Soruşturma nasıl başladı?
Davanın dayandığı soruşturmanın kilit ismi Hüseyin Gün, 4 Temmuz 2025’te “casusluk” suçlamasıyla tutuklandı. Gün’ün etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler ve dijital materyalleri üzerinden yürütülen incelemelerin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 24 Ekim 2025’te Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında “casusluk” soruşturması başlattı.
Başsavcılık, Gün’e ait dijital materyallerde askeri mühimmat ve silah fotoğrafları, İsrail vatandaşlarına ait pasaport görüntüleri ve farklı kişilerle yapılan iletişim kayıtları bulunduğunu öne sürdü. İddianamede ayrıca Gün’ün Özkan’la yaptığı yazışmalar, seçim çalışmaları için hazırlandığı belirtilen raporlar ve İmamoğlu’nun seçim kampanyasına ilişkin değerlendirmeleri suçlamanın dayanakları arasında gösterildi. Savcılık, Gün’ün yabancı istihbarat servisleriyle bağlantıları olduğunu da ileri sürdü.
Yanardağ’ın dosyadaki bağlantısı ise ağırlıklı olarak TELE1’deki yayınları ve Gün’le yaptığı görüşmeler üzerinden kuruluyor. Yanardağ, Gün’le ilişkisinin gazeteci-izleyici ilişkisinden ibaret olduğunu, kendisinden para almadığını ve aralarındaki görüşmelerin haber ve yayıncılık faaliyetleri kapsamında gerçekleştiğini savundu.
Yanardağ, 24 Ekim 2025’te gözaltına alındı. Evinde ve TELE1’deki çalışma odasında arama yapıldı. 27 Ekim’de İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklandı.
TELE1’e kayyum atandı, satışa çıkartılmaya çalışıldı
Yanardağ’ın gözaltına alındığı 24 Ekim 2025 akşamında, TELE1’in sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ’ye TMSF kayyum olarak atandı. Kayyum yönetiminin kanala müdahalesinin ardından çok sayıda çalışan istifa etti ve daha sonra TELE2 adıyla yayın yapan yeni bir oluşum kuruldu.
TMSF, 20 Nisan 2026’da TELE1’i 28 milyon lira muhammen bedelle satışa çıkardı. Açık teklif usulüyle yapılması planlanan satış için son teklif verme tarihi 16 Haziran olarak belirlendi.
Ancak satış ilanında ve şartlarında çalışanların işçilik alacaklarının nasıl karşılanacağına ilişkin bir düzenleme yer almadı. TELE1 çalışanlarının bir bölümü, işçilik alacaklarının güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla TMSF’nin satış ihalesinin iptali için İstanbul 11. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
Bu davaların ardından TMSF, 6 Haziran 2026’da satış Yönetmeliği’nin 28’inci maddesine dayanarak TELE1 satış ihalesini durdurdu. Böylece planlanan satış gerçekleşmedi.
İddianame hazırlandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 4 Şubat 2026’da soruşturmayı tamamladı. Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal casusluk” suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede suçlama konusu dönem 2019-2025 olarak gösterildi.
İddianamede TELE1’in 2019 ve 2024 seçimlerinde yayınları aracılığıyla Ekrem İmamoğlu lehine kamuoyu oluşturduğu, bu yayınların seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik faaliyetlerin bir parçası olduğu ileri sürüldü. Yanardağ ile Hüseyin Gün arasındaki iletişim de bu kapsamda değerlendirildi. İddianamede ayrıca açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin bir araya getirilmesiyle “mozaik istihbarat” oluşturulabileceği yönündeki yaklaşım kullanıldı.
Yanardağ ise savunmasında bu bağlantıların kurulmasına itiraz etti. İddianamede 2019 seçimlerine ilişkin bir faaliyet üzerinden suçlama yöneltildiğini, ancak kendisinin Hüseyin Gün’le tanışıklığının bu tarihten sonra başladığını söyledi. Yanardağ’ın avukatı Selin Nakıpoğlu da ilk duruşma öncesinde aynı noktaya dikkat çekerek, Yanardağ’ın 2019 seçimleri sırasında Gün’ün adını dahi bilmediğini savundu.
Yanardağ, Gün’ü Seher Alaçam aracılığıyla tanıdığını, Alaçam’ın TELE1’e destek veren izleyicilerden biri olduğunu ve Gün’le yaptığı görüşmelerin gazetecilik ilişkisi çerçevesinde kaldığını söyledi. Gün’ün ifadesinde Yanardağ’ın “suçların basın ayağında görev aldığı” yönünde bir ifade bulunmadığını da savundu.
İddianamenin dayandığı “mozaik istihbarat” yaklaşımı da savunmanın tartıştığı başlıklardan biri oldu. Yanardağ, açık kaynaklardan bilgi toplanmasının casusluk olarak değerlendirilmesinin gazetecilik ve araştırma faaliyetleri açısından geniş bir suç alanı yaratacağını savundu. Bunu, “Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim” sözleriyle eleştirdi.
