Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Cemil Tugay’ın işçi düşmanlığı

AKP’ye geçeceği iddiasıyla yeniden gündeme gelen Cemil Tugay’ın siyasi rotası henüz net değil. Ancak işçiler karşısında nerede durduğu uzun zamandır belli. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, AKP’nin kuruluş yıldönümü olan 14 Ağustos’ta partiye katılacağı iddiası birkaç gündür İzmir siyasetinin temel gündemlerinden biri.

16:23 6 dk okuma

AKP’ye geçeceği iddiasıyla yeniden gündeme gelen Cemil Tugay’ın siyasi rotası henüz net değil. Ancak işçiler karşısında nerede durduğu uzun zamandır belli.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, AKP’nin kuruluş yıldönümü olan 14 Ağustos’ta partiye katılacağı iddiası birkaç gündür İzmir siyasetinin temel gündemlerinden biri. Gazeteci Nevşin Mengü, bunun bir “duyum” olduğunu belirterek Tugay’ın yanında üç ilçe belediye başkanıyla birlikte AKP’ye geçeceğini söyledi. Söz konusu üç belediye başkanının kim olduğu ise açıklanmadı. Tugay, bu iddiadan birkaç gün önce AKP’ye geçeceği yönündeki haberleri yalanlamış ve görevine bir süre daha bağımsız devam edeceğini açıklamıştı. Dolayısıyla ortada henüz kesinleşmiş bir geçiş değil, giderek güçlenen bir kulis iddiası var.

Tugay’ın hangi partinin rozetini takacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Fakat emekçiler açısından mesele yalnızca rozet değil. Çünkü Cemil Tugay’ın işçiler karşısındaki sınıfsal tutumu, AKP’ye geçeceği iddiasından çok önce açığa çıkmıştı.

“Grev yapan insan evine gider”

Bazı sözler, uzun siyasi programlardan daha açıklayıcıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı şirketlerde yaklaşık 23 bin işçinin toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine başlattığı grev sırasında Cemil Tugay’ın işçilere söyledikleri de bunlardan biriydi:

“Grev yapan insan evine gider.” Faturalarını bile ödeyemediklerini dile getirerek hakları için greve başlayan emekçilere “Siz başka insanların ne ücretlere çalıştığını bilmiyor musunuz?” deme cüretini gösteren, aza yetinmelerini salık veren Tugay’ın bu sözlerinde işçiye ve işçi mücadelesine bakışının özeti var. Grev yapan işçi işyerinden uzaklaştırılmak isteniyor. Başka emekçilerin yoksulluğu, ücretlerin yükseltilmesi için değil, örgütlü işçilerin ücretlerini aşağı çekmek için kullanılıyor. Belediyenin ekonomik sorunlarının sorumlusu ise hakkını isteyen işçiler olarak gösteriliyor. İşçiye işçi olmak öğretiliyor, grev bu değil deniyor. Oysa grev, işçinin evine gidip sessizce beklemesi değildir. Üretimi durdurarak işvereni masaya oturmaya zorlamasıdır. Grevin etkisinin ortaya çıkmasını engellemek için işin başka kişilere yaptırılmasına karşı çıkmak da grevin bir parçasıdır.

Cemil Tugay’ın belediye yöneticileri, bazı ilçe belediye başkanları ve beraberindeki grupla çöp toplamaya girişmesi bu nedenle masum bir çevre temizliği değildi. Grevin etkisini ortadan kaldırmaya yönelik açık bir müdahaleydi. İşçilerin, Tugay’ın grev kırıcılığına yönelik itirazına verilen yanıt ise belediyenin onların olmadığı, işyerinde ne yapılacağına karışamayacakları yönündeydi. Yıl boyunca o çöpleri toplayan, otobüsleri kullanan, yolları onaran ve belediye hizmetlerini ayakta tutan işçilere grev başladığı anda “evinize gidin” denildi. Belediye başkanı kendisini belediyenin sahibi gibi konumlandırırken, belediyeyi emeğiyle var eden işçiler kapının dışına çıkarıldı.

