Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Üç Tarz-ı Emperyalizm

21:32 6 dk okuma

David Fromkin Avrupa’da Son Yaz kitabında Birinci Dünya Savaşı eşiğindeki Avrupa’nın son yazını anlatmıştı. Bu huzurlu yazın Birinci Dünya Savaşı ile birdenbire nasıl sona erdiğini kaleme alıyordu. Peki, nükleer silahlara başvurulması ihtimalinin konuşulduğu günümüzde biz hangi yazı yaşıyoruz? Başka deyişle bir dünya savaşı öncesinde miyiz? Dünya toplumları birkaç dünya savaşı yaşadılar. İlk ikisi sıkça ele alındı ve tarihleri ayrıntısıyla yazıldı. Üçüncü dünya savaşı tespiti ise henüz literatürde yer almıyor. Üçüncü savaşın tarihi bir dünya savaşı olarak da kitap sayfalarına geçirilmiş değil. Ergun Türkcan’ın Deniz Mecmuası Yayınları’nca yayımlanan Üç Tarz-ı Emperyalizm çalışması işte bu tartışmayı ele alıyor. “Kaç dünya savaşı var?” diye soruyor.

Türkcan’ın ele aldığı “dünya savaşı” meselesi kuşkusuz, sadece savaşların tarihine dikkat çekme amacını taşımıyor. Bu konuyla Türkcan hem bir periyodizasyon sorununa, hem de geride bıraktığımız dönemden bugüne miras kalan çelişkilere ya da kavgalara da işaret ediyor. Çalışmasında tartışmalı bir tezle, ‘dünyanın üç dünya savaşı yaşadığını ve bir dördüncüsünün ise ufukta olduğunu’ yazmaktadır. Bunlardan birinci ve ikincisi biliniyor. Üçüncüsü ise Soğuk Savaş olmaktadır. Türkcan’ın formülasyonunda Soğuk Savaş bir dünya savaşı, daha net bir formülle, kazanan tarafın ABD olduğu üçüncü dünya savaşıdır. Yaklaşık olarak 1945’ten 1989 yılına dek süren, 50 yıllık bir dönemi kapsayan uzun, yorucu ve daha çok vekalet savaşlarıyla işleyen bir yıpratma savaşıdır.

Bununla birlikte, bu üçüncü savaşın bir özelliği var. Savaşın sonunda kazanan ve kaybeden taraflar arasında Versailles Antlaşması türünden bir teslimiyet antlaşması imzalanmıyor. Türkcan’ın da kitabında değindiği üzere, kazanan taraf, ABD, masa başında SSCB’ye verdiği, “NATO’nun doğuya, Sovyet ülkelerine ve Varşova Paktı ülkelerine doğru genişlemeyeceği” sözünü ise yerine getirmiyor. ABD diplomasi masasından kalktığı anca SSCB’ye vermiş olduğu sözleri öylece ortada bırakıveriyor. NATO ile Avrupa Birliği hızla; eski Yugoslavya ile Varşova Paktı üyelerini ve eski Sovyet ülkelerini (Letonya, Litvanya, Estonya) yutuyorlar. Ama sıra Ukrayna ve Gürcistan’a geldiğinde, Türkcan’ın sözleriyle, “Rusya uyanıyor”. Bugün tanık olduğumuz savaşlar (2008 Gürcistan ve 2022 Ukrayna savaşları) başlıyor. Soğuk Savaş ertesinde kurulan ABD düzeninde Rusya’ya “parya” olmak ve küçülerek yutulmak dışında bir olanak tanınmaması, Rusya’yı Soğuk Savaş sonrasında kendisini içinde bulduğu “Pax Americana” düzeniyle çatışmaya zorluyor. Yeni bir dünya savaşı iklimi doğuyor. Böylece Dördüncü Savaş’ın kıyılarında dolaşmaya başlıyoruz. Türkcan’ın periyodizasyonu ve Dördüncü Savaş savının gerisinde bu tarihsel arka plan ve Soğuk Savaş değerlendirmesi yatıyor.

ABD Emperyalizmi: Kovboyun Yükselişi

Ergun Türkcan’ın bakışında ABD, Rusya, Çin ve Avrupa’nın dahil olduğu ihtilaflı süreç emperyalizmin geçmişi, doğası ve ekonomi politiği üzerine düşünmek için bir başlangıç noktası teşkil eder. Türkcan söz konusu ülkeler arasındaki ihtilafları ele aldığı çalışmasında, “artık koltuğunu korumak için Avrupa’yı bile … sıkıştıran süper emperyalist ABD’nin oynayacağı kaç oyun, Rusya’nın kaç kartı vardır? Bilmek zor, gerçekten” diye yazar. Kuşkusuz bilinmezlerle yüklü bir süreçtir. Ama güncellikteki bu karmaşa, onun açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir zemindir: “Ancak bu sorular … stratejik düşüncemizi geliştirmek, emperyalizmin bilinmeyen tarihini incelemek için gerekçe oluşturmaktadır.”