Yanardağ ayrıca iddianamede casusluk suçunun kurulması için yabancı bir devletle ya da istihbarat örgütüyle bağlantının ve bilgi aktarımının ortaya konulmadığını savundu. Kitabında iddianameye ilişkin değerlendirmesini, “Kanıt var mı? Yok! Sadece iddia, suçlama, varsayım ve iftira var” sözleriyle özetledi.
Bu tartışmanın bir başka başlığı da iddianamede yer verilen deliller oldu. Yanardağ’ın savunmasına göre dosyada casusluk faaliyetinin gerçekleştirildiğini gösteren gizli bir belge, devlet sırrı niteliğinde bilgi aktarımı ya da yabancı bir istihbarat kuruluşuyla doğrudan bağlantıyı gösteren somut bir veri bulunmuyor. Avukatı Selin Nakıpoğlu da 162 sayfalık iddianamede suçun maddi unsurlarına ilişkin somut bir bağlantı kurulmadığını savundu.
İlk iki duruşmada ne oldu?
Davanın ilk duruşması 11 Mayıs 2026’da Silivri’de başladı. 12 Mayıs’ta savunma yapan Merdan Yanardağ, iddianamede gazetecilik faaliyetlerinin casusluk delili olarak sunulduğunu savundu. Hüseyin Gün’ün kendisinin “basın ayağında” görev aldığı yönünde ifade verdiği iddiasını reddeden Yanardağ, “İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz” dedi. Mahkeme, dört sanığın tutukluluğunun devamına karar verdi.
Mahkeme aynı duruşmada Milli İstihbarat Teşkilatına (MİT) yazı yazarak sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığını sordu. Ayrıca dosyadaki elektronik posta, IP ve sistem erişim kayıtlarının incelenmesini istedi.
İkinci duruşma 6 Temmuz 2026’da yapıldığında, mahkemenin MİT, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Emniyet Genel Müdürlüğünden istediği bazı incelemelerin henüz dosyaya ulaşmadığı görüldü. MİT’ten istenen, sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin herhangi bir tespit bulunup bulunmadığına dair bilgi de mahkemeye ulaşmadı. Yanardağ’ın asistanı Lale Uğuzay’ın tanık olarak dinlendiği duruşmada dört sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi ve dava 29 Eylül 2026’ya ertelendi.
Üçüncü duruşma
Davanın üçüncü duruşması 29 Eylül 2026’da Silivri’de başladı.
[CANLI— 29 Eylül 2026]
16.05 — Merdan Yanardağ: “Bizim hücrede boyun eğmemizi bekleyenler boşa bekliyor”
Merdan Yanardağ, savunmasında tutukluluk sürecine ve gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskılara ve aydın sorumluluğuna değindi.
Bizim hücrede boyun eğmemizi bekleyenler boşa bekliyor. Namık Kemal'den gelen bir geleneğimiz var. Bu ülkenin aydınları, gazetecileri ve yazarları bu ülkeyi hiç terketmedi. Ülkenin tarihinde tutuklanmayan yazar ve aydın yok, hatta öldürülenler var. Bu zulüm Batıda olsa, oradaki aydınların yüzde 1'i ortada kalmazdı. Ne kadar farkındalar onu bilmiyorum ancak bu ülkenin halkı şanslı. O yüzden boşa beklerler. Burada geçirdiğim 11 aydan sonra meselenin ben olmadığını görüyorum.
15.50 — Yanardağ: “Ortada tek bir gizli belge yok”
Yanardağ, savunmasında dosyadaki delilleri sorguladı. “Ortada ele geçirilmiş bir gizli belge var mı? Ortada tek bir gizli belge yok” diyen Yanardağ, hangi devlet adına casusluk yapıldığının ve hangi gizli bilginin kime verildiğinin ortaya konulması gerektiğini savundu.
Yanardağ ayrıca davanın siyasi amaçlarla açıldığını ve TELE1’e el konulmasının hedeflendiğini ileri sürdü.
15.25 — Necati Özkan: “Bilirkişi raporu verilerde devlet sırrı yoktur diyor”
Necati Özkan, savunmasında dosyanın 17 e-posta ve şifreye dayandırıldığını söyledi. Bu verilerde “devlet sırrı, bilgi, belge yoktur” yönünde bilirkişi raporu bulunduğunu savundu.
15.25 — Ara sona erdi, savunmalar devam ediyor
Duruşmaya verilen ara sona erdi. Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan savunmasını yapmaya başladı.
13.25 — Duruşmaya ara verildi, savcı tutukluluğun devamını istedi
Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamını talep etmesinin ardından duruşmaya ara verildi.
12.25 — İmamoğlu: “Dört soru soruldu, sıfır yanıt”
Ekrem İmamoğlu, MİT’e casusluk iddialarıyla ilgili dört soru yöneltildiğini ancak henüz yanıt alınmadığını söyledi.
İmamoğlu, MİT’in elinde sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının sorulduğunu aktardı.
11.25 — İmamoğlu kürsüde
İmamoğlu, devam eden İBB davası nedeniyle ilk söz almak istedi. Mahkeme heyeti talebi kabul etti.
10.00 — Üçüncü duruşma başladı
Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması başladı.