Başka işçiler daha az alıyorsa…

Turgay’ın 2025’te grevdeki belediye işçilerine yönelik sarf ettiği “Siz başka insanların ne ücretlere çalıştığını bilmiyor musunuz?” sözü de tesadüfen söylenmiş değil. Bu, Türkiye’de işçilerin hak taleplerine karşı kullanılan en eski patron söylemlerinden biri. Asgari ücretli açlık sınırının altında yaşıyorsa belediye işçisi de daha azına razı olsun. Özel sektörde insanlar güvencesiz çalıştırılıyorsa kamuda çalışanlar da haklarından vazgeçsin. Emekli geçinemiyorsa çalışan ücret istemesin. Yoksulluk, ortadan kaldırılması gereken bir toplumsal sorun olmaktan çıkarılıp işçileri terbiye etmenin aracına dönüştürülüyor.

Bu mantığa göre her işçinin karşısına kendisinden daha yoksul biri çıkarılabilir. Kadrolu işçinin karşısına taşeron, taşeronun karşısına işsiz, işsizin karşısına göçmen işçi konulur. Böylece bütün emekçiler daha kötü koşullarda yaşayan bir başkası gösterilerek susmaya çağrılır. İşçilere “başkaları daha az kazanıyor” demek eşitlik değildir. Eşitliği, bütün işçileri yoksullukta eşitlemek olarak gören bir patron anlayışıdır. Cemil Tugay da işçilerin karşısına başka işçilerin yoksulluğunu çıkardı. Ancak aynı hassasiyetin belediyenin yüksek bürokrasisi, şirket yönetimleri, ihaleleri ve müteahhitlere aktarılan kaynaklar söz konusu olduğunda gösterildiğini görmedik.

İşçi düşmanlığı grevle başlamadı

Cemil Tugay’ın işçilerle kurduğu ilişki ilk kez 23 bin belediye işçisinin grevinde ortaya çıkmadı. 2025’in başında İzmir Büyükşehir Belediyesine ait şehir tuvaletlerinde çalışan taşeron işçiler, belediye şirketinde güvenceli biçimde çalışmak için eyleme başladı. İşçilerin talebi yalnızca ücret artışı değildi. Taşeron şirketler arasında devredilmeden, düzenli ücret ve iş güvencesiyle belediye bünyesinde çalışmak istiyorlardı. Belediye yönetimi ise hizmetin yeni bir yüklenici şirket aracılığıyla sürdürülmesini savundu. Kendi açıklamasında da doğrudan işçi almayı hedeflemediğini, çalışanların yeni yüklenici firma bünyesinde devam edebileceğini belirtti.İşçilerin aktarımına göre Cemil Tugay, belediye binası önünde eylem yapanlara, kendilerini yeni firmada da çalıştırmayacağını söyledi. Ardından 23 işçiye işten çıkış bildirimi gönderildi. Birkaç ay sonra binlerce işçiye “grev yapan insan evine gider” denilmesi bu nedenle bir öfke patlaması ya da dil sürçmesi değildi. Taşeron işçinin güvenceli çalışma talebine işten çıkarma tehdidiyle, sendikalı işçinin grevine grev kırıcılığıyla, toplu sözleşme hakkına ise kitlesel işten çıkarma ilanıyla cevap veren süreklileşmiş bir yönetim anlayışıydı.

Tugay yalnız değildi

Cemil Tugay’ın grev sırasında sergilediği tutumu yalnızca bir belediye başkanının kişisel öfkesi ya da kontrolsüz çıkışı olarak görmek mümkün değil. Tugay, işçilerin karşısında tek başına durmadı. Çok sayıda CHP’li ilçe belediye başkanı ona destek verdi. Bazıları grevin etkisini kırmak üzere çöp toplama çalışmalarına katıldı. Yapılan açıklamalarda belediye yönetiminin teklifi makul bulunurken, işçiler ve sendika geri adım atmaya çağrıldı. Böylece grevin ortaya çıkmasına yol açan ücret eşitsizliği ve çalışma koşulları değil, işçilerin taleplerinde ısrar etmesi sorun olarak gösterildi. Şimdilerde Yeni Parti’nin kuruluşu sürecinde adını sıkça duyduğumuz dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Tugay’a yöneltilen grev kırıcılığı eleştirisini reddetti. “İzmir halkına grev kırıcı mı diyeceksiniz?” diyerek belediye yönetiminin greve müdahalesini, halkın çöplerini toplamak için gösterdiği kendiliğinden bir dayanışma gibi sundu. Oysa söz konusu olan yalnızca yurttaşların sokaktaki çöpleri kaldırması değildi. Belediye başkanının işveren sıfatıyla, grevin etkisini ortadan kaldırmaya yönelik örgütlü bir müdahalede bulunmasıydı. Özel’in açıklaması da bu müdahaleyi görünmez kılarak Tugay’ın yanında konumlandı.

