Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Ucuz işçilik, kimlik krizi: Almanya’da ‘acı vatan’ süreci 64 yıl önce başladı

Tarihler net olmasa da, Türkiye’den Almanya’ya çalışmak üzere giden ilk işçi kafilesinin 64 yıl önce yola çıktığına inanılıyor. Almanya’nın işçi açığına bir çözüm olsa da bu göçü döviz kazanma ve işsizlikle mücadele umuduyla Türkiye tertipledi. Ancak geçici olması planlanan bu göç, kalıcı bir kimlik krizine dönüştü.

18:37 5 dk okuma

Tarihler net olmasa da, Türkiye’den Almanya’ya çalışmak üzere giden ilk işçi kafilesinin 64 yıl önce yola çıktığına inanılıyor.

Almanya’nın işçi açığına bir çözüm olsa da bu göçü döviz kazanma ve işsizlikle mücadele umuduyla Türkiye tertipledi. Ancak geçici olması planlanan bu göç, kalıcı bir kimlik krizine dönüştü.

Yüksek İşsizlik ve Geri Sanayi Göçü Tetikledi

Türkiye’nin Almanya’ya gerçekleştirdiği ilk işçi göçünün sebepleri 1960 yılına dayanıyor. 1960 yılında Demokrat Parti iktidarına karşı gerçekleştirilen 27 Mayıs Askeri Müdahalesinin ilerleyen aylarında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kuruldu. DPT’nin amacı Adnan Menderes Hükümetinin özel sektöre dayalı kalkınma modeliyle tahrip ettiği ekonomiyi beş yıllık kalkınma planları esasıyla kalkındırmak ve böylece Türkiye’nin iktisadi bağımsızlığını planlı bir ekonomi modeliyle tesis etmekti. İlk beş yıllık kalkınma planının hedeflerinden bazıları ülkenin geri kalmış sanayisini geliştirmek, yüksek işsizlik oranını azaltmak ve dış borçları kademeli olarak ödemekti. Türkiye’nin 1960’lı yıllarda bile hala büyük oranda tarıma dayalı olan ekonomisi, Türkiye’nin işsizlik oranını azaltmak ve genç işsizler ordusunu istihdam etmeye elverişli değildi. Aynı zamanda Türkiye’nin nüfus çoğalma hızını yavaşlatması ve çeşitli çalışma alanlarında nitelikli işçilere sahip olması da gerekiyordu.

Almanya Federal Cumhuriyeti ise 1950’li yıllarda başlayan “ekonomik mucize”sini deneyimliyordu. İkinci Dünya Savaşında mahvolmuş bir sanayiye ve felce uğramış üretim kabiliyetine sahip olan Almanya savaş sonrasında ikiye ayrılmış, kapitalist dünyaya entegre NATO üyesi olan Almanya Federal Cumhuriyeti (Batı Almanya) ile sosyalist ekonomiye sahip Almanya Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya) kurulmuştu.

Sosyalist iktidar altında gelişen Doğu Almanya planlı ekonomisiyle Batı Almanya’nın karşısında sanayi ve otomotiv gibi sektörlerde boy gösteriyordu. Batı Almanya’da gelişen sanayi modern ve ileri olsa da istihdam sorunundan muzdaripti. Savaş sonrasında geçen on yılı aşkın sürede de Batı Almanya sanayisi muhtaç olduğu işgücü açığını doyuramamıştı. Düşük ve yaşlı nüfusu nedeniyle sanayi, maden, otomotiv, kimya, inşaat gibi sektörlerde uzmanlaşılması yanı sıra bu sektörlerin gereksinim duyduğu iş gücü sağlanamıyordu. Bu da kol gücü gerektiren iş yerlerinin tam kapasite çalışamaması, verimin tam anlamıyla alınamaması, yani şirket karlarının maksimize edilememesi anlamına geliyordu. Şirketlerin karşılaştığı bir diğer sorun ise maaşların artan nitelikli iş gücü yoğunluğu ve azalan işsizlikten dolayı artmasıydı. 1960’larda emekliye ayrılma yaşının düşürülmesi yine aynı şekilde mevcut iş gücüne bir darbe vuruyordu. Bu gelişmeler Batı Almanya’nın sermayedarlarının hiç hoşuna gitmiyordu.

