Arama

Site İçi Arama

Doğrudan arama yapın Aranıyor... Detaylı Arama
Sonuçlar aranıyor...
Kategorilere Göz Atın
© ideo. Anlatılan senin hikayendir

Köşe Yazısı

Küresel dönüşüm | Deniz Hakyemez

13:46 6 dk okuma

Babacan, Kılıçdaroğlu ve şimdi Dünya Bankası. Eski neoliberalizm guruları neoliberalizm eleştirilerini yüksek perdeden dile getiriyor. Küresel bir dönüşüm içindeyiz.

Jurnal’de bir önceki yazımızda neoliberal dönem olarak adlandırılan dönemin sonunda devletin nasıl dönüştüğü üzerinde durmaya çalıştık; eski neoliberalizm savunucularının nasıl neoliberalizm eleştirir hale geldiğine dikkat çektik. Bir hafta içinde önce Kılıçdaroğlu neoliberalizm eleştirisini yineledi. Batı’dan kopya çekerek konuşuyorlar diyorduk ki hemen ardından Dünya Banka’sının açıklaması haber oldu. Dünya Bankası neoliberal küresel sistemin çöktüğünü ilan ederken sorumlu olarak da başta Rusya’yı gösterdi: Ukrayna savaşı tedarik zincirlerini koparıyor, böylelikle küreselleşmeyi baltalıyordu. Tabii, bu dolaylı olarak küresel enflasyondan da Rusya’yı sorumlu tutmak anlamına geliyor. Bu yazıda, sorumlu Rusya mı sorusu eşliğinde küresel sermayenin ihtiyaç duyduğu ve şekillendirmeye çalıştığı yeni dünyayı anlatmaya çalışacağız.

Kapitalizm tarihi bir yoksullaşma ve yoksullaştırma tarihi; bu kimi zaman daha yavaş, kimi zamansa daha hızlı ve acımasız gerçekleşiyor. Kapitalizm aynı zamanda bir belleksizleşme ve belleksizleştirme tarihi; sürekli yoksullaştırmanın olduğu yerde bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Bugün genç kuşağın önemli bir kısmı refah devletinin dahi ne olduğunu bilmiyor. Bırakalım deprem, sel gibi tehlikeler karşısında akılcı önlemler almayı barınma, sağlık, elektrik türünden temel ihtiyaçların ücretsiz ya da ucuz olabileceğini düşünemiyor. Bunlar gerçeklik algılarının bir parçası olmaktan çıktıkça ufuklarından ve taleplerinden de çıkıyor, artık hayal bile edemiyorlar.

Bir özel üniversitede ders veriyorum ve bu özel üniversite gençliğinde bir başka yanılgıyla daha, sıklıkla karşılaşıyorum. Türkiye’de ve dünyada son bir yıl içinde yoksullaşma o denli hızlandı ki, öncesinde yaşadıkları dünyanın bir tür refah dünyası olduğunu sanıyorlar. Bu düşüncelerinin bir kısmı belleksizlikten, bir kısmı sınıfsal konumlarından kaynaklanıyor. Ancak böyle düşünmelerinde etkili bir başka faktör daha var ki yakın geleceğimizi anlayabilmemiz açısından için özel bir önem taşıyor: Böyle düşünebiliyorlar, çünkü büyüdükleri dönemde kapitalizm genişleme evrelerinden birini yaşamış durumda.

Neoliberal politikalar dönemi

Burada genişlemeden kastımız, başta Amerikan şirketleri olmak üzere küresel sermayenin darbelerle ve Sovyetler’in çöküşüyle düzlenen geniş coğrafyaları daha önce hiç olmadığı ölçüde kendi pazarı haline getirebilmesi, neoliberal politikalarla tüm bu coğrafyaların artı değerine gittikçe daha büyük ölçüde ve daha büyük rahatlıkla el koyabilmesidir. Sözünü ettiğim gençler için bu dönem “dışa açılma” ve “küreselleşme” dönemi; onlar için, öncesinden çok daha büyük bir çeşitlilikte mala – büyük kitleler için borçla da olsa – ulaşabilir olma anlamı taşıyor. “Refah”tan da kabaca bu tüketimi anlıyorlar.

