Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Afgan bozkırlarının “maharetli çocuğundan” ChatGPT’ye: Dijital ekonomi ve Trump 2.0’a bakış

21:52 10 dk okuma

Onlarca yıldır Avrupa burjuvazisi, kendisini koruması için Amerika’ya bel bağlarken, bir yandan da Sovyetler Birliği ve ardından Putin’in Rusya’sı ve son olarak da Çin ile mutlu mesut bir şekilde ticaret yaptı. O günler geride kaldı. Avrupa artık ABD çıkarlarına iktisadi bir tehdit oluşturmuyor ve artık yatıştırılmasına veya korunmasına gerek yok.

Rusya’nın Ukrayna’daki askeri müdahalesinden seyrinden çıkarılan paradoksal sonuçlardan biri, bir sonraki savaşın ana faktörünün ne dronlar ne de tanklar olacağıdır. Elbette bu silahlar ortadan kalkmayacak, bilakis üretilmeye ve geliştirilmeye devam ederek evrimlerini sürdürecekler. Fakat savaşlardaki asıl belirleyici faktör, bir ordunun büyük veri yığınlarıyla çalışma ve bu verileri analiz edip silah sistemlerini yönetmek için yapay zeka sistemlerinden faydalanma kabiliyeti olacaktır.

“Maharetli Çocuk” neler yapabilir?

Burada yapay zekanın Amerikan silahlı kuvvetlerinde nasıl kullanıldığına göz atmak faydalı olabilir. Henüz Nisan 2023’te Amerika’nın muharip yapay zekasının Ukrayna’daki çatışmalar esnasında test edileceği bildirilmişti. Söz konusu olan, İngilizceden çevrildiğinde “maharetli çocuk” anlamına gelen Maven projesiydi. Ancak Maven programının geçmişi çok daha eskiye dayanıyor.

2017 yılında Afganistan’da, ABD 18. Hava İndirme Kolordusu komutanlığı, daha sonra Maven olarak tanınacak olan ve istihbarata yardımcı olmak üzere tasarlanan ilk yapay zeka sisteminin deneysel kullanımına yönelik hazırlıklara başladı. O dönemde kolordu komutası altında, geleneksel 101. Hava Taarruz ve 82. Hava İndirme Tümenlerinin yanı sıra 10. Dağ Tümeni ve 2003’te Irak ordusunun tüm sol kanadını ezen 3. Piyade Tümeni de bulunuyordu. Bu birliklerin unsurları sürekli olarak Afganistan’da görev yapıyordu ve yeni sistemin, gerilla taktiklerine başvuran düşmana karşı operasyonlarını kolaylaştıracağı varsayılıyordu.

2020’de Amerikalılar, muharip yapay zeka deneylerine devam etti. 18. Hava İndirme Kolordusu komutasında, “Kızıl Ejder” (Scarlet Dragon) tatbikatı adı altında sistem testleri gerçekleştirildi. Bu tatbikata ordu mensuplarının yanı sıra 2. Deniz Piyadesi Seferi Gücü’nün istihbarat birimleri de dahil edildi.

Bugün, o dönemde yaptıklarının çok daha fazlası olduğunu biliyoruz. İlk aşamada, “Maharetli Çocuk”a ordunun ilgilendiği bölgeye ait ticari uydulardan elde edilen tüm güncel fotoğraflar “yedirildi” ve önemli askeri hedefleri bulmaya yönelik algoritmalar öğretildi. Bu veri setinin sadece insanlar tarafından incelenmesi aylar sürer ve kaçınılmaz olarak çeşitli “küçük detaylar” gözden kaçırılırdı. Maven ise kendisine sunulan algoritmaları kullanarak bu işi 12 saatte tamamladı ve hiçbir şeyi atlamadı.

