Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Dünya Bankası’ndan Türkiye atağı: Krediler ne anlama geliyor?

17:53 5 dk okuma

Türkiye’de 2023 seçimlerinin ardından uygulanmaya başlanan yeni ekonomi politikası küresel sermaye çevrelerinden tam destek görürken, en dikkat çeken kurumsal destekler Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) geldi.

Dünya Bankası geçtiğimiz haftalarda Türkiye’ye ek 18 milyar dolarlık daha finansman sağlayacağını açıklarken karar Türkiye kamuoyunda özellikle göçmen kotası üzerinden tartışma konusu oldu. Biz de bu yazımızda Dünya Bankası’nın Türkiye’ye sağladığı son kredileri tartışmaya açacağız.

Böylece son kredi miktarı ile birlikte Dünya Bankası’nın Orta Vadeli Program’ın ardından ilan ettiği toplam destek 35 milyar doları buldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu kaynağın Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.

Son Dünya Bankası kredileri ağırlıklı olarak ‘yeşil dönüşüm’ ve Kahramanmaraş-Hatay depremi sonrası inşa çalışmalarını kapsıyor.

Peki bu Dünya Bankası kredileri ne anlama geliyor? Dünya Bankası kime, neden kredi veriyor?

Yazımızda bu soruları yanıtlamaya çalışırken öncelikle IMF ve Dünya Bankası’nın tarihine kısaca bakmakta fayda var.

DÜNYA BANKASI FİNANSMANININ ANLAMI

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesine yakın, Temmuz 1944’te ABD’nin Bretton Woods kasabasında toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans konferansına katılan 44 ülke, yeni bir küresel finans sistemine geçildiğini ilan etti. Toplantı sonucunda Dünya Bankası ve IMF’nin kurulmasına karar verildi ve Romanya dışındaki sosyalist ülkeler fona üye olmayarak sistemin dışında kaldı.

ABD dolarının da rezerv para ilan edildiği anlaşma imzalandığında; ABD, dünya sanayi üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyordu ve dünya altın stoklarının yüzde 75’inden fazlasını elinde tutuyordu. Anlaşmadaki Amerikan egemenliğinin sebebi ise ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kazançlı konumuydu. ABD savaştan (İsviçre’yi saymazsak) kredi veren tek ülke olarak çıkmıştı.

Savaştan en güçlü çıkan ekonominin ABD olması ve yaşanan yıkımdan etkilenen diğer ülkelerin ABD’nin desteğine ihtiyaç duyacak olması bu sistemin en önemli ayaklarından birini oluşturmuştu. Bretton Woods’ta oluşturulan IMF ve Dünya Bankası aracılığı ile ihtiyaç duyan ülkeler kredi alacaktı. Böylece bugünkü bağımlılık ilişkisinin temelini oluşturan sistem de kurulmuş oldu.

Sonraki yıllarda ABD hegemonyasının önemli ayaklarından birisi ise Marshall yardımları ile başlayacaktı. Truman döneminin dışişleri bakanı George Marshall’ın adını taşıyan bu program için toplam 12,5 milyar dolar harcandı. Bu planın temel görevi, ikinci büyük savaştan sonra Atlantik ekseninde oluşan küresel iş bölümü sistemini güçlendirmekti.

Almanya, Japonya gibi savaşta yenilen ülkeler, bu iktisadi ve mali hegemonya aracılığı ile tam siyasal entegrasyon sağlayarak sınai anlamda büyük atılım yaşadı. Türkiye ve Yunanistan gibi çevre ülkelerde ise bu kredilerle Sovyet tehdidine karşı batı ekseninin sınırlarına önemli bir siper kazılmış oldu.

Geçen yıllarda kuşkusuz küresel ekonomik sistemdeki değişikliklerle birlikte bu kuruluşlar da çeşitli değişimlere uğradı. Günümüzde Dünya Bankası genellikle çeşitli ülkelere ‘yapısal uyum’ adı altında proje kredisi veriyor. Burada amaç genellikle kredi verdiği ülkeyi kendi doğrularına, yani çok uluslu şirketlerin çıkarlarına uygun biçimde şekillendirmek.

Dünya Bankası yardım edeceği ülkelerin kamu kesimine proje bazlı destek veriyor. Bu finansmanın IMF kredilerinden farkı, IMF kredilerinin proje bazlı olmaması. IMF bir ülkeye ödemeler dengesinin finansmanı amacıyla destek verirken oradan alınan paranın belirli bir proje için harcanması söz konusu olmuyor. Yani IMF kredilerinin Dünya Bankası kredilerine göre daha rahat ve geniş bir kullanım alanı oluyor.

Örneğin Türkiye’de tarım girdi desteklerinin bitirilip yerine doğrudan gelir desteği verilmesi veya Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlığın özelleştirilmesi gibi ‘reformlar’ Dünya Bankası projeleri kapsamında yapılmıştı.

IMF finansmanı büyük oranda kamu harcamalarının azaltılmasını ve mali disiplini önceleyen denetimleri içerirken Dünya Bankası finansmanları kapitalist piyasa mekanizmalarının kurumsallaşması, denetim altına alınması ve küresel entegrasyon çabasıyla birlikte yürüyor.

