Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Mirasın ötesi: Devlet, mülkiyet ve yurttaşlığın tasfiyesi

Bu düzene karşı yalnızca hukuki değil, sınıfsal ve siyasal bir itiraz geliştirilmelidir. Arabuluculuk süreçleri, kamusal denetim altına alınmalı; taraflar arasında ekonomik ve sosyal eşitlik sağlanmadan bu tür mekanizmaların devreye sokulmasına izin verilmemelidir.

21:33 6 dk okuma

Bu düzene karşı yalnızca hukuki değil, sınıfsal ve siyasal bir itiraz geliştirilmelidir. Arabuluculuk süreçleri, kamusal denetim altına alınmalı; taraflar arasında ekonomik ve sosyal eşitlik sağlanmadan bu tür mekanizmaların devreye sokulmasına izin verilmemelidir.

Kasım 2024’te yayımlanan 2024/5 sayılı Adalet Bakanlığı Genelgesi, 19 Haziran 2025’te uygulamanın başlayacağını belirten haberler sonrası kadınların ve haklarını bilemeyecek durumda olan yurttaşların mahkeme dışı yollarla miras haklarının elinden alınmasının yolunun açıldığına dair tartışma doğurdu. Genelgeye konu düzenleme 05.04.2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7445 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yürürlüğe girmişti.

Söz konusu “torba kanunla” Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen maddelerle birlikte taşınmazın devrine ve taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak (oturma hakkı vb) kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar ile taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuk kapsamına alınmış; arabuluculuk anlaşma belgesinin taraflarından birinin arabuluculuk anlaşma belgesine dayanarak tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilmesinin önü açılmıştı.

Yani tapu işlemlerini ve miras uyuşmazlıklarını ilgilendiren bu düzenleme ile birlikte, ortaklığın giderilmesi davalarında mahkeme kararı olmadan, yalnızca arabuluculuk antlaşmalarıyla tapuda işlem yapılabileceği öngörülüyor. Tapuya güvenin esas olduğu, taşınmaz devrinin konunun önemi gereği sıkı şekil şartlarına bağlandığı hukuk sistemimizde bu ilke tapu güvenliği ilkesini sarsacak nitelikte ve kötüye kullanıma oldukça açık. Ayrıca bu düzenleme Anayasa’ya ve normlar hiyerarşisine aykırı: Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini ifade eden 10. Maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun mirasa ilişkin açık hükümleri yok sayılarak, idari bir genelgeyle kanuna aykırı sonuçlar elde edilebilmesinin önü açılıyor.

Sürecin yargısal denetimi Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereği anlaşmaya ilişkin mahkeme önünde icra edilebilirlik şerhi alınmasıyla sınırlı olacak. Anlaşmanın hangi koşullarda kurulduğu, tarafların hile ve hatasının bulunup bulunmadığı gibi konular ayrı bir dava ile ileri sürülmediği müddetçe yargılama konusu değil. Bu yönüyle söz konusu genelge, yalnızca bir hukuk ihlali değil, doğrudan siyasal bir adımdır.

Zira taşınmaz mülkiyetinin paylaşımına dair, miras ilişkisinin tasfiyesine dair ilişkilerde ülkemizde genel olarak eşitsizliğe ve baskıya maruz kalan kadınlar ve sözde hukuki ilişkiler içinde haklarını bilemeyecek durumda olan yurttaşlar sömürüye açık hale gelmektedir. Arabuluculuk da hukuk sistemimizde, zayıf olanın korunduğu bir mekanizma halinde değil zayıf olanın zayıflığından daha kolay yararlanılabilmesinin bir aracı halinde işlemekte. Bu durum örneğin arabuluculuğun en yaygın uygulama alanı bulduğu iş hukuku uyuşmazlıklarında kendini gösteriyor. Kamu görevi yapan arabulucuların ihtiyari arabuluculukta işverenlerin anlaşmalı arabulucusu olarak çalıştığı, işçilerin en iyi ihtimalle haklarının çeyreğini alarak masadan ayrıldığı ve usulsüz süreçler sonunda hukuki sonuçlarını öngöremeyecekleri bir dava açma yasağıyla karşı karşıya kaldığı herkesçe bilinen bir durum. Yine hukuken zayıf ve güçlü arasında bir ilişki olarak kabul edilen kira uyuşmazlıklarının dava şartı arabuluculuğa tabi kılınması uygulamada benzer sonuçlar yarattı ve mahkemeler önüne giden uyuşmazlıkların sayısında da anlamlı bir düşüş yaratmadı.