Batı Almanya’da 1956 yılında yürürlüğe konulan Zorunlu Askerlik Yasası sebebiyle mevcut iş gücünden orduya doğru akış gerçekleşecek, üretime katılan genç nüfus yine azalacaktı. Batı Almanya’nın güvenliği çerçevesinde savunma sanayisinin kurulması zorunluydu, ki bu yine istihdam sorununun can alıcı bir mesele olarak kendisini göstermesi demekti.

“İşsizleri ve Yoksulları Türkiye’den Gönderelim”

Türkiye’nin ekonomik büyümesinin ilerisine geçen nüfus artışını ve işsizlik oranını azaltması basitçe “işsizleri ve yoksulları ülkeden göndermek” anlayışıyla mümkün görünüyordu. Türkiye sadece bununla da fayda sağlamayacaktı, aynı zamanda misafir işçilerin geride bıraktıkları ailelerine para göndereceğinden ülkeye döviz girişine de sebep olacaktı. Türkiye’nin de 1952 yılından beri NATO üyesi olması Batı Almanya ile potansiyel bir işçi göçü antlaşması sağlanmasını kolaylaştırıyordu. Çünkü Türkiye, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) sınır komşusuydu ve Türkiye’nin politik ve iktisadi istikrarı sadece Batı Almanya’nın değil, tüm NATO üyesi ülkelerin çıkarınaydı

Türkiye ve Batı Almanya’nın görüşmeleri sonucunda 30 Ekim 1961 tarihinde misafir işçilerin kabulü için antlaşma Türkiye’nin uzun soluklu ısrarları sonucunda sağlandı. Bu antlaşmanın imzalanma tarihinin ise bir önemi var. Ağustos 1961 yılında Doğu Almanya’dan batıya doğru gerçekleşen kaçak göçleri engellemek amacıyla inşa ettiği Berlin Duvarı’nın çalışmaları sonlanmıştı. Batı Almanya bu sebeple acilen işçi göçünü hızlandırmalıydı. Böylece Türkiye hükümetinin ısrarlarına karşı daha fazla direnemedi.

Misafir İşçi Şikayet Etmez

Batı Almanya’nın yabancı işçiler için sunduğu “iyi hayat” ideası, büyük bir propaganda makinesini de beraberinde getirdi. Türk işçisinin Alman işçisine özenmesi; onun gibi disiplinli, onun gibi çalışkan olması gerekiyordu. Türk işçisinin Alman yaşam tarzına entegre olması, topluma ayak uydurması, iş yerinde ona söylenenin yapılması isteniyordu. Aksi taktirde “geldiği yoksul ülkesine geri gönderileceği” ona telkin ediliyordu. Maden, inşaat, demir-çelik sanayi gibi ağır çalışma koşullarının hakim olduğu sektörlerde yabancı işçileri şikayetsiz çalıştırabilmek adına bu ikna mekanizmaları Batı Almanya devleti için bir zorunluluktu.

Antlaşmanın hükümleri gereğince iki yıllık bir çalışma süresinin ardından gelen misafir işçilerin ülkelerine tekrar iade edileceği, ardından Türkiye’den yeni gelecek olan işçilerle rotasyon gerçekleştirileceği ön görülüyordu. Fakat bu hüküm fiilen gerçekleşmedi. 1961 yılında başlayan geçici göç, kalıcı nitelik kazanmaya başladı ve 1960’lı yılların sonuna doğru bu göç ivme kazandı.