Ancak şimdi devran dönüyor. Mallar – tüm çeşitliliğiyle – hâlâ orada, ama fiyatlar hızla artıyor, ulaşmak hızla güçleşiyor. Türkiye’de krizin önemli bir boyutunu, hiç kuşkusuz, iktidarın da muhalefetin de kifayetsizliği ve talan hırsı oluşturuyor, ama bu yazı kendimizi içinde bulduğumuz yoksullaşma sarmalının küresel boyutlarıyla ilgili.

Pandemiden önce Gündoğdu dergisinde yazmaya başlamıştık[1]: Başta Amerika olmak üzere, Batı dünyası kendisine “sanayisizleşme” teşhisi koyuyor, ABD ekonomisinin kâr oranları düşerken, Trump “America first” diyerek korumacı politikalar uygulamaya başlıyor ve küreselleşme döneminin yıldız ismi Soros ile sonu gelmeyen kavgalara girişiyordu. Dört yıl sonra “Küreselleşmenin sonu mu geldi?” sorularının sorulmaya başladığı, Dünya Bankası’nın küresel piyasalrın çöküşünü ilan ettiği, yerli malı kullanma çağrıları yaptığı günlerdeyiz. Eskiden demokrasiyi kutsal bilenler şimdi demokrasiyi sorguluyor, eski neoliberalizm guruları neoliberalizm eleştirilerini yüksek perdeden dile getiriyor. Küreselleşmenin sonunun gelip gelmediği sorusu bir yana, küresel bir dönüşüm içindeyiz.

Ah şu tedarik zincirleri

Fiyatlardaki küresel artışı konuşurken artık sıklıkla tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması sözünü duyuyoruz. Sanayi üretiminin çeşitli ayaklarının farklı ülkelerde gerçekleşmesinin, pandemi ya da savaş türünden “ekonomi-dışı” krizlerle karşılaşıldığında üretimi sekteye uğrattığı uyarısı artık yıllardır okumaya alıştığımız uyarılardan biri haline geldi. Küresel sermaye şimdi friend-shoring, “dost ülkelerden tedarik” çağrısında bulunuyor. Demek, küresel sermayenin iş yapmak istediği “küre” sınırlanmaya başlıyor.

Dünya Bankası da son açıklamasında ağlıyor, ah şu tedarik zincirleri, kopup duruyor, elden ne gelir, der gibi bir hali var. Peki bu, yani tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması ve “küre”nin sınırlanması, ekonomiden bağımsız olarak salt pandeminin ve Rusya’nın “durup dururken” Ukrayna’ya saldırmasının sonucu mu, yoksa artık uzun yıllardır “sanayisizleşme”den ve kâr oranlarının düşüşünden şikâyet eden Amerika’nın en azından bir süreliğine amacı mı, başka deyişle tedarik zincirleri kesintiye uğruyor mu diyeceğiz, yoksa uğratılıyor mu diyeceğiz? Rusya’nın inatla kışkırtılışını, ardından Kuzey Akımı sabotajını da anımsayarak, bu soruyu artık ciddiyetle sormak kaçınılmaz oluyor.

ABD ekonomisinin kâr oranları 1982’den 2006’ya yüzde 175’e varan bir toparlanma gösterdi ve ardından kademeli olarak ciddi bir düşüş sergiledi. Bu toparlanma ya da genişleme dönemi elbette büyük bir talan dönemiydi. Dünya çapında, ama özellikle üçüncü dünyada sosyal haklar ve ücretler geriledi, özelleştirmeler görülmemiş bir hız kazandı; ulus-devletlerin küresel sermaye önünde engel oluşturabilecek tüm kurumsal kalıntıları, “sağ popülist” demeyi pek sevdikleri aktörlerle, neoliberal “yapısal” reformlarla, savaşlarla düzlendi. Amerikan kapitalistleri bu uzun dönem boyunca sanayi üretimini gittikçe daha büyük ölçüde, işte bu “ucuz emek ve düşük vergi cennetlerine” kaydırdı ve salt kendi ülkelerinde üretilen artı-değerin değil, yapısal dönüşümlerinden faydalandığı ülkelerde üretilen artı-değerin de aslan payına el koydu.

