Almanya’da Şansölye Friedrich Merz’in hükümeti, Berlin’deki konut kamulaştırma planını federal bir yasayla engellemeye hazırlanıyor. İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt'in (CSU), 25 Ekim’de ana hatlarını açıkladığı “Yatırımı Koruma Yasası”, bir eyaletin konut kamulaştırması yapabilmesini zorlaştırıyor. Eyalet önce yeni konut yatırımı gibi diğer bütün araçları denediğini ve bunların sonuç vermediğini kanıtlamak zorunda olacak. Tazminat, bilirkişinin belirleyeceği tam piyasa değeri üzerinden ve uzun vadeli tahvillerle değil doğrudan nakit olarak ödenecek. Dobrindt, yasayla “keyfi sol kamulaştırma fetişinin” anayasayla bağdaşmadığını göstermek istediklerini söyledi.
Yasanın hedefinde Berlin var. 20 Eylül seçimlerinde yüzde 25,7 oyla birinci çıkan Die Linke, Yeşiller ve SPD ile yürüttüğü ön görüşmelerinde Berlin’de 10 binden fazla konutu olan şirketlerin bu sınırın üzerindeki dairelerini devretmesi konuşuldu. Böylece yaklaşık 160 bin kiralık konut kamuya geçecek. Şirketlere toplam 16 milyar avro tazminat ödenmesi öngörülüyor. Planlanan tutar, piyasa değerinin epey altında kalıyor. Yasa tasarısının 2028 ortasında eyalet meclisine gelmesi planlanıyor.
Ancak uzlaşma henüz kesinleşmiş değil. SPD ve Yeşiller koalisyon müzakerelerine başlama kararı aldı. Die Linke ise kararını 31 Ekim’deki kongresinde verecek, müzakereler de ancak kasım başında başlayabilecek. Die Linke, ön görüşmeler başlamadan önce “Berlin Mutabakatı” adlı ortak "antisemitizm" metnini imzalamıştı. Bu metinle İsrail’e yönelik boykot çağrılarını reddederek Filistin dayanışması konusunda geri adım attı. Buna rağmen ortaklık tartışması sürüyor. SPD’li 20 federal milletvekili, Die Linke’deki antisemitizm tartışmalarını gerekçe göstererek koalisyona karşı uyardı. SPD’nin federal meclisteki grup başkanı Matthias Miersch de “ciddi kuşkuları” olduğunu söyledi.
Kamu konutları nasıl şirketlere geçti?
Berlin’in bugün kamulaştırmak istediği konutların önemli bir kısmı geçmişte kamunun elindeydi. taz gazetesinin derlemesine göre 1990-2005 arasında Berlin’deki yaklaşık 500 bin kamu konutunun 200 binden fazlası özelleştirildi. En büyük satışlardan birini 2004'te SPD ile Die Linke’nin öncülü PDS’nin kurduğu koalisyon hükümeti yaptı. Hükümet, eyalete ait GSW şirketini 65 bin 700 konutuyla birlikte ABD’li fonlar Cerberus ve Whitehall’a sattı. Satış bedeli yaklaşık 405 milyon avroydu, alıcılar şirketin 1,5 milyar avroyu aşan borcunu da üstlendi. Borç dahil hesaplandığında konut başına yaklaşık 30 bin avro ödenmiş oldu. GSW 2013'te Deutsche Wohnen’e, Deutsche Wohnen de 2021'de Vonovia’ya geçti. Bugün kamulaştırma planının hedefindeki şirketler arasında Vonovia da var.
Eski Doğu Berlin’deki konutlarda süreç başka bir yoldan işledi. Doğu Almanya’dan kalan konut şirketleri ve kooperatifler birleşmenin ardından ağır borçlarla baş başa kaldı. Kalkınma bankası KfW’nin aktardığına göre federal hükümet 1993'te çıkardığı Eski Borçlara Yardım Yasası’yla bu borçların bir kısmını üstlendi. Karşılığında da şirketlerin konut stoklarının yüzde 15'ini satmasını şart koştu. Doğu Almanya genelinde 364 bin konutun özelleştirilmesi gerekiyordu. 2001 sonuna kadar bunların 277 bini satıldı.
Anayasa tartışması
Almanya Anayasası’nın 15. maddesi toprağın, doğal kaynakların ve üretim araçlarının “toplumsallaştırma amacıyla” kamu mülkiyetine geçirilebileceğini düzenliyor. Madde tazminatı zorunlu tutuyor ama miktarını belirlemiyor. Bu nedenle piyasa değerinin altında tazminat ödenmesi genel olarak anayasaya uygun kabul ediliyor. Dobrindt’in getirdiği piyasa değeri ve nakit ödeme şartları ise kamulaştırmayı Berlin bütçesinin taşıyamayacağı bir maliyete çıkarıyor. 2021'deki referandumda Berlinlilerin yüzde 57,6'sı kamulaştırmaya “evet” demişti, ancak sonuç bağlayıcı değildi.
ZDF’nin aktardığına göre anayasa hukukçuları, tek amacı eyaletlerin yasa yapmasını engellemek olan bir federal yasayı tartışmalı buluyor. SPD’li Adalet Bakanı Stefanie Hubig de kamulaştırmayı topyekûn yasaklamanın açıkça anayasaya aykırı olacağını kabul ediyor. Buna rağmen Hubig’in bakanlığı yasa taslağının hazırlanmasında yer alıyor. Jena Üniversitesi’nden anayasa hukukçusu Timo Laven’e göre yasa anayasaya aykırı olsa bile Berlin’in Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklemesi gerekecek. Bu da kamulaştırmayı yıllarca erteleyebilir.
Planın hedefindeki şirketler de baskıyı artırıyor. Berlin’de 20 binden fazla dairesi olan İsveçli Heimstaden Bostad’ın eş genel müdürü Christian Fladeland, Bild’e şunları söyledi: “Böyle yasalar yapılırsa elbette Almanya’ya yatırım yapılamayacağını düşünüyorum.”