Daha sonra sisteme sadece görsel değil, diğer veri türleriyle de çalışması öğretildi ve işlem hızı arttı. Bugün Maven, o ilk görevi 12 saatte değil, bir dakikadan biraz fazla bir sürede tamamlardı. Ancak Amerikalılar, hız artışından önce dahi önemli bir sonuç elde etmişlerdi. Sistemin uygulanmasından önce sahadaki birliklerin çabasının yaklaşık yüzde 80’i hedef aramaktan ibaretken, sistemden sonra bu oran yüzde 20’ye düştü. Birliklerin geri kalan kaynakları ise hedeflere saldırmaya ve imha etmeye yönlendirildi.

Bugün Maven’in potansiyeli o kadar yüksek ki, örneğin bir topçu taburu gibi küçük bir birlik bile ondan saatte 1000 hedef alabiliyor. Bu, kendi imkânlarıyla imha edebileceğinden çok daha fazla bir sayı.

Kısa süre sonra sistemin başarısının ardından, arkasında duran devasa yapı, yani Palantir Technologies’in korkunç hatları belirdi. Bu teknoloji devi, adını büyücülerin dünyada ilgilerini çeken herhangi bir yeri ve meydana gelen her olayı görebildikleri, Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki efsanevi sihirli küre palantir’den alıyor.

Geçen sene Palantir Technologies, Maven projesinin birikimlerine dayanan yapay zeka sisteminin orduya entegrasyonu için toplam değeri yarım milyar doları aşan ihaleler kazandı.

Şu anda sistemin sahadaki en alt askeri birimlere kadar entegrasyon aşaması devam ediyor. İlk görev, yapay zekayı Gelişmiş Saha Topçusu Taktik Veri Sistemi’ne (AFATDS) entegre etmek. Bu sistem, Amerikalıların halihazırda kullandığı, ancak yalnızca insan kontrolüyle çalıştığı için yeterince verimli olmayan, topçu için otomatik veri işleme ve hedef belirleme sistemi.

Yapay zekanın Amerikan ordusuna entegrasyon süreci başlamış durumda. Ve Ukrayna’daki savaş, bu sürece pek çok yeni ayar getirdi.

Biden’ın düşüşü ve Trump 2.0’a kısa bir bakış

Burada kısa bir parantez açıp Joe Biden’ın düşüşüne giden ortamı izah etmek önemli olur. Tüm bu yaşananlar, yaşından veya kabiliyetlerinden ziyade, Amerikan ekonomisinin değişen fıtratının ABD’deki yönetici zümre içinde yarattığı kaymalardan kaynaklanıyordu.

Burjuva iktisatçılarının “Trump trade” olarak adlandırdığı bu durum, piyasaların Donald Trump’ın zaferine ve bunun küresel ekonomi üzerindeki etkisine nasıl tepki verdiğini anlatır. Fakat burjuva iktisatçıları, her zamanki gibi meseleleri tersten ele alıyor. Esasında emperyalist sistem genelinde siyasi değişimi tetikleyen, küresel ekonomideki derin dalgalanmalar.

Trump 2.0, Amerika’nın Avrupa da dahil olmak üzere tüm ithalata yüzde 10’luk tek tip gümrük vergisi uygulamasını beraberinde getirdi. Trump ayrıca tüketimi ve yatırımı artırmak için vergileri düşürmeyi planladığını beyan etmişti ki bu da kaçınılmaz olarak ABD’nin milli borcunu yükseltecektir. Sonuç: ABD borsası, Trump idaresinin yeni bir iktisadi patlamayı teşvik edeceği beklentisiyle bu yıl rekor seviyelere ulaştı. Başka bir deyişle, Ameirkan yerli sermayesi, kendi adamını Beyaz Saray’a getirip vergileri düşürtmek ve ekonomiyi kuralsızlaştırmak için bir Trump başkanlığını daha finanse etmiş oldu.