Ergun Türkcan kitabında bugünün çelişkilerine ve mücadelelerine ulaşmak üzere, tartışmasına üç tür emperyalizmi kategorik olarak birbirinden ayırt etmekle başlar. Birinci kategori daha çok arkaik niteliktedir. Ticaret yollarının keşfi sonrası, pazar için üretimin başladığı sömürgecilik dönemine özgü imparatorluklar bu ilk kategoriyi oluşturur. İkinci türü, merkantilizm dönemi ve sanayi devrimi çağı belirler: Türkcan; Hollanda, İngiltere, Fransa ya da daha geç modernleşen Rusya, Almanya ve Japonya’yı bu kategoriye yerleştirir. Bu tür emperyal devletlerin yaşamını yaklaşık olarak İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine dek götürür. Sömürgeciliğin giderek tasfiye olduğu ve klasik emperyal modelin sona erdiği tarihsel süreçle birlikte bu tür devletler de güçlerini yitirirler. Türkcan’a göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında artık başka bir döneme girilir. Üç Tarz-ı Emperyalizm’deki son emperyalizm kategorisi de işte bu döneme ilişkindir. Türkcan bu son tür emperyalizm bağlamında asıl olarak – her ne kadar SSCB’yi de Doğu Avrupa’daki uydularıyla ilişkisi çerçevesinde emperyal bir kuvvet olarak tanımlasa da – öncelikle ABD’yi tartışır. ABD’yi süper-emperyalist olarak tanımlar. ABD’nin diğer birinci dünya devletleri üzerinde egemenliğini tesis ettiği tarihin ise 1956 yılı olduğunu yazar: “Bu, ABD’nin Batı aleminde fiilen ‘başemperyalist’ koltuğuna oturduğu tarihtir.”

1956 yılının önemi şuradadır: 1956, geçmişin büyük emperyalist kuvvetlerinin, İngiltere ve Fransa’nın yanlarına İsrail’i alarak Süveyş kanalını millileştiren Mısır’a savaş açtıkları tarihtir. Ama “o zamana kadar hiç kimseden emir almayan … eski emperyalist güçler”, ABD başkanı Eisenhower’ın ‘geri çekilin’ emri ile “yaramaz çocuklar gibi geri” çekilirler. Türkcan’ın 1956 savaşına ilişkin yorumu böyledir. İki dünya savaşının galibi İngiltere ve Fransa Mısır saldırılarını, ABD’nin sert “geri çekilin” emrine uyarak ve ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyasını tanıyarak kabullenmişlerdir. Kuşkusuz SSCB’nin Mısır’a yönelik saldırıya sert tepki göstermesi halinde çatışmaların yayılması ve derinleşmesinden duyulan korkunun da İngiltere ile Fransa’nın kararında etkili olduğu açıktır.

Pax Americana

Türkcan’a göre, 1989 yılına dek ABD emperyalistler arasındaki ilişkilerde görece özenli davranmıştır. Türkcan, 1989 yılına değin ABD her ne kadar kimi zaman müttefiklerine çıkışsa da da, hala eski emperyal güçlere danışmaya, onları kararlarına katmaya ya da böyle bir görüntü vermeye özen gösterdiği düşüncesindedir. Nihayetinde karşısında güçlü bir siyasi odak olarak SSCB de yer almaktadır. Bu hal, doğaldır ki, ABD’nin kendi cephesinde dikkatli davranmasını beraberinde getirir. Ama 1989’da bu ihtiyaç ortadan kalkar. İki kutuplu dünya dengesi, karşıt sosyalist kutbun, SSCB’nin çözülmesiyle bozulur. 1989 yılıyla birlikte, emperyalistler arası hiyerarşide ABD en üst basamağı rakipsiz biçimde işgal eder. Türkcan bu tarihten itibaren ABD’nin Avrupa ve diğer müttefiklerine bir tür koloni muamelesi yaptığını ileri sürmektedir. Bu durumu “Avrupa’nın sömürgeleşmesi” olarak niteler. Hatta kitabında daha çarpıcı bir biçimde, ABD’yi İngiltere’nin üzerinde güneş batmayan imparatorluk günleriyle karşılaştırarak, “artık, eski İngilizler gibi onun da bir Hindistan’ı var: Avrupa Birliği” diye yazar.