1972 yılında Batı Almanya’ya göç eden Türkler 500 bine yakın işçiyle Almanya’nın en büyük yabancı işçi grubu oldu. Türkiye’nin beklediği döviz akışı gerçekleşti. 1972 yılında Türkiye’nin dış ticaret açığı 1.8 milyar Alman markı iken Türkiye’ye sadece Batı Almanya üzerinden giren döviz miktarı dış ticaret açığını aşarak 2.1 milyar Alman markını gördü.

Batı Almanya’nın misafir işçi programını sonlandırması üzerine bu artış son bulmadı, çünkü misafir işçilerin ailelerinin de gelmesine müsaade edilmesiyle beraber Batı Almanya’ya kısa süreliğine çalışma niyetiyle gelenler bir daha ülkeyi terk etmiyordu. 1980 yılında Batı Almanya’da artık yerleşmiş bulunan 1.4 milyon Türk işçi bulunuyordu.

Varlık Mücadelesinde Göçmen İşçiler

1973 Petrol Krizi sonucunda Batı Almanya’da kendisini gösteren ekonomik durgunluk ve ardından enflasyon ortamı işsizliğe sebep oldu. Almanya aşırı sağı işsizliğin sebebini İsrail’in Ortadoğu’daki faaliyetlerinden kaynaklanan Yom Kippur Savaşı’nda değil, Almanya’da çalışan yabancı işçilerde gördü. Türkiye’den Batı Almanya’ya göç etmiş işçiler palazlanmakta olan neo-nazilerin hedefi oldu.

1970’li yıllardan itibaren diğer göçmen gruplarıyla beraber Türkler sistematik ırkçılığa ve fiziksel saldırılara maruz kaldı. Batı Almanya’da yaşayan İtalyan, Yunan gibi diğer etnik gruplardan daha zor bir entegrasyon süreci yaşayan Türk işçileri yaşamlarına kendi kültür dairelerini oluşturarak devam ettiler. Bu, sanayi kentlerinin yoksul kesimlerinde Türk mahallelerinde gettolaşarak kendisini gösterdi. Gettolaşmanın ve eğitimsizliğin etkisiyle Batı Almanya’nın Türk işçileri, Türkiye kaynaklı siyasal İslamcı ve milliyetçi propagandanın doğrudan bir nesnesi ve örgütlenme havuzu haline geldi.

Türkiye İşçi Sınıfının Yitirdikleri

On yıllar boyu devam eden göç ve Almanya’daki nüfus artışı sebebiyle Türkler, Almanya’nın en büyük diasporası şeklini almış bulundu. Türkiye’nin sanayisini geliştirecek uzman işçileri kazanacağını hesapladığı bu antlaşmadan sonra giden işçilerin çoğunluğu geri dönmedi. Batı Almanya gibi merkez kapitalist ülkelerin yoksul yabancı işçilere sunduğunu iddia ettiği varsıl hayat, yerleşen ilk jenerasyonlar için bir varlık ve sosyal kimlik krizine yol açtı. Türkiye’nin verdiği işçi göçü, Soğuk Savaş yıllarında NATO üyesi olarak dünyadaki pozisyonunu güçlendirdi. Türkiye’nin siyasal iktidarı, işçi sınıfına geleceksizliği bir normmuş gibi göstererek ülkenin kitlesel olarak terk edilip daha iyi bir hayat elde edilebileceğine ilk kez inandırdı. İşçi sınıfının mücadele aygıtlarından biri olan birlik ve dayanışma reflekslerine de tarihsel bir darbe indirmiş oldu.

Kaynaklar:

Bundesarchiv. (1954, 30. November). Arbeiter für das „Wirtschaftswunder“ [Zeitungsausschnitt]. Bundesarchiv Koblenz, B 119 Nr. 3050 Bd. 1, S. 67.

Luft, S. (2019). Die Anwerbung türkischer Arbeitnehmer und ihre Folgen. Bundeszentrale für politische Bildung. https://www.bpb.de

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