Tugay, daha sonra CHP’den istifa ederken kararının Özgür Özel’in bilgisi dahilinde olduğunu ve Özel’in kuracağı yeni partiye katılacağını söyledi. Ancak Yeni Parti kurulduğunda bu katılım gerçekleşmedi. Kısa süre sonra Tugay’ın AKP’ye geçeceği iddiaları gündeme geldi. Bugün Tugay’ın hangi partiye katılacağı tartışılırken, işçiler karşısındaki tutumuna dün verilen desteği de hatırlamak gerekiyor. Çünkü Yeni Parti’nin programında emekçilere bambaşka bir gelecek vaat ediliyor. Sendikal örgütlenmenin, toplu sözleşmenin ve grev hakkının önündeki engellerin kaldırılacağı, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmayla mücadele edileceği belirtiliyor. Program, daha da ileri giderek “taşeron sisteminin tamamen kaldırılacağını” söylüyor. Fakat aynı Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediyesinde güvenceli çalışma talebiyle eylem yapan taşeron işçilerin belediye bünyesine alınmasına destek vermedi. Özel, işçileri eylemleriyle AKP’nin ekmeğine yağ sürmekle suçladı, “eylem yaparak işe girilmez” dedi ve hizmetin bir başka taşeron şirket aracılığıyla sürdürülmesini savundu.

Programda taşerona son, belediyede taşerona devam.

Programda grev hakkı, uygulamada greve müdahale eden belediye yönetimine destek.

Programda güvenceli emek, belediyenin kapısında güvenceli iş isteyen emekçiye işsizlik tehdidi.

Bu çelişki, Cemil Tugay’ın işçi düşmanlığının yalnızca kişisel bir yönelim olmadığını göstermesi bakımından önemli. Tugay’ın arkasında, emekten yana konuşurken işveren koltuğuna oturduğu anda belediye bütçesini ve yönetimin çıkarlarını işçinin hakkının önüne koyan daha geniş bir siyasal çizgi bulunuyor. Rozetler ve parti isimleri değişebiliyor, ancak işçiler haklarını talep ettiğinde kurulan patron dayanışması değişmiyor.

Rozet değişebilir, sınıf tavrı değişmez

Cemil Tugay 14 Ağustos’ta AKP’ye geçer mi, üç ilçe belediye başkanını yanında götürür mü, bugün için kesin olarak bilmiyoruz. AKP’ye geçmez ve bağımsız kalmaya devam edebilir. Yeni Parti’ye katılabilir. Başka bir siyasi yol da seçebilir. Ancak işçiler açısından asıl mesele hangi partinin rozetini takacağı değil. İşçiler grevdeyken hangi tarafta durduğudur.

Tugay’ın işçi düşmanlığı yalnızca birkaç sert sözden ibaret değil. İşçiyi belediye bütçesine yük olarak gören, grevi halka karşı yapılmış bir saldırı gibi sunan, başka emekçilerin yoksulluğunu ücretleri baskılamak için kullanan ve iş güvencesini pazarlık konusu yapan bütünlüklü bir yönetim anlayışıdır.

İşçiler belediyeyi batırmıyor. Belediyeyi var ediyorlar. Şehri temizleyen, otobüsü kullanan, yolu onaran, parkı düzenleyen, kanalizasyona giren, yangına koşan onlar. İşçiler çalışmadığında hayatın durması, onların gereksizliğini değil, toplumsal yaşamı gerçekte kimin ayakta tuttuğunu gösteriyor. Bu nedenle tartışılması gereken yalnızca Cemil Tugay’ın AKP’ye geçip geçmeyeceği değildir. Asıl tartışılması gereken, kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan bir belediye başkanının AKP rozetini takmadan çok önce işçiler karşısında nasıl aynı sınıfsal safta yerini aldığıdır.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