Devrim Partisi ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) tarafından "Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız" sloganıyla İstanbul’da düzenlenen 29 Ekim eyleminde konuşan Devrim Partisi Genel Başkanı Erçin Fırat, 29 Ekim’in sermaye grupları tarafından reklam malzemesi haline getirilmesini eleştirerek cumhuriyet mücadelesinin senede bir gün değil, her gün verilen bir yaşam ve onur mücadelesi olduğunu vurguladı. Konuşmasında siyasi safların netleşmesi gerektiğine dikkat çeken Fırat, patronların, tarikatların ve emperyalizm işbirlikçilerinin karşısında halkın örgütlü iradesiyle cumhuriyetin yeniden kazanılacağını belirtti.
Erçin Fırat’ın eylemde yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:
"Değerli dostlar, yoldaşlar; hepiniz hoş geldiniz,
Yıllardır bu karşı devrimcilere direnen halkımıza selam olsun! Ülkenin toprağına sahip çıkan köylülere selam olsun! Emeğine sahip çıkan maden işçisine, 19 Mart'ta sokakları dolduran üniversitelerden mücadele eden gençlere, Gezi'de direnenlere, düşenlere, bu cumhuriyeti kuran iradeye buradan selam olsun!
Sevgili arkadaşlar, her 29 Ekim'de aynı şeyi yaşıyoruz. 29 Ekim reklam videolarıyla, sahte kutlamalarla gündeme geliyor. Sadece bu yıl bu büyük sermaye gruplarından bir tanesi "Senede bir gün" şarkısıyla kutlamış 29 Ekim'i. Bakın, bu en dürüstçesidir. Bunlar için 29 Ekim sadece senede bir gün reklam günüdür; kalan günlerde işçiyi sömürürler, kalan günlerde cumhuriyeti yıkanların yanında hizalanırlar.
Sen senede bir gün bayrakları aç, bağımsızlıktan bahset... Kalan günlerde Trump'ı kırmızı halılarla karşıla, kalan günlerde bu halkı köle olarak gör, ülkenin askerini, gencini başka bir yerdeki krallar ayakta kalsın diye savaşa gönderme hazırlığı yap!
Bizim içinse cumhuriyet mücadelesi her gün. Her gün bunu hayatımızda yaşıyoruz; her gün iş yerimizde sömürülürken bunu yaşıyoruz. Her gün bir avuç insan yurttaşlığı ortadan kaldırıp bir hanedan gibi tepemizde dururken, bizim cebimizden, emeğimizden çalarken bunu yaşıyoruz. Her gün çocuklarımız okula gittiğinde bunu yaşıyor; bu çetelerin, tarikatların her yere yayıldığı, canımıza kıydığı her gün yaşıyoruz. Her gün bir kadın sokağa çıktığında yaşıyor.
O yüzden bizim için cumhuriyet mücadelesi hayat mücadelesi; bizim için cumhuriyet mücadelesi onurumuzun, haysiyetimizin, yaşamamızın mücadelesi. O yüzden bizim için her gün cumhuriyet mücadelesi. Senede bir gün değil, her gün bir zorunluluk olarak bu mücadele bizim.
Peki sevgili arkadaşlar, senelerdir sokaklardayız. Bu halk kadınıyla, genciyle, emekçisiyle, emeklisiyle, köylüsüyle direniyor. Sürekli bir direniş halindeyiz. Ama niye kazanamıyoruz? Çünkü sevgili arkadaşlar, artık safları netleştirmemiz lazım. Saflarımızda cumhuriyetçilik adıyla karşı devrimcilere, AKP'ye hizmet edenler oldukça, böyle görünüp halkı kandıranlar oldukça bu mücadele kazanılamayacak. Bu mücadele gerçekten birbirine güvenen, sokakta gerçek mücadelesini veren halkla birlikte kazanılacak. Bize diyorlar ki: "Bunlar kavun değil ki dibini koklayalım da seçelim..."
Koklayacaksınız! Biz işbirlikçinin, patronun, işçi düşmanının, tarikatçının, çetecinin, foncunun, üçkağıtçının kokusunu artık 100 metreden alıyoruz. Çünkü bunlar yıllardır bu halkın tepesinde. Biz bunların kim olduğunu biliyoruz. Bu yüzden artık safları netleştirmemiz lazım.
Bizim saflarımızda sadece emekçilere yer var. Bizim saflarımızda alın teriyle mücadele eden, cumhuriyeti savunan insanlara yer var. Bizim saflarımızda kadınlara, gençlere yer var. Ama ihale kovalayanlara, patron yaltakçılarına, emperyalizm işbirlikçilerine, tarikatlara şirin görünmeye çalışanlara yer yok! Bu saflar netleştikçe, bu saflar güçlendikçe cumhuriyet ancak ve ancak tekrar kazanılabilecek.
Bakmak zorundayız; bakın sağınıza, solunuza. Mücadele eden halka bakın, toprağına sahip çıkan köylüye bakın, emekçiye bakın. Onlardan bir tanesi ihanet ediyor mu birbirine? Senelerdir kimse birbirini satıyor mu? Çünkü onların tek derdi gerçekten bir yaşam mücadelesi olan cumhuriyeti kazanmak, hiçbirinin cebini doldurma derdi yok.
Tarihten başlayarak bu safları netleştireceğiz. Bizim saflarımız cumhuriyetin kurucuları olan yoksul emekçi çocuklarının, Mustafa Kemallerin safları. Vahdettin'in safı orada, orada olanlar oraya geçsin! Bizim saflarımız Kurtuluş Savaşı'nda mücadele veren, Kurtuluş Savaşı gazisi Kara Fatmaların safları; bunlar foncu Fatmaların saflarında, kendilerini yarattılar. Bizim saflarımızda köy çocukları okutulmak için seferberlik ilan edildi; onlar doktor olsun, mühendis olsun, öğretmen olsun diye. Bizim saflarımızda çocuklar çok değerliydi; bunlar ise çocuklara kıyıyorlar, onları protesto edenleri de hapse atıyorlar. Bunların safları tarikatçı Yusuf'un safları.
Bizim saflarımız ülke bağımsızlığına kavuşsun, kamu kaynakları kazansın diye mücadele eden saflar. Bunlar bir İngiliz vatandaşını, "İngiliz Mehmet"i getirip oturtmuşlar milletin başına; sadece halkın cebinden vergi almak peşinde. Bizim saflarımızda Deniz Gezmişler var; emperyalistleri denize döken, bağımsızlık için Mustafa Kemal Yürüyüşü yapan Deniz Gezmişler var. Bunların saflarında ise Amerika’yı kıblesi belleyenler var, Amerika'ya hizmetten başka bir şey düşünmezler.
Bu safları bileceğiz, bu safları netleştireceğiz. O zaman cumhuriyeti tekrar kazanırız. Bizde mücadeleci bir halk var. Gençlerimiz, kadınlarımız, emeklilerimiz, işçilerimiz sokaklarda . Bizim bir iradeye ihtiyacımız var şu an arkadaşlar, iradeye!
Bakın, o iradenin sözlerini tekrar hatırlatmak istiyorum. Bunların saraylarının en güçlü olduğu günlerde yargılanan genç Mustafa Kemal; saraylarını, azametlerini, taç ve tahtlarını başlarına yıkacağım demiş, bu iradeyi göstermişti. Bugün ekliyoruz: Saraylarını, fonlarını, zenginliklerini, tarikatlarını, çetelerini başlarına yıkacak bir irade ortaya çıkıyor! Bundan korksunlar. Cumhuriyeti tekrar kazanacağız.
Yaşasın cumhuriyet, yaşasın devrim!"