddetti. Ancak Ekim ayında devletin teklifiyle tartışma yeniden gündeme geldi.
Stadın mülkiyeti Gençlik ve Spor Bakanlığına aitken Fenerbahçe'nin arazi üzerinde uzun süreli kullanım hakkı bulunuyor. Kulübün stadın devri için 2012'de yaptığı başvuru da yargı sürecinin ardından reddedilmişti. Dolayısıyla olası taşınmada Fenerbahçe'nin mevcut kullanım haklarının nasıl düzenleneceği ve Kadıköy'ün merkezindeki değerli arazinin hangi amaçlarla değerlendirileceği önem taşıyor.
Üstelik Fenerbahçe, Eylül ayında mevcut stadın kapasitesini 64 bine çıkaracak projesini duyurmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yapılan görüşmede de projeye destek verildiğini açıklamıştı. Şükrü Saracoğlu Stadı, Türkiye'nin EURO 2032 için UEFA'ya bildirdiği ilk aday statlar arasında da bulunuyordu.
Mevcut stadın büyütülmesi seçeneğine rağmen taşınmanın gündeme gelmesi, Kadıköy'deki arazinin geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Spor muhabirlerinin aktardığı iddialar arasında stadın yıkılarak yerine millet bahçesi yapılması da bulunuyor. Öte yandan medya aracılığıyla dolaşıma sokulan yüksek tutarlı teklifler ve henüz doğrulanmamış ekonomik vaatler, taraftarlara taşınmanın büyük bir fırsat olarak sunulmasına yol açıyor. Bu söylemin, taraftarın sürece yönelik rızasını üretmenin bir aracına dönüşüp dönüşmediği de tartışma konusu.
Galatasaray'ın taşınmasında verilen sözler ne oldu?
Benzer bir süreç, Galatasaray'ın 2011'de Mecidiyeköy'deki Ali Sami Yen Stadı'ndan Seyrantepe'ye taşınmasında da yaşandı. Dönemin basınında yeni stadın sunduğu ekonomik olanaklar ve modern tesis vaatleri öne çıkarılırken, TOKİ tarafından inşa edilen stadın açılır kapanır çatısının yapılacağı açıklanmasına rağmen bu yükümlülüğün Galatasaray'a bırakıldığı anlaşıldı. Kulüp çatıyı tamamlayamadı ve mesele yıllarca hukuki anlaşmazlıklara konu oldu. Mecidiyeköy'deki eski stat arazisi ise Torun Center adıyla lüks konut ve ofis projesine dönüştürüldü. Bu örnek, taşınma süreçlerinde medyada öne çıkarılan büyük ekonomik vaatlerin taraftarın rızasını oluşturmada nasıl işlev görebildiğini, buna karşılık kulüplerin üstlendiği yükümlülüklerin ve geride bırakılan kamusal değeri yüksek arazilerin geleceğinin nasıl geri planda kalabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda bu tip süreçlerde medyada dolaşım kazanan “haberlerin” görünürlük kazanma kanallarına belirli bir şüphe ve mesafeyle bakmak gerekiyor.
Kenan Evren Lisesi ve Dereağzı da tartışmanın odağında
Taşınma tartışmasında Kadıköy'deki diğer Fenerbahçe tesislerinin geleceği de gündeme geliyor. Ocak ayında ortaya atılan iddialarda Kenan Evren Lisesi arazisinin mevcut statla birlikte devlete bırakılması ihtimali dile getirilirken, Dereağzı tesislerinin geleceğine ilişkin de kaygılar bulunuyor.