Çin tehdidi

Ancak bu süreç artık Amerika için eskisi kadar kârlı olmaktan çok uzak. Çünkü hem yayılması yavaşladı; hem sanayisizleştirdiği işçi sınıfı ile üretimini ucuz emek cennetlerine kaydırabilen büyük şirketlerle rekabet edemeyen küçük üreticisini teskin etmekte zorlanmaya başladı, ki Trump’ı başa geçiren etmenlerin belki de başında bu geliyordu; hem de en önemlisi, sanayi üretimini kaydırdığı ülkelerden özellikle Çin, küresel sermayenin neoliberal reçetelerine karnı tok, kalkınma yolunda ilerledi. Amerika şimdi Çin’in mutlak üretim rakamlarında kendisini geride bırakmasını izliyor.

Belleksizleştirilen kapitalist dünyada gene pek az kişi anımsıyor, ama 19. yüzyılda Alman iktisatçı List yalın bir gerçeği dile getirmişti: Serbest piyasa kalkınmış, teknolojisi ilerlemiş uluslara yarıyordu çünkü bu uluslar ucuza daha kaliteli mal üretebiliyorlardı. Dolayısıyla görece geri kalmış uluslar için kalkınma reçetesi serbest piyasaya teslim olmaktan değil, korumacı politikalar benimsemekten geçiyordu. Amerika Çin’i korumacı politikalardan vazgeçmemekle yıllarca suçlayan kendisi değilmiş gibi, Çin’in ucuz emeği ve fiyatlarıyla rekabet etmekte zorlanmaya başlayınca kendisi korumacı politikalara dönmeye başlamakta tereddüt etmedi. İlk büyük adımlar Trump’ın ticaret savaşları ve çelik ile alüminyuma ek gümrük vergisi getirmesi oldu.

Kürenin küçültülmesi

Tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması, özellikle Amerika’nın kışkırtmasıyla başlayan Ukrayna savaşıyla uğradığı kesintilere bakıldığında bu çerçevede bambaşka bir anlam kazanıyor. Savaşın Çin ekonomisi üzerindeki bugünkü etkisi henüz büyük değil. Ancak, küresel sermaye yazarları son bir yıldır yılmadan usanmadan Çin’in Rusya örneğini izleyerek Tayvan’a saldırması durumunda buradaki tedarik zincirlerinde de kesintiler yaşanacağını, bölgenin giderek yatırımlar açısından güvensiz hale geldiği uyarısında bulunuyor ve üretimini Çin’e kaydırmış şirketlere yukarıda sözünü ettiğimiz friend-shoring çağrısını yineliyor. Kesintiye uğrayan bir de önemli proje var: Çin’in Rusya üzerinden geçerek Avrupa’ya bağlamayı düşündüğü ticaret yolu.

Amerika’nın rekabet gücünü arttırabilmesi için Çin ve Almanya gibi yükselen ekonomileri zayıflatması, pazar paylarını azaltması, küreyi küçültmesi gerekiyor çünkü gelinen noktada küresel “serbest” piyasa artık Amerika’nın dışındaki kalkınmış ülkelerin kapitalistlerine de yarıyor. İşte tam bu zamanda serbest akışı durduracak ekonomi-dışı önlemler, savaşlar ve ambargolar, ekonomi cephesindeyse korumacı politikalar devreye giriyor. Dolayısıyla, bir zamanların neo-liberalizm ve küreselleşme yanlıları neo-liberalizm ve küreselleşme eleştirilerine başlıyor.

Tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması/uğratılması fiyatları ve yoksullaşmayı arttırıyor. Dolayısıyla bir zamanların demokrasi şakşakçıları bir yandan sorunlarını ilk kez fark etmişlercesine demokrasi eleştirilerine başlıyor, diğer yandan timsah gözyaşlarıyla tüm dünyada yabancı düşmanlığının ve “otoriterliğin” yükselmesine ağlıyor. Timsah gözyaşları diyorum, çünkü bu hızlı ve acımasız yoksullaşma/yoksullaştırma sürecinde Amerika’nın “friend-shoring” ortaklarında yükselecek toplumsal hareketleri bastırabilmek için tam da bu “otoriter” yapılara ve yabancı düşmanlığına ihtiyaç duyacağını düşünmemek saflık oluyor.

Küresel bir dönüşüm içindeyiz. Kapitalizm feodalizmle savaşında yükselttiği her bayrağı zaman içinde kendi elleriyle kırdı. Özellikle üçüncü dünya için laiklik, kalkınma, cumhuriyet, bunların hepsi, en çok da üçüncü dünyada, sırayla kapitalizmin özünü oluşturan kâr hırsına kurban edildi. Tedarik zincirlerinin bir kısmını mı kurban etmeyecek?

Deniz Hakyemez


[1] Sait Çakır, “Trump, Ticaret Savaşları ve Eşitsiz Gelişme”, Gündoğdu, sayı 1 ve 2, Mayıs-Haziran 2018.

[2] Deniz Hakyemez, “Trump ve Soros Savaşları”, Gündoğdu, sayı 8, Aralık 2018.

Kısa Kısa

  1. İzmir'de fabrikada patlama: İşçiler yaralandı

    İzmir'in Torbalı ilçesinde İki-El Metal fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaralandı. Olayda 3'ü ağır 7 işçi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

  2. Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı

    Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu devam eden seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay, TBMM’nin yeni yasama yılının başladığı 1 Ekim’de 24 saatlik açlık grevi kararı aldı. Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Atalay'ın X hesabı üzerinden paylaşılan mesajda karar, "Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadeleriyle duyuruldu.

  3. Fon skandalında iade bilmecesi

    Gazeteci İsmail Saymaz, Fatma Betül Sayan Kaya'nın hisselerden kazandığı 2,2 milyar lirayı iade etmediği iddia ediliyor. Gazeteci İsmail Saymaz katıldığı televizyon yayınında iade iddiasının doğru olmasını ileri sürdü. Dün de Nagehan Alçı benzer bir iddiada bulunmuştu. Ekonomim'in iddiasına göre Kaya ve eşi, söz konusu tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bildirilen banka hesabına aktarmıştı.

  4. Tera Portföy yöneticileri hakkında tutuklama kararı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'fon soruşturması' kapsamında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener hakkında tutuklama kararı verildi.

  5. Vahap Seçer gözaltına alındı

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aynı zamanda Vahap Seçer'in yanı sıra Vahap Seçer'in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de bulunuyor.

  6. Akaryakıta zam geldi

    ÖTV artışı nedeniyle benzinin satış fiyatına 4,20, motorine ise 3,70 lira zam geldi. Resmi Gazete'de yayınlanan karara göre, eşel mobil sisteminin sona ermesiyle başlayan yeni dönemde benzindeki ÖTV artışı kasım ve aralık aylarında da kademeli olarak uygulanacak. Böylece benzinde eşel mobil öncesine dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellenmiş oldu. LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.

  7. Fon vurgunu: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayat Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına konulan tedbir kararı kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında yönelik kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına hakkında verilen tedbir kararı saatler içinde kaldırıldı. İfadesi alınan Mustafa Yazıcı hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Önceki gün

  1. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da AKP'li eski bakan Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu

    Fon vurgununa yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski ticaret bakanı ve AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın tüm mal varlığına tedbir konuldu.