Tartışma yaratan kanun değişikliği ve genelge ile arabuluculuk yoluyla miras paylaşımı usulü getirmek de, benzer şekilde süreci mahkemelerin ve devletin denetiminden çıkarmak ve yurttaşların haklarını eşitsizliğin olağanlaştırıldığı bir pazarlık zeminine terk etmek anlamına gelmektedir. Böylece devlet, kamusal sorumluluktan çekilmekte; yurttaşları hak arama yerine rıza göstermeye zorlayan bir yapıya bürünmektedir. Bu durum iktidarın yıllardır arabuluculuğa elverişli olmayan aile hukuku uyuşmazlıklarını arabuluculuğa tabii kılmak konusunda fırsat kollaması, şiddet içeren uyuşmazlıklarda arabuluculuğu ve uzlaştırmayı yasaklayan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve değişikliğin yandaş basında ısrarla teknik bir düzenlemeden öte aile içi sorunları çözecek bir “devrim” olarak lanse edilmesi bir arada değerlendirildiğinde yapılan bu düzenlemenin iyi niyetli olduğunun varsayılması mümkün görünmüyor.

Görünüşte hızlı ve uzlaşmacı bir çözüm sunan bu model, özünde kamusal adalet mekanizmalarının tasfiyesini, hak arama yollarının daraltılmasını ve mirastan pay alma hakkının sessizce tasfiye edilmesini hedefliyor. Miras, bu bağlamda yalnızca bir mal paylaşımı değil; özel mülkiyetin, sınıf ilişkilerinin ve yurttaşlığın nasıl yeniden tanımlandığını gösteren bir eşik olarak karşımıza çıkıyor.

Kadınlar için bir geri adım, toplum için bir gösterge

Miras hukuku, tarihsel olarak özel mülkiyetin sınırsız devrini engelleyen az sayıdaki yasal araçtan biridir. Bu yasa biçimi bireysel servetin kuşaktan kuşağa kontrolsüzce aktarılmasını sınırlandırarak, sermaye birikiminin mutlak hâkimiyetini zayıflatan kısıtlayıcı bir işleve sahiptir. Dolayısıyla bugünkü miras rejimi, her şeye rağmen mülkiyetin toplumsallaşmasına değilse bile, en azından mutlaklaşmasına fren koyan bir eşik niteliği taşır. Ne var ki Türkiye’deki siyasal ve hukuki düzen, bu oldukça sınırlı eşitlik mekanizmasını bile büyük mülk sahipleri lehine yeniden şekillendirmeye girişmiş durumda.

Yeni düzenleme ile birlikte arabuluculuğun devreye sokulması, mirasın paylaşım sürecini kamusal bir yargı alanından çıkararak, özel alanda çözülen bir uzlaşıya indirgemeyi hedefliyor. Oysa uzlaşma, taraflar arasında eşitlik varsa anlam taşır. Türkiye’de kadınların yalnızca üçte biri kayıtlı istihdamda; milyonlarca kadın sosyal güvenceden yoksun, ev içi emekle sınırlı bir yaşam sürüyor. Kırsalda hâlâ yüksek olan okuryazarlık sorunları, ekonomik bağımlılık ve aile içi baskı koşulları göz önüne alındığında, bu kadınların arabuluculuk masasına “özgür irade”yle oturduğunu varsaymak, gerçeği inkâr etmektir. Özellikle ileri yaştaki, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınlar arabuluculuk süreçlerine çoğu zaman baskı altında katılıyor; yeterince bilgilendirilmeden imza atıyor ve sonunda miras paylarından vazgeçiyorlar. Bu süreçlerin sonunda kadınların elinde ne ev kalıyor, ne toprak, ne de hak.

Ama mesele yalnızca kadınlarla sınırlı değil. Türkiye’de miras, yıllardır bastırılmış aile içi gerilimlerin, adaletsizliklerin ve sınıfsal yarılmaların biriktiği alanlardan biri. Arabuluculuk bu çatışmaları çözmek için değil, üzerini örtmek için devreye sokuluyor. Emekçilerin ellerinde avuçlarındaki bir avuç birikimlerine de göz dikiliyor. Devlet ise bu süreçte geri çekilen, sorumluluğu kişilere bırakan bir seyirciye dönüşüyor. Bu da bize açıkça şunu gösteriyor: Türkiye’de devletin geri çekildiği her alanda eşitsizlik, artık tesadüfi değil, sistematik bir norm haline geliyor. Ve bu norm, yalnızca kadınları değil, tüm emekçi kesimlerini dışarda bırakıyor.

Hak aramanın geri çekilişi, yurttaşlığın tasfiyesi

Arabuluculuk modeli, yalnızca özel bir paylaşım sorununa dair teknik bir çözüm değil; Türkiye’de devletin yurttaşla kurduğu ilişki biçiminde yaşanan dönüşümün parçası. Bu model, yalnızca yargının hızlandırılması değil, kamusal hak arama zemininin özel alanlara itilmesi anlamına da geliyor. Yani artık mahkemelere değil, aile büyüklerinin onayına; hukuki güvencelere değil, “rızaya dayalı çözüm”e; eşitliğe değil, iç huzura çağıran gerici bir hukuk anlayışı dayatılıyor.

