Köşe Yazısı

Halk hareketi ve görevlerimiz

18:55 6 dk okuma

Türkiye tarihinin en büyük halk hareketlerinden birinin içindeyiz. Uzun zamandır biriken öfkenin patlaması, sessiz sokaklara ses oldu. Ülkeden umudunu kesmemekte ısrar edenlere can suyu verdi.

Haliyle her söz, her değerlendirme bu büyük ve güzel değişimin izlerini taşıyor. Geleceğe ilişkin duyulan heyecan, tüm benliğimizi sarmış durumda. Böyle dönemlerde durup düşünmek, soğukkanlı değerlendirmelerde bulunmak oldukça zor olsa da gerçek bir ihtiyaç. İktidarın bayram tatilini uzatarak direnişi sönümlendirme girişimi bu ihtiyacın karşılanması için bir olanak olarak görülmeli.

Halkı isyana iten süreç çok boyutlu. Ancak patlama noktası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen hukuk operasyonu. Patlama noktasının burası olması ise rastlantı değil. Türkiye’de uzun yıllardır süren karşı-devrim yurttaşların siyasete katılımını yalnızca seçim sandığına sıkıştırmış, sandık harici tüm arayışları bir tür “darbecilik” olarak yaftalamayı başarmıştı. Karşı-devrim sürecinin değişmez muhalefeti CHP ise bu dönüşüme ayak uydurmayı tercih etmiş, seçme hakkına sıkışmış bir yurttaşlık tanımı iktidarın ve muhalefetin el birliğiyle kabul ettirilmişti.

Seçmenliğin yurttaş hak ve görevlerinden yalnızca bir tanesi olduğu gerçeği ise kitabi bir tanım olmanın ötesinde bir anlam taşıyordu. Yurttaşın seçmene indirgenmesi onun seçme hakkının da fiilen ortadan kaldırılacağı bir düzlemi besliyordu.

CHP, kitlelere seçim sandığı ile iktidarın gideceğini müjdelerken yurttaşlar hem tutunabilecekleri bir umut kırıntısı bulabiliyor hem de yurttaş tepkisini hak eden birçok toplumsal gelişmede sessiz kalabiliyordu.

Konu seçim olduğunda kitlelerin en çok umut beslediği siyasi figürlerin başında gelen İmamoğlu’nun önce diplomasının hukuksuz bir biçimde iptali ve hemen ardından tutuklanması ise sandıkta değişim umudunu boşa düşürmüş oldu.

Yurttaş ya yurttaş olduğunu hatırlayacaktı ya da seçme hakkını da uslu uslu teslim edecek, ülkesinden umudunu kesecekti. Birincisi oldu, seçme ve seçilme hakkı için de yurttaşlığın zorunlu olduğu gerçeği kendisini dayattı. Yığınlar sokaklara aktı. Elbette CHP’yi de peşinden meydanlara sürükleyerek…

Karşı-devrim sürecinin makul muhalefeti CHP böylelikle halk isyanının da lideri konumuna geldi. Öncelikle konunun birincil muhatabı kendisiydi. Dahası AKP’ye karşı hiçbir aktörde olmayan üye sayısına, yaygınlığa, basın-propaganda gücüne ve mali kaynaklara da sahipti.

Kendiliğinden yığınların etkisi ise bir yere kadar. Dağıtır, sürükler, bir yere doğru iter. Ve o kadar. Ondan sonrası öznelerin işidir. Açık kapılara ve seçeneklere bakmak, kitlelere kendi hedefleri doğrultusunda şekil vermek için örgütlü davranma kabiliyetine sahip merkezler gerekir. CHP merkezinin çizmek isteyeceği rota ise elbette onun programıdır. İzlemek isteyeceği yolun ipuçları da onun şimdiye kadar izlediği yoldan çıkarılır.

CHP, bu direnişin lideri olduğu kadar mağdurudur da. Siyasal alanı onun dahi sığamayacağı kadar daraltan AKP’nin şimdiye kadar sergilemiş olduğu uzlaşmaz tavır, onu sıkıştırmış; halk hareketi ise onu pek de var olmak istemeyeceği bir alana itmiştir. Saldırılara karşı vermek zorunda kaldığı tepkiler “AKP sonrasına yumuşak geçiş” arayışlarına darbe vurmuş, AKP düzeninden nemalanan unsurlarla işbirliği arayışlarını güçleştirmiştir.