Trump taraftarı bağış örgütleri, geçen senenin nisan ve haziran ayları arasında başkanlık kampanyası için 400 milyon dolardan fazla para topladı. Bu miktar, 2016’daki tüm kampanyası boyunca toplanan parayla neredeyse aynı. Bankacılık sektörünün mirasçılarından Tim Mellon, 75 milyon dolarlık bağışıyla Trump’ın açıklanan en büyük bağışçısı konumunda. Bu bağışın 50 milyon doları, eski başkanın bir porno film aktörüyle olan ilişkisini örtbas etmek için iş kayıtlarında sahtecilik yapmaktan hüküm giymesinden bir gün sonra yapıldı. Ayrıca, Marvel Entertainment’ın eski yöneticisi Ike Perlmutter da kararın ardından 10 milyon dolar bağışladı.

Fakat bir pürüz var. Amerikan ekonomisi halihazırda kapasitesine yakın bir seviyede faaliyet gösteriyor. “Ekonomiyi daha da canlandırmak”, enflasyonun hızlanmasına neden oluyor. Normalde bu durumun, ABD hükümetinin borçlandığı tahvil piyasasında yansımaları olur. Enflasyon tahvil değerlerini erittiği için, enflasyon yükseldikçe tahvillere olan talep düşüyor. Bu da tahvil getirilerini —yani borçluların (bu durumda ABD hükümetinin) daha yüksek faiz oranları sunması— artırıyor. Fakat bu normal süreç tersine dönmüş durumda.

Enflasyon tehdidine rağmen daha fazla yatırımcının çok daha fazla sayıda orta vadeli ABD devlet tahvili satın alması sonucunda ABD tahvil fiyatları fiilen yükseliyor. Neden? Çünkü ABD tahvilleri, parayı park etmenin en güvenli yolu. Amerika’nın borcu, askeri ve siyasi gücüyle destekleniyor. Küresel burjuvazi, emperyalist ittifaklar arasındaki yoğunlaşan iktisadi ve askeri rekabetin krize ve belki de bölgesel çatışmalara yol açacağının farkında. Özünde bu çatışmanın kışkırtıcıları, rakip sermayedarların ta kendileri. Ancak sermaye, kendi bekasını sigortalama konusunda da usta. Bu nedenle güvenli finansal limanlara, yani ABD tahvillerine ve altına bir kaçış yaşanıyor.

Oligarkların yükselişi

İkinci Trump başkanlığı, basit anlamda eskisinin bir tekrarı değil. ABD sermayesinin bileşiminde derin bir değişim de yaşandı. Onlarca yıldır Demokrat Parti, Silikon Vadisi’nin ve Amerika’nın büyük yüksek teknoloji tekellerinin siyasi aracı oldu. Bu kesimler, ücretlerin daha düşük olduğu Asya’ya üretimi kaydırabilmek için “küreselleşmeyi”, emeğin ve sermayenin serbest dolaşımını destekliyordu. Şimdiye kadar Joe Biden, bu stratejinin siyasi vitriniydi.

Bu küreselci odak, teknoloji sermayesini ABD yerli sermayesi (perakende, telekom, sağlık, temel imalat) ve onun siyasi temsilcisi Donald Trump ile savaş hâline soktu. Bu ayrım, son üç veya dört başkanlık seçimi boyunca ABD siyasetinin rotasını tayin etti. Ancak şimdi teknoloji sermayesi içinde büyük ayrışmalara ve belli başlı teknoloji oligarklarının Trump’a yöneldiğine tanık oluyoruz.

Bu akımın başını, Trump’ın kampanyasını ayda 45 milyon dolarla finanse eden elektrikli araba ve uzay yatırımcısı Elon Musk çekiyordu. Ancak Musk’ın (bugün aralarına kara kedi giren) Trump ile olan dostluğu, Musk’ın öngörülemez ve dengesiz tavırlarındaki basit bir dönüşten daha fazlasını temsil ediyordu.

Bir grup Silikon Vadisi milyarderi Trump’ın safına. Bunlar arasında Palantir’in kurucusu Peter Thiel, risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’in kurucuları ve Silikon Vadisi finansmanının en önemli iki figürü olan Marc Andreessen ve Ben Horowitz ve Mark Zuckerberg ile Facebook’un icadı üzerine verdikleri hukuk mücadelesiyle tanınan Winklevoss kardeşler bulunuyor.

