Devrim Partisi ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), Türkiye genelinde çeşitli noktalarda "Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız" sloganıyla 29 Ekim eylemleri düzenledi.
İstanbul, Ankara ve Eskişehir merkezli eylemlerde, Cumhuriyet'i yeniden kurma kararlılığı dile getirildi.
İstanbul’da düzenlenen eylemde konuşan, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Yürütme Kurulu üyesi Sümeyye Belentepe, ‘yalnızca tarihsel bir kazanımı anmak için’ toplanmadıklarını, gençliği geleceksizliğe mahkum edenlere ve emek sömürüsüne karşı mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
"Bu memleketin evlatlarını öldürecek bir karanlık"
Eskişehir’de konuşan FKF Yürütme Kurulu üyesi Furkan Akyön de, Cumhuriyetin karşıdevrimciler tarafından yıkıldığını, yurttaşlığın, laikliğin, bağımsızlığın ve kamuculuğun tasfiye edildiğini vurguladı.
“Çözüm süreci diyorlar, barış diyorlar, kardeşlik diyorlar. Biz buradan barış gelmeyeceğini biliyoruz. Biz burada emperyalistlerden icazet alıp, ancak ve ancak silahların yönünü değiştirecek, bu memleketin evlatlarını öldürecek bir karanlık görüyoruz” diyen Akyön, şunları söyledi:
“Biz bu ülkede Cumhuriyeti halk olarak kurduk. Yeniden halk olmayı hatırlamanın zamanı. Biz bu kavgayı hamasetle, düzen muhalefetiyle yapmayacağız. Her şeyi kendimizden bekleyerek yapacağız.”
"Askerimizi kral korumak için göndermeye hazırlanıyorlar"
Ankara'da konuşan Devrim Partisi Genel Sekreteri Ercan Bölükbaşı'nın konuşmasından öne çıkanlar ise şu şekilde:
- Yıl dönümlerinde gösterdikleri nostalji satan reklamlara kanmıyoruz. Döktükleri timsah gözyaşlarıdır. Amaçları Cumhuriyet hala varmış gibi yaparak yağmayı/talanı sürdürmektir.
- Ekonomimiz uluslararası tekellerin elinde oyuncağa dönmüş. Bir İngiliz vatandaşını ekonomi bakanlığı koltuğuna oturtmuşlar; emperyalistlerin bir dediğini iki etmiyor. Soruyoruz, böyle bağımsızlık olur mu?
- Tutturmuşlar bir Mekke İttifakı. Ne için? Kardeş Yemen halkına karşı, Suud Hanedanıyla bir olmak için. Askerimizi kral korumak için göndermeye hazırlanıyorlar. Soruyoruz, Kral korumak için gençlerinin hayatını tehlikeye atan bir Cumhuriyet olur mu?
- Devrim kanunlarıyla yasaklanmış tarikatlara okulları bölüştürmüşler, çocukları zehirliyorlar. Tarikatçıdan eğitim bakanı çıkarmışlar, ses edeni hapse gönderiyorlar. Soruyoruz, böyle laiklik olur mu?
- Sömürge Valisi Tom Barrack'ın emriyle kurmaya çalıştıkları Yeni Osmanlı’yı reddediyoruz.
- Zenginler servetine servet katsın diye her gün ölümle burun buruna çalışmayı kabul etmiyoruz!
- Köle Değiliz, halkız! Cumhuriyet’i kazanmak için herkesi mücadelemize davet ediyoruz.
Cumhuriyet ve gazetecilik
Basın özgürlüğü mücadelesinin Cumhuriyeti yeniden inşa etme mücadelesinin bir parçası olduğunu söyleyen Özgür Savaşçıoğlu, Ankara'da yaptığı konuşmada söz konusu saldırıların arkasındaki siyasi anlayışın halkın habersiz kalmasını ve ülkenin kaderine ilişkin kararların halk yerine masa başında alınmasını istediğini savundu.
Bu anlayışın karşısında halkın ve emekçilerin bulunduğunu vurgulayan Savaşçıoğlu, “Ama hesaba katmadıkları halk, emekçiler onları yenecek” dedi.
Gazeteciliğin ancak sırtını halka yaslayan gazetecilerle var olabileceğini kaydeden Savaşçıoğlu, halkın hikayesini duyurmanın ve halkın mücadelesini büyütmenin gazeteciliğin temel sorumlulukları arasında olduğunu dile getirdi.
"Gazetecilik gerçeksiz, Cumhuriyet halksız olmaz"
İstanbul'da konuşan gazeteci Serkan Üstün ise, gazeteciliğin halk egemenliği fikrinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek Cumhuriyete yönelik saldırılarla halkın haber alma hakkına yönelik saldırıların aynı anlama geldiğini söyledi.
Cumhuriyetin gericiler, Amerikancılar ve sermayedarlar eliyle tasfiye edildiğini belirten Üstün, medya kuruluşlarının patronaja, şirketlere ve gerici gruplara bağımlılığının gazeteciliği saldırılara karşı savunmasız bıraktığını dile getirdi.
Ülkenin karşıdevrimci karanlıktan çıkışında halka yaslanan, gerçeği savunan ve halkın sözünü büyüten bir haberciliğin hayati önem taşıdığını vurgulayan Üstün, halkın haber alma hakkını yeni bir Cumhuriyet mücadelesinin parçası olarak savunmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Üstün, açıklamasını “Çünkü gazetecilik gerçeksiz, Cumhuriyet halksız olmaz” sözleriyle tamamladı.