CHP, aynı zamanda halk hareketinin zayıf karnıdır. Kişisel çıkar arayışında olan grupçuklar toplamını da ifade eden bu partide AKP’nin beklediği çözülmenin şimdilik yaşanmamış olması gelecek için de durumun aynı gideceğini göstermez. Cumhurbaşkanlığı adaylığı yarışında iddialı olan kişiler ve ekipler, belediye olanaklarına daha fazla yakınlaşmak isteyen gruplar, bir şekilde AKP’lilerle diyaloğu sürdürmek zorunda olan zenginler yok olmamıştır. Bu anlamda kırılma potansiyeli halen varlığını sürdürmektedir. Ve bunlar açısından karşı-devrimin de halkın da önemi en iyi ihtimalle ikincildir.

Farklı çıkar odaklarının toplamını ifade eden yapı, aynı zamanda AKP tarafından açılabilecek kimi kapıların ve önerilebilecek ara formüllerin CHP yönetimi tarafından kabul edilme ihtimalini de artıran bir niteliğe sahiptir. Seçme hakkı için direnen milyonların bir anda kendisini ortada bırakılmış bulması hiç de ihtimal dışı değildir.

Sürece devrimci müdahalede bulunmak isteyenler işe bu gerçeği kavrayarak başlamak zorundadırlar.

Karşı-devrime isyan anlamına gelen halk hareketinden CHP’nin konumunu bahane ederek uzak durmak ne kadar yanlışsa, CHP’nin bir parti olarak nereye oturduğunu düşünmeden ona umut bağlamak ya da aynı anlama gelmek üzere ona önerilerde bulunmak, “akıl vermek” de bir o kadar yanlıştır.

Bir kez daha ve ısrarla: Ne yapmalı?

Hedefimiz sade ve basit. AKP’den kurtularak karşı-devrim sürecini durdurmak; yurdumuzu eşit, özgür ve bağımsız bir ülke olarak yeniden inşa etmek istiyoruz. Bu hedefin ilk kısmı için sokakları dolduran yığınlar mevcut olsa da ikinci kısmı bambaşka bir kuvvet gerektiriyor. Yaygın, hedefe odaklı, kitle bağları sağlam bir devrimci örgütlenme ne yazık ki yok.

Zihnimize bir oyun oynayıp yalnızca AKP’den kurtulmak kısmına odaklanmayı tercih etmek elbette mümkün. Böylelikle bahsettiğimiz yokluğun yarattığı ağırlıktan kurtulmuş olur ve yığınların içinde kolayca eriyebiliriz. Tek ve daha da basitleştirilmiş bir hedefe odaklanmış milyonlar… Belki buna bir isim, bir marka bularak onu ilk üreten olmakla övünüp, öncü olduğumuzu bile iddia edebiliriz! Kulağa çok hoş geliyor. Ancak mevcut durum zaten budur. Kitlelerin çok uzun zamandır ortaklaştığı tek konu AKP karşıtlığıdır ve açık ki bu uzlaşma, ilk hedefi karşılamak için bile şimdiye kadar yetersiz kalmıştır. Bu pragmatizm, pratikte de yanlışlanmıştır.

Daha yakın hedeflere ulaşmak için iddialarımızı geri çekmek, yakın hedefleri de bizim için ulaşılmaz kılar.

Kendiliğinden hareketin potansiyeline ulaşabilmesinin tek yolu onun kendiliğindenliği ile doğru bir siyasi kavgaya girişmektir. Devrimci müdahale, halk hareketine bağlam katmaktır. Örgütlülük katmaktır. Süreklilik katmaktır.

Siyaset elbette bir ölçek sorunudur. Eldeki sınırlı enerjiyi doğru yere aktarmak ise olmazsa olmazdır. Bugün birincil odak gençlik olmak zorundadır. Direnişe aktif olarak katılanların demografisi bu anlamda neden değil, aynı nedenin sonucudur. Uzunca bir zamandır hakim olan karşı-devrimci zemine en az maruz kalmış topluluk gençliktir. Gençlik, bireyi geri çeken ve edilgenleştiren bariyerlerden en hızlı sıyrılan olmuştur.

Halkın en umutsuz olduğu anda barikatları dağıtanın ve toplumun geri kalanını mücadeleye davet edenin gençlik olması önemsenmelidir. AKP’nin sopasını ilk olarak gençliğe yöneltmesi hiç de rastlantı değildir. Şu anda yüzlerce genç, gençliğin güncel politik konumu ve önemi nedeniyle hukuksuzca cezaevlerinde tutuluyor.