ABD teknoloji sermayesinin önemli bir bölümü sadece Trump’ı finanse etmekle kalmıyor, aynı zamanda Beyaz Saray’ı doğrudan kontrol etmeye de yönelmiş durumda. Nitekim Trump’ın Başkan Yardımcısı JD Vance, Peter Thiel’in adamı.

Vance, epey enteresan bir siyasi yükseliş yaşadı. Vance’i ilk olarak 2017’de küresel yatırım şirketinde işe alan ve ardından 2022’deki başarılı Ohio Senato kampanyasına 15 milyon dolar bağışlayarak siyasi kariyerini besleyen Peter Thiel’di. Yani JD Vance, Trump’ın ilgi odağı olmamak için yanına aldığı bir taşralı bezirgandan ibaret değil. JD Vance, teknoloji oligarklarının 2028 başkanlığı için hazırladığı isim.

Peki, bu siyasi ayrışma neden ABD yüksek teknolojisi saflarında yaşanıyor? Ne de olsa Elon Musk elektrikli arabalarını hâlâ Çin’de üretiyor, öyleyse neden şimdi Trump’ın korumacılığına yönelsin? Ve Thiel’in de Palantir aracılığıyla Amerika’nın istihbarat camiasıyla çok yakın bağları var.

İzahlardan biri, ABD kapitalizminin giderek daha oligarşik bir yapıya bürünmesi. Elbette, Amerikan kapitalizminde İç Savaş’tan bu yana her zaman bir oligarşi damarı oldu. Fakat tarihsel olarak burjuva sistemini devirememek; neoliberal dönemde ABD ve küresel toplumsal artığın giderek daha az sayıda elde merkezileşmesi, Amerikan yüksek teknolojisi karşısında Avrupa teknolojisinin ağır başarısızlığı, tüm bunlar bir araya gelerek, daha önce görülmemiş ölçüde hareketli zenginliklere sahip bir oligarşik zümre yarattı. Dolayısıyla, bu oligarşinin zıvanadan çıkmış kesimleri şimdi her türlü devlet vergisine, düzenlemesine ve hatta her türlü toplumsal kontrole karşı çıkıyor.

Bu devlet ve bürokrasi karşıtlığı, “liberteryenizm” etiketiyle ve sözde elitlere (Thiel’in özel takıntısı) karşı mücadeleyle onurlandırılıyor. Fakat oligarkların devlete ihtiyacı var; zira Musk’ın SpaceX’i ve Thiel’in Palantir’i kamu ihaleleriyle ayakta duruyor.

Oligarkların “derin devlete” yönelik güya saldırısı, Amerikan vergi mükelleflerinden sağladıkları kârlarla doğru orantılı. Özünde, Musk ve Thiel gibiler devlet karşıtı falan değil. Trump ve Vance’i Beyaz Saray’a yerleştirme konusundaki ani arzuları, kendi derin devletlerini inşa etme arzusundan ibaret.

‘Büyük Altılı’

Bazı teknoloji oligarkları kendilerini Demokrat Parti’den ve (dolayısıyla) geleneksel iktisadi sistemden kurtarırken, onlarla ilk “Büyük Altılı” teknoloji firması —Apple, Amazon, Alphabet (Google), Meta (Facebook), Microsoft ve (son zamanlarda) Nvidia— arasında uçurum açılıyor.

Büyük Altılı, devasa, küresel teknolojik tekelleri ifade ediyor. Zamanla, kendi işlerine kârlı bir şekilde yeniden yatıramadıkları devasa mali fazlaları biriktirerek küresel finansın da önemli aktörleri hâline geldiler. Fakat Büyük Altılı, bu fazlaları düşük riskli, muhafazakâr bir şekilde yönetiyor. Onu kullanmak, büyütmek veya toplumsal fayda için kullanmak yerine değeri korumaya çalışıyorlar. Geç kapitalizmin akıl dışı mantığı işte budur.

