Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in Türkiye'de düzenlenecek olan Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine katılmayacağı duyuruldu. Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmasıyla beraber başlayan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın istifasıyla yumuşamanın gerçekleştiği sanılan süreçte duyurulan bu karar Türkiye-Azerbaycan hattında tansiyonun düşmediğini gösteriyor.
Resmi açıklama "program yoğunluğu"
21 Ekim'de AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İlham Aliyev arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiş, görüşmede Erdoğan, Aliyev'i TDT zirvesine davet etmişti. Azerbaycan cephesinden yapılan resmi açıklamada Aliyev'in "program yoğunluğu" nedeniyle TDT zirvesine katılamayacağı, Aliyev'i temsilen zirvede Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov'un bulunacağı bildirildi. Resmi programa göre TDT zirvesi sırasında Aliyev, Bakü’de düzenlenen ilk FIFA U-15 Dünya Kupası ve Festivali’nin finalistlerine ödül verecek. Aliyev, Türkiye'ye yönelik olarak yayımladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tebrik mesajında "tarihin sınavlarından çıkmış hakiki dostluk ve kardeşlik" vurgusu yapmıştı.
Gerilimde İsrail faktörü
Azerbaycan resmi basın ajansı APA'nın internet sitesinde "Aliyev Türkiye'ye neden gitmedi" başlığıyla yayımlanan yazıda konuya ilişkin olarak ilginç ifadeler yer aldı. Yazıda krizin İsrail boyutuna dikkat çekildi.
Azerbaycan'a yönelik olarak Türkiye'de "temelsiz ve çirkin bir kampanya" yürütüldüğü belirtilen yazıda "Bu kampanyanın temel konusu ise Azerbaycan-İsrail ilişkileri" ifadesine yer veriliyor.
"Azerbaycan, bu saldırıyı İran’dan beklerken kardeş olarak gördüğü Türkiye’den en ağır darbelerden birini aldı. Bu darbeyi vuranlar ise iktidardaki AKP ve onun destekçisi olan İslamcı-Nurcu gruplardı. Artık ikili ilişkilerde rasyonellik ön plana çıkıyor. Dostluk ve kardeşlik devam etse de herkesin kendi devleti ve kendi çıkarları var." sözlerinin yer aldığı yazıyla Azerbaycan, iki Amerikancı aktör olan Türkiye-İsrail arasındaki rekabette tarafını İsrail'den yana seçtiğini açıkça ilan etmiş oldu.
Gerilim nasıl ortaya çıkmıştı?
21 Eylül'de Azerbaycan hükümeti, okullarda okul üniformasının tekdüzeliğini bozan ve eğitimin laiklik ilkesiyle bağdaşmayan ek giyim öğelerinin kullanılmamasına ilişkin bir düzenlemeyi kabul etti. Bu karar AKP'li kimi isimlerin tepkisini çekti. Başta Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral olmak üzere kimi AKP'li isimler karara tepki gösterdi. Tepkiler nedeniyle Azerbaycan medya organları APA ve qafqazinfo'da yayınlanan yazılarla AKP'yi hedef alan sert yazılar kaleme alındı, Aliyev'in partisi Yeni Azerbaycan Partisi "Azerbaycan'ın iç işlerine ve egemenliğine müdahale edildiği"ni ifade eden bir açıklama yayımladı. Bakü'de düzenlenen CICA (Asya'da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı) 7. Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Erdoğan yerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılması ve Türkiye heyetinin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog konuşurken salonu terk etmesi krizi derinleştirdi.
Aynı günlerde Azerbaycan hükümeti başörtüsü meselesine dair açıklamaları nedeniyle aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve HÜDA PAR yöneticilerinin de bulunduğu 31 kişiyi "istenmeyen kişi" ilan etti ve Azerbaycan'ın Erdoğan'dan Oktay Saral'ın görevden alınmasını talep ettiği iddiası basına yansıdı. Bunun ardından Oktay Saral'ın görevinden istifa ettiği duyuruldu. Ancak bu kararın Türkiye-Azerbaycan arasındaki buzları eritmediği yaşanan son gelişmelerle ortaya çıktı.