AKP karşıtı direniş kalıcılaşacak ve daha büyük hedeflere yürüyecekse gençlik alanında örgütlü bir birikim yaratmak ilk hedef olmalıdır. Üniversitelerde başlayan eylemler, örülen boykotlar, kurulan komiteler Türkiye’nin kurtuluş hedefine odaklanmalı; gençler yeni bir kuruluşun üreten, tartışan ve harekete geçiren unsurlarına dönüşmeli; Türkiye Devrimi’nin kadro adayları olarak değer kazanmalıdır.

Verilen tüm mücadelelerin nihai amacı emekçi halkın hak ettiği yaşama kavuşabilmesidir. Halk hareketinin geleceğine bu amaç damga vurabilmelidir. Emekçilerin mücadeleye aktif katılımı için emekçilerin çıkarlarının da hareket tarafından net bir biçimde savunulması olmazsa olmazdır.

Mehmet Şimşek programında somutlanan yoksullaşma hedef alınmalı, mücadele halkın refaha erişiminin bir aracı olarak değer kazanmalıdır.

AKP saldırılarının uluslararası boyutu ihmal edilmemelidir. Karşı-devrim iktidarının gücü gibi görünen uluslararası destek aynı zamanda onun zayıflığıdır da. Emperyalist operasyonlarda rol kapma telaşında olan AKP, kısa sürede sonuç almak zorundadır. Bu nedenle uzun zamana yayabileceği saldırıları hızlandırmış, kendisine karşı ortaya çıkan büyük bir halk hareketine bizzat kendisi yol açmıştır.

ABD, AB ve diğer uluslararası güçler için Türkiye asker deposundan ibarettir. Yabancıların askeri olmama iradesi, temel mücadele motivasyonlarımızdan biri olmalıdır.

Kitle hareketleri doğası gereği çok parçalıdır. Hareketin içinde dost unsurlar olduğu gibi halkın çıkarlarına düşman gruplar da yer alır. Bu anlamda ayıklama girişimleri, birilerini çekmeye çalışırken birilerine de dışarı itme çabası mücadelenin parçasıdır. Ancak kapsayıcılık gibi dışlayıcılık da politik olarak hayata geçmek zorundadır.

Siyasi müdahalelerin kendisi bir anlamıyla da kurtuluş programını işaret eder. Bu program kabul gördükçe bir tür teraziye de dönüşebilir. Bu teraziye yaslanarak ortaya çıkan doğru ayrışmalar halkı güçlendirecektir.

Biçime ilişkin tartışmaların ise belirli bir sınırı aşmamasında fayda var. Yürüyüşlerin hangi güzergahtan geçeceği, toplanmaların ne zaman yapılacağı, forumlarla mı yoksa başka yollarla mı katılım sağlanacağı bir yerden sonra önem taşımıyor. Dahası, bunlara gereğinden fazla önem vermek anlamlı siyasi tartışmaların gerçekleştirilebilmesini de engelliyor. Halkın aktif katılımının sağlanması ve konunun polisle olan gerilimlere indirgenmemesi şimdilik yeterli.

Devrimci görevimiz oldukça sade: Nasıl yüzlerimizi saklamıyorsak fikirlerimizi de saklamayacağız, her yerde her fırsatta tartışacağız. Türkiye’nin kurtuluşunun yolunu biliyoruz. Bu yolu örmek için gerekli olan siyasi, örgütsel ve ideolojik kuvveti yaratacağız.

Kısa Kısa

Önceki gün

  1. İstanbul’da su birikintisine basan 14 yaşındaki çocuk elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

    İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Balat Mahallesi’nde, sağanak yağışın ardından oluşan su birikintisine basan 14 yaşındaki M.I., elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. İstanbul Valiliği'nin açıklamasına göre Çukurbostan Parkı’nda meydana gelen olayın ardından bilinci kapalı olarak hastaneye kaldırılan çocuk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

  2. Fon mağdurlarına ödeme yapılmasını öngören yasa teklifi komisyondan geçti

    AKP'nin hazırladığı ve fon krizinden etkilenen yaklaşık 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Teklif, Sermaye Piyasası Kurulunun tasfiye kararı aldığı 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu kapsıyor. Düzenlemeyle yatırımcılara, enflasyona göre güncellenmiş net yatırım tutarları esas alınarak 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılması öngörülüyor. Teklifin yasalaşması için TBMM Genel Kurulu'nda da kabul edilmesi gerekecek.