Sonuç olarak, Büyük Altılı (ve Bill Gates gibi bazı liberal hissedarları), istikrarlı bir dünya düzenini sürdürme yönündeki maddi ihtiyaçlarının bir yansıması olarak Demokratlara yakın durmaya devam ediyor. Ayrıca, Trump’ın (ilk başkanlığı esnasında) Büyük Altılı’nın ABD dışında park ettiği fazla nakdi vergilendirmeye çalışarak onları Amerika’da daha fazla istihdam yaratmaya zorladığını da hatırlıyorlar.

Musk ve Thiel gibi oligarklar bu sistemin dışında. Musk, şirketlerini devasa borçlanmalarla finanse ediyor; Tesla ve SpaceX, Büyük Altılı’nın devasa mali rezervlerine sahip değil ve piyasa başarısıyla yaşıyor. Thiel, Büyük Altılı’yı potansiyel olarak tehdit eden veya onlar tarafından tehdit edilen bir dizi yeni girişimin özel yatırımcısı.

Trump ve Vance’i finanse eden oligarklar, Demokratlar aracılığıyla kontrol edilen Büyük Altılı’nın hükümet üzerindeki nüfuz tekelini kırmaya çalışıyor. Aynı zamanda, Büyük Altılı da doymuş piyasalarla karşı karşıya ve bu durum son zamanlarda hisse başına kazançlarda düşüşe neden oluyor. Onların korumacılığa değil, dış pazarlara daha fazla erişime ihtiyacı var.

Büyük Altılı’nın (yani yöneticilerinin ve kurumsal hisse sahiplerinin) çıkarları ile yırtıcı oligarklar arasındaki keskinleşen ihtilaf, ABD borsasının davranışlarında görülebilir. Aslında bu finansal kaymalar, ortaya çıkan siyasi ve iktisadi karşıtlıkların hayati birer parçası. Büyük Altılı’nın hisse senedi fiyatları yıllardır ABD finans piyasalarına hakim oldu, ancak bu durum değişiyor. Büyük Altılı, yapay zekaya büyük yatırım yaptı ancak getiriler hâlâ çok uzakta ve yatırımcılar bunu fark etmeye başlıyor.

Aynı zamanda, Büyük Altılı’nın bazı bölümleri —özellikle yarı iletkenlerde— yoğunlaşan küresel rekabetle karşı karşıya. Sonuç olarak, bu yıl Amerikalı yatırımcılar giderek daha fazla Russell 2000 hisse senedi endeksindeki küçük ölçekli şirketlere yöneliyor. Burada, büyüme potansiyeli olan bir dizi küçük yapay zeka, enerji, bulut bilişim ve biyoteknoloji firması yoğunlaşmış durumda.

‘Project 2025’

Trump etrafında yeniden şekillenen yönetici zümrenin fikri arka planına bakmak da faydalı olabilir. Bu yeni düşüncenin büyük bir kısmı, sağcı Heritage Foundation düşünce kuruluşu tarafından geliştirilen Project 2025 başlıklı 900 sayfalık raporda yer alıyor. Project 2025’in yazarları, son Trump idaresinin eski üyeleri. Başkan Yardımcısı adayı JD Vance’in, teknoloji oligarkları ile ABD yerli sermayesi arasında kurulan yeni siyasi ittifakın ideolojik gücü olmayı hedefleyen Heritage Foundation ile yakın bağları var.

Trump’ın kendisini (temsil ettiği sınıf güçlerinin maşasından ibaret) teknoloji oligarklarının Project 2025’te ifade edilen daha sofistike, uzun vadeli stratejisiyle karıştırmamaya dikkat etmek elzem. Proje, Biden’ın yapay zekanın gelişimini kontrol eden ve sıradan halktan çok Büyük Altılı’nın çıkarlarını korumak için çerçevelenmiş pek çok düzenlemesinin ortadan kaldırılmasını tavsiye ediyor. Teknoloji oligarkları, Çin ile daha iyi rekabet edebilmek için yapay zekanın tamamen serbest bir şekilde geliştirilmesini istiyor.