Ancak son dönemde gazetecilerin aktardığı teklif ayrıntılarında farklı bir tablo çiziliyor. Kenan Evren Lisesi arazisindeki projenin belirli koşullarla devam edeceği, Dereağzı tesislerindeki yatırımların da sürdürüleceği öne sürülüyor. Bu nedenle üç alanın birlikte devlete bırakılacağına ilişkin bir kararın bulunduğu söylenemese de bu üç alan yüksek rant değeri ile gündemde yer edinmeye devam ediyor. Fenerbahçe'nin Kadıköy'deki varlığının stat, lise arazisi ve Dereağzı tesisleri üzerinden bütünlüklü biçimde tartışmaya açılmaya çalışılması ise dikkat çekiyor.
Fenerbahçe'nin tarihsel kimliğinin oluştuğu bu alanların geleceği, kulübün mülkiyet ve kullanım hakları kadar Kadıköy'ün toplumsal hafızası açısından da önem taşıyor. Stadın yıkılması ve kulübün tarihsel merkezinden ayrılması ihtimali mevcut mekansal kimliğin iktidar eliyle yeniden biçimlendirilmesi tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Bu çerçevede stat arazisinin millet bahçesine dönüştürülmesi iddiası, AKP'nin Kadıköy'deki kültürel ve siyasal müdahalelerinin geleceğine ilişkin tartışmalarla birlikte ele alınmayı gerekli kılıyor.
Stadın yakınındaki yıkım kararları soru işaretleri yarattı
Stat tartışmaları sürerken, 27 Ekim'de Şükrü Saracoğlu Stadı'nın yakınındaki Zühtüpaşa Mahallesi Şefikbey Sokak'ta üç bina için tahliye ve yıkım kararı alınması da dikkat çekti. Toplam 62 daire ve 15 dükkanın bulunduğu binaların sakinleri, kendilerine resmi tebligat yapılmadığını belirterek tahliye sürecine tepki gösterdi.
Kadıköy Belediyesi ise binaların dere yatağında bulunduğunu, taşıyıcı sistemlerinde ciddi hasarlar tespit edildiğini ve kararın can güvenliği gerekçesiyle alındığını açıkladı.
Stat arazisinin geleceğinin tartışıldığı günlerde, hemen çevresindeki binalar hakkında tahliye ve yıkım kararları alınması dikkat çekici bir zamanlamaya işaret ediyor. Kadıköy Belediyesi kararları yapı güvenliği gerekçesiyle açıklasa da söz konusu gelişmelerin bölgede deprem riski ve güvensizlik algısını güçlendirerek Şükrü Saraçoğlu Stadyumu ile ilgili olan sürecin bir parçası yapılıp yapılmayacağı sorusunu doğrudan akıllara getiriyor.
Aynı zamanda yıkım kararlarıyla stat projesi arasında henüz somut bir bağlantı ortaya konulmamış olsa da bölgedeki planlama ve ilgili binaların mülkiyet kararlarının yakından izlenmesini son derece gerekli kılıyor.
Maltepe'de yeni bir rant alanı mı oluşturuluyor?
Kadıköy'deki kamusal alanların geleceği tartışılırken, taşınmanın diğer ayağını ise Maltepe'de planlanan yeni stadyum ve ticari yatırımlar oluşturuyor.
Stadyum için gündeme getirilen dolgu alanı, AKP'li Kadir Topbaş döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturuldu. 2010'da başlayan planlama sürecinde proje için 2011'de "ÇED gerekli değildir" kararı verilirken kıyının doldurulması çevrecilerin ve bölge sakinlerinin tepkisini çekti. 2012'de Bakanlık tarafından onaylanan proje, park, spor, rekreasyon ve miting gibi kamusal işlevlerle gerekçelendirilmişti.
Bugün ise aynı kıyıda stadyumla birlikte büyük ölçekli ticari yatırımlar gündemde. Kimi spor yorumcuları, dolgu alanından beklenen ekonomik verimin, yani rantın elde edilemediğini, Bakanlığın yeni stadyum aracılığıyla bölgeyi ekonomik olarak canlandırmayı amaçladığını öne sürdü. Bu iddia resmi verilerle henüz doğrulanmamış olsa da AKP’nin kent politikalarına bakış açısı düşünüldüğünde söz konusu iddianın yersiz olduğunu söylemek pek mümkün değil.