ABD’nin bu dönemdeki politikasını inceleyen Amerikan yanlısı uzmanlar da, Türkcan’ın düşüncelerine benzer bir tespitle, 1989 sonrasında ABD’nin kendisini müttefiklerine emir verebilecek bir konumda gördüğü iddiasındadır. Örneğin ABD’nin önemli think tank’lerinden CFR’ın mensubu, eski Sovyet ülkeleri sorumlusu Stephen Sestanovich Maximalist başlıklı çalışmasında ABD’nin müttefikleriyle ilişkisi üzerine şunları yazıyor: “Clinton ve danışmanları, müttefikleri arasındaki anlaşmazlıkları sona erdirmenin tek yolunun onları dinlemeyi bırakmak olduğuna karar verdiler (…) Ulusal güvenlik danışmanı Anthony Lake, Birleşik Devletler’in NATO’nun büyük köpeği olduğuna inanıyordu. Eğer Washington kararlı bir örnek teşkil ederse, küçük köpekler muhakkak hizaya geleceklerdi.” Herhalde bu nedenledir ki, Birleşik Devletler Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Başkomutanı General Anthony Zinni 2000 yılında gazeteci Dana Priest’e yaptığı açıklamada kendisini “Roma İmparatorluğu’nun geniş topraklarını yöneten bir prokonsül (genel vali)” olarak gördüğünü söylüyordu.

Sömürgeciliğe Dönüş

Bununla birlikte, Ergun Türkcan ABD’nin bu kendisini Roma İmparatoru zannetme halinin kısa sürdüğü düşüncesindedir. Çalışmasında Çin ve Rusya’nın çıkışı ile ABD’nin konumunun tartışmaya açıldığını yazıyor. Bu tartışmanın doğal sonucu ise, Türkcan’ın formüle ettiği şu soru olmaktadır: “Ancak emperyalizmin her türlüsü, adisi veya süperi nasıl biter?” Türkcan’ın iddiası hiçbir emperyalistin uzun zaman rakipsiz kalmayacağı, eninde sonunda hegemonyasına meydan okuyan bir rakibin çıkacağı üzerinedir. Türkcan, Rusya’nın Ukrayna savaşını bu çerçevede ele alır. Ukrayna’daki çatışmayı, Rusya’nın acil politik gerekçelerinin yanında, ABD ile Çin arasındaki bir vekalet savaşı olarak da görmektedir. Türkcan’a göre bir hazırlık süreci söz konusudur. Çalışmasında buna işaret ediyor: “Şimdi başemperyalist ve onun rakibi, nihai savaşa doğru hazırlanıyorlar.” Türkcan, Çin’e ve Rusya’ya yönelik ambargoların – moda terimle yaptırımların – ve iktisadi mücadelenin geri planında bu savaşın ayak seslerini duymaktadır: “Yeni ekonomi-politik hangi jeopolitiğe yol açacak?” Çalışması boyunca, geçmişteki jeopolitik dönüşümleri ve ayrıntıyla eski emperyal devletlerin yükseliş ve düşüş dönemlerini konu edinmesi bu nedenledir.

Buradaki sorun, bugün olası bir jeopolitik dönüşümün, Soğuk Savaş yıllarından farklı olarak, sosyalizm-kapitalizm türünden bir ideolojik bir savaş biçiminde gerçekleşmemesi ihtimalidir. Türkcan yeni savaşın ideolojik bir savaş yerine, “eski usul bir imparatorluklar arası savaş olma” ihtimalinin çok daha olası olduğu düşüncesinde. Hiç kuşku yok ki, bu tür bir savaşın ve savaş havasının sonuçları olacaktır. Avrupa ve ABD’de Rus düşmanlığı temasının geri dönmesi herhalde biraz da bu eski usul imparatorluk hayaletlerinden kaynaklanıyor, diyebiliriz. Modern ideolojileri kapı dışarı etmiş Batı ilginç bir biçimde kapitalizmin kuruluş döneminin “kaba yontulmuş” sömürgeci değerlerine doğru geri çekiliyor. O döneminin değerlerini benimsiyor. Emperyalist Avrupa dünyasının şeflerinden AB komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell’in Avrupa’yı “cennet” ve dünyanın kalanını ise “cangıla” benzetmesi herhalde biraz bu tür bir kabalıktan kaynaklanıyor. Avrupa ve ABD sömürgecilik döneminin gerici dünyasına geri dönüyor. Görünen o ki, Türkiye ve üçüncü dünya için medeniyeti başka bir yerde aramanın zamanı artık gelmiş bulunuyor.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