Project 2025’in ayrıca büyük anayasal sonuçları da var. Rapor, Fed’in daha doğrudan siyasi kontrol altına alınmasını teklif ediyor. Kısa vadedeki amaç faiz oranlarını düşürmek. Uzun vadede ise Project 2025, büyük bankacılık kuralsızlaştırması öngörüyor.

Belki de bir Trump başkanlığının en acil sonucu dış ilişkilerde görüldü. Avrupa, Trump zaferinin ardından Amerika’nın angajmanı kesmesiyle karşı karşıya kaldı. Başkan Yardımcısı Vance ise, daha pragmatik olan Trump’tan bile daha açık sözlü bir “tecritçi”. Burada işleyen güçler sadece ideolojik değil. Trump ve Vance’in “tecritçiliği”, küresel angajmandan toptan bir geri çekilmeden ziyade, temelde Amerika’nın Avrupa burjuvazisinden bir kopuşu. Bir kez daha, bu kopuşun iktisadi kökleri var.

Dijital ekonomi, kapitalizmin normal işleyişini derinden bozdu. Dijital teknolojide yasal veya piyasa tekeline sahip olmak, devasa süper kârlara erişim sağlıyor. Teknoloji tekelleri, ürünleri için fahiş kâr seviyeleri talep ederek küresel artı değerin büyük miktarlarını ele geçirebiliyor. Ek olarak, teknoloji şirketleri yalnızca kendilerinin sömürebileceği kişisel verilere tekelci erişime sahip. Bu birikim rejiminde, teknoloji devleri normalde sermaye birikimine fren görevi gören ortalama kâr oranındaki kaçınılmaz düşüşü bir süreliğine erteleyebildiler. Bu nedenle, Çin’den gelen ve Amerika’nın teknolojik üstünlüğüne meydan okuyan varoluşsal tehdidin, Amerikan burjuvazisinin tüm hiziplerinden aşırı bir tepki provoke etmesi şaşırtıcı değil. Hâlâ Çin’de ciddi menfaatleri olan Elon Musk bile, Çin’in artık küresel elektrikli araç piyasasına hakim olmasından rahatsız.

Trump, Amerika’nın Çin ile olan mücadelesinin önüne çıkan her türlü dış taahhüdü bir kenara atıyor. Buna, Rusya ile savaşında Ukrayna’yı süresiz olarak desteklemek de dahil. Bu jeopolitik ve iktisadi gerçeklikte, Avrupa bir yük. Onlarca yıldır Avrupa burjuvazisi, kendisini koruması için Amerika’ya bel bağlarken, bir yandan da Sovyetler Birliği ve ardından Putin’in Rusya’sı ve son olarak da Çin ile mutlu mesut bir şekilde ticaret yaptı. O günler geride kaldı. Avrupa artık ABD çıkarlarına iktisadi bir tehdit oluşturmuyor ve artık yatıştırılmasına veya korunmasına gerek yok.

Kısa Kısa

  1. İstanbul'un enflasyonu eylülde hızlandı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul'da bir önceki ay yüzde 1,66 olan aylık enflasyon eylülde yüzde 2,11'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 34,96'dan yüzde 33,55'e geriledi. Eylül ayının zam şampiyonu yüzde 22,59'luk artışla eğitim grubu oldu.

  2. Fransa'da sağcı cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi

    Fransa'da cumhurbaşkanı adayından başörtüsü ve göç vaadi Eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde aday olması halinde spor faaliyetleri, okul gezileri ve üniversitelerde başörtüsünü yasaklayacağını açıkladı. Retailleau ayrıca Müslüman Kardeşler bağlantılı kuruluşların feshedilmesini ve Fransa'nın “Yahudi-Hristiyan köklerine” ilişkin bir ifadenin anayasaya eklenmesini vaat etti.

  3. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  4. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  5. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  6. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  7. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  8. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  9. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