Yine spor medyasında çıkan iddialara göre Bakanlığın Fenerbahçe'ye sunduğu teklifte 300-400 yat kapasiteli marina, çevresinde 30 bin metrekareyi aşan açık kiralama alanları ve 30 bin metrekarelik alışveriş merkezi bulunuyor.
Başlangıçta tüm itirazlara rağmen halkın kullanımına açılan bir kıyı alanının, yeni ticari yatırımlarla değerlendirilmek istenmesi, AKP’nin rant odaklı, plansız kentleşme politikalarına bir yenisi mi ekleniyor sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Projenin şehircilik açısından taşıdığı riskler de tartışma konusu. Maltepe'deki olası stadyum alanının İstanbul'un üst ölçekli planlarıyla ilişkisi, dolgu zemininin deprem karşısındaki durumu ve marina ile ticari işletmelerin yaratabileceği yapılaşma baskısı, açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Kadıköy'ün geleceğine kim karar verecek?
AKP döneminde kamusal arazilerin ticari işletmelere açılması, açılan arazilerin denetimlerinin soru işaretleriyle dolu olması, bu bağlamda yapılan kamusal planlamaların ise bilimsel görüşler dikkate alınmadan yürütülmesi ve tarihsel mekanların AKP'nin siyasal politik hattı dolayımında dönüştürülmeye çalışılması uzun süredir tartışılan kent gündemi başlıkları arasında.
Maltepe'deki stat önerisi de, Kadıköy'de yaşanan dönüşümle birlikte ele alındığında daha geniş bir kentsel müdahalenin parçası olabilme potansiyeli taşıyor.
Bir yanda kamusal kullanım için oluşturulan Maltepe kıyısında marina ve AVM projeleri konuşuluyor. Diğer yanda Fenerbahçe'nin tarihsel merkezinde yer alan stat arazisinin geleceği belirsizliğini koruyor. Söğütlüçeşme, Haydarpaşa, Kuşdili ve Rıhtım'daki projeler ise Kadıköy'ün kamusal ve kültürel kimliğine ilişkin tartışmaların geçmişini oluşturuyor.
Bu nedenle Fenerbahçe'nin taşınması gündemi, Kadıköy'deki ekonomik ve kültürel dönüşüm tartışmalarının yeni bir başlığı haline gelmiş durumda.
Maltepe'deki ticari alanların mülkiyet ve işletme haklarının kime ait olacağı ve mevcut stat arazisinin hangi amaçlarla kullanılacağı hala belirsiz olsa da AKP’nin geçmişteki kent politikalarına dönük siyasal hamleleri düşünüldüğünde bahsedilen tartışmaların siyasal ve kamusal niteliği kendisini bir gerçeklik olarak dayatmaya devam ediyor. Kamu arazilerinin birer rant unsuru olarak Kadıköy’de gündeme gelmesi söz konusu gerçeklik açısından büyük bir olasılık olarak kendisini gösterirken, kamusal mekanları için yurttaşların vereceği mücadeleler de bu büyük olasılığın bir diğer yüzünü göstermekte.
Kadıköy’ün geleceğine ilişkin bu tartışma, kentin tarihsel ve kültürel kimliği ile kamusal alanlarının kimlerin çıkarları doğrultusunda şekilleneceği sorusunda düğümleniyor. Fenerbahçe’nin taşınması gündemi de ilçenin toplumsal hafızasını, mekansal dokusunu ve kamusal yaşamını yeniden biçimlendirebilecek bir sürecin kapısını aralıyor. Bu süreçte belirleyici olan ise sermayenin kent üzerindeki talepleri karşısında, Kadıköy’ün ortak yaşam alanlarına ve tarihsel birikimine sahip çıkan toplumsal mücadelenin nasıl şekilleneceği.