Bugün sandık başına giden Brezilyalı seçmenler, yalnızca ülkenin önümüzdeki dört yılını değil, ABD'nin Latin Amerika'daki müdahaleci siyasetinin Brezilya'ya uzanıp uzanmayacağını da belirleyecek. Dördüncü kez devlet başkanlığına seçilmek için yarışan İşçi Partisi (PT) adayı Luiz Inácio Lula da Silva'nın karşısında, Trump yönetimiyle yakın ilişkileri bulunan Liberal Parti (PL) adayı Senatör Flávio Bolsonaro var. Anketler iki adayın başa baş gittiğini gösteriyor.
Flávio Bolsonaro, 2022 seçim sonuçlarını tersine çevirmeye yönelik darbe girişimini planlamaktan 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun en büyük oğlu. Baba Bolsonaro, geçen yıl aralıkta oğlunu cezaevinden aday olarak gösterdi.
"Yedi seçimde yedi zafer"
Seçim, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgedeki etkisini hızla genişlettiği bir döneme denk geliyor. Trump, ikinci başkanlık dönemi başladığından bu yana Latin Amerika'da yapılan yedi başkanlık seçiminin hepsini desteklediği adayların kazandığını söylüyor. Washington'ın öncülüğünde kurulan Amerikalar Kalkanı (Shield of the Americas) koalisyonu bölgedeki 15 sağ ve aşırı sağ hükümeti bir araya getiriyor.
Brezilya, Meksika ile birlikte bölgede hâlâ sol hükümetlerce yönetilen en büyük ülkelerden biri. Bu nedenle Flávio Bolsonaro'nun kazanması, bölgedeki sağa kayışta bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Trump'ın bölgeye ilgisi yalnızca siyasi değil. Amerikalar Kalkanı toplantısında Latin Amerika'nın "muazzam doğal zenginliklerine" dikkat çeken Trump, bu kaynakların "düşman dış güçlerin" eline geçmemesi gerektiğini söyledi. Sözler Çin'e yönelik bir mesaj olarak okundu.
Gümrük yaptırımı ve açık destek
Washington'ın Brezilya üzerindeki baskısı bir yılı aşkın süredir tırmanıyor. Trump, Temmuz 2025'te Brezilya ürünlerine yüzde 50 gümrük vergisi uyguladı ve gerekçe olarak Bolsonaro'ya yönelik darbe davasını gösterdi. ABD Yüksek Mahkemesi bu vergiyi iptal etti. Washington ise bu yıl temmuzda birçok Brezilya ürününe yüzde 25 ithalat vergisi getirdi.
Davaya bakan Yüksek Federal Mahkeme (STF) Yargıcı Alexandre de Moraes de hedefe kondu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, De Moraes'i "baskıcı bir sansür kampanyası" yürütmekle ve Bolsonaro da dahil olmak üzere "siyasallaştırılmış kovuşturmalar" yapmakla suçladı. Yargıca Küresel Magnitsky Yasası kapsamında yaptırım uygulandı. Yaptırımlar, Trump ile Lula arasındaki görüşmelerin ardından geçen yıl aralıkta kaldırıldı. Financial Times ise, Trump yönetiminin yaptırımları yeniden uygulamayı değerlendirdiğini yazdı.
Flávio'nun kardeşi Eduardo Bolsonaro, ABD'yi Brezilya'ya yaptırım uygulamaya çağırdığı için haziranda gıyabında 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Flávio Bolsonaro ise bu yıl Washington'da Trump ve Rubio ile görüştü. Trump görüşmenin ardından birlikte çektirdikleri fotoğrafı paylaşarak genç senatörü övdü.
Brezilya hükümeti, seçime müdahale kaygısıyla temmuzda Trump yönetiminden iki yetkilinin vize başvurusunu reddetti.
Bir yanda "demir yumruk", öte yanda egemenlik
İki aday arasındaki en keskin ayrılık ABD ile ilişkilerde ortaya çıkıyor. Flávio Bolsonaro, Trump'ın bölgedeki güvenlik politikalarını ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele adı altında yürüttüğü operasyonları destekliyor. Seçilirse Amerikalar Kalkanı'na katılma ve suçla mücadelede "demir yumruk" uygulama sözü veriyor. Lula ise ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetleri karşısında Brezilya'nın egemenliğini öne çıkarıyor.
Sandıkta neler var?
Brezilyalılar bugün yalnızca devlet başkanını değil; eyalet valilerini, Temsilciler Meclisi üyelerini ve Senato'nun üçte ikisini de seçiyor. 13 adayın yarıştığı ilk turda hiçbir aday geçerli oyların yüzde 50'sinden fazlasını alamazsa, en çok oy alan iki aday 25 Ekim'de ikinci turda karşılaşacak.