  3. Patronlardan Kılıçdaroğlu’na ziyaret

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren ve TÜSİAD Ankara Temsilcisi Barış Urhan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. CHP’den yapılan açıklamaya göre Diren, görüşmede "iş dünyasının yaşadığı sorunları" aktararak TÜSİAD tarafından hazırlanan raporları Kılıçdaroğlu’na sundu.

  4. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, Bakü’de Aliyev ile görüştü

    İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Asya’da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) 7. Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya geldi. Herzog, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Bugün Bakü’de beni samimiyetle karşılayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı, dostum İlham Aliyev’e teşekkür ediyorum. Sizin liderliğinizde Azerbaycan, bölgemizde derin saygı gören, güvenilir ve nüfuzlu bir konuma sahip ülkedir” ifadelerini kullandı.

  5. İstanbul’da yarın okullar tatil edildi, mo­to­sik­let­le­rin trafiğe çıkışı yasaklandı

    İstanbul Valiliği, kent genelinde etkili olan yoğun yağış ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 15 Ekim Perşembe günü tüm resmî ve özel eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu. Valilik, motosiklet ve benzeri iki tekerlekli araçların trafiğe çıkışının 14 Ekim saat 21.00’den itibaren ikinci bir duyuruya kadar yasaklandığını açıkladı.

  6. CHP'den Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde Yeni Parti'ye destek

    CHP, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanlığı seçimlerinde Yeni Parti'nin adayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi destekleme kararı aldığını açıkladı.

  7. Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verildi

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı talebi üzerine eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi. Fon soruşturması kapsamında Gönül’ün, başkanlığı döneminde denetim ve inceleme sorumluluklarını yerine getirmediği şüphesiyle hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan soruşturma izni talep edilmişti.

  8. Halk TV’nin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi

    Halk TV’ye kayyum atanarak yayınlarının durdurulmasının ardından kanalın sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirildi. Halk TV’nin Facebook, X, Telegram ve TikTok hesapları, 5651 sayılı Kanun kapsamında erişime engellendi.

  9. Rutte: Rusya’nın hibrit saldırılarına gerekirse karşılık vereceğiz

    NATO Genel Sekreteri Rutte, Rusya’nın hibrit ve siber faaliyetlerine karşı hazırlıklı olduklarını, gerekirse bazen açık bazen gizli karşılık vereceklerini söyledi. Yakın tehdit görmediklerini belirten Rutte, saldırı halinde NATO’nun kendini savunacağını, Ukrayna’ya desteğin süreceğini söyledi.

  10. Musk’ın Starlink’i Ukrayna’yı habersiz kısıtladı

    SpaceX, Ukrayna ordusunun kullandığı askeri Starlink paketine gece habersiz hız sınırı getirdi; 160 km/s üzerindeki terminallerin bağlantısı kesildi. Zelenskiy’in danışmanı birçok görevin aksadığını söyledi.

  11. Hifa İkra davasında Şengüler’e beraat

    Annesi Fatmanur Çelik’le birlikte şüpheli şekilde ölü bulunan Hifa İkra’ya yönelik istismar davasında, Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’e delil yetersizliğinden beraat verildi. Tutuklama ve gizliliğin kaldırılması talepleri reddedilirken avukatlar salonu protesto ederek terk etti.

  12. Bloomberg: Merkez Bankası, TL’de değer kaybını hızlanmasına izin verdi

    TCMB Başkanı Fatih Karahan, IMF ve Dünya Bankasının yıllık toplantıları için Bangkok’ta toplantılara katıldı. Bloomberg'e konuşan kaynaklara göre Karahan, uzun vadede daha sert bir kur şokunu önlemek ve TL cinsi yatırımların cazibesini korumak amacıyla Türk lirasındaki değer kaybına izin verdiklerini söyledi. Karahan, kurdaki değer kaybının hızında yapılacak ayarlamaların, yerli tasarruf sahipleri ve hanehalkı açısından TL cinsinden getirilerin cazibesini koruması gerektiğini ifade etti.