  2. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü

    Tugay, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Erdoğan’a kendisini Beştepe’de kabul ettiği için teşekkür ederken, kente ilişkin projeleri “arz ettiklerini” belirtti. Cemil Tugay, geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa etmişti. Tugay’ın Beştepe ziyareti, bir süredir medyada yer alan AKP’ye geçeceğine yönelik iddiaların ardından geldi.

  3. Eylül ayı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi: Çerçeve Yasa uygulanmaya başlamadı

    Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında İletişim Başkanlığı tarafından sekiz maddelik bir bildiri yayınlandı. ⁠Bildiride tehdit ve tehlikeler arasında, PKK, KCK ve PYD de yer aldı. Böylece iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç kapsamında yakın zamanda meclisten geçirilen "Çerçeve Yasa"'nın uygulama aşaması, bir süredir çeşitli kaynaklarca dile getirildiği üzere, ileri bir tarihe kaldı.

  4. Fon vurgunu so­ruş­tur­ma­sın­da yeni gelişme: 5 şirket için TMSF kararı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), fon soruşturması kapsamında Destek Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası ve Tera Yatırım Bankası’nın nitelikli paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. BDDK ayrıca Destek Faktoring ve Tera Finans Faktoring’e pay devri işlemlerinin tamamlanması için altı ay süre tanıdı.

  5. İngiltere Başbakanı Burnham: İngiltere için seçenekler arasında AB’ye yeniden katılmak da var

    İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC’ye verdiği demeçte mevcut Brexit anlaşmasının “faydadan çok zarar” getirdiğini belirterek, Avrupa ile ilişkileri düzeltmek için neler yapılabileceğini değerlendirmek istediğini söyledi. Burnham İngiltere'nin Avrupa ile uzun vadeli ilişkilerini yeniden şekillendirmek amacıyla hükümetin değerlendirebileceği seçenekler arasında Avrupa Birliği’ne yeniden katılmanın da bulunduğunu ifade etti.

  6. Rusya: S-400 sistemlerinin Türkiye’den çıkarılması için Ankara ile görüşüyoruz

    Kremlin, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin başka bir ülkeye konuşlandırılması konusunda Ankara ile temasların sürdüğünü açıkladı. Açıklama, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçtiğimiz cumartesi günü S-400’lerin başka bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

  7. CHP’de ihraçlar devam ediyor

    Mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu yönetimi, partiden ihraç kararları almaya devam ediyor. Son olarak Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ve Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

  8. T24'e erişim engeli

    T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verildi. Karar kapsamında T24'ün son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği ileri sürüldü. 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından alınan karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi.

  9. Fon so­ruş­tur­ma­sın­da yeni dalga: 34 kişiye gözaltı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında 5'inci dalga operasyonda 34 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bakan Akın Gürlek'in açıklamasına göre şüpheli sayısı 217'ye ulaştı; 56 kişi tutuklandı, 88 kişiye adli kontrol uygulandı. 26 hissedeki manipülatif işlemler de inceleniyor.

  10. Sakarya'da çok sayıda bölge sular altında

    Sakarya’da dünden bu yana etkili olan sağanak yağışların ardından birçok bölgede sel ve su baskınları yaşandı. Karasu ve Darıçayırı'nda Sakarya Nehri ve bölgedeki derelerin taşmasıyla su seviyesi yer yer 1 ila 2 metreye ulaştı. Yaklaşık 60 hanenin etkilendiği bölgede mahsur kalanlar oldu. Ferizli ve Kaynarca'da sokaklar adeta göle dönerken, araçlar tamamen suya gömülürken Erenler'de çok sayıda evi su bastı.

  11. Suriye'de haremlik selamlık düğün kararı: Kadın salonlarına damatlar giremeyecek

    T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, Şam kırsalındaki Sergaya Belde Meclisi 27 Eylül'de kadınlara ayrılan düğün salonlarına damatların girişini yasakladı. Douma Şehir Meclisi de benzer bir karar aldı. Kararlara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak.