Devletin, adaletin taşıyıcısı olma iddiasını geri çekmesiyle, yurttaşlık yalnızca hukuken değil, siyasi olarak da çözülmeye başlıyor. Çünkü hak, yalnızca yasal bir kategori değil; toplumsal varlık iddiasının da kurucu zemini. Hakkını arayamayan, kamusal alanın aktif bir parçası olamayan birey, yurttaşlıktan düşer. Yerine ne geçer? Sessizlik, itaat ve informal “çözüm yolları”.

Bugün Türkiye’de artan şiddet olayları, suç örgütlerinin görünürleşmesi, rızaya değil güce dayalı ilişkilerin toplumu kuşatması, yalnızca bir güvenlik krizinin değil; hukuk dışılaşmanın bir belirtisi. Adaletin alanı daraldıkça, yerine geçici çözümler, kişisel bağlantılar, mafyatik düzenlemeler ikame ediliyor. Yurttaşlık ise bir haklar bütününden çok, bir ayrıcalık meselesine dönüşüyor: bazıları adalete erişebiliyor, bazıları ise “anlaşmak zorunda” kalıyor.

Bu masa bir hak masası değil, mülkiyetin tekelleşme masasıdır

Miras paylaşımı için kurulan bu yeni masa, adaletin, eşitliğin ya da hakkaniyetin değil; mülkiyetin düzenli ve çatışmasız aktarımını sağlamaya odaklanmış bir araçtır. Devletin bu sürece arabuluculuk yoluyla müdahalesi, sınıfsal bir tercihin ürünüdür: Toplumsal talepleri bahane etmesine karşın, esasında mülkiyet ilişkilerini korumayı esas alan bir hukuki ve siyasi yaklaşımın ifadesidir.

Arabuluculuk, aile içi sorunları gerçekten çözmenin değil, eşitliğin kırıntısının bile yok edilmesinin aracıdır. Devletin yargı mekanizmasından çekilip taraflara “anlaşın” demesi, adaletin değil sorumluluktan kaçışın ifadesidir. Miras sisteminin mevcut hali bile özel mülkiyeti kısmen sınırlayan, en azından mirasçılar arasında eşitliği koruyan bir çerçeve sunarken, şimdi bu çerçevenin bile delinmesine zemin hazırlanmaktadır.

Hukuki olmayan yönetmelik, yalnızca kadınların haklarını değil, geniş halk kesimlerinin kamusal adaletle kurduğu bağı da zayıflatmaktadır. Herkesin kendi başına bırakılması, hak aramanın “sorun çıkarmak” olarak damgalanması, yurttaşlığı yalnızca biçimsel bir statüye indirgemektedir. Miras masası, bu dönüşümün en net örneklerinden biridir: O masada hukuk yoktur, güç konuşur.

Peki ne yapılmalı?

Bu düzene karşı yalnızca hukuki değil, sınıfsal ve siyasal bir itiraz geliştirilmelidir. Arabuluculuk süreçleri, kamusal denetim altına alınmalı; taraflar arasında ekonomik ve sosyal eşitlik sağlanmadan bu tür mekanizmaların devreye sokulmasına izin verilmemelidir. Başta üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti olmak üzere halkın mülkiyet hakkı gerçek anlamda güvence altına alınmalı, devletin yargıdan çekildiği her alanda sınıf karşıtlığı açıkça teşhir edilmelidir.

Bu masa devrilmelidir. Yerine, emeğin, hakkın ve eşitliğin konuşulduğu bir toplumsal düzen kurulmalıdır.

Referanslar

Çevre, T., İklim, V., Bakanliği, D., Ve, T., Genel, K., Tapu, M., & Başkanlığı, D. (n.d.). Retrieved June 23, 2025, from https://www.tkgm.gov.tr/sites/default/files/2024-12/Tapu%20Sicilinde%20Arabuluculuk%20Uygulamalar%C4%B1%20Genelgesi.pdf

Erkin Öncan. (2025, June 17). “Keko terörü” söylemiyle gizlenen gerçek: Mafya, turizm, emperyalizm. Ideo. https://ideo.org.tr/keko-teroru-soylemiyle-gizlenen-gercek-mafya-turizm-emperyalizm/

TÜİK Kurumsal. (2024). Tuik.gov.tr. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Kadin-2024-54076

TÜİK Kurumsal. (2025). Tuik.gov.tr. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Ulusal-Egitim-Istatistikleri-2023-53444

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