  13. Maraş’ta inşaattan yayılan koku 20 öğrenciyi hastanelik etti

    Maraş’ın Onikişubat ilçesinde Zekeriya Tanrıverdi İmam Hatip Ortaokulu ile Şehit Ahmet Gülbahar Ortaokulu’nun yanındaki inşaat alanından yayılan koku nedeniyle nefes darlığı ve öksürük yaşayan 20 öğrenci hastaneye kaldırıldı. AA’nın haberine göre kokunun kaynağı olduğu düşünülen bir varile el konuldu, inşaat durduruldu ve iki okulda eğitime bir gün ara verildi.

  14. Zelenskiy: Müttefikler balistik füze saldırısını haber vermedi

    Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya’nın Kiev’e yönelik art arda iki gecelik balistik füze saldırısında ülkesinin Batılı müttefiklerinden önceden uyarı almadıklarını söyledi. Salı gecesi saldırıda başkentteki 4 No’lu termik santral ile bir apartman vuruldu. Açıklama, ABD’nin hafta sonu Kiev’le istihbarat paylaşımını kesmekle tehdit etmesinin ardından geldi. Trump ise paylaşımın sürdüğünü savundu.

  15. Goodyear’da iş cinayeti: Erkan Kundo makineye sıkışarak can verdi

    Sakarya Arifiye’deki Goodyear fabrikasında 33 yaşındaki işçi Erkan Kundo, sabah saatlerinde mekanik bir arızaya müdahale ederken başı makineye sıkışarak yaşamını yitirdi. Ölümün ardından sabah vardiyası iptal edildi, üretim durduruldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  16. NATO, Türkiye’den memnun: “Fiili bir sanayi devrimi”

    NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska, Türk savunma sanayiini övdü ve Türkiye’de uzun süredir fiili bir sanayi devrimi yaşandığını söyledi. Shekerinska, Temmuz’daki Ankara Zirvesi’nde yaklaşık 50 milyar dolarlık sözleşme imzalandığını da hatırlattı.

  17. Mazlum Abdi: Entegrasyon bir ayda tamamlanacak

    Mazlum Abdi, Erbil’de düzenlenen bir forumda konuştu. Abdi, Şam ile entegrasyonun bir ay içinde tamamlanacağını söyledi. Dil meselesinde ise henüz uzlaşı sağlanamadığını belirtti. Suriye vatandaşı olmayan bazı kadroların ülkede kalacağını da açıkladı.

  18. İzmir’de sağanak sonrası sokaklar suyla doldu

    İzmir’de gece saatlerinde etkili olan gök gürültülü sağanak, birçok cadde ve sokakta su birikintilerine yol açtı. Sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı. Belediye ekipleri ancak su biriktikten sonra tahliyeye başladı. Her yağışta yaşanan tablo, Cemil Tugay yönetimindeki büyükşehrin altyapı sorununu yeniden gündeme getirdi.

  19. AKP’den gazetecilere milyonluk dava

    AKP Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, partinin “itibarını zedeleyen” yayınlar gerekçesiyle iki gazeteciye manevi tazminat davası açtıklarını duyurdu. Davada Şaban Sevinç’ten 500 bin, Timur Soykan’dan 600 bin lira isteniyor.

  20. Cafer Mahiroğlu: “Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir"

    Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, kanalın İstanbul’daki binasına sabah saatlerinde polis girdiğini sosyal medya hesabından duyurdu. Mahiroğlu paylaşımında, “Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de” ifadelerini kullandı. Mahiroğlu hakkında daha önce yakalama kararı çıkarılmıştı.

  21. Kılıçdaroğlu, Halk TV’yi RTÜK’e şikayet etmişti

    Mahkemenin “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’ye kayyum atanmasından günler önce KRT’deki yayında kanalı hedef almıştı. Kanalın sahibinin neden Türkiye’ye gelmediğini soran Kılıçdaroğlu, Halk TV için “Günün 24 saati yalan haber yapıyor” demişti. Kılıçdaroğlu, kanalı RTÜK’e şikayet ettiklerini, RTÜK’ün ise konunun görev alanına girmediğini bildirdiğini de anlatmıştı.

  22. Halk TV’ye kayyum atandı

    Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına sabah saatlerinde yüzlerce polisle girildi. Kanala kayyum atandı. Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın kayyum heyeti başkanıyla yayının sürmesi için yaptığı görüşme sonuçsuz kaldı ve yayın durduruldu. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir” dedi.

✓