Bu noktada ‘IMF yardımı’ AKP tarafından öcüleştirilen bir kavramken ‘küresel kapitalist patikaya entegrasyon’ anlamında benzer dinamiklere sahip olan Dünya Bankası yardımları, Şimşek döneminde hükümetin favori ‘dış finansman’ enstrümanlarından biri haline gelmiş oldu.

Diğer taraftan IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların verdikleri krediler faizleri ve geri ödeme imkanları açısından piyasadaki borçlanma araçlarına göre oldukça avantajlı. Bu durum göz önüne alındığında bu yardımların siyasi anlamı da ön plana çıkıyor.

KÜRESEL ELİTLERDEN AKP’YE DESTEK

ABD’nin IMF ve Dünya Bankası üzerinde büyük bir etki oluşturduğu ve bu iki kurumun ABD Hazinesi’nin neredeyse talimatına bakar hale geldiği de düşünüldüğünde, Türkiye’ye son dönemde akan finansmanı “küresel finans çevrelerinin ve batılı elitlerin yeni ekonomi programına yoğun destek verdiği” biçiminde okumak yanlış olmaz.

Öte yandan son krediler Türkiye’nin küresel ekonomik trendlere uyum sağlama açısından da değerlendirilmeli. Bol bol ‘yeşil ekonomi’ temasıyla süslenmiş kredi programlarının kriterleri de Türkiye ekonomisinin küresel entegrasyonunun hızlanması açısından önemli ipuçları veriliyor.

DÜNYA BANKASI’NDAN GÖÇMEN İSTİHDAMI ŞARTI

Bir diğer dikkat çekici nokta ise, programın ayrıntılarına bakıldığında, kimi istihdam projelerine verilecek desteklerde hem cinsiyet hem de uyruk konularında kotalar olması.

Dolayısıyla göçmen istihdamı, kimi projelerde kredi finansmanının şartlarından birisi. Bu da kuşkusuz emperyalizmin Avrupa ile Orta Doğu arasında tampon bölge oluşturma ve Türkiye’yi göçmen deposu hali getirmesi projesinin önemli bir ayağı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı “Yeni Dünya Bankası Resmi Çerçeve (CPF) dokümanında sığınmacılar özelinde DB’den sağlanacak herhangi bir kredi bulunmamaktadır” sözüyle iddiaları reddetse de kamuoyuna açık olarak yayımlanan belgelerde ayan beyan ilan edilen kredilerin ayrıntılarına bakıldığında istihdam projelerinde göçmen kotası olduğu açıkça görülüyor.

Türkiye’de konu özel olarak göçmenler bağlamında tartışılsa da bu konudaki itirazlar yalnızca göçmen düşmanı çevrelerle sınırlı kaldı. CHP’nin yeni ekonomi politikasına verdiği göz önüne alındığında bu dış borçlanmaya ufku Erdoğan karşıtlığı ile sınırlı politik çevrelerin itiraz etmemesi de oldukça anlaşılır.

Sonuç olarak Dünya Bankası, Türkiye’ye göçmenleri istihdam etmeleri şartıyla borç veriyor. Belgelere bakıldığında aynı şekilde ‘yeşil ekonomiye geçiş’, ‘yenilenebilir enerji projelerine yatırım’ gibi küresel kapitalizmin güncel projelerine uyum sağlama hedefi de açıkça görülüyor. Türkiye’de iktidara yakın şirketler başta olmak üzere dev enerji şirketlerinin GES ve JES gibi yenilenebilir enerji üzerinden (devlet destekleri ve muafiyetlerin de yardımıyla) ne kadar kâr ettikleri ele alındığında durum daha da berraklaşıyor.

Batı kapitalizminin sembol kurumlarından olan Dünya Bankası’nın kendi politik ajandasına uyma şartıyla verdiği büyük finansal destek, AKP’nin 2023 seçimleri sonrası girdiği yolda kararlı bir şekilde devam edeceğinin bir kanıtı. 5 yıl seçim olmayacağı da hesaplandığında; AKP’nin düşük faiz, kredi bolluğu ve büyümeyi esas alan ekonomi politikalarının yerini en azından enflasyon düşene ve küresel para bolluğu geri gelene kadar rafa kaldıracağı rahatlıkla söylenebilir.

ÇÖZÜM KİMİN ELİNDE?

Sosyal harcamaların kısıtlandığı bir ekonomik program ise ücretli çalışanların, işçi ve memur kesimlerinin, emeklilerin ve yoksulların cebine dönük büyük saldırıların habercisi. Diğer taraftan AKP’nin küresel kapitalizmin yeni trendlerine ne kadar büyük bir hızda uyum sağladığının da bir göstergesi.

Türkiye’de bu tip itirazların göçmen düşmanı ve sağcı çevrelerle sınırlı kalmaması, anti-emperyalist ve bağımsızlıkçı kesimlerin de bu konuları gündemine alması oldukça elzem. Sorunların çözümü ise bağımsızlıkçı, planlamacı ve kalkınmacı bir ekonomiyi merkeze almaktan geçiyor.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