  12. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı AKP’nin internet sitesinden kaldırıldı

    Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen iddiaların ardından AKP’deki görevlerinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı ve özgeçmişi partinin internet sitesinden kaldırıldı. Kaya’nın MKYK WhatsApp grubundan da çıkarıldığı iddia edildi.

  13. Bilal Erdoğan: "Türkiye belki en normal dönemini yaşıyor"

    AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Konya'da imam hatip öğrencilerine seslendi. İmam hatipleri "normalleşmenin" teminatı ilan eden Erdoğan, dindar muhafazakârlığı "milletin vasatı" olarak tanımladı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde konuşan Erdoğan, "Bu millet galebe çaldı ve bugün hamdolsun Türkiye belki en normal, sosyal olarak kültürel olarak dönemini yaşıyor" dedi

  14. Eski SPK Başkanı ifadeye çağrıldı

    Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla bugün savcılığa ifade verecek. Gönül'ün ifadesi, başsavcılığın sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında alınacak.

  15. Kaçırılma alarmının nedeni pilot kavgası çıktı

    İsrail Başbakanlığı, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağında kaçırma olmadığını, acil durumun pilotlar arasında yaşanan kavga nedeniyle ortaya çıktığını açıkladı. Uçak, Ürdün hava sahasında “7500” kaçırılma kodu vermesinin ardından Suudi Arabistan’a yönlendirilmiş, İsrail savaş uçaklarını havalandırmıştı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  16. TÜİK verilerine göre “gerçek işsizlik” yüzde 31'e yükseldi

    TÜİK’in “atıl işgücü” olarak tanımladığı geniş işsizlik oranı ağustosta yüzde 31’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 2 milyon 740 bin olarak açıklandı. İş aramaktan vazgeçenleri ve eksik çalışanları ayrı kategorilerde değerlendiren TÜİK, yalnızca dar tanımı “işsizlik oranı” olarak sunarak işsizliği olduğundan düşük göstermeye çalışıyor. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 608 bin oldu.

  17. DDK Başkanı Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon skandalıyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesinin ardından DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul'daki yönetim kurulu başkanvekilliği ve denetim komitesi başkanlığı görevlerinden ayrıldı. Tanrıkulu'nun adı kurumun internet sitesindeki listelerden de kaldırıldı.

  18. AKP'li Zeybekci'nin şirketlerinin parası da Tera fonunda kalmış

    Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirketin parası, 17 Eylül'de tasfiye kararı verilen Tera'nın TP2 fonunda kaldı. İsmail Saymaz'a konuşan Zeybekci, kendini 455 bin mağdurdan biri saydı, fona yatırımdan haberi olmadığını söyledi. "Maalesef devletin ihmali var" derken mağduriyetini Erdoğan'a iletmediğini belirtti.

  19. Dubai - Tel Aviv uçağında kaçırılma kodu verildi

    İsrail'de yayın yapan Kanal 12'nin haberine göre, Dubai'den Tel Aviv'e giden yolcu uçağı, uçak kaçırılmasını ifade eden "7500" kodunu yayınladı. Kodun yayınlanması sonrasında, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının yolcu uçağına doğru havalandığı bildirilirdi. Ürdün üzerinde bir süre tur atan ve içerisinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak, daha sonra Suudi Arabistan yönüne yönlendirildi.

  20. MEB’den istismarcı Ensar Vakfı’yla iş birliği

    MEB, Ensar Vakfı’nın düzenleyeceği “Sana Emanet Online Bilgi Yarışması”nı ortaokul ve liselere resmi yazıyla duyurdu. Cumhuriyet’ten Ufuk Sepetci’nin haberine göre, yarışmada öğrencilere umre ve teknoloji ödülleri verilecek. Dereceye giren kişilerin öğretmenleri ve okul müdürlerine ise 20 bin TL’ye kadar nakit ödül ödenecek. Ensar Vakfı, Karaman’da 45 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı olayla gündeme gelmişti.

  21. AYM, yoksulluk nafakasından "süresiz" ifadesini kaldırdı

    Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

✓